Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

3568 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE REKLAM YASAĞI UYGULAMASI
Konuyu Açan Kişi: DESPİNA
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 3072

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
3568 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE REKLAM YASAĞI UYGULAMASI
Yazar Mesaj
DESPİNA
Registered
Mesajlar: 656
Tarih: Aug 2007
Üye no: 169
Nerden: izmir
Rep Puanı: 1
Mesaj: #1
Exclamation 3568 SAYILI YASA ÇERÇEVESİNDE REKLAM YASAĞI UYGULAMASI
I. GİRİŞ
Muhasebecilik ve mali danışmanlık mesleklerini daha profesyonel kılmak ve hukuki statü kazandırmak amacıyla yapılan 3568 sayılı “Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebecilik Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu” ile meslek mensuplarının hem kendi aralarındaki ve mükelleflerle olan ilişkileri hem de vergi idaresi ve mesleki birliklerle olan ilişkileri düzenlenmiştir.

Meslek mensuplarının mesleğe girişinden başlayan ve tüm mesleki faaliyetleri boyunca uyacakları kuralları kapsamına alan söz konusu kanunla gelen bir uygulamada, “reklam yasağı” kurumudur. Söz konusu kurum ilk bakışta çok kolay kavranabilen bir uygulama şeklinde görünse de detayına inildiğinde önemli unsurlar barındırdığı dikkat çekmektedir. Özellikle uygulamada söz konusu düzenlemeye dikkat edilmeyişi ve isteyerek ya da istenmeyerek sıkça ihlal edilmesi de göz önüne alındığında, varlığı bilinen ancak uygulamaya tam olarak yansıtılamayan, açık bir şekilde ortaya konması zorunluluk halini almaktadır.

Bu çalışmada “reklam yasağı” kavramsal olarak ele alınacak, öncelikle uluslararası hukuktan bakıldığında nasıl değerlendirilebilir bu incelenmeye çalışılacaktır. Sonra, iç hukuk karşısındaki durum ortaya konularak, ardından da meslek mensuplarını doğrudan ilgilendiren 3568 sayılı Yasa ve ona bağlı yönetmelikler uygulama ortaya konulmaya çalışılacaktır.

II. 3568 SAYILI YASA KAPSAMINDA MESLEK MENSUPLARI VE SERBEST MESLEK KAVRAMI
Konuya girmeden evvel çalışmanın özünü oluşturan meslek sahiplerinin ve söz konusu mesleğin niteliğinin belirtilmesi yerinde olacaktır. 3568 sayılı Yasa[3] kapsamında üç tür meslek mensubu düzenlenmektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

- Serbest Muhasebecilik (madde 5/B),

- Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik (madde 5/A),

- Yeminli Mali Müşavirlik (madde 9).

Meslek mensupları, çalışmalarını kendi sorumlulukları altında tam bir bağımsızlıkla yürütürler. Bağımsızlık mesleğin temeli ve vazgeçilmez bir unsurudur. Meslek mensupları bağımsızlıklarına gölge düşürecek ilişkilerden ve davranışlardan kaçınmalıdırlar[4]. Her meslek mensubu mesleki faaliyetine başlamadan önce bağlı olduğu oda bilgisinde iş yeri açmak zorundadır. Ortaklık bürosu veya şirket kurulması halinde de işyeri açılması mecburidir. Mesleki faaliyette bulunmayan meslek mensupları ikametgahlarının bulunduğu bölgenin odasına kaydolurlar (Yönetmelik madde 14). Her meslek mensubu; işyerinin bulunduğu binanın herkesin kolaylıkla görebileceği biçimde bir yerine, sadece adı, soyadı ve meslek unvanını taşıyan bir tabela asmak zorundadır (Yönetmelik madde 15).

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere meslek mensuplarının serbest meslek faaliyeti şeklinde organize olmaları öngörülmektedir. O zaman serbest meslek kavramının da açıklanmasında fayda vardır. GVK’nun 65. maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımlandığı görülmektedir. Buna göre, serbest meslek faaliyeti; şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan kimselerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında, kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Tanımdaki unsurlar 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensuplarına uymaktadır. Zira meslek mensupları şahsi çalışma, ilmi ve mesleki bilgileri ağılıklı olmak üzere faaliyetlerine devam etmekte, sermayeye oranla bilgi ve deneyim ön planda kalmaktadır.

III. REKLAM - REKLAM YASAĞI KAVRAMLARI VE NİTELİKLERİ
Fransızca kökenli bir kelime olan “reclame” ifadesinden gelen reklam, sözlük anlamına bakıldığında; “ticari, sınai v.b. bir kuruluşu tanıtmak veya herhangi bir malın satışını artırmak amacıyla kullanılan çeşitli yolların genel olarak verilen isim ve bu amaçla kullanılan yazı, resim, film ve benzerleri”[5] şeklinde karşılık bulmaktadır. Reklam, tüketiciyi satın almaya yöneltmek amacıyla, ürünler hakkında fikirler oluşturulması ve/veya iletilmesidir.[6]

Reklam ya da reklam yapmak ile ilgili olarak düzenlemelere bakıldığında yerleşik bir reklam ifadesine rastlanmamaktadır. Daha çok reklamların nasıl olması ya da olmaması gerektiği belirtilmektedir.

Temel amacı satışları artırmak olan reklamın ve reklamcılığın kökü ilk çağlara kadar uzanmaktadır. Ancak özellikle günümüze yakın zaman diliminde teknolojik gelişmelerle beraber söz konusu alanda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. İnsanların ilgisini uyandırarak onlarda istek yaratmak ekonomik ifade ile talep oluşturmak reklamın ve reklamcılığın özünü oluşturmaktadır. Bu amaçla çeşitli yöntemlerden ve araçlardan (reklam psikolojisi, reklam örgütü, araçları vb.) yararlanılmakta ve dev reklam şirketleri tarafından “satış” için büyük harcamalar yapılmaktadır. Kapitalist ekonomilere özgü bir girişim olarak nitelenebilecek reklam ve reklamcılık, gelişmiş sanayi ülkeleri açısından yararları ve zararları tartışma konusu olabilmektedir.[7]

Yukarıda ifade edildiği gibi reklam bir ticari mal veya hizmetin satışını artırmak, diğer ifade ile o mal üzerinde talep yaratmak hedefi ile hazırlanan bir tanıtım aracıdır. Elbette ki tanıtım yapılırken yapılması gereken söz konusu ticari mal veya hizmetin nicelik ve niteliklerini ön plana çıkartmaktır. Böylece potansiyel alıcı konumundaki bireyler üzerinde etki etmeye çalışılıp onların mal veya hizmeti satın alması sağlanır. Peki bunu yaparken, reklamın sınırları nedir? Nasıl olmalıdır? Reklamı yapılan ticari mal veya hizmetin diğer ikame mal veya hizmetlerle ilişkisi ve hukuki durumu ne olmalıdır? Bu sorular “reklam yasağı” kavramının türemesine mahal vermektedir.

Reklam, bir mal veya hizmet üzerinde talep yaratmak amacıyla kullanılan metotlar ise, reklam yasağı da bu metotların kullanılamamasıdır denilebilir. Diğer bir ifade ile, herhangi bir mal veya hizmet üzerinde reklam yasağı varsa, söz konusu mal veya hizmet üzerinde talep yaratmak ve satışını artırmaya çalışmak mümkün değildir. Özellikle bazı mal veya hizmetlerde ve meslek gruplarında reklam yasağına yönelik düzenlemelerin olduğu dikkat çekmektedir.

IV. REKLAM HAKKININ ENGELLENMESİ: NEDEN REKLAM YASAĞI
Gerek uluslararası hukukta gerekse Türk Anayasa Hukukunda (Anayasa 48 ve 49) yer verildiği gibi herkes çalışma hakkına sahiptir. Dolayısıyla bu çalışma sırasında bireylerin faaliyetlerine engel olmak söz konusu olmaz. Kamu düzenini bozucu ve genel toplum yapısına aykırı davranma söz konusu olduğunda karşılaşılacak yaptırımlar saklıdır. Zira bilindiği gibi özgürlük diğer bireylerin haklarına tecavüz edildiği noktada biter.

Öte yandan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde[8] (İHAS) ve Anayasada yer aldığı üzere herkes ifade özgürlüğüne sahiptir.

İHAS – madde 10: Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir.

Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlemesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.

1982 T.C. ANAYASA – madde 26: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema ve benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellemek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

Yukarıda görüldüğü üzere herkes düşüncelerini ifade etmekte serbesttir. Bunu yaparken de herhangi bir makamdan izin almaksızın söz, yazı, resim vb. yollar kullanabilir. Ancak bu kamu düzenini bozucu, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü vb. üzerinde olumsuz bir etki yaparsa elbetteki sınırlamalar gelmesi durumu saklıdır. Öte yandan başkalarının hakları üzerinde de olumsuz etkiler yapan ifadeler üzerinde de sınırlamalar getirilebilir.

Konumuzla bağlantısını yaparsak, İHAS ile Anayasa Hukuku açısından reklam yapmak, ifade özgürlüğü ile bağdaşır mı? Diğer bir ifade ile reklam ifade özgürlüğü sınırlarına girer mi, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir mi?

Yukarıdaki hukuksal metinler ışığında düşünce açıklamak serbest ise, bir mal veya hizmet hakkında da bilinenleri veya varolanları açıklamak, veyahut söz konusu mal veya hizmet hakkında fikirler üretmek ve bunu ifşa etmek olanaklıdır. Reklam yapılabilir, bir mal veya hizmet için satış artırıcı çabalara girilebilir. Ancak bunun sınır noktası zaten tartışmanın da odak noktasını oluşturmaktadır. O da gerek İHAS madde 10 gerek Anayasa madde 26 da belirtildiği gibi düşünce ve ifadeler özgürlüğü başkalarının haklarına dayandığı noktada biter. Bu nokta şudur: reklamı yapılan mal veya hizmet, diğer mal veya hizmetler aleyhinde rekabet şartlarını bozmakta mıdır? Diğer bir ifade ile haksız rekabete mahal vermekte midir? Veya yapılan reklam kamu düzenini bozmakta mıdır?

Bu sorulara cevap evet ise yapılan reklam engellenmek durumundadır. Yani reklam yasağı düzenlemesi gelmek zorundadır.

V. REKLAM YASAĞI VE HAKSIZ REKABET KONULARININ İLİŞKİSİ VE İÇ HUKUK AÇISINDAN DURUMU
Hukuk sistemine baktığımızda haksız rekabet ile ilgili iki önemli düzenleme görülmektedir. Biri genel konumda kalırken diğeri göreli olarak daha özel konumda kalmaktadır. Bunlar Borçlar Kanunu (BK) madde 48 ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 56-65 de düzenlenen haksız rekabet hükümleridir.

1. Borçlar Kanunu’nda Haksız Rekabet

BK madde 48: Yanlış ilanlar yahut hüsnüniyet kaidelerine mugayir sair hareketler ile müşterileri tenakus eden yahut bunları kaybetmek korkusuna maruz olan kimse, bu fillere hitam verilmesi için faili aleyhinde dava ikame ve failin hatası vukuunda sebebiyet verdiği zararın tazminini talep edebilir.

Ticari işlere ait olan haksız rekabet hakkında Ticaret kanunu hükümleri mahfuzdur.

BK.m.49: Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edilebilir.

Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edilebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedilebilir.

2. Türk Ticaret Kanunu’nda Haksız Rekabet

Madde 56 - Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir.

Madde 57 - Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:

1. Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek;

2. Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikate aykırı malumat vermek;

3. Kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek veyahut; üçüncü şahıslar hakkında aynı şekilde hareket etmek suretiyle rakiplerine nazaran onları üstün duruma getirmek;

4. Paye, şahadetname veya mükafat almadığı halde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna kabiliyete malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna müsait olan yanlış unvan yahut mesleki adlar kullanmak;

5. Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak;

6. Üçüncü şahısların müstahdemlerine, vekillerine veya diğer yardımcılarına, onları vazifelerini ihlale sevk etmek suretiyle kendisine veya başkasına menfaatler sağlamak maksadıyla veya bu kabil menfaatleri sağlamaya elverişli olacak surette, müstahak olmadıkları menfaatler temin veya vaat etmek;

7. Müstahdemleri, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri iğfal suretiyle, istihdam edenin veya müvekkillerinin imalat veya ticaret sırlarını ifşa ettirmek veya ele geçirmek;

8. Hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir şekilde elde ettiği veya öğrendiği imalat veya ticaret sırlarından haksız yere faydalanmak veya onları başkalarına yaymak;

9. Hüsnüniyet sahibi kimseleri iğfal edebilecek surette hakikate aykırı hüsnühal ve iktidar şahadetnameleri vermek;

10. Rakipler hakkında da cari olan kanun, nizamname, mukavele yahut mesleki veya mahalli adetlerle tayin edilmiş bulunan iş hayatı şartlarına riayet etmemek.

Madde 58 - Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse:

a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini;

b) Haksız rekabetin men'ini;

c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini;

d) Kusur varsa zarar ve ziyanın tazminini;

e) Borçlar Kanununun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa manevi tazminat verilmesini; isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hakim, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına dahi hükmedebilir.

Haksız rekabet yüzünden iktisadi menfaatleri haleldar olan müşteriler de birinci fıkrada yazılı davaları açabilirler. Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar ve nizamnamelerine göre azalarının iktisadi menfaatlerini korumaya salahiyetli bulunan diğer mesleki ve iktisadi birlikler dahi kendilerinin veya şubelerinin azaları bir ve ikinci fıkralar gereğince dava açmak hakkını haiz oldukları takdirde (a), (b) ve ©bentlerinde yazılı davaları açabilirler. Birinci fıkranın b ve c bentleri gereğince bir kimse aleyhine verilmiş olan hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısıyla ondan elde etmiş olan şahıslar hakkında da icra olunur.

3. Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda[9] Haksız Rekabet

MADDE 54. – (1) Haksız rekabete ilişkin aşağıdaki hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.

(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya diğer şekillerdeki dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar veya ticarî uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.

MADDE 55. – (1) Aşağıda sayılan davranışlar dürüstlük kurallarına aykırı haksız rekabet teşkil eder:

a) Dürüstlük kurallarına aykırı reklam ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar; özellikle:

1) Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticarî işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,

2) Kendisi, firması, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,

3) Paye, diploma veya ödül almadığı halde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,

4) Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya müsait önlemler almak,

5) Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,

6) Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerinin, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması halinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,

7) Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,

8) Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,

9) Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,

10) Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukukî işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilânlarda unvanını açıkça belirtmemek, nakit veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek ödemeyi Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinde belirtmemek,

11) Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilânlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,

12) İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyat, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin dönme veya fesih hakkı veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak,

b) Sözleşmeyi ihlâle veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle:

1) Onlarla kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, müşterileri başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,

2) Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek çıkarlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,

3) İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,

4) Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.

c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle:

1) Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plân gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,

2) Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plân gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği halde, yararlanmak,

3) Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.

d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

e) İş şartlarına uymamak; özellikle yasa veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede mutat olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

f) Dürüstlük kurallarına aykırı işlem şartları kullanmak; özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;

1) doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak yasal düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan veya,

2) sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.

4. Haksız Rekabet ve Reklam Yasağı İlişkisi

Türk hukukunda haksız rekabet farklı iki kanun içinde; hem TTK ve hem de BK içinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin farklı iki kanun içinde düzenlenmesi, TTK’nun geçirdiği tarihi aşamadan kaynaklanmaktadır. Doktrinin genel kabulüne göre bu iki düzenleme isabetli değildir. Bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında tacir olmayan kimseler arasındaki haksız rekabet hallerine, TTK hükümlerinin değil, Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağına yer verilmektedir. Bütün bunlardan sonra doktrinde haklı olarak mevcut hukukta bulunan bu iki düzenlemenin kaldırılması savunulmaktadır. Haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ayrı bir kanunla yapılması daha yerinde görülmektedir.[10]

Konuyla bağlantı noktasına bakıldığında, diğer deyişle 3568 sayılı Yasa’da belirlenen meslek grupları bağlamında, yapılan faaliyet serbest meslek faaliyetidir. Kanunlara göre yürütülmekte olan bu meslek grubunun kanun koyucudan kaynaklanan yetkileri de vardır. İnceleme ve denetleme yetkisi gibi. O zaman bu meslek grupları için - örneğin avukatlarda olduğu gibi - kamusal hizmete dayanan ve toplumsal menfaatleri de kapsayan bir yönü olduğu söylenebilir. Zira bu meslek grupları mesleklerini ne kadar doğru icra ederlerse kamuya yansıma da o derece doğru olacak, meslek mensuplarının hizmet verdiği kurumlar hakkında o kadar doğru bilgi edinilecektir. Belki bundan da önemlisi kamu gelirleri daha düzenli ve doğru tespit edilerek elde edilmiş olunacaktır. Dolayısıyla söz konusu meslek grubunun kamusal önemi de bulunmaktadır. Bu özel durum onların tacir olarak nitelenmesini engellemektedir. Çünkü meslek mensuplarının faaliyetlerinin sadece ekonomik çıkarlar, kâr hedefi ve işletmenin devamlılığı gibi prensipler çerçevesinde cereyan etmemektedir. Bu durumda tacir gibi nitelendirilemeyen 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek grupları TTK hükümlerinden faydalanamayacağına göre BK hükümleri çerçevesinde ele alınmak durumunda kalmaktadır.

Diğer yandan 3568 sayılı yasaya göre meslek mensupları reklam yasağı ile sınırlandırılmış, başka deyişle iş elde etmek için reklam yapmaları yasaklanmıştır. Ancak buradaki yasaklama ile (yönetmelik, TURMOB kararları dahil) haksız rekabet arasında bir farklılık mevcuttur. 3568 sayılı yasa kapsamındaki reklam yasağı kamu hukukunun meslek mensuplarına yönelik sınırlayıcı bir düzenlemesidir. Amacı da meslek mensuplarının yaptığı hizmet faaliyetlerinin ve mesleklerinin ticarileşmesine engel olmaktır. Oysa borçlar kanunu haksız rekabet hükümleri özel hukukun bir parçasıdır ve ekonomik rekabetin korunmasını amaçlar. Bu bağlamda haksız rekabet, reklam yapılması ile değil reklamın içeriği ile ilişkilidir.[11] Başka bir deyişle haksız rekabet hükümleri reklam yapmayı yasaklamamakta, ancak yapılan reklam haksız rekabete neden oluyorsa yasak koymaktadır. Örneğin meslek mensubunca yapılan bir reklam başka bir meslek mensubunu/mensuplarını kötülüyorsa, 3568 sayılı Yasa göz ardı edildiğinde, genel hükümlere göre (BK) haksız rekabet yaratmaktadır ve engellenmelidir. Zarar gören birey/bireyler tazminat isteme vb. haklara sahiptir.

TTK madde 56 yukarıda değinildiği gibi aldatıcı rekabet ve hüsnüniyet kurallarına aykırı hareketleri haksız rekabetin ana unsurları olarak belirtmektedir. Her ne kadar “aldatıcı hareket” ve “hüsnüniyet kuralları” kanunda farklı iki kavram olarak ele alınmışsa da aslında aldatıcı hareket zaten hüsnüniyet kurallarına uygun davranmamaktır.[12] Diğer bir ifadeyle hüsnüniyet kuralları aldatıcı hareket kavramını da kapsayan daha genel bir kavramdır. Ancak öte yandan aynı hüküm iktisadi rekabetin suiistimalinden söz etmektedir. İktisadi rekabetin söz konusu olduğu konu ya da yerde TTK hükümlerinin geçerli olacağı aşikardır. İşte bu nokta da 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensuplarının faaliyetlerinin ekonomik olup olmadığı önem kazanmaktadır.

3568 sayılı Yasa kapsamında sayılan meslek mensupları tacir olarak nitelendirilemese de faaliyetlerinin ekonomik tarafları da vardır. Her şeyden evvel söz konusu meslek mensupları kazanç sağlamak için mesleklerini icra etmektedir. 3568 sayılı Yasa’nın 46. maddesi meslek mensuplarının ekonomik yönünün yasal dayanağıdır. Zira bu madde “ücret” başlığını taşımaktadır ve meslek mensuplarının faaliyetlerinin ekonomik tarafı olduğunun göstergesi durumundadır. Ücret konusundaki sınırlamalar ve belirlemeler meslek mensupları arasında ve meslek mensupları ile mükellefler arasında çıkarları dengede tutmak ve muhtemel haksız rekabeti engellemek amacındadır.

Yukarıda açıklanmaya çalışılan ifadeler çerçevesinde haksız rekabetin varlığı hakkında BK hükümleri uygulanmalıdır. Ancak borçlar kanununun yetersiz kaldığı göz önünde bulundurulduğunda ve 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensuplarının da iktisadi bir yönü olduğu düşünülerek her türlü suiistimalin haksız rekabet sayılması ve bunları da “ticari” saymak gerektiğinden hareketle TTK haksız rekabet hükümlerinin dikkate alınması gerekli görünmektedir.[13] Diğer yandan TTK madde 57/10 hükmüne göre; 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensupları arasında geçerli olan bir kanun, tüzük, sözleşme yahut mahalli adetlere göre belirlenmiş iş hayatı koşullarına uyulmaması, haksız rekabetin kanunda sayılan özel hallerinden biridir. Bu nedenle özellikle reklam yasağı hem 3568 sayılı Yasa açısından yaptırıma tabi tutulur hem de haksız rekabetin müeyyidelerine tabi olur.[14]

Ülkemizde meslek mensupları arasındaki haksız rekabet konusu aslında uzun yıllardır gündemi meşgul eden konular arasındadır. Çeşitli platformlarda tartışılan meslek odaları tarafından öneri şeklinde sunulan taslak halinde yönetmelikler düzenlenerek çözülmeye çalışılmaktadır[15].



VI. 3568 SAYILI YASA VE YASAYA DAYANAN DİĞER DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE REKLAM YASAĞI
1. 3568 Sayılı Yasa ve Yönetmelikte Reklam Yasağı
a) Yasal Düzenlemeler
3568 SK - Madde 44: Meslek mensupları iş elde etmek için reklam sayılabilecek faaliyetlerde bulunamazlar.

Tabela veya basılı kağıtlarında ruhsatname ile belirlenen mesleki unvanlar dışında başka sıfat kullanamazlar.

Yönetmelik Madde – 45: Meslek mensupları; iş elde etmek için, açık ve kapalı, dolaylı ve dolaysız yöntemlerle reklamlarını yapamazlar ve yaptıramazlar.

Meslek mensuplarının; tabelalarına, kartvizit, rapor ve bunlara benzer diğer yazışma kağıtlarına, meslek unvanlarını, iletişim araçlarının numaralarını, açık adreslerini yazmaları reklam sayılmaz. Bunlardan başka hususların yazılması reklam sayılır ve yasaktır.

Meslek mensupları, unvanlarını kullanarak mesleki konularda ve bilimsel nitelikte, gazete ve dergilerde devamlılık arz etmemek üzere yazı yazabilirler. Yayıncılık yapamazlar.

Sadece iş tekliflerinde kullanılmak ve yazılı, sözlü ve görüntülü yayın araçları ile yayınlanmak üzere kendilerinin, ortaklık veya şirket kuruluşlarında görev yapan diğer meslek mensuplarının özgeçmişlerini kapsayan tanıtıcı broşür bastırabilirler. Bu broşürlerde evvelce veya halen iş yaptıkları müşteriler açıklanamaz.

Kendileri veya mesleki ortaklık veyahut şirketleri adına işin gerektirdiği ciddiyet ve boyutta eleman arama ilanı verebilirler.

İş ilişkisinde bulunduğu firmalar adına bu ilanları veremezler.

b) Yasal Düzenlemelerin Değerlendirilmesi

Yukarıda açıklandığı üzere 3568 sayılı Kanun’a göre meslek mensupları reklam sayılabilecek faaliyette bulunamaz. Ancak bu faaliyetler kanunda ya da yönetmelikte sarih şekilde belirli değildir.

Meslek mensupları kendileri için hazırladıkları ya da hazırlattıkları tabelalarında kendilerine verilen unvanlarından başka, diğer bir deyişle, alınan unvan türüne göre, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir dışında unvan kullanmaları kanunen mümkün değildir.

Reklam yasağı ile ilgili düzenlemenin meslek mensuplarına yönelik çalışma usul esasları hakkındaki yönetmelikte daha ayrıntılı düzenlendiği fark edilmektedir. Yönetmelik de meslek mensuplarının; tabelalarına, kartvizit, rapor ve bunlara benzer diğer yazışma kağıtlarına, meslek unvanlarını (SM, SMMM, YMM), iletişim araçlarının numaralarını, (telefon, faks vb. numaralar) açık adreslerini yazmaları reklam olarak sayılmayacağı belirlenmiştir. Bunlardan başka hususların yazılması reklam sayılır ve yasaktır.

Diğer yandan meslek mensupları mesleki unvanlarını kullanarak mesleki konularda çeşitli yayın araçlarında yazı yazabilirler. Ama bu, devamlılık arz edemez. Ancak kanaatimizce bunun daha kesinleşmesi gerekirdi. Örneğin, devamlılık unsuru her ay gibi bir süre midir yoksa her gün ya da her hafta gibi daha kısa zaman dilimleri midir? Diğer bir deyişle meslek mensupları her ay mesleki ya da bilimsel yazı yazsa reklam yasağına aykırı mı davranmış olurlar? Ya da her gün mü?

Kanaatimizce devamlılık kriteri genel olarak değerlendirildiğinde süre sınırı olmaksızın “periyodik devamlılık” anlamında kullanıldığı fark edilmektedir. Diğer bir deyişle her ay ya da her gün olmasından ziyade düzenli bir şekilde sürekli yayınlanan çalışmalar reklam yasağına aykırı düşünülmelidir. Buna göre yaptırımlara maruz kalmalıdır. Uygulamada bu şekilde yayınlar yapan diğer bir ifadeyle devamlılık unsurunu barındıracak şekilde periyodik yazılar yazan meslek mensuplarının varlığı kayda değer şekilde dikkat çekmektedir. Peki neden bu meslek mensupları reklam yasağı çerçevesinde değerlendirilmemektedir veya göze çarpmamaktadır? Muhtemelen bunun cevabını diğer meslek mensuplarının ve meslek odalarının olaya reklam yapıldığı şeklinde bakılmasından ziyade bilgi verilmesi olarak görmeleri ve meslek mensupları arasında bilgi alışverişinin teşvik edilmesi arzusunun olduğu düşünülebilir.

Yönetmeliğin 45. maddesinin 3. bendinin son cümlesine göre, meslek mensuplarının yayıncılık yapması da yasaklanmaktadır. Yine pratikte doğrudan kendi isimleri altında faaliyet göstermeseler de yayıncılık faaliyeti ile uğraşan meslek mensupları bulunmaktadır. Dolayısıyla başta kendi mesleki çalışmaları olmak üzere özellikle 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensuplarını dolaylı ya da dolaysız ilgilendiren pek çok alanda çalışmalar yayınlamaktadırlar. Hatta bazı kitapevleri ile bazı meslek mensuplarının isimleri özdeşleşmeye dahi başlamıştır.

Yönetmeliğin ilgili maddesinde meslek mensuplarının iş teklifi yaparken mükelleflere (ya da namzet mükelleflere) kendileri ya da yanında çalışanlar hakkında bilgi vermeleri de bir takım kurallara bağlanmıştır. Buna göre meslek mensupları gerek kendileri gerekse yanında çalıştırdıkları meslek mensubu ya da çalışanları hakkında bilgi verirken, çalışanların özgeçmişler dışında başkaca bilgi veremezler. Bu bilgileri kapsayan broşür bastırabilirler. Örneğin, meslek mensubu kendisinin başka nerelerde çalıştığını, kariyerinin aşamalarını, referans alınabilecek firmaları anlatamaz. Aksi takdirde reklam yasağını ihlal etmiş olmaktadır. Ancak yine uygulamada bununda yapılmadığını görmek mümkündür. Özellikle elektronik ortamda (internet) açılan web sitelerinde reklam yasaklarının pek çok açıdan ihlal edildiğini görmek zor değildir. Örneğin bu sitelerin pek çoğunda daha önce ya da halen çalışılan mükellefler sıralanmakta ve referans olarak verilmektedir. Diğer yandan yapılan faaliyetler ayrıntılı olarak belirtilmekte, uzmanlık alanlarının dahi belirgin şekilde ön plana çıkartıldığı fark edilmektedir. Hatta yeri gelmişken değinmek gerekir ki mesleki unvanları dışında unvan kullanmamaları gerekirken, bir takım meslek mensuplarının başka unvanları da kullandığı görülmektedir. Örneğin, “emekli müfettiş”, “emekli hesap uzmanı”, “eski hesap uzmanı” gibi ifadelere de rastlanmaktadır. Bu durumların yukarıdaki mevzuat çerçevesinde reklam yasağına aykırı durumlar olduğu açıktır.

Son olarak meslek mensupları kendi ihtiyaçlarına yönelik eleman ararken mesleklerine yakışır ciddiyet ile ve reklam şeklinde değerlendirilmeyecek boyutta ilan verebilirler. Söz konusu “boyut” kriterinin açık olarak ne olduğu belli değilse de kanımca örneğin, “Muhasebe konusunda yılların uzmanlığını üzerinde taşıyan (X) Mali Müşavirlik Şirketi serbest muhasebeciler arıyor” şeklindeki ilanın reklam niteliğini taşımadığını söylemek mümkün görünmemektedir. Diğer bir ifadeyle bu şekildeki ilan “boyut” kriterini aşmıştır ve reklam yasağına aykırıdır.

2. TÜRMOB Düzenlemeleri
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensupları için bir üst kuruluş şeklinde organize edilmiştir. Tüm meslek mensuplarının odaları bu birliğe üyedir ve alınan kararlara uymak zorundadır. Diğer bir ifadeyle 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensupları için en üst yönetim birimidir. TÜRMOB tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur ve merkezi Ankara’dadır.[16][16]

TÜRMOB tarafından yayınlanan “Mecburi Mesleki Kararları”[17]; “Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelgesi” [18] ve “Meslek Ahlak Kuralları”nda[19] reklam yasağına ilişkin hükümler ve düzenlemeler görülmektedir[20].
a) Mecburi Meslek Kararları ve Meslek Ahlak Kurallarında Reklam Yasağı
TÜRMOB Mecburi Meslek Kararları 1996/1 - Madde 4: Ortaklık Bürosu veya şirketlerin unvanlarında 3568 sayılı Kanunun 8. maddesine göre yetki almış kişilerin isim ve soyadları dışında yabancı isim veya unvan kullanılması veya meslek unvanları dışında danışmanlık, denetim ve benzeri rumuzların yer alması yasaktır.

TÜRMOB Mecburi Meslek Kararları 1996/1 - Madde 18: Mesleki ortaklık bürosu ve şirketler reklam yapamazlar. Bunların kuruluşlarını tanıtıcı mahiyetteki tanıtım dosya ve katalogları ile kendi ihtiyaçları için kullandıkları basılı kağıt, bloknot ve kalem reklam sayılmaz.[21]

Meslek Ahlak Kuralları - Madde 17 (Reklam ve Teşvik Yasağı): Reklam yapılması yasaktır. Bu nedenle bir gazete, dergi ya da benzeri duyuru araçlarından herhangi birinden yararlanarak reklam yapmak yasaktır. Meslek mensubu, basına bülten dağıtmak veya demeç vermek suretiyle kendi firmasının mesleki deneyim hizmetlerini yüceltemez ya da reklam edemez.

Meslek mensubu herhangi bir yazar veya muhabir ile görüştüğünde, vereceği bilgilerin nasıl kullanılabileceğini kontrol edemeyeceğinden, muhabire, meslek ahlak kurallarının gerektirdiği sınırlamaları açıklamalıdır. Ancak toplumun ilgilendiği konularda meslek mensubunun yaptığı yayınlar ve demeçlerinin haber programlarında verilmesi, yazı ve haber yazılması veya yazması reklam sayılmaz.

Meslek mensuplarının gazete ve dergilerde yazı yazmaları, haber programları yapmaları ya da kitap yazmaları durumunda, bunları yayımlayan yayımcı tarafından yapılacak övgülerde ve tanıtımlarda; yazar olan meslek mensubunun özgeçmişi, öğrenimi, mesleki unvanı, deneyimleri, mesleki şirket ortaklığı ve ifa ettiği belli başlı görevleri yer alabilir. Bu övgü ve tanıtımlarda meslek unvanı dışında “vergi uzmanı”, “yönetim danışmanı”, “eski vergi dairesi müdürü”, “eski inceleme elemanı” gibi herhangi bir mesleki uzmanlığı gösteren bir tanıtım kullanılamaz. Yazarlık ve akademik unvanlarının kullanılması reklam sayılmaz.

Eğitim seminerlerine katılma reklam sayılmaz.

Meslek mensubunun diğer meslektaşlarına mesleki hizmet sunmak üzere kişisel ilişkide bulunması veya önerilerini mektupla bildirmesi reklam sayılmaz.

Meslek mensubu veya mesleki şirketin kullandığı yazışma kağıtları meslek onuruna yakışan biçimde düzenlenmeli ve üzerinde şirket ve mesleki unvanlar dışında ayrı bir uzmanlık dalı belirtilmemelidir. Bu kağıtlarda mesleki şirketin veya büronun unvanı, adresi, telefon, faks, internet ve benzeri iletişim numaraları, ortakların, vefat etmiş ortakların, kurucuların isimleri ve hizmet süreleri, ortaklardan ayrı olduklarını belirten bir çizgi ve başlık altında ayrılması koşuluyla çalıştırılan meslek mensuplarının adları, diğer şehirlerde işbirliği yapılan meslek mensupları ile şubelerinin adları yer alabilir.

Meslek mensupları yanlarında çalışan meslek mensupları ile görevli diğer personelin kullandıkları kartvizitler reklam sayılmaz. Bu kartlar yalnızca, kart sahibinin adını ve soyadını, mesleki şirketin veya büronun unvanını, adres ve telefon-faks numaralarını, mesleki unvanı il bürodaki ya da şirketteki yönetici, ortak, danışman gibi unvanları taşır. Bu kartvizitlerde herhangi bir uzmanlık alanı ya da eski görevlerini belirten rumuz veya unvanların yer alması reklam kapsamında olduğundan yasaktır.

Meslek mensubu veya mesleki şirketin yayınladığı bildirilerin, sirkülerin, bültenlerin, işe alma broşürlerinin, bazı ticari konularda kendi personeli, müşterileri, avukatlar, bankalar, aracı kurumlar, akademik çevreler gibi mesleki ilişkilerin sürdürüldüğü kimselere gönderilmesi reklam sayılmaz. Meslek mensubunun bürosunu veya mesleki şirketini tanıtan özel dosya, katalog, baskılı bloknot ve kalem kullanılması reklam sayılmaz.

b) TURMOB Düzenlemelerinin Değerlendirilmesi

Yukarıda görüldüğü gibi gerek mecburi meslek kararlarında gerekse meslek ahlak kurallarında, 3568 sayılı Yasa ve meslek mensuplarının çalışma usul ve esasları hakkında yönetmelikte düzenlenen bazı unsurların tekrar edildiği görülmekle beraber, özellikle meslek ahlak kurallarında konuyla ilgili ayrıntılı düzenlemeye gidildiği göze çarpmaktadır.

Mecburi meslek kararlarının madde 4 ve madde 18 de düzenlenen kuralların aslında yönetmelikte düzenlenen reklam yasağının yinelenmesinden ibaret olduğu fark edilmektedir.

Öte yandan meslek ahlak kurallarında ise bunlara ilaveten yeni hükümler getirildiği dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki reklam yasağına ek olarak, basın açıklaması yapılamaz, meslek mensubu, basına bülten dağıtmak veya demeç vermek suretiyle kendi firmasının mesleki deneyim hizmetlerini yüceltemez ya da reklam edemez denilmektedir. Zaten bu şekilde bir durumda reklam yasağının ihlal edildiği ortadadır. Dolayısıyla bu düzenlemenin gereksiz olduğunu söylemek zor değildir.

Meslek mensubu bir konuda demeç vermesi gerektiğinde ya da demeç verdiğinde karşı tarafa meslek ahlak kurallarını hatırlatmakla yükümlüdür. Dolayısıyla sübjektif konularda demeç verilmesi mümkün görünmemektedir. Örneğin, spesifik bir mükellef hakkında bilgi verilemez. Ancak toplumun ilgilendiği konularda esneklik sağlanmaktadır. Ama toplumun ilgilendiği konular nedir belirlenmemiştir. Genel ifadeyle toplumda gündemde olan pek çok konuda meslek mensubunun demeç vermesi mümkündür. Örneğin ekonomik durumlar, vergi politikaları, sosyolojik konular vb. genel durumlarda yayın yapılabilir ve demeç verilebilir. Bu konumdaki açıklamalar reklam yasağına aykırı görülmemiştir.

Meslek mensuplarının mesleki ve bilimsel çalışmalarını yayınlanması sırasında haklarında bilgiler verilmesi de kesin hatlarla düzenlenmiştir. Buna göre, yazar olan meslek mensubunun özgeçmişi, öğrenimi, mesleki unvanı, deneyimleri, mesleki şirket ortaklığı ve ifa ettiği belli başlı görevleri yer alabilir. Hemen belirtmek gerekir ki bu tanıtımlar sırasında daha öncede değinilen “eski vergi uzmanı”, “emekli vergi dairesi müdürü”, “eski inceleme elemanı” gibi sıfatları kullanmak mümkün değildir. Yönetmelikte değinilen bu konular meslek ahlak kurallarında yinelenmiştir. Ancak farklı bir düzenleme de aydınlığa kavuşturulmaktadır. O da şudur: akademik unvanlar kullanılması reklam değildir. Doç, Dr. vb. akademik unvanların kullanılması reklam yasağına aykırı görülmemektedir.

Meslek mensuplarının eğitim amaçlı seminer vb. organizasyonlara katılması reklam sayılmamakta, bununla birlikte meslek mensuplarının diğer meslek mensupları ile bilgilendirme amaçlı haberleşmeleri de reklam olarak nitelendirilmemekte ve reklam yasağı kapsamında ele alınmamaktadır.

Yazışmalar sırasında kullanılacak kağıtlarında mesleki onura yakışır düzen içinde olması gereklidir. Aynı zamanda bu tür kağıtlarda meslek mensuplarının ve yanlarında çalışanların isimleri, soyadları, ortakların isim ve soyadları, hatta eski ortakların isim ve soyadlarına yer verilebilir. Büro unvanı, telefon-faks numaraları ve adres bulunabilir. İnternet bilgileri, e-posta adreslerine de yer verilebilir. Buna ilave olarak meslek mensuplarının kartvizitleri de reklam sayılmamaktadır. Ancak bu kartvizitlerde de meslek unvanı dışında başka bir unvan kullanmadan, ad, soyadı, adres, büro unvanı, telefon-faks numaraları vb. bilgiler dışında bilgilere yer verilemez.

Meslek mensubu veya mesleki şirketin yayınladığı bildirilerin, sirkülerin, bültenlerin, işe alma broşürlerinin, bazı ticari konularda kendi personeli, müşterileri, avukatlar, bankalar, aracı kurumlar, akademik çevreler gibi mesleki ilişkilerin sürdürüldüğü kimselere gönderilmesi de reklam sayılmamaktadır. Meslek mensubunun bürosunu veya mesleki şirketini tanıtan özel dosya, katalog, baskılı bloknot ve kalem kullanılması reklam olarak nitelendirilmemektedir.

VII. DİĞER ÜLKELERDE REKLAM YASAĞI: KARŞILAŞTIRMALI HUKUK
Çalışma sırasında yapılan araştırmalar neticesinde diğer ülkelerdeki serbest meslek sahiplerine yönelik reklam yasağı uygulamalarının Türk Hukukundaki düzenlemelerden çok farklı olmadığı görülmektedir. Konu örnekler çerçevesinde incelenerek karşılaştırılmaya çalışılacaktır.

1. Çeşitli Ülkelerdeki Durum

3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensupları ile yapıları örtüşen, diğer bir ifadeyle serbest meslek faaliyeti olarak nitelenen avukatlık mesleği hakkında bazı ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında şu düzenlemelere rast gelmek mümkündür:[22]

Amerikan Avukatları Ahlak Yasası md.27: Avukatın sirküler veya diğer vasıtalı veya vasıtasız yollarla reklam yapması yasaktır. Uluslararası Barolar Birliği’nin 1956 Oslo toplantısında aldığı karara göre, reklama başvurmak avukatlık vakar ve şerefi ile bağdaşamaz. Bern Kuralları madde 5’e göre, avukatın iş araması yasaktır. Paris Barosu İç Yönetmeliği’nin 37. maddesine göre reklam niteliğinde her davranış yasaktır. Bulgaristan Avukatlık Yasası 28. maddesine göre, avukat mesleki faaliyetlerinde ticari reklam amaçlarını kullanamaz. İsviçre Federal Mahkemesinin içtihadına göre, avukatlar, adaletin yardımcısıdır. Ticari bir reklam yalnız onlara zarar vermekle kalmaz, adaletin itibarını ve dolayısıyla devletin esas müesseselerinden birini de zedeler. İspanya Madrid Barosu aldığı karar ile, avukatların meslekleri ile ilgili ilan vermelerini yasaklamıştır.

Fransız hukukuna göre avukatlar, avukat deyimi yanında üniversitedeki unvanlarının ve mesleki temayüz unvanlarını kullanabilirler. Gerekli koşullara sahip olmadığı halde halkın zihninde, bir kanunla düzenlenmiş olan meslek ve unvanlarla karışıklığa meydan verebilecek unvanlar kullanan kimse ceza kanununda öngörülen cezalarla cezalandırılır. Fransız Ceza Kanununda, bu maddedeki ceza altı aydan iki seneye kadar hapis ve 1500 franktan 30.000 franka kadar para cezasıdır. Diğer yandan bir baroya yazılı olmayan bir kimsenin “milletlerarası avukat” deyimini kullanmasını Fransız mahkemeleri suç saymışlardır. Aynı şekilde “müşavir-avukat” deyimi de yasaklanmıştır.[23]

b) İHAM Kararları

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 25.03.1985 tarihli “Barthold v. Federal Almanya” vakası kararında; basında yayınlanan bir makalede, veteriner hekim olan başvurucunun adına, fotoğrafına ve müdürü olduğu kliniğin ismine de yer verilerek, normal çalışma saatleri dışında bir kediye yapılan tıbbi müdahale anlatılmıştır. Bunun üzerine bir özel kuruluş başvurucu aleyhine haksız rekabet gerekçesiyle dava açmış ve söz konusu hekimi sonuçta, bu tür basın açıklamaları yapmayı tekrarlamaktan kaçınma yükümlülüğü altına sokan ve aksi takdirde para ya da hapis cezasına çarptırılacağı belirleyen mahkeme kararı çıkmıştır. Avrupa İnsan Hakları komisyonu 13.07.1983 tarihli raporunda oybirliği ile Madde 10’un (ifade özgürlüğü) ihlal edildiğini belirlemiştir. Mahkeme kararında ise, başvurucuya getirilen şikayete konu yasağın, izlenen meşru amaçla orantısız olduğu ve bu nedenle başkalarının haklarını korumak için “bir demokratik toplumda gerekli” sayılamayacağını saptayarak, bütün bunların İHAS 10. maddesi ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme bu sonuca ulaşırken, başvurucunun, gece veterinerlik hizmetleri verecek bir kliniğin açık olmamasını eleştirdiğini saptamıştır. Mahkemeye göre, başvurucunun olayları dile getirişinin, kendi kliniğinin de adının duyurulmasına etkisi olmuş olabilir; ancak bu özel şartlarda etkinin tali kaldığı ve sorunun geniş kesimlerce öğrenilmesinin temininin öne çıktığı anlaşılmaktadır. Ulusal mahkemenin verdiği karar, çatışan iki yararı adil şekilde dengelememiştir. Serbest mesleklerde reklam ve alenileşme konularında bu sıkı yaklaşım ölçütü, ifade özgürlüğü ile uyumlu değildir. Bu şekilde bir uygulama, serbest meslek erbabını, toplumun yaşamını etkileyen konular hakkındaki kamusal tartışmalara katkıda bulunmaktan caydırma riskini taşımaktadır. Aynı biçimde bu tür bir ölçütün uygulanması, basının, bilgiyi temin etme ve kamunun gözetim bekçisi olma görevini yerine getirmesini engellemenin sorumlusu olur.[24]

c) Serbest Meslek Olarak Avukatlardaki Durum

Avukatlar hakkında Türkiye Barolar Birliği (TBB) de çeşitli kararlarında reklam yasağı ile ilgili saptamalar yapmıştır. Bu kararların bazıları şunlardır:

“Avukatların Ortaklık büroları, kurulan büroların Hukuk Bürosu olma niteliğinde olması nedeniyle “hukuk bürosu” ibaresi kullanılabilir. Ayrıca birden çok birlikte çalışan Avukatlar, öz ve soyadlarının yanında Ortak Avukat Bürosu ibaresini kullanabilirler.”[25] “Avukatın basılı kağıtları, kartvizitleri, büro levhaları, reklam niteliğini taşıyabilecek aşırılıkta olamaz. Avukat bürosunun bulunduğu yapının dışında ve içinde ve yapının uygun bir yerinde ve büronun kapısına reklam özelliği göstermeyen boyutlarında, renk ve biçimde tabela asılabilir. Tabelada “avukat” unvanı ile birlikte akademik unvan ve “Dr.” ibaresi bulunabilir. Başka unvanlar, deyimler ve reklam niteliğinde sayılabilecek araç ve gereçlerden oluşan tabela kullanılamaz.”[26] “Emekli Hakim sıfatının kullanılması muhataplarda tecrübe ve bilginlik fikri uyandırmak isteğinin bir sonucudur. Bu sıfatın kullanılması, muhatapta olumlu ya da olumsuz etki yapabilir. Ancak bu sıfatı kullananın açık kastı kendisinde ayrıcalığın bulunduğunu ifade etmektedir.”[27] “Avukatlık Kanununun 55. maddesinde Avukatlık tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanlarıyla akademik unvanlarından başka bir sıfat kullanamayacakları hükme bağlanmıştır. Madde metninde zikri geçen akademik unvanın ise Üniversiteler Kanunu mücbirine Üniversite öğretim üyelerinin haiz oldukları ilmi unvana mutaf olduğu ayrıca izaha ihtiyaç göstermeyecek kadar açıktır. Muteriz avukatın Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsüne müdavemele ihra eylediğini beyan ettiği (uzmanlık) sıfatının bir akademik unvana tekabül ve tenazur eylemediği de besbellidir. Bu nedenle Avukatlık Kanununun altıncı kısmında yazılı reklam yasağına riayet edilmemiştir.”[28] “Avukatlık Kanunu reklam yasağının mahsus şeklini şöylece ifade etmiştir: Avukatların “…özellikle tabelalarında ve basılı kağıtlarında avukat unvanı ile akademik unvanlarından başka sıfat kullanmaları yasaktır.” “Dr.” unvanı akademik unvan sayılmıştır.”[29]

d) Değerlendirme

Yukarıdaki uluslararası ve ulusal hukuk örneklerinde de görüldüğü üzere serbest meslek faaliyetleri açısından reklam yasağına yönelik avukatlık mesleğindeki yaklaşımın 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek mensuplarına yönelik düzenlemelerin genel hatlarıyla örtüşmekte olduğu görülmektedir. Reklam yasağının varlığı, akademik unvanların kullanılması, meslek unvanlarının yanında başka unvanların kullanılmaması vb. konularda genel yaklaşımın benzerlik gösterdiği açıktır.

İHAM ve İHAK’nun ise konuya daha objektif gözle baktığı göze çarpmaktadır. Daha önce değinilen ifade özgürlüğü içerisinde reklam yasağının değerlendirildiği görülmektedir. Yukarıdaki spesifik örnekte ise, söz konusu serbest meslek erbabının makalesini sunarken çalıştığı kurumun ismini de vermesi reklam olarak nitelenmekle beraber, daha ikinci planda kaldığı belirtilmekte, önemli olanın ise mesleki paylaşımın, meslek erbabının çalışmalarının engellenmemesi gerektiğidir. Konunun özüne bakıldığında, 3568 sayılı yasa kapsamındaki meslek erbabının da mesleki ve ilmi yayınlarında (makale, kitap vb.) başka unvanlar kullanması ya da çalıştıkları büroların isimlerinin verilmesi gerekir şeklinde bir yargı oluşabilir. Ancak, bu şekilde büro ismi verilmesinin reklam olduğu, büronun isminin duyurulmak istendiği de açıktır ki İHAM kararında da bu kabul edilmektedir. Ancak öte yandan bunun tali kaldığı, mesleki çalışmaların engellenmemesi uğruna izin verilmesi gibi bir yaklaşım kabul edilebilir nitelikte değildir. Zira amaç salt bilgi paylaşımı ve tartışılan konularda bilgi verilmesi ise, örnek durumdaki şekilde meslek unvanı yanında çalışılan yerin isminin verilmesi gerekli değildir. Ayrıca hüsnüniyet kaidelerine göre bunu kabullenmek mümkün de değildir. Dolayısıyla bu iznin verilmesi, bu amaçla bilimsel olmayan, derinlemesine çalışmalara dayanmayan, sözde yayınların çıkmasına neden de olabilir. Bu çalışmalar çalışılan yerlerin, ortaklık bürolarının adını duyurmak amaçlı da kullanılabilir. Neticede bu noktada esnek olmak sakıncalı durumdadır ve hatların kesinlik kazanması gerekir.

Çalışmanın konusu 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensuplarıdır. Elbette ki Avukatlarla ilgili düzenlemeler 3568 sayılı Yasa kapsamındaki meslek mensupları için geçerli değildir. Kaldı ki yukarıdaki düşünce çerçevesinde amaç; genel yaklaşım konularında fikir edinmek ve benzer meslek gruplarındaki düzenlemeleri ele alarak düşünce üretmek üzere örnekleri incelemektir.

Bu noktada belirtilmesi gereken bir konu da örnek alınan meslek grubu olan avukatlık ile ilgili düzenlemelerin daha geniş olduğudur. Özellikle reklam yasağı ile ilgili özel bir yönetmelik olduğu fark edilmektedir. Bunun arkasında avukatlık mesleğinin, 3568 sayılı Yasa kapsamındaki mesleklere nazaran daha köklü ve eski kanuni düzenlemelere dayanması, gelişim noktasının daha ileride olması yatmaktadır.

VII. GELİŞEN TEKNOLOJİ: İNTERNET VE REKLAM YASAĞI
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortaya yeni mesleklerin çıkmasının, yeni iş alanlarının oluşmasının yanı sıra klasik mesleklerin icra edilmesinde de büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Bu gelişim ve değişim tabii olmakla birlikte ortaya yeni sorunlarda çıkmaktadır. Özellikle mesleklerin teknolojik imkanlarla birlikte sunulması, teknolojik yeniliği kullanan açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Müşteri kitlesine daha kolay ulaşmak, onlarla olan diyalogları kuvvetlendirmek mümkün hale gelmiştir. Bununla birlikte kullanılan bu teknolojilerin ortaya çıkardığı bazı sorunlarda mevcuttur.[30]

Profesyonel meslekler arasında sayılan ve mensupları tarafından serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde yürütülen, doktorluk, avukatlık, mali müşavirlik, grafikerlik, mühendislik, mimarlık, noterlik faaliyetleri, yeni ekonominin yürütücüsü internetin getirdiği değişimler karşısında etkilenmeye açık görünmektedir. Geleneksel mekan olarak kabul edilen iş yeri kavramı başka bir niteliğe bürünecek, bilişim olanakları sayesinde yakın bir gelecekte çoğu profesyonel meslek için yeni iş yapış metotları konuşulmaya başlanacaktır.[31]

Türkiye'de internet ortamında muhasebe ve vergi mevzuatı alanlarında bilgilendirme ile birlikte on-line danışmanlık yapmaya yönelik olarak kurulmuş pek çok müşavirlik web sitesi mevcut bulunmaktadır. Söz konusu web sitelerinin or­tak özelliği içerikleri itibarıyla güncel mevzuatı ilgilendiren dosyaların ve link­lerin varlığıdır. Bu durumda söz konusu sitelerin ilk görünüşte bilgilendirmeye ve doküman vermeye yönelik işlevi olduğu söylenebilir.

Mali müşavirlik alanında faaliyet gösteren gerçek kişiler ile şirket yapılanması içindeki tüzel kişilerin sahibi olduğu web sitelerinin hemen hepsinde ilgili mes­lek mensubu yada mensuplarının açık kimlikleri, adresleri ve iletişim araçlarına ait bilgiler de mevcut bulunmaktadır. Dolayısıyla, mali müşavirlik sitelerinin bilgilendirme işlevinin yanı sıra tanıtı­ma ve reklama yönelik çalışmalar yap­tıkları da ileri sürülebilir. Bu noktada, dikkati çeken diğer bir gelişme ise, bir kısım mali müşavirlik sitelerinde on­line hatların veya linklerin kurulması­dır ki, bu durum aslında bilgisayar ve internet teknolojisinin getirdiği yenilik­ler sonucunda değişen iş anlayışının yansıması olarak düşünülebilir. Bazı web sitelerinde ise ortak tartışma ve düşünce platformları kurulmak suretiy­le mesleki alandaki değişimler takip edilmeye ve analiz edilmeye çalışıl­maktadır. Bütün bu örneklerden daha ilginç ve şaşırtıcı olan diğer uygulama­lara bakıldığında ise özellikle yeminli mali müşavirlik hizmetlerine yönelik olarak kurulan bir kısım web sitelerin­de iş elde etmeye yönelik olarak dü­zenlendiği anlaşılan hizmetlerin dökü­müdür. Bu sitelerde ortaya konulan tablo tanıtımdan çok piyasanın gerek­sinimlerine yanıt vermeye yönelik ola­rak düzenlenen iş dosyalarının varlığı­dır. Dolayısıyla, internet ortamı bir şe­kilde; mevcut yasal düzenlemelerin boşlukta bıraktığı bir alan üzerinde serbest rekabete dönük reklam ve tanı­tım atağının sergilendiği bir platform haline gelmektedir. Fakat, bu durum bütün meslek mensuplarının temsil e­dildiği bir platform olmaktan çok, er­ken davranarak hareket eden meslek mensuplarının hizmetlerinin sergilene­bildiği bir alan hüviyetini yansıtmakta, reklam yasağı ile ilgili düzenlemelerin kapsamının ötesinde yada bizzat içinde olup olmadığına ilişkin olarak yakın bir gelecekte çıkması muhtemel karga­şanın işaretini vermektedir.[32]

Meslek mensupları hakkında çalışmanın önceki bölümlerinde yer verilen düzenlemelerden anlaşılacağı ü­zere; reklam yasağının boyutu ve kap­samı belli değildir. Dolayısıyla, tekno­lojik gelişim sonucu değişen dünyanın getirdiği yeniliklerden uzak ve ekono­mik olayları tümüyle kavrayıcı yasal düzenlemelere olan gereksinimin her geçen gün arttığı bu ortamda mali mü­şavirlik mesleği ile uğraşanlar hakkın­da konulmuş olan reklam yasağının da tartışılması ve yeniden yorumlanması gerekmektedir. Aslında, meslek men­supları hakkında getirilen reklam yasa­ğının mantığı serbest rekabet ilkeleri üzerinde yükselmektedir. Fakat, ne var ki kağıt üzerinde bunun gerçekleştiril­mesi ve uygulanabilmesi oldukça zor iken, teknolojinin yeni ürünlerinin ge­tirdiği fırsatlarla ortaya çıkan yeni uygulamaların varlığı karşısında ne yapılacağını ve nasıl hareket edileceğini de kestirmek o kadar zorluk taşımaktadır. Son zamanlarda, ODTÜ Internet Alan Adı Yönetimi, ilk kez avukatların ve doktorların da internet ortamına kaydolmalarını sağlayacak ve isim haklarını güvence altına alacak çalışmaları başlatmıştır. Böylelikle doktorlar dr.tr uzantılı isimleriyle, avukatlar da av.tr uzantılı isimleriyle isim haklarına kavuşmuştur. Hem doktorlar, hem de avukatlar için bilinen reklam yasaklarının varlığı karşısında, mali müşavirler için de aynı gereksinimin ortaya çıktığı bellidir. Bu tespitler çerçevesinde, ortaya çıkması olası diğer bir tartışma konusu da mali müşavirlerin yada mali müşavirlik şirketlerinin bireysel konumları itibarıyla mı internet ortamında temsil edilecekleri yoksa bağlı bulundukları odalar aracılığıyla kurulan yada kurulacak web siteleri içinde mi yer alacaklarıdır. Söz konusu tercihin yapılmasında pek çok unsur rol oynayabilir fakat önemli olan reklam yasağına ilişkin yasal hükümlerin günün değişen koşullarına göre nasıl yeniden düzenleneceği ve uygulanacağıdır.[33]

Kanaatimizce internet iletişim amaçlı kullanılmasından ve giderek de yaygınlaşmasından dolayı, televizyon ve radyo gibi diğer iletişim araçlarından çok da farklı bir konumda değildir. Hatta internette pek çok insan tarafından ziyaret edilen sayfalara verilen ilanlar ya da benzeri duyuruların da yüksek tirajlı gazetelere verilen ilanlardan farklı olduğunu söylemek de zordur. Dolayısıyla internetteki faaliyetlerde reklam yasağı uygulamasının kapsamında düşünülmeli ve ona göre değerlendirilmelidir. Adına web sitesi açılan bir mali müşavirlik firmasının, web sitesinde reklam yasağı düzenlemelerine aykırı yapısı olduğu takdirde gerekli müeyyidelerle cezalandırılması uygun olacaktır. Kaldı ki 3568 sayılı Yasa’nın 44 maddesindeki “… reklam sayılabilecek faaliyetlerde bulunulamaz” ifadesi geniş kapsamlı bir ifade olup, internette reklam amacına müsait olduğundan, bu gözle değerlendirilmesi yerinde görünmektedir.

IX. REKLAM YASAĞINA UYMAMANIN YAPTIRIMLARI
1. Haksız Rekabet Müeyyideleri
Borçlar Kanunu 48. maddesinde yer alan uygulama alanı maddenin Ticaret Kanununa yaptığı atıf nedeniyle oldukça sınırlandırılmıştır. Bu nedenle ticari işle ile ilgili haksız rekabete TTK’nda yer alan hükümler (m.56-68), diğer haksız rekabet halleri için Borçlar Kanunundaki m.48 hükümleri geçerli olacaktır. Bu durumda BK’ndaki haksız rekabet ticari olmayan işlere uygulanacaktır. Bu nedenle BK’ndaki haksız rekabet avukat, doktor, mali müşavirlik vb. serbest meslek işleri ile TTK’na tabi olmayan esnafların faaliyetlerine uygulanacaktır. Haksız rekabet davalarının açılabilmesi yanlış ilanlar (bir kimsenin kendi veya rakiplerinin işleri ve sırları vb. hakkında gerçeğe uymayan bilgilerin açıklanması ki buna reklam da dahildir), doğruluk kurallarına aykırı davranılması (sahip olduğu mesleki ehliyetten çok daha yüksek bir diplomaya sahip olduğunu söylemek) nedeniyle müşterilerin azalması veya böyle bir tehlike korkusunun mevcut olması yeterli olup, haksız fiile son verilmesi istenir. Ancak rekabetten dolayı tazminat davası açılabilmesi için haksız fiilde bulunan kişinin ayrıca kusurlu olması aranır. Haksız rekabete maruz kalan kimse, failin bu hareketinden ne miktar zarara uğramışsa onu talep edebilir. Bundan dolayı haksız fiile maruz kalan örneğin olumsuz propaganda nedeniyle çok üzülmüş veya incinmiş ise ayrıca manevi tazminat da talep edebilir. Tazminat miktarı, şekli vb. hususlar genel hükümler çerçevesinde karara bağlanır.[34]

TTK hükümlerine göre haksız rekabet söz konusu olduğunda hukuki sorumluluğa ilişkin davalar açılabilmektedir. Buna göre, tespit davası, men davası, eski hale iade davası, kusur varsa maddi tazminat davası, BK m.49’daki şartlar varsa manevi tazminat davası açılabilecek davalar arasındadır. (TTK.m.58)

Davalı veya davacı olabilme ehliyetine sahip olanlar aktif dava ehliyeti (davacı olabilecekler) ve pasif dava ehliyeti (davalı olabilecekler) olarak belirlenmiştir.[35] Buna göre;

- aktif dava ehliyeti

1) Rakip

Kaybettim Bugün Kendimi Hükümsüzdür !!!!
Bildiğimizi zannetmemiz öğrenmemizin en büyük düşmanıdır.
Claude Bernard
01-03-2008 10:15 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: