Muhasebe-SMMM-Yeni TTK-Yeni Borçlar Kanunu-AGİ-2012-Pratik Bilgiler-SGK-Bağ-Kur-Emekli Sandığı-Beyanname Rehberi-Transfer Fiyatlandırması-Özelgeler-Yönetmelikler-Sirküler-Soru-Cevap-SMMM Staj Rehberi-Ücretsiz SMMM Sınavları-Mali Takvim-Basel II-YMM-Ekonomi-Finans-Maliye-Güncel Bilgi Kaynağı

Tam Görünüm: Reaktif ya da Pro-Aktif misiniz?
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Siteyi normal görüntülemek için, Buraya Tıklayın
Reaktif ya da Pro-Aktif misiniz?



Sınav anında çok mu heyecânlanıyorsunuz? Çok mu kaygılısınız? Bu durumun kişiliğinizden mi kaynaklandığını düşünüyorsunuz? O zaman bu yazıyı mutlaka okumalısınız!

REAKTİF VE PRO-AKTİF KİŞİLİK

Psikiyatrik desende kişilik özelliklerine göre sınıflandırılmış kişilik profilleri ve modelleri vardır. Bu kişilik örüntüleri, düşünce biçimlerinden davranış kalıplarına değin çeşitlilik göstermektedirler. Bu makālemizde ise daha çok öğrenci popülasyonunda yaygın görülen olarak Reaktif ve Pro-aktif Kişilik özelliklerini tanımlamaya çalışacağız.

“Reaktif Kişilik”, dış faktörlerin yönlendirdiği kişilikler için kullanılır. Bu kişilikler; panik, güvenlik duygusunu yitirmiş kırılgan kişiliklerdir. Edilgendirler. Çoğu zaman depresyona girerler. Başkalarının yargılarına haddinden fazla önem verirler. Bir kaşık suda fırtınalar koparırlar. Veyâhut ta başkalarının bir kaşık suda koparmış olduğu fırtınada rotalarını kaybederek boğulurlar. Tam bir trajedi senaristidirler. Âniden ağlamaklı ve hüzünlü olurlar. Kişisel kontrollerini kolayca kaybederler. Kişisel sınırlılıkları belirgin değildir. Hep başkalarının öngörüleriyle hareket ederler. Telkin, onların vazgeçilmez gıdasıdır. Sosyal rollerde tıkanıklar ve engellenme yaşarlar. Bu nedenle bilişsel ve davranışsal engellenme duygusunu kronik olarak yaşamaktadırlar. Seçme davranışını gerçekleştirmekte ise ikirciklidirler. Risk alamazlar. Sakınımlı, çekinceli, mesâfeci, devamlı olarak güvenlik duygusu arayan, korunmaya ve gözetilmeye yatkın bir kişilik zeminleri vardır.

Bu kişilik örüntüsüne sahip olan bireyler, amaçlarına ulaşmakta sürekli “zorlantı” ve “gerilim” yaşarlar. Ütopik ve kurgusal olarak dâimâ facîayı ve yenilgiyi düşlerler/beklerler. Âdetâ havadan nem kaparlar. Ufak bir uyarandan veyâ veriden hareketle; heyecânla ve korkuyla genel çıkarımlar yaparak, problem durumunu her zaman abartılı [avangard] olarak algılarlar. Bu abartının izdüşümünde ise kontrolü kaybederler ve âdetâ her maça yenik başlarlar. Örneğin, ÖSS’ye giren ve ilk dakikalarda soru kitapçığını eline alıp 1. soruyu çözmeye çalışan bir “Reaktif Öğrenci” ana hatlarıyla şöyle düşünmeye başlar:

“Acaba sorular nasıl! Acaba yapabilecek miyim? Aman Allāh’ım yine iki şıkka indirdim ama seçim yapamıyorum. Bu sorular ne kadarda zor…! Yine yapamayacağım. Bundan sonraki soru da kesinlikle zor bir sorudur. Bu soruları acaba ODTÜ’mü hazırladı. Yine yapamayacağım. Annemin onca emeklerine yazık oldu. Dershâneye o kadar da para verdik. Ben komşulara ve akrabalara ne diyeceğim. Yine bu soruları çözemeyeceğim. Aman Allāh’ım bildiğim şeyler de aklıma gelmiyor ki! Her şey ne kadar da karmaşık. İşte başım yine dönmeye başladı. Bak, bu üçüncü soru da yine kazık gibi bir soru. Yokkhh.. Yokkhh.. !!! Ben yine fenâlaşıyorum. Midem de bulanmaya başladı. Yapamayacağım işte. Boncuk boncuk terlemeye başladım, bak…! Bu ne biçim sınav. İnsânın hayâtı, geleceği 3 saat 15 dakikaya sığdırılır mı ya.? Öldüm ben, bittim…! Bu sorular benim kesinlikle çözemeyeceğim sorular…!”

Evet, Reaktif Kişilikler, düşüncelerinin ve kaygılarının bombardımanında; kendilerini ve dikkat melekelerini kaybederler. Bu nedenle, yukarıda betimlediğimiz düşünce sağanağı altında, normalde yapabilecekleri soruları da yapamaz hâle gelirler. Fizyolojik bir gerilim ile çöküntü yaşamaya başlarlar. Konsantrasyonlarını kaybederler. Nabızları ve tansiyonları yükselir. Tüyleri diken diken olur. Korkunç bir tehlikeyle karşılaşmış gibi vücutları uyarılmaya (irrite olmaya) ve gerilmeye başlar. Yüzlerinden kan çekilir. Benizleri beyazlaşır. Ağızları kurumaya başlar. Düşünce dünyâlarından, sâdece kaçınılmaz bir enkāzın ve yenilginin film kareleri geçişmeye başlar. İşte bütün bunlar, Reaktif Kişilik’lerin sınav esnâsında yaşamış olduğu duygu-durumunun kısa bir betimlemesidir…

Diğer taraftan Pro-Aktif Kişilikler ise, kendi dışındaki faktörleri ve süreci yönlendirici bir kişiliklerdir. Pro-Aktif Kişilik, risk analizi yapan, kontrolü elden bırakmayan, yerinde ve zamanın risk alabilen, başarısızlıklarından dahi bir yaşam dersi çıkarabilen kişilik yapılanmasıyla tanımlanır. Yine Pro-Aktif kişilik kendisiyle barışık, öz-güveni yerinde, benlik saygısı yüksek bir kişilik örüntüsüyle karakterizedir. Bu kişilik profilinde olanlar, “birim olarak her seçme davranışını” muhakeme ve risk analizi sonucunda gerçekleştirirler. Bilgi ve entelektüel yeteneklerini sağduyularıyla birlikte kullanırlar. Bilişsel zekâları, duygusal zekâları ve ruhsal zekâları arasında senfonik bir uyum vardır. Kaygılarını gerçeklikle yüzleştirirler. Olaylara realist yaklaşırlar.

Korku ve endişelerini “gerçeklik filtresi”nden geçirirler. Bu kişilik örüntüleri sâyesinde de yaşamın her alanında öğrenmeyi benimserler [yaşantıya dönüştürürler]. Problemlerini ve hatalarını, yeni bir öğrenme deneyimine ve yaşantısına dönüştürürler. Bütün var-oluşsal enerjilerini üst düzeyde kullanarak problemleriyle yüzleşirler. Kontrolü elden bırakmazlar. İç-disiplinlerinden kopmazlar. Her ne pahâsına olursa olsun, denemek ve öğrenmek taraftarıdırlar. Yanlış yaptıklarında, yanlışları üzerinden doğruyu; doğru yaptıklarında da, doğruları üzerinden mükemmeli öğrenirler. Örneğin Pro-Aktif Kişilik örüntüsüne sahip olan öğrenciler, ÖSS’de zor sorularla ilk sayfada karşılaşsalar bile şöyle düşünürler.

“Mıımmm, evet, herkes biliyor ki, ÖSS sınavlarında her zaman en az 15-20 tane kazık soru vardır. Benim kitapçığım “B” olduğu için demek ki, bu sorular baş tarafa (ilk sayfaya) denk gelmiş. Önemli değil! Daha sonra, bu ve benzeri 15-20 tane kazık sorularla yine ilerleyen sayfalarda karşılaşacağım. Ben yoluma hele devâm edeyim. Çünkü herkes biliyor ki ÖSS’de sorulan soruların en az %70’i kolay ve çözülebilecek cinsten sorulardır. Bu sınav, bilgi ve ezberin yanı sıra, hız ve teknikaliteyi de kullanma sınavıdır.

Ben hele ilkin, şu yapabilecek olduğum %70’lik dilime denk gelen soruları “turlama tekniği”ni kullanarak bulayım ve çözeyim! Bu turlama esnâsında ne kadar çok ek-zaman kazanabilirsem, zor sorulara takılıp kalmazsam ve felâket tellallığı yapmazsam, geri kalan kazık sorulara o kadar daha fazla zaman ayırabilirim. Evet nerde kalmıştık? Haa! Şu sorulara devam ediyordum.. Bak! İşte..! Bu soru kolay.. İşte çözebileceğim sorular buradalar. Evet! Bahsettiğim orta düzeydeki sorular işte buradalar. Şunları çözmeye bir başlayayım hele! Kazık sorularla daha sonra ilgileneceğim.”

Evet sevgili gençler, sizin de okuduğunuz gibi, Pro-Aktif Kişilik örüntüsüne sahip olan bu öğrenci arkadaşımız, kendi dışındaki problem durumu mantıksallaştırarak içselleştirmiş. Gerçeklik filtresinden geçirmiş. Bu halileyle iç dünyâsına kabûl etmiş. Özetle süreç onu yönlendirmemiş; tersine, O süreci yönlendirerek yoluna devam edebilmiş ve böylece enerji ve performansını sınavın geneline yayabilmiştir!

Haber 7
Referans Adresler