Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

adi ortaklıklarda kapanış acill
Konuyu Açan Kişi: yazgan
Cevap Sayısı: 3
Görüntülenme Sayısı: 6523

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
adi ortaklıklarda kapanış acill
Yazar Mesaj
yazgan
Registered
Default Avatar
Mesajlar: 8
Tarih: Oct 2007
Üye no: 322
Nerden: istanbul
Rep Puanı: 0
Mesaj: #1
adi ortaklıklarda kapanış acill
bilanço usulune tabi 2 ortaklı adi ortaklı işletmede a ortak hissesini b ye devrederek ortaklıkdan ayrılmak isitoyr. ortaklık üsütnde görülen stokları b ye fatura edeceğiz. ama taşıtlarda görülen mptor ve 1 ticari araç çıkan ortak adına kayıtlı . bunları da çıkan ortak adına mı fatura keseceğiz. bilanço usulu olduğu için kapanış bilançosu mizanı nasıl olacak . yapılacak başka ne tür işlemler vardır. ssklı çalışanlar için gün kaybı olmadan yenibir dosya mı açılması gerekiyor. teşekkürler.
22-11-2007 05:58 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,398
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #2
RE: adi ortaklıklarda kapanış acill
Mizanda borç alacak herşey sıfır olmalıdır.Aynı şirket ytasfiyesi gibi.
Mallar demirbaşlar fatura edilmelidir.

Araç ortaklık adına kayıtlı değilse( ki bence değildir )
Sanırım kişi kendi aracını ortaklıkta kullandı.Bunun içinde anvantere alınmış olmalı.
Bu araç çıkan ortağa ait değilde ortaklığa aitse ( sahibinin ruhsatta kim olduğu önemli değil.Bir ortağın üzerinede alınmış olabilir) ve bu araçta kalan ortağa bırakılacaksa noter den bu araçların kalan ortağa satılması gerekir.
Araç ruhsatı ortaklık adına değilse.Araç envantere dahil edilip üzerinden amortisman da ayrıldı ise sadece kar/zarar hesabı yapılmalı.Yani envantere alındığı tutardan ayrılan amortismanlar düşülüp noterde yapılan satış fiyatı ile karşılaştırıp bir kar çıkıyorsa bu kar ortaklığın kayıtlarına alınmalıdır.
Burada fatura kesmek söz konusu olamaz zira araç ortaklığa kayıtlı değil.
Sadece ortağın biri envantere dahil etmiş durumdadır.



İŞ ORTAKLIKLARINDA TASFİYE İŞLEMLERİ VE KAZANCIN PAYLAŞIMI



Sakıp ŞEKER *



I TANIM VE KAPSAM



Kurumlar Vergisi Kanunu'na 3239 Sayılı Kanunla eklenen mükerrer 6. maddede, kurumlar vergisi mükelleflerinin (sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler) kendi aralarında, şahıs ortaklıkları veya gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklar, iş ortaklığı olarak tanımlanmış olup, 1. maddede de iş ortaklıklarının kazaçlannın kurumlar vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

İş ortaklıkları (joint venture)devamlılık arzeden ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belli bir sürede bitecek olan bir iş için kurulan ortaklık türü­dür.

İş ortaklıklarının tüzel kişilikleri yoktur.

İş ortaklıklarında ortaklar işin tamamından birlikte sorumlu olduklarından işin daha kısa sürede ve kaliteli yapılması yönünden konsorsiyuma göre daha iyi işleyen bir ortaklık türüdür. Burada sorumluluk ortaklarca birlikte paylaşılmaktadır.



II İŞ ORTAKLIĞININ UNSURLARI

İş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için 31 Seri No.lu KVK Genel Tebliğinde en az şu unsurları taşıması gerektiği belirtilmiştir.

Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,

Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeye kurulması,

İş ortaklığı konusunun belli bir iş olması,

Birlikte yapılacak olan işin, belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi

İşin birden fazla takvim yılına yaygın inşaat onarma, montaj ve teknik hizmetler olması,

İş ortaklığı ile işveren arasında bir taahhüt sözleşmesinin olması,Tarafların, müştereken taahhüt edilen işin, belli bir veya birden fazla bölü­münden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları, İşin bitiminde kazancın paylaşılması, Birlikte yapılması öngörülen ve müştereken taahhüt edilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanunu'nda belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tama­mının yerine getirilmesiyle mükelle­fiyetin sona ermesi.



III İŞ ORTAKLIĞININ VERGİ DAİRESİ

îş ortaklığının bağlı olduğu vergi da­iresi, ortaklığın kuruluş sözleşmesinde gösterilen merkezinin bulunduğu yer vergi dairesidir. Sözleşmenin noterlikte yapılacağına ilişkin yasal bir zorunluluk yoktur. Ancak tebliğ uyarınca vergi dairesi mükellefiyet için noter tasdikli sözleşme istemek mecburiyetindedir.

iş ortaklıkları sözleşme tarihi itibariyle vergi dairesine müracaat ederek mü­kellefiyet tesis ettirmek ve diğer vergi mükellefleri gibi defter tasdik ettirmek, fatura ve benzeri belge kullanmak mecburiyetindedirler.



IV İŞ ORTAKLIĞINDA İŞİN Bİ­TİMİ VE MÜTESELSİL SORUM­LULUK

31 Seri No.lu KVK Genel Tebliğinde iş ortaklığında işin bitim tarihinin Gelir Vergisi Kanunu'nun 44. maddesinde belirtilen esaslara göre tayin olunacağı ifade edilmiştir. Bilindiği gibi, GVK'nın 44. maddesinde inşaat ve onarma iş­lerinde geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hallerde geçici kabulün ya­pıldığını gösteren tutanağın düzen­lendiği tarih, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya işin fiilen bırakıl­dığı tarih, bitim tarihi olarak kabul edilmektedir.

Diğer bir ifade ile, geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan işlerde, işin bitim tarihi, geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı, diğer hallerde işin fiilen tamamlandığı veya bırakıldığı tarih olmaktadır. Geçici kabul rejimine bağlı işlerde geçici kabul ile kesin kabul arasında geçen süredeki faaliyetin iş ortaklığınca ne şekilde beyan edileceği belli değildir. Geçici kabule tabi işlerde işin bitim tarihinin kesin kabul tarihi olarak kabul edilmesi ise GVK'nın 44. maddesi ile çelişecektir.

31 Seri Nolu KVK Genel Tebliğinden, işin bitiminin iş ortaklığının mükel­lefiyetinin de sona erdiği anlamı çıkartılmamaktadır. Mükellefiyetin sona erdirilebilmesi için mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının da yerine geti­rilmesi gerekir. Örneğin tahakkuk eden vergilerin tamamının ödenmesi veya iade alınacak vergilerin iade alınması gibi.

Öte yandan, iş ortaklığının sona er­mesinden sonra, ortaklık adına tarh olunacak vergi ve cezalar müteselsilen ortaklardan aranacaktır.



V İŞ ORTAKLIKLARININ TAS­FİYEYE TABİ OLUP OLMADIĞI

l İşin Bırakılması Kavramı ve İş Ortaklığının Tasfiyesi



Esas itibariyle iş ortaklığı bir adi or­taklıktır. Ortaklarından birisinin ku­rumlar vergisi mükellefi olması bu ortaklığın hukuki statüsünü değiştir­mez.

Gerek kanun maddesinde gerekse teb­liğlerde iş ortaklıklarının tasfiye hü­kümlerine tabi olup olmadığı yönünde bir açıklık yoktur, iş ortaklığını bir adi şirket olarak nitelendirirsek buna ilişkin hukuki düzenlemeleri Borçlar Kanunu'nda aramak gerekir.

Borçlar Kanunu'nun 540. maddesinde adi şirketlerin tasfiyenin nasıl yapıla­cağı şu şekilde belirtilmektedir.



1 'Şirketin hitamında tasfiye, idareden hariç olanlar dahi dahil olduğu halde, bütün ortaklarca birlikte yapılmak lazımdır."

Vergiye tabi olmayı gerektiren muamelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi işi bırakmayı ifade eder. (VUK. Md. 161) İşi bırakan mükelleflerin durumu vergi dairesine bildirme mec­buriyetleri vardır.

Tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyet vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona ermesine kadar devam eder. (VUK Md 162) Tasfiye memurları veya iflas idareleri tasfiye veya iflasın kapandığını vergi dairesine bildirmek mecburiye­tindedirler.

31 No.lu Tebliğde işin tamamlanması ile işin bitiminin diğer bir ifade ile iş ortaklığının sona ermesinin farklı şeyler olduğuna dikkat çekilmiş ve mükelle­fiyetin yergi borçlarının ödeneceği ta­rihe kadar devam edeceği belirtilmiş­tir.

îş ortaklıklarının Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki tasfiye hükümlerine tabi olması gerektiği şu gerekçelerle ileri sürülmektedir

KVK' nm 30. maddesinde hangi ku­rumların tasfiye hükümlerine tabi ol­duğu konusunda özel bir hüküm bu­lunmamaktadır. Kurumlar vergisine tabi olan kurumların tamamı, tasfiye hü­kümlerine tabidir

KVK gereğince tasfiye hükümlerinin varlığı kabul edilmeyecek olunursa kurumun esas faaliyetinin vergilendiği dönemi izleyen dönemlerde doğması muhtemel kar ve zararın nasıl vergi­lendirileceği hususunda hukuki sorunlar doğar. (1)



2 Yargının Görüşü ve Uygulama

Danıştay 3. Dairesince verilen bir ka­rarda iş ortaklıklarının KVK'da belir­tilen tasfiye hükümlerine tabi olma­dıkları belirtilmiştir. (2) Maliye Bakanlığı'nın uygulaması da bu yöndedir. Ancak bu konuda net bir görüş ve uy­gulama birliği bulunmamaktadır.

Dava konusu olayda, iş ortaklığı or­taklarından birisi her türlü alacağını 31.8.1989 tarihinde başka bir kuruma devretmiş ve devir tarihi itibariyle iş ortaklığı fesih olmuştur, îş ortaklığının tahsilat ve ödemeleri l. 12.1989 tarihine kadar devam etmiş ve defter kayıtlan bu tarih itibariyle kapatılmış olup 15.12.1989 tarihinde kurumlar vergisi beyannamesi verilerek vergiler tahakkuk ettirilmiştir.

30.9.1989 tarihinde tasfiye tamamlan­dığı hâlde Kurumlar Vergisi Kanu­nu'nün 31. maddesinde belirtilen 15 günlük süre geçtikten sonra 15.12.1989 tarihinde tasfiye beyannamesi verilmek suretiyle vergi kaybına sebebiyet ve­rildiği nedeniyle davacı iş ortaklığı adına kesilen kaçakçılık cezasını; iş ortaklığının belli bir işi belli bir süre içinde gerçekleştirmek ve işin bitiminde kazancı paylaşmak amacıyla kurulduğu, işin bitimi tarihi dolayısıyla mükelle­fiyetin de Vergi Usul Kammu'nda ön­görülen yükümlülüklerin tamamen yerine getirilmesi ile sona ereceğinden, aynı Kanun'un tasfiye hükümlerine tabi olmadıkları sonucuna varılarak terkin eden vergi mahkemesi kararı, aynı gerekçelerle onanmıştır. Danıştay kararının incelenmesinden de görüleceği üzere, iş ortaklığında işin bitim tarihi, tahsilat ve ödenmelerin tamamlandığı tarih olarak kabul edilmiş, kurumlar vergisi beyannamesinin de işin bitim tarihinden itibaren 15 gün içinde ve­rilmesinde bir hata görülmemiştir. .

Normal olarak kurumlar vergisi be­yannamesi hesap döneminin kapandığı ayı takip eden 4. ay içinde verilmesi gerektiği halde, olayda beyanname işin bitimi tarihinden itibaren 15 gün içinde verilmiştir. Eğer iş ortaklığı tasfiye hükümlerine tabi değilse tasfiye sonu niteliğindeki kurumlar vergisi beyan­namesinin işin bitimi tarihini takip eden 4. ay içinde verilmesi gerekir. Çünkü 15 günlük süre sadece tasfiyenin sona ermesi veya dar mükellefiyete tabi kurumlarca verilecek beyannamelerde söz konusudur. (KVK Md. 21 ve 30) Ancak beyannamenin süresinden önce verilmesi halinde, beyanname elden getirilmişse kabul edilmez, mükellefe süresi bildirilir, posta ile gelmişse geri gönderilmez ve beyanname verme sü­resine kadar bekletilir ve süresi geldi­ğinde işlem yapılır. (Vergi Daireleri işlem Yönergesi, Sayfa 30)

Danıştay'ın bu karannın olayın kendi" özelliği içinde değerlendirilmesi ge­rektiği ve bütünüyle uygulamaya yön verecek nitelikte olmadığı düşünce­sindeyiz.



3 İşin Tamamlanması Mükellefi­yetin Sona Erdiği Anlamına Gel­mez

iş ortaklığının süresi, işin süresi ile sınırlıdır. Büyük alt yapı yatırımlarıyla ilgili iş ortaklıkları çoğunlukla büyük bir sermayeyi ve belli bir organizasyonu gerektirir. Yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin birden fazla yılı kapsaması nedeniyle, iş ortaklıkları işin yürü­tülmesi için özellikle iş makinalan, nakil vasıtaları ve büro demirbaşlarına ihtiyaç duyar. İşin tamamlanmasıyla birden bire mükellefiyetin sona ermesi söz konusu olmaz. Bu nedenle, her ne sebeple olursa olsun işin sona ermiş



olması, iş ortaklığının sona erdiğini göstermez. Mükellefiyeti sona er­dirmek için vergiyle ilgili bütün iş­lemlerin tamamen sona ermesi bek­lenmelidir.

Özetle, mevcut uygulamaya göre iş ortaklığının mükellefiyet kaydının silinebilmesi için taahhüt edilen işin sona erdirilmesinden başka, demirbaşların satılarak nakte çevrilmesi, alacaklarının tahsil edilmesi, borçlarının ödenmesi, mükellefiyetle ilgili olarak tarh ve ta­hakkuk ettirilen bütün vergi ve cezaların ödenmiş olması gerekir. Vergi daireleri mükellefiyet kaydının silinmesi talep­lerini yerine getirirken bu hususları dikkate almalıdırlar. Gerçek anlamda tasfiye edilmeden mükellefiyet kaydı silinen mükelleflerin cezalı durumla karşılaşabileceklerini hatırlatmak isteriz.

Gerek Danıştay Kararı gerekse 31 nolu Tebliğde öngörülen uygulamaya göre, örneğin, ihtilaflı bir konuda yargının nihai karan çıkıncaya veya tevkif edilen vergilerin iadesine ilişkin işlemler sonuçlanıncaya kadar mükellefiyet devam edeceğinden, katma değer vergisi beyannameleri faaliyet olmasa dahi boş olarak verilecek, kurumlar vergisi be­yannamesi ise KVK'nın 21. maddesi hükmüne göre işin bitim tarihini takip eden 4. ay içinde verilecektir. İş ortaklıklarınca verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin, tasfiye hükümlerine tabi olmaması durumunda, tahakkuk eden vergilerin KVK'nın 40. maddesi uyarınca üç taksitte ödenmesi gerekir.



4 Konuyla İlgili Görüş ve Değer­lendirmelerimiz

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30 35. maddeleri ise kurumların tasfiye iş­lemlerini düzenlemektedir. Kurumdan maksat, kurumlar vergisi mükellefi olmak demektir. Bu tür bir değerlen­dirme, iş ortaklıklarının da diğer ku­rumlar vergisi mükellefleri gibi tasfiyeye tabi olması gerektiğini göstermektedir. Örneğin, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler de TTK hükümlerine tabi değildir. Ti­caret Kanunu'na göre kurulmayan ku­rumlar vergisi mükelleflerinin tasfiyesi de Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılmalıdır. Ancak burada tasfiye, tasfiye memurunca değil adi ortaklık­larda olduğu gibi ortaklarca birlikte yürütülmelidir. Konuyla ilgili görüş­lerimiz özetle şöyledir.

1 İş ortaklıklarında işin bitim tarihi 31 nolu KVK Genel Tebliğinde belir­tildiği gibi GVK'nun 44. maddesine göre belirlenmeli, bu tarih itibariyle hesap döneminin kapandığı kabul edilmeli ve iş ortaklığına ait faaliyet kar veya zararı işin bitim tarihini izleyen ve normal beyanname verme süresi olan 4. ay içinde verilmelidir. Vergiler de normal taksit sürelerinde ödenmelidir. İş ortaklığının tasfiyesi işin bitim tarihini takip eden 4. ay içinde tamamlanmışsa tasfiyenin sona erdiği,diğer bir ifade ile kayıtların kapatıldığı tarihten itibaren beyanname 15 gün içinde verilmeli ve vergiler de taksit süreleri gelmeyenler dahil aynı sürede ödenmelidir.



2 Beyanname verme süresi olan 4 ay içinde tasfiye işlemleri tamamlanmamışsa, geçici kabul ile kesin kabul tarihi veya tasfiyenin tamamlandığı tarih arasındaki faaliyet için ayrıca tasfiye anlamında 15 günlük süre içinde be­yanname verilmeli ve vergiler aynı süre içinde ödenmelidir. Esas faaliyetle ilgili beyanname verme süresini tasfiyenin tamamen sona
erdiği tarihe kadar uzatmak demek, iş ortaklığı mükellefiyetinin sürüncemede kalmasına ve devletin vergi alacağının güvencesiz kalmasına ve gecikmesine neden olacağından, alacak ve borçların tasfiyesi, vergi dairesinden olan vergi iade alacakları ile vergi ihtilaflarının sona ermesine kadar geçecek tasfiye döneminde iş ortaklığının mükellefi­
yetinin devam etmesi ve bu sürede vergi beyannamelerinin normal sürelerinde verilmesi gerektiği görüşündeyiz. Gelir vergisi stopajı için verilmesi gereken muhtasar beyannamede tasfi­yenin tamamlanması halinde kurumlar vergisi beyannamesi ile birlikte, tasfiye sona ermemişse normal süresinde ve­rilmelidir.

3 Ayrıca, iş ortaklıkları ile ilgili stopaj iade talepleri öncelikle yerine getiril­melidir.

Olaya vergi mevzuatı yönünden bakı­lınca iş ortaklıklarının tasfiyesi için daha geniş hukuki düzenlemelere ih­tiyaç vardır, îş ortaklıklarının basit ve tasfiyesi birkaç günde tamamlanabilen ortaklıklar olarak görmek yanlıştır. Bu tür ortaklıklar büyük sermaye ve organizasyonları gerektirebilir. Başta iş makinaları olmak üzere amortismana tabi iktisadi kıymetleri kısa sürede elden çıkarmak, alacaktan tahsil etmek, borçları ödemek mümkün olmayabilir. İşletmedeki iktisadi kıymetlerin or­taklarca emsal bedeli üzerinden çekil­mek suretiyle ortaklığın tasfiye edilmesi şeklindeki görüş ve uygulamaların hiç bir yasal dayanağı yoktur. Bu uygulama, pratik olmakla birlikte kazancın elde edilmesi gerçekleşmediğinden vergi­lemenin temel prensiplerine aykırıdır.



VI İŞ ORTAKLIĞINA AİT KA­ZANCIN PAYLAŞIMI

İş ortaklığındaki hisse, kurum ortak yönünden bir iştirak hissesidir. Şahıs ortak yönünden ise elde edilen kazanç herhangi bir kurumdan elde edilen kar payından farksızdır. Elde edilen bu kar paylan GVK'nın 75/2. maddesi uyarınca menkul sermaye iradıdır, îş ortaklık­larının kurum veya şahıs ortaklığı statüsündeki ortaklarının, ortaklık ka­zancından aldıkları paylar, kar payı elde edenin statüsüne göre kurum kazancı (iştirak kazancı) veya ticari kazanç olarak nitelendirilir. Şahıs ortaklıkla­rının iş ortaklığından elde edeceği kar payı ticari kazanç olarak vergilendiri­lir.

İş ortaklıklanndan elde edilen kazancın kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içinde ortaklarına dağıtıldığı kabul edilir. Bu nedenle, iş ortaklıkları GVK'nın 94/6 (b) maddesi uyarınca beyanı gereken gelir vergisi kesintisinin GVK'nın 119. maddesindeki taksitli ödemeden faydalanamazlar.





1 Kurum Ortağın Gelir Kaydı

İş ortağının kurumlar vergisi mükellefi olan ortağı, iş ortaklığından payına düşen karı aşağıdaki gibi muhasebeleştirecektir.

------------- /--------------

100 Kasa xx

640 İştiraklerden

Temettü Gelirleri xx

------------- /--------------



Bilindiği gibi Tekdüzen Muhasebe Sisteminde bir ortaklıktaki en fazla % 50 oranında sermaye paylan veya oy haklan 242 iştirakler hesabında; sermaye payı % 50'den fazlaysa 245 Bağlı Ortaklıklar hesabında izlenir. Bağlı Ortaklıklardan Temettü Gelirleri 641 No.lu hesaba alacak yazılır. Dönem sonunda söz konusu gelir hesaplan 690 No.lu hesaba devredilir.

İş ortaklıklarından elde edilen kar paylan, (temettüler) KVK'nın 8/1. maddesi uyarınca elde eden kurum yönünden iştirak kazancı istisnasından yararlanır.



2 Gerçek Kişi Ortak Yönünden

Gelir vergisi mükellefleri yönünden elde edilen bu kar payları GVK'nın 75/2 maddesi uyannca menkul sermaye iradıdır.

Gerçek kişi ortaklar iş ortaklığından elde ettiği kar payını Gelir Vergisi Kanunu'nun 85, 86 ve 87. maddeleri çerçevesinde vergi alacağı ile birlikte gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmek durumundadırlar. Gerçek kişi ortakların aynca ticari kazanç yönünden gelir vergisi mükellefi olup olmayacaklan konusu açık değildir. Kişisel görüşümüz, gerçek kişi ortağın elde edeceği kazanç menkul sermaye iradı olduğu için aynca ticari kazanç yö­nünden mükellef olmayı gerektirmediği şeklindedir.



3 Şahıs Şirketleri Yönünden

Şahıs şirketleri de iş ortaklıklanndan elde ettikleri kar paylarını kurumlar vergisi mükellefi ortaklar gibi muhasebeleştirirler. Şahıs şirketlerinin gerçek kişi ortakları, şirketten elde ettikleri ticari kazançla birlikte şirketin iş ortaklığına katılma karşılığında elde edilen vergilendirilmiş kar paylannı vergi alacağı dahil beyan etmek zo­rundadırlar. Şahıs şirketi ortaklan ticari kazanç erbabı olduklarından ihtiyari toplama hakkından faydalanamazlar. (GVKMd. 87/3. fıkra)

Şahıs şirketi ortakları, kar payını doğrudan iş ortaklığından değil, or­taklığa katılan şahıs şirketi vasıtasıyla alacaklardır. Şahıs şirketinin iş or­taklığından elde ettiği kar payının ayn, normal ticari faaliyetinden elde ettiği gelirin ayrı esaslara göre dağıtılıp vergilendirilmesi gerekir. Diğer bir ifade ile gerçek kişi ortak şahıs şirketinin normal ticari faaliyetinden payına düşen geliri ticari kazanç olarak, iş ortaklığı gelirinden payına düşen vergilendiril­miş geliri ise menkul sermaye iradı olarak beyan edecektir.





4 Zararın Bölüşümü ve Kaydı

îş ortaklığının faaliyetinin zararla so­nuçlanması halinde meydana gelen zararın diğer ortaklarca kurumlar vergisi matrahının tespitinde zarar olarak dikkate alınıp alınmayacağı tartışma­lıdır, îş ortaklığı bağımsız bir vergi mükellefi olarak değerlendirilirse meydana gelen zarar, ortakların kendi faaliyet kazançlarından indirilemez. Ancak iş ortaklığının amacı ve kuruluş biçimi böyle bir durumun ortaya çık­masına uygun değildir. Kanaatimizce iş ortaklığının kuruluş amacı ve yapısı dikkate alınarak, meydana gelen za­rarların katılan ortaklarca faaliyet zararı olarak değerlendirilmesi için yasal düzenleme yapılmalıdır.

Örneğin, 50 milyar TL sermaye koymak suretiyle iş ortaklığına katılan kurumun payına iş ortaklığından 5 milyar TL zarar isabet etmiştir, îş sonunda tahsis edilen sermaye 5 milyar TL noksan alınmıştır. Kayıt şöyle yapılacaktır.



-------- _/------------

100 Kasa ' 45.000.000.000

659 Diğer Olağan

Gider ve Zararlar 5.000.000.000

(K. Kabul Edilmeyen Gid.)

242 İştirakler H. 50.000.000.000
----------- /-----------



VII İŞ ORTAKLIKLARI İLE İL­GİLİ DİĞER HUSUSLAR

iş ortaklıkları yatırım teşvik belgesi almak koşuluyla yatırım indiriminden yararlandırılır. Ancak, yararlanma ta­ahhüt edilen işin kazancının beyan edildiği ve işin tamamlandığı yılla sınırlıdır.

İş ortaklıkları finansman fonu ayıra­mazlar.

Yasal bir engel olmamakla birlikte, iş ortaklıklarının yeniden değerleme ya­pamayacakları şeklindeki 214 No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, 231 No.lu Tebliğ ile yürürlükten kaldırıl­mıştır. Bu nedenle iş ortaklıkları da yeniden değerleme yapabilirler



(*) E. Gelirler Başkontrolörü, YMM



(1)i brahim TÜRKİŞ, "iş Ortaklıklarının KVK'nın Tasfiye Hükümleri Karşısındaki Durumu..." Vergi Sorunları Dergisi,S. 87, s.87

(2) Danıştay 3. Dairesinin 28.4.1993 Gün ve E.1991/2963, K.1993/1525 Sayılı Karan. Bu kararın tam metni Dergimizin Danıştay Kararlan bölümünde yer almaktadır.


Ekli Dosya(lar)
.doc  İŞ ORTAKLIKLARINDA TASFİYE İŞLEMLERİ VE KAZANCIN PAYLAŞIMI.doc (Boyut: 79 KB / İndirme: 45)

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
(Bu Mesaj 22-11-2007 06:23 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : hust59®.)
22-11-2007 06:19 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
yazgan
Registered
Default Avatar
Mesajlar: 8
Tarih: Oct 2007
Üye no: 322
Nerden: istanbul
Rep Puanı: 0
Mesaj: #3
RE: adi ortaklıklarda kapanış acill
araç çıkan ortak adına kayıtlı . çıkan ortak aracını alıp gidecek ve o araç ortaklıkda kullanılmayacağından çıkna ortak adına amortismanlar düşüldükten ve kasko değerine göre fatura kesilmesi gerekmez mi

kapanış bilançosunu oluşturuken stklar ve araç ve demirbaşlar faaliyete devam edecek ortak adına çıkıldıktan sonra katif ve pasifi ters kayıt yapıp kapatmam yeterli olacaka mı
22-11-2007 06:50 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,398
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #4
RE: adi ortaklıklarda kapanış acill
Araç ortaklık adına kayıtlı değilki.
Siz ilk başta bu aracı nasıl ortaklıkta kullandınız ? fature ederek değil.Aracın sahibi ortaklardan biriydi ve aracı envantere dahil edip her türlü masrafını ( amortisman dahi ) gider kaydettiniz.
Şimdide aracın sahibi olan ortak ortaklıktan ayrılıo.
yapılacak olan : Aracı envantere alırken belirlediğiniz maliyet bedelinden ayrılan amortismanları şimdi gelir yazacaksınız.
Ortaklığa envantere alırken 254 taşıtlara borç oretağa alacak vererek kayıt yaptı iseniz Şimdi
254 e alacak 257 ye borç aradaki farkı kar vaeay zarar a atıp envanterden düşeceksiniz.
Araca fatura kesmenize gerek yok.Çünkü envantere alırken KDV siz almış olmalıydınız.


Evet Tüm aktif ve pasif kapanacak
Her türlü alacak ve borçlar ödenecek.Yada işe devam edecek ortak bir protokolla üstlenecek borçlaqrı alacakları.
kasa - banka ne varsa tüm hesaplar kapanacak.En son kalan rakam da ortaklara çıkılarak bilanço sıfır olacak.
Sonrada bir dilekçe ile ortaklık mükellefiyeti bitirilecek.
Bunun için vergi dairesi bilanço görmek ister.
Bir bilanço yapın aktif pasif kısımlarına aktif yoktur.Pasif yoktur diye yazın ve kaşe imzalayın.
örneği ektedir.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
(Bu Mesaj 22-11-2007 07:21 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : hust59®.)
22-11-2007 07:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: