Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

5510 SAYILI KANUNDA İŞYERİ DEVRİ
Konuyu Açan Kişi: Mavilim
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 9980

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
5510 SAYILI KANUNDA İŞYERİ DEVRİ
Yazar Mesaj
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,339
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 40
Mesaj: #1
5510 SAYILI KANUNDA İŞYERİ DEVRİ
506 SAYILI KANUNA GÖRE İŞYERİ DEVRİNDE YENİ İŞVERENİN SORUMLULUK SINIRI NEDİR? (5510 sayılı Yeni Sosyal Güvenlik Kanunu Işığı Altında)

Yazarı : Mahmut ÇOLAK

Yayın Tarihi : 23.07.2008


(5510 sayılı Yeni Sosyal Güvenlik Kanunu Işığı Altında)
506 SAYILI KANUNA GÖRE İŞYERİ DEVRİNDE YENİ İŞVERENİN SORUMLULUK SINIRI NEDİR?
(Eski İşverenin İdari Para Cezalarından Yeni İşveren Sorumlu Tutulabilir Mi?)

Mahmut ÇOLAK - SGK Müfettişi

I-GENEL BİR AÇIKLAMA

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda eski işveren ile yeni işveren kavramı, Kanunun 8 ila 82 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 8 nci maddesine göre; sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devrolunması veya intikal etmesi halinde de, yeni işveren bildirge vermekle yükümlüdür. Bu işlerde çalışan sigortalıların sigorta hak ve yükümleri devam eder. İş yerinin miras yolu ile intikali halinde, yeni işveren iş yeri bildirgesini ölüm tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde doğrudan Kuruma vermek veya iadeli taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. 82 nci maddesine göre, sigortalıların çalıştırıldığı işyeri devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kuruma olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşmeler muteber değildir. Burada, 82 nci maddenin Anayasa’ya aykırlığı nedeniyle açılan davada Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.[1]

Bu çalışmamızda, başta 506 sayılı Kanun ve daha sonra 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu çerçevesinde, işyeri devri ile intikalinde eski ve yeni işverenin yükümlülükleri ile sorumluluklarının sınırı yargı kararları çerçevesinde işlenmeye çalışılacaktır.

II-İŞİN VEYA İŞYERİNİN DEVRİ/İNTİKALİ (EL DEĞİŞTİRMESİ) NE ANLAMA GELİR?

506 sayılı Kanunda el değiştirme kavramını tarif eden özel bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, uygulamada kullanılan bu kavramın kapsadığı hal ve koşullar Kanunun 8 inci ve 82 nci maddelerinde mevcuttur. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, bir işyerinin devir veya intikalinden bahsedilebilmesi için, faaliyet halinde iken bütün tesisat ve sigortalıları ile birlikte diğer bir işveren (yeni işveren) tarafından devir alınması veya intikal etmesi gerekir. Madde anlamında devir veya intikalden bahsedilmek için; işyerinin işler bir halde sigortalıları ile birlikte yeni işverene geçmiş bulunması gerekir.[2]

İşyerinin devir veya intikalinde, gerçekte işyeri değil, onun işvereni değişmektedir ve yeni işveren eskisinin ardası (halefi) olmaktadır. İşyerinin kapatılmasından sonra, yeni işveren tarafından yepyeni bir işyeri olarak açılmış bulunması işyerindeki işin işverenin kendi sorumluluğu altında başkasına yaptırılması, işyerinin kira sözleşmesine son verilip boşaltıldıktan sonra başkasına kiralanması, sadece işyerindeki malzemelerin satılması ki, eski müteahhidin sözleşmesi feshedilip geriye kalan işin eksiltmeyle bir başka müteahhide ihale edilmesi gibi durumlarda devirden söz edilemeyeceği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.

II.1) İşyerinin Başkasına Devredilmesi

Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleriyle, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Bu şartlarla yapılan bir devir anlaşması çalışanların iş sözleşmelerinin kesintisiz olarak devamını, yani yeni işverenin bu sözleşmeleri tanımasını kapsayacağından, el değiştirme sayılacaktır. Aksi halde, ilk işveren kendi işçilerinin iş sözleşmesini feshederek faaliyetini tatil etmişse, ortada 506 sayılı Kanunun tarifine uygun bir işyeri kalmamış olacaktır. Böyle bir işyerini sadece binası, tesisatı, makine ve sair demirbaşları ile başkasına satmak veya kiralamak hukuken mülkiyetin veya kullanma hakkının devredilmesi demektir ki, bu durum el değiştirmenin varlığına yeterli sayılmamakta, çalışanların akdi bağlılıklarının da fiilen veya sözleşme ile devredilmiş olması gerekmektedir.

İşyerinin faaliyet halinde olmasından; işyerinin işçileri ile birlikte devir edilmesi, (işyerinde sadece bekçi çalıştırılması dahi aynı hükümdedir) yeni işverenin, çalışanların hizmet akitlerini tanıması anlaşılmalıdır. Gayri faal durumda bulunan, dolayısıyla işçi çalıştırılmayan bir işyerinin, bina, makine ve tesisatlarının satılması devir olarak kabul edilemez.

Örnek uygulamalar;

Örnek 1: Faaliyetlerine devam eden süpermarketi işçileri ile birlikte satın alan kişi, bu işyerini devir almış sayılır.

Örnek 2: 01.01.2007 günü faaliyetine ara verilen ve çalışanlarının iş akitleri feshedilen işyerini, aynı gün satın alan ve işçi çalıştırmaya başlayan şahıs yönünden devir söz konusu değildir. Bu durum bir satış işlemidir ve işyerini satın alan şahıs kendi adına yeni bir işyeri dosyası tescil ettirecektir.

Örnek 3: Halı imalatı yapan fabrikasını 01.02.2007 günü kapatan ve 1 bekçi hariç tüm çalışanları çıkarılan işyerini, 01.03.2007 günü 1 bekçi çalışmakta iken satın alan şahıs, bu işyerini üretim-imalat yapılmamasına karşın, işçileri ile satın almış, dolayısıyla da 506 sayılı Kanunun uygulamasında devir almış kabul edilir.

Bir işyerinin kapatılmasından sonra; yeni işveren tarafından yepyeni bir işyeri olarak açılması, işyerinin kira sözleşmesine son verilip boşaltıldıktan sonra başkasına kiralanması, eski müteahhidin işine son verilip geriye kalan işin başka bir müteahhide verilme durumlarında, devirden söz edilemez.[3]

Köy muhtarlık işyerinin belediyeye dönüşmesi halinde, 506 sayılı Kanunun 82 nci maddesi anlamında devir değildir.[4]

506 sayılı Kanunun 82 nci madde hükümlerini bertaraf etmek amacıyla parçalar halinde işletmeyi satmak geçerli kabul edilemez.[5]

II.2) İşyerinin Başkasına İntikali

Bir işyerinin işvereni gerçek kişi ise, onun ölümü ile bu işyerinin mirasçısına kalması halinde hukuken küllî (topyekun) bir intikalden söz edilir. Böyle bir işyeri mirasçı tarafından miras, ölüm tarihinden itibaren 3 ay içerisinde reddedilmeyip kabul edilmişse, çalışmakta olan sigortalıların akdi bağları da intikal etmiş olacağından el değiştirme hali meydana gelecektir.

II.3) Devir/İntikal Sayılan Sayılmayan İş/İşyerleri
II.3.1) İnşaat işyerleri
Özel bir bina inşaatını tümü ile yapmak üzere (yani anahtar teslimi şartıyla) sahibinden, alan müteahhit, akdin feshedilmesi, inşaatın mühürlenmesi vs. gibi sebeplerle inşaatı yarım bırakır veya bıraktırırsa, kalan işlerin mülk sahibi tarafından çalıştırılan işçilerle tamamlanması veya başka müteahhitlere verilmesi halinde, bir işverenden diğerine hukukî neticeleriyle devir bahis konusu olmayacağından el değiştirme yapılmayacak, işe devam eden veya işi ikmal eden adına ayrıca dosya açılacaktır.

İhale konusu işin eksik kalan kısmının sonradan düzenlenen sözleşmeye istinaden işi devir alan tarafından yapılması ve üstlenilen bu kısım için ayrıca teminat alınması halinde; işin devrine idarece muvafakat edildiğine ilişkin yazılı sözleşmenin ibraz edilmesi kaydıyla (ancak bu sözleşmede işin önceki kısımlarından dolayı işi devir alanın sorumluluğunun bulunduğu hususunda herhangi bir hükme yer verilip verilmediği üzerinde durulmaksızın) işi devir alan adına işyeri dosyası açılacak ve eksik kalan kısımlar ile ilgili işlemler açılacak yeni dosyadan yürütülecektir.

II.3.2) Diğer geçici ve mevsimlik işler
Fabrika, silo, depo, antrepo, liman, istasyon gibi devamlı işyerlerine ait olup, bunların işverenleri tarafından işçi çalıştırılmaksızın ihale, pazarlık veya sair usullerle rnüteahhitlere verilen taşıma, yükleme, boşaltma, istifleme, balyalama gibi işler yıllık veya mevsimlik olarak yapılan sözleşmelerle veriliyorsa, her yeni sözleşme konusu bağımsız bir iş sayılacağından, müteahhitlerin birbirine iş veya işyeri devretmesi bahis konusu değildir. Bu sebeple el değiştirme hali doğmayacak ve her işin işvereni 506 sayılı Kanun bakımından ayrıca yükümlü tutulacaktır.

-Apartman, iş hanı ve pasaj gibi işyerleri: Kapıcılık, kalorifercilik, odacılık gibi hizmetlerin görülmesi sebebiyle 506 sayılı Kanunun uygulandığı apartman, iş hanı ve pasaj gibi işyerlerinin tüm olarak başka kişilere devir veya intikal etmesi halinde diğer devamlı işyerlerinde olduğu gibi el değiştirme işlemi uygulanacaktır. Kat Mülkiyeti Kanununa tâbi bir apartmanın bağımsız bölümlerinden bir veya bir kaçı sahip değiştirirse, işyerinin tümü ile el değiştirilmesi bahis konusu olmadığı için, sadece kat malikleri listesinde isim değişikliği yapılmakla yekinilecektir.

II.3.3) Şirketlere ait işyerleri
Bir şirkete ait işyeri başka bir tüzel veya gerçek kişiye devredilirse el değiştirme konusudur. İşveren şirket, Ticaret Kanunundaki hükümlere uygun olarak başka bir şirket çeşidine dönüşürse, örneğin limited şirket iken anonim olursa bu takdirde işverenin tüzel kişiliği de değişmiş olacağından, ona ait işyerlerinin de el değişikliğine tâbi tutulması gerekir.
Adi şirketlerde ise ortakların her biri ayrı ayrı işveren sayıldığından, ortak değişiklikleri bir el değiştirme niteliğindedir.
Bir işyerinin işvereni ister gerçek, ister tüzel kişi olsun, başka kişilere devir veya intikal etmeksizin sadece işletme unvanı veya ismi değişmiş ise el değiştirme yapılmamalıdır. Örneğin; gerçek kişiye ait olup, adı ‘Güven Bakkaliyesi’ olan bir işyerinin unvanı değiştirilerek “İtimat Bakkaliyesi” olmuşsa, bu değişmeler el değiştirme olarak kabul edilmeyecektir.
II.3.4) İcra tarafından satılan işyerleri

İşyerinin icra dairesi tarafından haczedilerek ilgili kanun uyarınca başka bir kişiye ait olması halinde, bu işyerinin bütün hukukî neticeleriyle ve anlaşma ile devri bahis konusu olmadığından el değiştirme yapılması mümkün değildir. Bu itibarla icradan satın alarak sigortalı çalıştıran işveren adına ayrı bir işyeri dosyası açılacaktır.

II.3.5) Noterlik işyerleri

Noterlik görevinden ayrılan şahsın yerine yenî bir noterin atanması halinde, 506 sayılı Kanunun 82 nci maddesi açısından bir devir keyfiyeti, yani işverenin bütün hukuki sonuçları ile birlikte başka bir şahsa devir veya intikali söz konusu olmayacaktır. Bu itibarla, işyerinde çalışanlar ile yeni noter arasında sigortalılık vasfının tayininde aranan bir hizmet bağıtı bulunmadığı ve yeni noter faaliyetine atama işlemi ile başladığı cihetle, el değiştirme işlemi yapılmasına ve eski işverenin prim borçlarından yeni işverenin de müteselsil en sorumlu tutulmasına imkân bulunmamaktadır.

III-YENİ İŞVERENİN SORUMLULUK SINIRI

III.1) Prim Borçları Yönünden

Yeni işveren, Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinde yer alan ve bir genel kural niteliğini taşıyan hükümler gereğince de prim borcu ile eklerinden sorumludur. 506 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin getirdiği yenilik, Borçlar Kanununun 179’un öngördüğü kayıtlamaları, özellikle sorumluluğun 2 yılla sınırlandırılmasını kaldırması ve sorumluluğun sözleşmeyle başkasına geçirilmesini önlemesidir. Amaç, sigortalılar ve Kurum için yaşamsal önemde olan prim alacağının tahsilini daha etkin olarak güvence altına almaktır.

İşyerinin, devir veya intikal yoluyla el değiştirmesi halinde, yeni işveren, eski işverenin Kuruma olan borçlarından müteselsilen sorumlu olduğundan, Kurum alacağının yeni işverenden de tahsili olanaklıdır. Bu hüküm mutlak anlamda borcun yeni işverenden tahsilinin gerektiği anlamında değildir. Kurum alacağının, borcun asıl sahibi olan eski işverenden tahsili yolları aranılır, borcun eski işverenden kısa sürede tahsilinin mümkün olmaması durumunda, yeni işveren adına takibe geçilmektedir. Eski işverenin, ancak devir veya intikal tarihinde mevcut olan borçlarının yeni işverenden tahsili olanaklıdır.

Müteselsilen sorumluluk ilk devralan işveren için geçerli olup, ondan sonraki zincirleme devralanlar yönünden 82 nci maddenin uygulama olanağı yoktur.[6]

Mirasçılar, miras bırakanın her türlü borçlarından müteselsilen sorumludurlar.[7]

Eski işverenin Kuruma olan tüm prim borçlarından yeni işveren müteselsil sorumludur.[8]

Eski işyerinin iki haftalık bir bakımdan sonra devrolduğu anlaşılmakla; devralan, müteselsil sorumludur.[9]

Muvazaa yolu ile devirlerin gerçekleştiği ve şirketlerin iç içe girdiği durumlarda, ikinci veya üçüncü işveren olarak gözüken tüm işveren şirketler müteselsil sorumludurlar.[10]

İşyerinin devri halinde; eski işverenin borcundan sadece devralan yeni işveren sorumludur.[11]

İşyerini devir alan işverenin önceki döneme ait sorumluluğu, sadece kesinleşmiş borçlara ilişkindir.[12]

İşyeri icra yolu ile satın alınmışsa, yeni işveren önceki işverenin borçlarından sorumlu tutulamaz.[13]

İşyeri önceki işverene devredilmişse, tüm primlerden bu kişi sorumludur.[14]

Mirasçılar miras bırakanın borçlarından sorumludur.[15]

İlk işveren devirden sonraki borçlardan sorumlu değildir.[16]

III.2) İşyeri Bildirgesi Verme Yönünden

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 12 nci maddesine göre, yeni işveren, işyerinin devri durumunda en geç devir tarihinde, miras yoluyla intikalinde[17] ise mirasçılar bu durumu, ölüm talihinden itibaren en geç 3 ay içinde işyerinin tescilli bulunduğu Sigorta İl/Sigorta Müdürlüğüne yazılı olarak bildirir.

Devir veya intikal halinde, işyeri için yeni bir işyeri dosyası tescil ettirilmez, tescilli işyeri dosyasına konulmak üzere işyeri bildirgesi (devir veya intikal halinde verilecek bildirgeyi) vermek durumundadır.

Devir/intikali içeren işyeri bildirgesinin bu belirtilen sürelerde, yeni işveren tarafından Kuruma verilmemesi halinde, 506 sayılı Kanunun 140 ıncı maddesinin (a) bendi uyarınca idari para cezası uygulanır.

III.3) Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi Verme Yönünden

Devir veya intikal halinde, yeni işveren çalışanların hizmet akitlerini tanımaktadır. Dolayısıyla, 506 sayılı Kanunun 8 inci maddesi hükmüne göre, işin veya işyerinin başka bir işyerine devrolunması veya intikal etmesi halinde çalıştırılmaya devam edilen sigortalılar için yeniden sigortalı işe giriş bildirgesi verilmesi icap etmemektedir.

III.4) Hizmet Tespiti Yönünden

İşyerinin devredilmiş olması halinde, dava devreden işverenle devralan işverene birlikte yöneltilmelidir.[18] Devir alınan işyerinde geçen hizmet tespit davaları, devir eden ve devir alan her iki işveren aleyhine açılmalıdır.[19]

III.5) İşyeri Kayıtlarının İbrazı ve Geçerliliği Yönünden

Devir halinde, eski işverene ait kayıtların yeni işverenden istenilmesine ve incelemeye çıkarılmaması sebebiyle yeni işveren adına idari para cezası tahakkuk ettirilmesine imkan bulunmamaktadır. Devir halinde yeni işveren eski işverenin kayıtlarını göstermekle yükümlü olmadığı gibi [20] eski işverenin defter ve kayıtların geçersizliğinden de sorumlu değildir.[21]

İşyerinin miras yolu ile intikali durumunda, mirasçıların (yeni işverenin) önceki işverenin defter ve kayıtlarını göstermekle yükümlüdür.[22] İşyeri kayıtlarının ibrazının gerekmesi durumunda, tebligat tüm mirasçılara ayrı ayrı gönderilmektedir. Tebligatın tüm mirasçılara yapılması esas olmakla birlikte, tamamına tebligat yapılamamış ise, mirasçılardan birinin alması da yeterli sayılmalıdır. Gönderilen süreli tebligata (işyeri kayıtlarının tebligata rağmen 15 gün içinde ibrazı zorunludur.) karşılık mirasçılar tarafından incelemeye çıkarılan kayıt ve belgelerin, prim belgelerini doğrulayıcı nitelikte olmaması veya geçersiz olduğunu tespit edilmesi halinde, ceza hukukun genel esasları ve cezaların şahsiliği prensibi gereği müteveffa işverenin kusurundan mirasçıları sorumlu tutulamayacağından, mirasçılar adına idari para cezası verilmesi mümkün değildir. Örneğin; mirasçılar tarafından incelemeye çıkarılan ücret ödeme bordrolarında kayıtlı sigortalıların imzalarının bulunmaması, kanuni deftere ücretlerin kaydedilmemesi, eksik veya fazla yazılması nedeniyle idari para cezası uygulanmamalıdır. Yeni işverenin önceki dönemlerden sorumluluğu defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmasını kapsamaz.[23]

IV-01.10.2008 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRECEK OLAN 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU’NDA İŞYERİ DEVRİ

İşyeri, işyerinin bildirilmesi, devri, intikali ve nakli başlığını taşıyan 11 nci maddesine göre;

29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilân tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden 10 gün içinde, işyeri bildirgesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmek zorundadır.

Sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden 10 gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde, işyeri bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdür.

Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler başlığını taşıyan 89 uncu maddesine göre;

Sigortalının çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifi ile birlikte devralınır veya intikal ederse ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse eski işverenin Kuruma olan prim ile gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurum yetkilidir.

V-SONUÇ VE ÖNERİ

Gerek 506 sayılı gerekse de 5510 sayılı Kanunlarda (kısaca “bu Kanunların” ibaresi kullanılacaktır.) geçen eski işveren ile yeni işveren , sonuç olarak her ikisi de bir “işveren”dir. İşveren olarak ta, bu Kanunlarda sayılan tüm yükümlülüklerden sorumludur. Her iki işveren tanımlamasında, sigortalıların tüm sigorta hak ve yükümlülükleri devam etmektedir. Devir veya intikal ile oluşan yeni durumda, yeni işveren işyeri bildirgesi verme dışında, eski işverenin ancak devir veya intikal tarihinde mevcut ve kesinleşmiş olan sigorta primi ile gecikme zammı ve faiz borçlarından da sorumludur.

İşyerinin devri halinde, eski işverene ait işyeri kayıtlarının Kurumun talebi üzerine (Kurum işyeri kayıtlarını isteyemez) ibraz etmeme tahakkuk edecek idari para cezalarından, yeni işveren, cezaların şahsiliği ilkesi ve bu Kanunların açık hükmü gereğince sorumlu değildir.

İşyerinin miras yolu ile intikali halinde, kanuni mirasçıların, murisin kayıtlarını ibraz etmekle yükümlü olduğu (Kurum gerektiğinde işyerini kayıtlarını ister.), ibraz edilmemesi durumunda tahakkuk edecek idari para cezalarından sorumludur.

Gerek işyeri devri gerekse de işyerinin intikali durumunda; işyeri kayıtlarının ibraz edilip, incelenmesi sonucu geçersizliği durumunda tahakkuk edecek idari para cezalarından, yeni işveren, cezaların şahsiliği ilkesi ve bu Kanunların açık hükmü gereğince sorumlu değildir.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5510 sayılı Kanunla, birinci önemli değişiklik, işyeri devrinde devir bildirgesinin verilme süresindeki değişikliktir. En geç devir tarihinde yapılması gereken bildirim süresi 10 güne çıkartılmıştır. İkinci önemli değişiklik (değişiklikten ziyade yargı kararları ile ifadesini bulan bir kavramının Kanun maddesinde tanımlanmasıdır.), işyeri devrinin ne anlam ifade ettiği tanımının Kanun maddesinde yer almasına ilişkindir. 506 sayılı Kanunda açık olarak belirtilmediği ve yargı kararları ile şekillenen devir kavramı, Kanun maddesine alınmıştır. Buna göre, işin veya işyerinin devrinden bahsedebilmek için, işyerinin sigortalıları ile birlikte aktif ve pasif değerlerinin birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Üçüncü önemli bir değişiklik te, şirket evliliklerinde yapılmıştır. 5510 sayılı Kanunla, şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilân tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden 10 gün içinde, yeni bir işyeri tescil edilerek işyeri bildirgesi verilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Dolayısıyla, bildirim sürelerinde değişikliğe gidilerek, bildirim süresi yönünden daha esnek bir düzenleme yapılmıştır.

506 sayılı Kanunda açıklığa kavuşturulamayan ancak yargı kararları ile ifadesini bulan kavramların (örneğin, 506/84 üncü maddede düzenlenen yanlış veya yersiz olarak alınan prim, 506/82 nci maddede düzenlenen işyerinin devri gibi.) yeni sosyal güvenlik kanununda az da olsa gerçekleştirilmeye çalışılmış olup yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi tarafından 5510 sayılı Kanunun bazı maddelerinde yapılan iptaller ile yeniden üzerinde çalışılan/çalışılacak kanunda bu örnek olarak verilen tereddütlü veya açık olarak anlaşılmayan hususların anlaşılır olarak düzenlenmesi düşünülmektedir. Kanunların uygulayıcıları tarafından başarılı olarak uygulanabilmesi, elbette kanunların açık, anlaşılır ve uygulanabilir hazırlanmasına bağlıdır.



KAYNAKÇA
ARASLI Utkan, Sosyal Güvenlik ve Sosyal Sigortalar, Cilt 2, Turhan Kitabevi, Ankara 2002
CAN Mehmet, Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulaması, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1995
ÇENBERCİ Mustafa, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, Ankara 1985
ÇOLAK Mahmut, Sosyal Sigortalar ve İş Hukuku Uygulama Rehberi, Yaklaşım Yayıncılık, Ankara, Ekim 2005
http://www.ssk.gov.tr
http://www.yaklasim.com





--------------------------------------------------------------------------------

[1] AYMK., 15.04.1969 T., 1969/64 E., 1969/20 K.
[2] Yrg. 21. HD., 25.11.1999 T., 6606-8545
[3] YHGK., 02.05.1997 T., 1997/21-111 E., 1997/378 K.
[4] YHGK., 23.02.1983 T., 1980/10-1249 E., 1983/172 K.
[5] Yrg. 21. HD., 23.03.1998 T., 1998/1705 E., 1998/2084 K.
[6] YHGK., 29.01.1992 T., 1991/10-566 E., 1992/21 K.
[7] YHGK., 28.09.1994 T., 1984/10-401-773
[8] Yrg. 21. HD., 09.11.2000 T., 7587 E., 7695 K.
[9] Yrg. 21. HD., 16.03.1999 T., 1711 E., 1744 K.
[10] Yrg. 10. HD., 13.04.1993 T., 1992/11117 E., 1993/3693 K.
[11] Yrg. 10. HD., 20.05.1992 T., 1992 E., 5742 K.
[12] Yrg. 10. HD., 11.05.1976 T., 1976/96 E., 1976/3440 K.
[13] Yrg. 10. HD., 20.10.1973 T., 1973/1232 E., 1973/1218 K.
[14] Yrg. 9. HD., 11.09.1972 T., 1972/592 E., 1972/24013 K.
[15] Yrg. 10. HD., 28.06.1977 T., 1977/395 E., 1977/5007 K.
[16] Yrg. 10. HD., 04.10.1973 T., 1973/407 E., 1973/570 K.
[17] Medeni Kanun hükümlerine göre miras 3 ay içinde reddolunabilir. Bu müddet kanuni mirasçı için mirasçılığa sonradan muttali olduğunu ispat edemeyeceği takdirde murisin vefatından haberdar olduğu günden ve mansup (atanan, tayin edilen) mirasçı için lehindeki tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarihten başlar ve müddeti içinde mirası reddetmeyen mirasçı mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş olur. Bu durum karşısında, işverenin mirasçılarının tümünün açık bir irade beyanı ile mirası kabul veya reddetmemeleri durumunda Medeni Kanunun kabul veya red için koyduğu 3 aylık sürenin son günü de işyerinin intikal ettiği mirasçı veya mirasçılar tarafından o işyerinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin öldüğü tarihi esas alınmak suretiyle yerine getirilmesi gerekmektedir.
[18] Yrg. 10. HD., 18.06.1991 T., 1991/1408 E., 1991/6529 K.
[19] YHGK., 27.06.1990 T., 1990/10-358-403
[20] Yrg. 10. HD., 03.10.1974 T., 1974/4314 E., 1974/5861 K.
[21] Yrg. 10. HD., 01.06.1978 T., 1978/6981 E., 1978/4187 K.
[22] Yrg. 10. HD., 12.12.1974 T., 5981 E., 7150 K.
[23] Yrg. 10. HD., 01.06.1978 T., 1978/6981 E., 1978/4187 K.

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
04-11-2008 10:56 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: