Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI HUKUKİ Mİ?
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 611

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI HUKUKİ Mİ?
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,418
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI HUKUKİ Mİ?
AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI HUKUKİ Mİ?

BAŞLIKLI MAKALENİN YASAL TÜM HAKLARI

Yazar:Ercan KANAR (*) ' A AİT OLUP

Yaklaşım / Ekim 2011 / Sayı: 226' DA YAYINLANMIŞTIR

I- GİRİŞ
1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu’nun(1) 413 ve 414. madde hükümlerine göre mahkemelerde dava açanlar, açtıkları davalar ile ilgili mahkeme masraflarını peşin olarak ödemek zorundadırlar. Yine aynı Kanun’un 416. maddesinde mahkeme masraflarını ödeyen tarafın yani davacının dava sonucunda haklılığının belirlenmesi durumunda söz konusu mahkeme masraflarının karşı taraf olan davalıya yüklenileceği belirtilmiş aynı Kanun’un 423. maddesinde ise haksız çıkan aleyhine, haklı taraf lehine hükmedilecek mahkeme masraflarının nelerden ibaret olduğu teker teker sayılmış, söz konusu mahkeme masraflarının içinde vekalet ücretinin de olduğu belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun(2) 164. maddesinin ikinci fıkrasında ise dava sonrasında kararla tarifeye bağlanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu belirtilmiştir.
Bu bağlamda vergi idaresi öteden beri haklı çıkan tarafın avukatına ait olan vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Makalemizde bu hususun hukukiliğini açıklamaya çalışacağız.
II- AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNDE BELGE DÜZENİ
Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 356 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin(3) (B) bölümünde avukatların almış oldukları karşı vekâlet ücretlerinde olması gereken belge düzeni ile ilgili şu açıklamaları yapmıştır.
“Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, icra dairelerince borçludan alınarak, müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin belgelendirilmesi hususunda tereddüte düşüldüğü anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak bundan böyle söz konusu avukatlık ücretlerinin belgelendirilmesinde aşağıdaki hususlara uyulması zorunluluğu getirilmiştir.
İcra dairelerince borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretinin avukata ödendiği anda, avukat tarafından borçlu adına en az 2 nüsha serbest meslek makbuzu düzenlenecek ve makbuzun avukatta kalan nüshasına da icra dairesince ödemenin yapılmış olduğuna dair bir şerh düşülerek ödemeyi yapan memur tarafından (sicil numarası da yazılarak) imzalanacaktır.
Yukarıda belirtilen şekilde yetkili memura imzalattırılmadığı tespit edilen her bir serbest meslek makbuzu için ayrı ayrı Vergi Usul Kanunu’nun 352-II/7. maddesine göre söz konusu avukat adına usulsüzlük cezası kesilecektir.”
Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 375 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin(4) de konu ile ilgili yeni açıklamalar yapmıştır. Söz konusu Tebliğ’de şu açıklamalar yapılmıştır.
“2. İcra Dairelerince Alacaklı Taraf Avukatına Ödenmesine Karar Verilen Vekalet Ücretlerinin Belgelendirilmesi” başlıklı bölümünde getirilen düzenlemeye göre, icra dairelerince borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretlerinin avukata ödendiği anda, avukat tarafından borçlu adına en az iki nüsha serbest meslek makbuzu düzenlenecek olup, bir nüshası ödemeyi yapan memura verilecek; makbuzun avukatta kalan nüshasına ise icra dairesince ödemenin yapılmış olduğuna dair bir şerh düşülmesi ve ödemeyi yapan memur tarafından imzalanması şartı aranmayacaktır.”
Anlaşılacağı üzere 356 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 375 Seri No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği arasında tek fark icra memurunun imzasının aranmaması ve şerh düşülmemesidir. Onun dışında serbest meslek makbuzunun “borçlu” adına düzenlenmesine devam edilecektir.
III- AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI YÖNÜNDEKİ VERGİ İDARESİNİN GÖRÜŞÜ
Vergi İdaresi tarafından verilen bir çok muktezada mahkemede haklı çıkan tarafın avukatına ait olan vekalet ücretlerinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun(5) konusuna girdiği bu nedenle de vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
Vergi idaresi vermiş olduğu muktezalarda mahkeme kararı gereğince avukata ödenen vekalet ücretinin serbest meslek faaliyeti kapsamına girdiği bu nedenle de katma değer vergisine tabi olması gerektiği belirtilmiştir. Vergi İdaresinin konu ile ilgili vermiş olduğu bazı muktezalar şöyledir.
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bir Mukteza’da “Ayrıca, mahkeme kararı gereğince veya icra kanalı ile avukata ödenen vekalet ücreti serbest meslek faaliyeti kapsamında katma değer vergisine tabi olup, avukat tarafından düzenlenecek serbest meslek makbuzunda ayrıca katma değer vergisi hesaplanacaktır. Ancak, mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekalet ücretine katma değer vergisi dahil kabul edilecek ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle tespit edilen katma değer vergisi avukat tarafından düzenlenecek serbest meslek makbuzunda gösterilecektir.”(6) şeklinde açıklama yapılmıştır.
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 2009/110 sayılı Uygulama Tamimi’nde “…Mahkeme kararı gereğince veya icra kanalı ile avukata ödenen vekalet ücreti serbest meslek faaliyeti kapsamında katma değer vergisine tabi olup, avukat tarafından düzenlenecek serbest meslek makbuzunda ayrıca katma değer vergisi hesaplanacaktır. Ancak, mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde vekalet ücretine katma değer vergisi dahil kabul edilecek ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle tespit edilen katma değer vergisi avukat tarafından düzenlenecek serbest meslek makbuzunda gösterilecektir.
Öte yandan, mahkemelerce hükmolunan vekalet ücreti ödemelerinin davayı kazanan gelir ya da kurumlar vergisi mükellefi olan işverenlere yapılması ve yapılan bu ödemenin Gelir Vergisi Kanunu uyarınca ticari ya da serbest meslek faaliyeti kapsamında olması halinde ödeme katma değer vergisine tabi olacak, mahkeme kararında “KDV hariç” ya da “KDV dahil” ibaresinin yer alıp almadığı dikkate alınarak yukarıdaki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.”(7) şeklinde açıklama yapılmıştır.
IV- AVUKATLIK VEKÂLET ÜCRETLERİNİN KDV’YE TABİ OLMASI YÖNÜNDEKİ KİŞİSEL GÖRÜŞÜMÜZ
Avukatlık Kanunu’nun vekalet ücretlerini belirleyen 164. maddesinin ikinci fıkrasında “dava sonucunda verilen karara dayanılarak tarifeye göre karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez ve haczedilemez.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin kime ait olacağı konusundaki takdir yetkisini avukatlar lehine kullanmıştır.
Bu durumun Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile açılan dava Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiştir(8).
Müvekkil ile avukat arasında bir sözleşme kapsamında kararlaştırılan ve müvekkil tarafından karşılanan avukatlık ücretinin, mahkemelerce haksız çıkan taraf aleyhine hükmolunan avukatlık ücreti ile karıştırılmaması gerekir(9).
Taraflar arasında kararlaştırılan avukatlık ücreti, yargılama gideri olarak davayı kaybeden tarafa yüklenilen vekalet ücretine esas olamayacaktır. Mahkemelerce haklı çıkan taraf lehine hükmolunan vekalet ücreti, Avukatlık Ücret Tarifesine göre belirlenmektedir. Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği’nce hazırlanarak Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ile belirlenen usulle yürürlüğe konulan, hüküm tarihindeki Avukatlık Ücret Tarifesi’nde yazılı ücretten az olamayacak ve bu ücretin üç katını aşamayacaktır. Dava sonunda, kararla haksız çıkan tarafa yüklenecek vekalet ücreti, diğer tarafın avukatına aittir(10).
Diğer taraftan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun vekalet ücretlerini belirleyen 164. maddesi emredici bir düzenleme olup, avukatın karşı taraftan alacağı vekalet ücretinin bir kısmının veya tamamını kendi müvekkiline bırakacağı şeklinde yapılacak sözleşmelerde kanuna aykırı olacaktır(11).
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu bir vekalet ücretleri ile ilgili bir Kararı’nda şu şekilde açıklama yapmıştır.
“Vekâlet ücreti, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 423/6. maddesinin açıkça belirttiği veçhile muhakeme masraflarından maduttur. Mahkeme masrafları ve bu meyanda hasma tahmili gereken vekâlet ücreti, müstakil bir varlığı olmayacak derecede ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı fer’i haklardandır, feri hakların akıbeti asıl hakkın akıbetine tabidir (...). Mahkeme masrafları ve bu meyanda hasma tahmili gereken vekâlet ücretinin hüküm altına alınabilmesi için ayrıca bir talebe lüzum ve ihtiyaç yoktur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun hükümleri mahkeme masraflarının ve bu meyanda hasma yükletilecek vekâlet ücretinin ait olduğu hakka pek sıkı surette bağlı ve müstakil bir varlığı olmayan fer’i bir hak mahiyetinde olduğunu bariz bir şekilde irade etmektedir.”(12)
Söz konusu Karar’dan anlaşılacağı üzere mahkemece hükmolunan vekâlet ücreti, özellikle ödeme yapan açısından, davadan haksız çıkma nedeniyle üstlenilen yargılama gideri niteliğindedir. Bu giderlerin dökümü ve toplamı, hükmü tesis eden mahkeme tarafından belirlenmektedir. Hükmün kesinleşmesini müteakip ödemenin, asıl borçla birlikte veya ayrı olarak yapılmasının yahut mahkeme kararı uyarınca haricen veya cebri takip sonucu icra idaresi yoluyla yapılmasının, ödemenin niteliği açısından bir önemi bulunmamaktadır(13).
Davada haksız çıkan tarafça ödenen ve davalı taraf avukatının tahsil ettiği vekalet ücretlerinin katma değer vergisi karşısındaki durumuna gelince; Bilindiği üzere Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu belirtilmiştir.
Serbest Meslek Mensubu olarak “avukatlık hizmeti” anlamındaki faaliyetinin ne olduğu Avukatlık Kanunu’nun 1 ve 2. maddelerinde açık ve anlaşılır bir anlatımla: “…. hukukî münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukukî mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmî ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak amacıyla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis” olarak tanımlanmıştır.
Diğer taraftan Avukatlık Kanunu, “serbest meslek ücreti” olan Avukatlık Ücretini “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde “avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Ayrıca Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu vermiş olduğu bir Kararı’nda “Avukatlık ücreti, avukatın vekalet hizmetine karşılık, onu vekil tayin eden kimse tarafından ödenmesi taahhüt edilen bir meblağı ifade eder.”(14) şeklinde tanımlanmıştır. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesindeki tanımlama ışığında bakıldığında, “avukatlık ücreti” nin ayırt edici unsurlarının avukatın vekalet hizmetine karşılık olması ile onu vekil tayin eden kimse tarafından ödenen bir miktar olmasıdır.
Anlaşılacağı üzere “avukatlık hizmeti” anlamındaki faaliyetinin verilen bir hukukî yardımının karşılığını teşkil etmesiyle ilgili olduğu açıktır.
Bu nedenle Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesine, 4467 sayılı Kanun’un 77. maddesi ile yapılan “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir” biçimindeki değişiklik üzerine avukatın elde ettiği bu kazanç, yukarıdaki tanımlamaya uygun nitelikte bir kazanç, diğer bir anlatım ile “avukatlık ücreti” değildir.
Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerinden de anlaşılacağı üzere avukatlık hizmetin katma değer vergisine tabi olabilmesi için Avukatlık Kanunu’nda belirtildiği şekilde bir hizmet verilmiş olması gereklidir. Hâlbuki mahkeme kararı uyarınca karşı taraf avukatına ödenen vekalet ücreti, ödeyen tarafın karşı taraf avukatından aldığı bir hizmetin karşılığı değildir. Bir diğer ifadeyle yapılan ödeme verilen hizmetin karşılığı olmayıp yasal olarak bir zorunluluk gereği yapılmaktadır. Bu nedenle Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında yer aldığı şekilde bir hizmet ifası bulunmamaktadır.
Ayrıca vekalet ücretleri esasında avukatlık ücreti değil yargılama gideri niteliğinde olan bir giderdir. Vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olması nedeniyle verilen bir hizmetin karşılığı olarak kabul edilip katma değer vergisine tabi tutulması hukuki değildir.
Bu nedenlerle avukatlık vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olmaması gerektiğini ve Vergi İdaresinin konu hakkındaki görüşünü değiştirmesi gerektiğini düşünüyoruz.
V- SONUÇ
Hukuk Usulü Mahkemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerinde mahkemelerde dava açanların açtıkları davalar ile ilgili mahkeme masraflarını peşin olarak ödemek zorunda oldukları, mahkeme masraflarını ödeyen tarafın yani davacının dava sonucunda haklılığının belirlenmesi durumunda söz konusu mahkeme masraflarının karşı taraf olan davalıya yüklenileceği, belirtilmiştir. Ayrıca aynı Kanunda haksız çıkan aleyhine, haklı taraf lehine hükmedilecek mahkeme masraflarının içinde vekalet ücretinin de olduğu belirtilmiştir.
Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin ikinci fıkrasında ise dava sonrasında kararla tarifeye bağlanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu belirtilmiştir.
Vergi İdaresi tarafından verilen bir çok muktezada mahkemede haklı çıkan tarafın avukatına ait olan vekalet ücretlerinin Katma Değer Vergisi Kanunu’nun konusuna girdiği bu nedenle de vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Vergi İdaresi vermiş olduğu bu muktezalarda mahkeme kararı gereğince avukata ödenen vekalet ücretinin serbest meslek faaliyeti kapsamına girdiği bu nedenle de katma değer vergisine tabi olması gerektiği belirtilmiştir.
Makalemizde de detaylı olarak açıkladığımız üzere Katma Değer Vergisi Kanunu hükümlerinden de anlaşılacağı üzere avukatlık hizmetin katma değer vergisine tabi olabilmesi için Avukatlık Kanunu’nun da belirtildiği şekilde bir hizmet verilmiş olması gereklidir. Hâlbuki mahkeme kararı uyarınca karşı taraf avukatına ödenen vekalet ücreti, ödeyen tarafın karşı taraf avukatından aldığı bir hizmetin karşılığı değildir. Bir diğer ifadeyle yapılan ödeme verilen hizmetin karşılığı olmayıp, yasal olarak bir zorunluluk gereği yapılmaktadır. Bu nedenle Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında yer aldığı şekilde bir hizmet ifası bulunmamaktadır.
Ayrıca vekalet ücretleri esasında avukatlık ücreti değil yargılama gideri niteliğinde olan bir giderdir. Vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olması nedeniyle verilen bir hizmetin karşılığı olarak kabul edilip katma değer vergisine tabi tutulması hukuki değildir. Bu nedenlerle avukatlık vekalet ücretlerinin KDV’ye tabi olmaması gerektiğini ve vergi idaresinin konu hakkındaki görüşünü değiştirmesi gerektiğini düşünüyoruz.

(*) Avukat
(1) 04.07.1927 tarih ve 624 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2) 07.04.1969 tarih ve 13168 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(3) 23.02.2006 tarih ve 26089 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(4) 11.10.2007 tarih ve 26640 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(5) 02.11.1984 tarih ve 18563 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(6) Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 27.01.2010 tarih ve B.07.1.GİB.04.99.16.01/2-MUK-675 (3014) sayılı Muktezası.
(7) İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 2009/110 sayılı Uygulama Tamimi.
(8) Anayasa Mahkemesi’nin, 03.03.2004 tarih ve E. 2004/8, K. 2004/28 sayılı Kararı.
(9) A. Bumin DOĞRUSÖZ, “Davada Haksız Çıkan Taraftan Sağlanan Avukatlık Gelirlerinin Vergi Mevzuatı Karşısındaki Durumu”, Yaklaşım, Sayı: 126, Haziran 2003
(10) Şükrü KIZILOT, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Uygulaması, Yaklaşım Yayınları, Ankara 2010, s. 178
(11) Uğur UĞURLU, “Mahkeme Kararına Göre Alacaklı Taraf Avukatına Ödenmesine Karar Verilen Vekâlet Ücretinin Gelir Vergisi Stopaj ve KDV Karşısındaki Durumu”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, 01.10.2010, Sayı: 82
(12) Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun, 29.05.1957 tarih ve E. 1957/4 K. 1957/16 sayılı Kararı.
(13) Özgür BİYAN, “Karşı Tarafın Avukatına Ödenen Bedellerin Gelir Vergisi ve KDV Karşısındaki Durumu”, Mali Pusula, Sayı: 18, Haziran 2006.
(14) Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun, 28.02.1975 tarih ve E. 1971/13, K. 1975/8 sayılı Kararı.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
01-10-2011 01:06 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: