Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

ALACAK VE BORÇ SENETLERİNE REESKONT AYRILMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ
Konuyu Açan Kişi: GÜLDENN
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 6907

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ALACAK VE BORÇ SENETLERİNE REESKONT AYRILMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ
Yazar Mesaj
GÜLDENN
ADMİN SAĞ KOL
Mesajlar: 3,441
Tarih: Jul 2007
Üye no: 15
Nerden: Dünyalı
Rep Puanı: 40
Mesaj: #1
ALACAK VE BORÇ SENETLERİNE REESKONT AYRILMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ
ALACAK VE BORÇ SENETLERİNE REESKONT AYRILMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ

Yazarı : Zeliha GÜNDOĞDU

Yayın Tarihi : 30.11.2007


ALACAK VE BORÇ SENETLERİNE REESKONT AYRILMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ

I. GİRİŞ

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddelerinde ticari işletmelere dahil alacak ve borçların reeskonta tabi tutulma işlemleri düzenlenmiştir. Vergi Usul Kanunu’nun 281. maddesinde alacaklar aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

“Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.
Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanır.
Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri alacaklarını ya Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile, değerleme günü kıymetine irca ederler.”
Aynı zamanda Vergi Usul Kanunu’nun 285. maddesinde borçlar düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borçlar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır.
Vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde, senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet, açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi uygulanır.
Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri borçlarını ya Cumhuriyet Merkez Bankasının resmi iskonto haddi veya muamelelerinde uyguladıkları faiz haddi ile, değerleme günü kıymetine irca ederler.
Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar.”

II. REESKONT İŞLEMİ

Kanun alacak ve borcun senede bağlı olması halinde, mükelleflere alacak ve borç senetlerini değerleme günü kıymetine irca etme imkanı vermektedir. Değerleme gününe irca etmek; senedin bugünkü değerinin hesaplanması yani reeskonta tabi tutulmasıdır. Vergi hukukunda alacak veya borç senetlerinin bugünkü değerinin hesaplanması reeskont olarak adlandırılmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği üzere; reeskont vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçların değerleme gününün kıymetine irca edilmesi işlemidir. Bu, aynı zamanda mukayyet değer ile değerleme günündeki değer arasındaki farkın dönem matrahından düşülmesi veya matrahına eklenmesi anlamına gelmektedir. Böylece senede bağlı alacak ve borçlar tasarruf değeri ile değerlenmiş olacaktır.

Vergi Usul Kanunu 264. maddesine göre; Tasarruf değeri, iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değer olup, reeskont işlemi ile senedin bugünkü değerinin bulunduğu dolayısıyla sahibi için arz ettiği gerçek değerin hesaplandığı kabul edilmektedir. Reeskont işleminin amacı; senede bağlı alacak ve borçların gelecekteki vadeleri ile bilanço günü arasındaki zaman farkının senedin değerine olan etkisinin ölçülmesi, bir başka deyişle alacak ve borcun vade tarihindeki tutarının değerleme gününe indirgemesidir.

Banka, banker ve sigorta şirketleri dışında kalan mükellefler vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutup, tutmama konusunda Vergi Usul Kanunu’na göre seçimlik bir hakka sahiptirler. Öte yandan, 1 No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine göre bu mükellefler için reeskont uygulaması zorunlu hale getirilmiştir.

III. REESKONTA TABİ TUTULABİLECEK ALACAK VE BORÇLAR

Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 10.08.2001 tarihli ve 42547 sayılı yazısı ve 334 seri nolu VUK Genel Tebliği uyarınca, reeskont katma değer vergisi dahil alacak veya borç tutarı üzerinden ayrılır. Katma değer vergisinin ödenecek veya indirilecek olmasının reeskont uygulamasında herhangi bir önemi yoktur.

Reeskont işlemine tabi tutulacak alacak ve borçların mutlaka senede bağlı olması gerekir. Banka, banker ve sigorta şirketleri senede bağlı olsun olmasın tüm alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutabilirler.

Reeskonta tabi tutulacak senetler; Türk Ticaret Kanunu’nuda düzenlenen kambiyo senetlerinden poliçe ve bonodur. Reeskonta tabi tutulacak senetlerin ticari işletmeye ait olması ve bir alacağı temsil etmesi gerekir. Senet, bir borç veya hakkın bazen ihdası, bazen ispatı ve bazen de her iki hususun temini için düzenlenen ve borçlu tarafından imzalanan yazılı belge niteliğindedir. Kıymetli evrak niteliğinde olan hisse senetleri, tahviller, emtia senetleri ve sigorta poliçeleri bu kapsama girmez. Reeskonta tabi tutulacak senetlerin gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanması ve ticari faaliyetiyle ilgili olması gerekir.

IV. REESKONTA TABİ TUTULABİLECEK ALACAK VE BORÇLARIN ÖZELLİKLERİ

a) Alacak veya Borç Senede Bağlı Olmalıdır

İktisadi işletme bünyesinde doğan alacak veya borcun reeskont suretiyle değerleme gününün kıymetine irca olunabilmesi için, alacak veya borcun mutlak surette bir senede bağlanmış olması gereklidir. Bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri dışında kalan işletmeler senede bağlı olmayan alacakları için bunlar vadeli olsalar bile reeskont hesaplayamazlar. Bu türden alacaklar için reeskont hesaplanması halinde reeskont faiz giderleri gider yazılamaz.

Bankalar, bankerler ve sigorta şirketleri tüm alacak ve borçlarını reeskonta tabi tutmak zorundadır. Reeskont oranı olarak da kendi işlemlerinde kullandıkları faiz oranını kullanabilirler.

b) Alacak veya Borç Senedinin Vade İçermesi Gerekir

Bir alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için, senedin belli bir vadeyi içermesi gerekmektedir. Çünkü reeskont, ancak gelecek dönemde tahsil edilebilecek veya ödenebilecek alacak veya borçlara uygulanabilir.

Senedin belirli bir vadeyi içermesi demek, bu senet üzerinde yazılı vadeden önce senette belirtilen alacağın tahsil edilemeyeceğini, borçlunun da bu vadeden önce senette belirtilen borcunu ödemek zorunda olmayacağını veya ödemeye zorlanamayacağını (kanunen veya sözleşme gereği muaccaliyet kesbeden durumlar hariç) ifade etmektedir.

Ticari hayatta; senetler esas olarak bir vade içerirler. Ancak senet üzerinde vade yazılmamışsa senedi elinde tutan senedin üzerinde bir tarih koyarak istediği zaman senedi tahsil edebilir. Senet üzerinde bir vade yoksa değerleme gününden önce bir vade konmak suretiyle senede bağlı alacak veya borç için reeskont ayrılabilir.

c) Alacak veya Borç Senedinin Değerleme Gününde İşletmeye Kayıtlı Olması Gerekir

Senede bağlı alacak ve borçlara reeskont ayırabilmek için, senedin değerleme günü itibariyle işletmenin aktif veya pasifine kayıtlı olması gerekir. Örneğin, bankaya tahsile veya teminata verilen alacak senetleri aktife kayıtlı oldukları için reeskonta tabi tutulabilirler.

d) Değerleme Günü İtibariyle Alacak veya Borç Senedinin Vadesinin Gelmemiş Olması Gerekir

Bir alacak veya borcun reeskonta tabi tutulabilmesi için bu alacak veya borcun senetli olması ve bir vade içermesi gerekli olmakla birlikte, aynı zamanda söz konusu senetli alacak veya borcun değerlemenin yapıldığı günde vadesinin gelmemiş olması gereklidir.

Örneğin, şüpheli hale gelmiş alacak senetleri için reeskont ayrılamaz. Alacağın şüpheli hale gelmesi vadesinin gelmesi anlamına gelip, şüpheli alacaklara karşılık ayrılmaktadır. Şüpheli alacak karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için reeskont hesaplanamaz. Hesaplama yapılsa dahi bu reeskont tutarı gider yazılamaz.

e) Alacak Senedinin Hasılat Unsuru, Borç Senedinin Gider veya Maliyet Unsuru Olması Gerekir

Bir alacak senedinin gelir yaratıcı veya hasılat unsuru, bir borç senedinin gider veya maliyet unsuru olması; senedin reeskont işlemine tabi tutulabilmesi için zorunludur.

Bir alacak senedinin reeskonta tabi tutulabilmesi için, ilk olarak bu alacağı doğuran bir teslim veya hizmetin bulunması ve bu teslim ve hizmet dolayısıyla tahakkuk eden hasılatın dönem kazancına ilave edilmesi gerekmektedir. Alacak senetlerinde reeskont, gelir etkisi birden fazla yıla yayılan ancak vergiyi doğuran olayın meydana geldiği yılda tamamen hasılat yazılan alacağın gelecek döneme ait olanlarının ayırılmasıdır.

Bir borç senedinin reeskonta tabi tutulabilmesi içinse, borcun satın alma veya hizmet dolayısıyla tahakkuk eden maliyet veya gider unsuru olarak dönem kazancını etkileyen bir borç olması gerekir. Borç senetlerinde reeskont, gider etkisi birden fazla yıla yayılan ancak tamamı giderin yapıldığı yılda kaydedilen borcun gelecek döneme ait olanlarının ayrılmasıdır.

Gerçekleşmiş satışla ilgili olmayan alacak senetlerinin dönem sonlarında reeskonta tabi tutulmaması gerekir. Örneğin; avans niteliğindeki alacak ve borç senetleri için reeskont ayrılamaz. Avanslarda bir satın alma işlemi olmadığı için hasılat veya maliyet kaydı yapılmaz ve dönemsellik ilkesi gereği reeskont ayrılamayacaktır. Bunun yanı sıra, ticari ilişkiden doğmayan ve gerçek bir borcu ifade etmeyen hatır senetleri reeskont işlemine tabi tutulamaz.

V. REESKONT UYGULAMASINDA ÖZELLİKLİ DURUMLAR

A. Alacak ve Borç Senetlerine Birlikte veya Ayrı Ayrı Reeskont Ayrılıp Ayrılamayacağı

Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddelerinde alacak ve borç senetlerine değerleme gününde reeskont ayrılmak suretiyle değerleme yapılabileceği düzenlenmiştir. Madde hükmünde belirtildiği üzere, banka, banker ve sigorta şirketleri dışındaki mükellefler, alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutabilir ancak bu zorunlu bir uygulama değildir. Bu konuda mükelleflere seçimlik hak tanınmıştır. Ancak 01.01.1986 tarihinden önce bu konuda bazı tereddütler yaşanmıştır. Alacak ve borç senetlerinin reeskonta tabi tutulmasındaki ihtiyarilik sadece alacak veya borç senetlerini reeskonta tabi tutmada ihtiyariliğe yol açmaktaydı. Vergi Usul Kanunu’nda o dönemde alacak ve borç senetlerine reeskont ayırma ile ilgili olarak seçimlik hakların ayrı ayrı ya da birlikte kullanılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildi.

14.12.1985 tarih ve 3239 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu’nun 285. maddesine yeni bir fıkra eklenmiş, 01.01.1986 tarihinden itibaren alacak senetlerini reeskonta tabi tutanların, borç senetlerini de reeskonta tabi tutmaları zorunlu hale getirilmiştir. Mükelleflerin alacak senetlerini reeskonta tabi tutma, borç senetlerini reeskonta tabi tutmama gibi bir seçimlik hakları yoktur. Bunun yanı sıra bir kısım senetlerin reeskonta tabi tutulması, kalan kısım senetlerin reeskonta tabi tutulmaması gibi bir hak da mevcut değildir. Reeskont tercihi kısmen kullanılamaz. Reeskont işlemi, hem alacak hemde borç senetlerinin tamamı için uygulanmak zorundadır.

Reeskont uygulaması yapılırken tüm alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulması gerekir. Bir kısım alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulması bir kısım alacak senetlerinin reeskonta tabi tutulmaması şeklinde kısmi reeskont uygulaması vergi idaresince kabul edilmemektedir. Ancak Danıştay 4. Dairesi’nin 28.04.1986 tarih ve E:1985/5206, K:1986/1684 sayılı Kararında kısmi reeskont uygulamasının mümkün olduğu şeklinde karar verilmiştir.

Bunun yanı sıra, mükellefler alacak ve borç senetlerini bir yıl reeskonta tabi tuttuktan sonra diğer yıllarda reeskont ayırmak zorunda değildir. Reeskont ayırmada tercihler, her faaliyet dönemi için ayrı ayrı kullanılacaktır. Alacak ve borçların reeskonta tabi tutulması geçici vergi açısından da seçimliktir. Geçici vergi döneminde reeskont yapılmış olması, takip eden dönemlerde de yapılmasını gerektirmez.

Reeskont işlemi, Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi işletmelerde SPK mevzuatından dolayı zorunludur. Vergi Usul Kanunu açısından zorunlu bir uygulama olmayıp, seçimlik bir haktır. Maliye Bakanlığı, muhasebe sistemi açısından 1 sıra numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan tüm gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini tüm alacak ve borçları için reeskont hesaplamasında zorunlu tutmuş, daha sonra 4 sıra numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile bu zorunluluğu kaldırmıştır. Bu tebliğde ayrıca reeskont işlemi yapmak isteyen mükellefler için “Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait Ticari Kardan Mali Kara Ulaşmak için Yapılan Hesaplamayı Gösteren Bildirim” yayımlanmıştır. Buna göre, mükellefler isterlerse senetsiz alacak ve borçları içinde reeskont ayırabilirler. Ancak banka, banker ve sigorta şirketleri dışında kalan işletmelerde, senetli alacak ve borçlar dışında kalan alacak ve borçlar için hesaplanan reeskont tutarları mali karın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

B. Vadeli Çeklerde Reeskont

Türk Ticaret Kanunu’nun 707. maddesinde, “Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir, keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.” hükmü getirilmiştir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, çek bir ödeme aracı olup, kredi aracı değildir ve yasal olarak hiçbir vade içermez.
Vergi Usul Kanunu’nun 281. maddesi uyarınca, vadesi gelmemiş senede bağlı alacaklar reeskonta tabi tutulabilir. Bir ödeme aracı olarak kullanılması ve görüldüğünde ödenmesi gereken çekin, karşılıklı irade beyanıyla vadeli olarak düzenlenip kabul edilmesi, çeke alacak senedi veya poliçe niteliğini kazandırmaz. Dolayısıyla, vadenin söz konusu olmadığı bu ödeme aracının reeskonta tabi tutularak hesaplanan reeskont tutarının gider yazılması mümkün değildir.

Ancak ticari kârın tespiti için reeskont işlemi yapılabilir. Bu durumda hesaplanıp gider kaydedilen reeskont tutarı vergi matrahının saptanmasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınacaktır. Yargıda bu konuda çelişkili kararlar bulunmasına rağmen Danıştay genellikle vadeli çek reeskontu yapılamaycağı görüşündedir.

C. Yabancı Para Cinsinden Olan Alacak ve Borç Senetlerinde Reeskont

Vergi Usul Kanunu’nun 280. maddesine göre; “Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye esas alınacak kur Maliye Bakanlığı’nca tespit olunur.”

Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır

Yukarıda yer alan hükme göre, yabancı para cinsinden düzenlenmiş alacak veya borç senetlerinin değerlemesinde, Maliye Bakanlığı tarafından saptanan kurların esas alınmasına devam edilecek olup, aynı zamanda söz konusu senetlerin değerleme gününün kıymetine irca olunabilmesi, yani reeskont ayrılabilmesi için ayrıca şu şartların topluca yerine getirilmesi gerekmektedir:

- Alacak veya borcun senede bağlı olması,
- Senedin vadeli olması,
- Değerleme gününde senedin vade tarihinin gelmemiş olması,
- Alacak senedinin teminat veya hatır senedi olmaması,
- Alacak veya borç senedinin aktife kayıtlı olması.

Bu şartların topluca yerine getirilmesi halinde, yabancı para cinsinden düzenlenmiş alacak veya borç senetlerinin değerlemesinde, söz konusu senetlerin değerleme gününün kıymetine irca olunabilmesi, yani reeskont ayrılabilmesi mümkün olabilecektir.

Senette faiz oranının açıklanmış bulunması halinde bu oran, senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda ise değerleme gününde geçerli olan LİBOR esas alınacak olup, yapılacak hesaplamada iç iskonto yönteminin uygulanması gerekir.

Buna göre, senedin üzerinde yazılı değerin (nominal değer), borç (veya alacak) miktarının yanı sıra; borç(veya alacak) miktarı üzerinden senette yer alan faiz oranı, faiz oranı yazılı olmadığı takdirde Londra Bankalar Arası Faiz Oranı esas alınarak vadeye kadar olan gün farkına göre hesaplanmış iskonto miktarını da içerdiği kabul edilecektir.

Senedin içerdiği iskonto tutarı, aşağıda yer verilen formüle göre hesaplanacak olup; formülasyonda, (F) iskonto tutarını, (A) senedin nominal değerini, (m) senette yer alan faiz oranını, faiz oranı yazılı olmadığı takdirde Londra Bankalar Arası Faiz Oranını, (t) ise senedin tahsiline kalan gün sayısını yani vadeyi göstermektedir.

F=A-[Ax360/(360+mxt)]

Geçici vergi uygulamasında da durum aynıdır. Yani geçici vergi döneminin kapanış tarihinde Resmi Gazete’de Merkez Bankası’nca yayınlanan döviz alış kurları esas alınacak, ve vadesi gelmemiş senede bağlı borç ve alacaklar reeskonta tabi tutulabilecektir. Ayrıca seçilen uygulama yıl içinde değiştirilebilecektir. Bir geçici vergi döneminde bunlar günün kıymetine irca edilirken diğer dönemlerde buna uyulmayabilecektir.

VI. REESKONT TUTARININ HESAPLANMASI VE DÖNEM SONU MUHASEBE İŞLEMLERİ

İşletmelerin dönem sonlarında bilançolarında yer alan senede bağlı alacak ve borçlarının değerleme gününde kıymetlerine irca edilmesi sırasında iç ve dış iskonto yöntemlerinden hangisinin uygulanacağı ve bu hesaplamanın hangi faiz oranı esas alınmak suretiyle yapılacağı hususlarında gerekli açıklamalar Vergi Usul Kanunu 238 Seri nolu Tebliğinde yapılmıştır.

Senede bağlı alacakların ve borçların değerleme günündeki kıymetlerine irca edilmesi sırasında senet üzerinde faiz nispetinin belli edilmediği hallerde T.C. Merkez Bankasının resmi iskonto hadlerinin uygulanması yasal bir zorunluluk olup, alacak senetleri ile borç senetlerinin reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto yönteminin de T.C. Merkez Bankası tatbikatına paralellik arzetmesi gerekeceği açıktır.

T.C. Merkez Bankasının reeskont işlemleri ile ilgili uygulamasında ise vadesine en çok 92 gün kalmış olan senetler reeskonta kabul edilmekte; senedin vadesinin belirlenmesinde faizin başlangıç tarihi olarak senedin reeskonta kabul edildiği tarihten bir önceki gün esas alınmaktadır. Vadesi 92 günden daha fazla olan senetler ise reeskonta kabul edilmemektedir. İskonto tutarı ise dış iskonto yöntemine göre, yani senedin itibari değeri üzerinden hesaplanmaktadır. Dış iskonto yöntemi ile hesaplanan reeskont uygulamasına bakacak olursak

ÖRNEK 1 - T.C. Merkez Bankasınca reeskonta kabul edilen vadesine 90 gün kalmış olan 10.000 YTL değerindeki bir senede ilişkin iskonto tutarı şu şekilde hesaplanmaktadır.

F= (Axnxt) / 360 (Dış İskonto Yöntemi)
(F=İskonto tutarı, A=Senedin Değeri, n=Faiz oranı, t=Vade)
F= (10.000 x 0.55 x 90) / 360
F= 1.375,00- YTL.

Merkez Bankasının yalnızca kısa vadeli senetlere konu olan reeskont işlemlerinde dış iskonto metoduna göre hesaplama yapılması sorun yaratmamakla birlikte, bu metodun uzun vadeli senetler için hesaplanan iskonto tutarının senet değerinden daha fazla olması, dolayısı ile senedin halihazır değerinin negatif olması gibi mantıkla bağdaşmayan bir sonuçla karşılaşılabilmektedir.

ÖRNEK 2 - 720 gün vadeli 10.000 YTL nominal değerli bir senede ilişkin iskonto tutarı şöyledir.

İskonto tutarı F = (Axnxt) / 360
F = (10.000 x 0.55 x 720) / 360
F = 11.000,00- YTL.
Halihazır senet değeri = Nominal değer - iskonto tutarı
= 10.000 - 11.000
= -1.000 YTL.

Bu itibarla, T.C. Merkez Bankasınca uygulanan dış iskonto yönteminin çok uzun vadeler taşıyabilecek senetlerin değerleme günündeki kıymetlerinin hesaplanmasında kullanılması teknik olarak mümkün bulunmamaktadır.

Bu durumda senede bağlı alacaklara ilişkin değerleme işlemlerinin, iç iskonto metoduna göre yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Diğer taraftan, T.C. Merkez Bankasınca dış iskonto metoduna göre yapılacak hesaplamalar için tespit edilen reeskont oranlarının, iç iskonto metodunda faiz oranı olarak esas alınmasının efektif faiz oranını Merkez Bankasında uygulanan oranın altına düşüreceği, dolayısıyla Vergi Usul Kanununun yukarıda sözü edilen maddelerinin amaçlamadığı bir sonuç doğuracağı da açıktır.

T.C. Merkez Bankasınca reeskont işlemleri için belirlenen faiz oranı, dış iskonto hesaplama yöntemi esas alınarak avans oranlarına tekabül edecek şekilde belirlenmektedir.

Başka bir deyişle, T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen reeskont oranı; dış iskonto yöntemine göre, yani senedin faizini de içeren nominal değer üzerinden, kısa vadeli avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı ise iç iskonto yöntemine göre, yani senedin peşin değeri üzerinden yapılacak hesaplamalarda esas alınması gereken faiz oranlarını temsil etmektedir.

Özetle, Vergi Usul Kanunu 238 Seri nolu Tebliğinde Maliye Bakanlığı, dış iskonto yönteminin uzun vadeli senetlerde sorun yarattığını, bu nedenle reeskont tutarının iç iskonto metodu ile hesaplanması gerektiğini örneklerle açıklamıştır. İç iskonto, bir senedin halihazır değeri üzerinden hesaplanan iskontoya denilmektedir. Gerek alacak, gerekse borç senetlerinin reeskont tutarının hesaplaması iç iskonto yöntemi ile yapılmalıdır.

İç iskonto yöntemi, senet üzerindeki vadeye kadar olan gün farkı ve faiz (iskonto) haddi dikkate alınarak senedin halihazır değeri üzerinden iskonto tutarı hesaplanması esasına dayanır ve aşağıdaki formül ile hesaplanır.

A x 360
F = A- [ -------------- ]
(m x t) + 360
F: Hesaplanan iskonto tutarı
A: Senedin nominal değeri
t: Senedin vadesine kalan gün sayısı
m: Faiz (iskonto) oranı

Türk parası cinsinden alacak ve borç senetlerinin reeskont işlemine tabi tutulmasında, senette faiz oranı belirtilmemişse, T.C. Merkez Bankası tarafından “İskonto ve Avans Faiz Oranları Hakkındaki Tebliğ” ile kısa vadeli avans işlemlerinde uygulanmak üzere 20.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere %29 olarak belirlenen faiz oranı dikkate alınmak suretiyle yukarıda belirtilen formüle göre hesaplama yapılacaktır. Yabancı para cinsinden alacak ve borç senetlerinin değerlemesinde varsa senette yazılı faiz oranı, yoksa değerleme gününde geçerli olan LİBOR dikkate alınarak reeskont işlemi yapılacaktır.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, reeskont ayırma hakkına sahiptir. Reeskont işlemi, hesap dönemi sonunda yapılmaktadır. Dönem sonunda alacak senetleri reeskontu alacaklı, borç senetleri reeskontu borçlu kayıt yapılmak suretiyle muhasebeleştirilmektedir. Takip eden hesap döneminin başında ise bu kayıtlar ters kayıtla kapatılmaktadır. Böylece reeskont hesapları bir gün açık kalarak dönem sonu bilançosunun net değerle düzenlenmesi sağlanmış olacaktır. Alacak senetleri reeskontu alacak senetlerinin altında aktif düzenleyici hesap olarak (-), borç senetleri reeskontu ise borç senetlerinin altında pasifi düzenleyici hesap olarak bilançoda yer alır.

İç iskonto yöntemi ile hesaplanacak reeskont uygulamasına örnek verecek olursak;

Örnek 1: Bir işletmede 31.12.2007 tarihinde; nominal değeri 1.000- YTL değerleme gününden vadesine kalan gün sayısı 60 olan bir alacak senedi ile nominal değeri 1.500- YTL. değerleme gününden vadesine kalan gün sayısı 30 olan bir borç senedi bulunmaktadır. (Senetlerin üzerinde yazılı faiz oranı %20)
İşletme alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutmaya karar vermiş olup, reeskont tutarları ve buna ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki gibidir.

- Alacak senedi için;

1.000- x 360 360.000
F = 1.000- [-------------------------- ] = ........................ = 967.74
(0.20 x 60) + 360 372

F= 1.000 - 967.74
F= 32,26- YTL.
__________________________ 31.12.2007 __________________________
657- REESKONT FAİZ GİDERLERİ 32,26
122- ALACAK SENETLERİ REESKONTU 32,26
__________________________ 01.01.2008 __________________________
122- ALACAK SENETLERİ REESKONTU 32,26
647- REESKONT FAİZ GELİRLERİ 32,26
______________________________ / _____________________________

31.12.2007 tarihinde gider olarak kayıt edilen 104.48- YTL tutarındaki reeskont giderinin 01.01.2008 tarihinde gelir olarak kayıt edilmesi gerekmektedir.
- Borç senedi için;
1.500.- x 360 540.000
F= 1.500 - [--------------------------- ] = ..................... = 1.475 (yaklaşık olarak)
(0.20 x 30) + 360 366

F= 1.500 - 1.475
F = 25

_____________________________ 31.12.2007 _______________
322- BORÇ SENETLERİ REESKONTU 25
647- REESKONT FAİZ GELİRLERİ 25
______________________________ 01.01.2008 __________________
657- REESKONT FAİZ GİDERLERİ 25
322- BORÇ SENETLERİ REESKONTU 25
__________________________ / ____________________________
31.12.2007 tarihinde gelir olarak kayıt edilen 25- YTL. tutarındaki reeskont gelirinin, 01.01.2008 tarihinde gider olarak kayıt edilmesi gerekmektedir.

Örnek 2: Bir işletmede 31.12.2007 tarihinde 90 gün vadeli 10.000 USD değerindeki borç senedinin üzerindeki faiz oranı %10 olarak belirtilmiştir. Bu senede ilişkin reeskont tutarı şöyle hesaplanacaktır.(31.12.2007 tarihinde kur 1USD=1,20- YTL. dir.)

10.000.- x 360
F= 10.000 - [-------------------- ]
(0.10 x 90) + 360

F= 10.000,- 9.756.-
F = 244 USD.-
244 x 1,20- =292,80 - YTL

Bu senet için ayrılabilecek reeskont tutarı 292,80- YTL olmaktadır.

Örnek 3: Bir işletmenin pasifinde kayıtlı 31.12.2007 tarihinde 120 gün vadeli 10.000 USD değerindeki bir borç senedinin üzerinde faiz oranı belirtilmemiştir. 31.12.2007 tarihinde 1 USD = 1,20 –YTL ve aynı tarihte LIBOR oranı %5 dir. Bu senedin reeskont tutarı şöyle hesaplanacaktır.

( Reeskont tutarı ) F = 10.000 - (10.000x360)
(0,05x120)+ 360

F = 10.000-9.836=164 USD
164 USD = 164 x 1,20 = 196,80 YTL
F = 196,80 –YTL

VII. SONUÇ

Alacak ve borç senetlerinde reeskont uygulaması VUK’nun 281 ve 285’inci maddelerinde yer almaktadır. Reeskont yapılmasının sebebi alacak ve borç senetlerini değerleme günündeki değerlerine indirgemektir. İndirgemenin nedeni dönemsellik ilkesidir. Vergi kanunlarımız gelir ve kazançları dönemler itibariyle kavramaktadır. Örnek olarak bir alacak senedini ele alalım. Mükellef alacak senedindeki tutarı hasılat unsuru olması dolayısıyla tahakkuk ilkesinin bir gereği olarak gelir yazacaktır. Ancak vade gelecek döneme sarktığından senette yazılı tutarın tamamının o dönemin bir geliri olmadığı varsayılacaktır. Zira senedin bir kısmı vadeden kaynaklanan faiz gelirinden oluşmaktadır. Faiz gelirinin bir kısmı gelecek döneme aittir.

İşte reeskont bu noktada karşımıza çıkmaktadır. Tahakkuk eden gelirin bir kısmı gelecek dönemlere sirayet ettiğinden gelecek döneme ait olan gelir tutarı gelir hesapları arasından çıkarılmaktadır. Aynı mantık borç senetleri reeskontu için de geçerlidir. Biz bu yazımızda reeskontun ne olduğunu, nasıl uygulanacağını, nasıl hesaplanıp, nasıl muhasebeleştirileceğini örnekler vererek açıklamaya çalıştık.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1- Beyanname Düzenleme Kılavuzu, HUD Yayınları: İstanbul, 2006
2- Denetim Cilt 1, HUD Yayınları: İstanbul, 2004
3- ÖZYER Mehmet Ali, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, HUD Yayınları: İstanbul, 2003
4- ÖZBALCI Yılmaz, Vergi Usul Kanunu Yorum ve Açıklamaları, HUD Yayınları: Ankara, 2006


Zeliha GÜNDOĞDU
Vergi Denetmeni

[Resim: iloveaccountinght4.gif]
05-12-2007 04:35 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: