Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

Çalışma Hayatında Yeni Bir Kavram: Altın Yakalıla
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 2701

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çalışma Hayatında Yeni Bir Kavram: Altın Yakalıla
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,577
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
Çalışma Hayatında Yeni Bir Kavram: Altın Yakalıla
Çalışma Hayatında Yeni Bir Kavram: Altın Yakalılar
BAŞLIKLI MAKALENİN YASAL TÜM HAKLARI
Yazar: Nadire ÇORUHLU KAMALIOĞLU (*)' NA AİT OLUP
E-Yaklaşım / Temmuz 2014 / Sayı: 259' DA YAYINLANMIŞTIR


I- GİRİŞ

Her dönem çalışma hayatında kendine özgü farklılıkları da beraberinde getirmektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak sanayi toplumunun son dönemlerinde mavi yakalılar ile birlikte vasıflı olan beyaz yakalılara da talep artmıştır. Günümüzde ise, bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı imkanlarla birlikte bilginin üretimde en önemli unsur olduğu bilgi toplumu ortaya çıkmıştır. Yüksek vasıf gerektiren mesleklerin yaygınlaşması, bilgiye ulaşma ve elde edilen bilginin işlenmesi ihtiyacını ve yüksek vasıflı çalışanlara olan talebi de beraberinde getirmiştir. Günümüz çağının teknolojik gelişmeleri sonucunda, çalışma hayatına “altın yakalılar” kavramı girmiştir.

Bu çalışmada çalışma hayatına yeni giren ve üzerinde çok fazla çalışılmamış olan “altın yakalı” (gold collar workers) kavramı irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışmada, bilgi toplumuna geçiş süreci açıklanarak tarihsel bir zemin oluşturulmuş, altın yakalıların ortaya çıkışı, temel vasıfları ve önemi ortaya konmuştur.

Sürekli gelişen teknoloji ve değişen çalışma şekilleri çalışanlar arasında bir takım sınıflandırmalar yapılmasına sebep olmuştur. Endüstri toplumunda mavi yakalılar yani “makine işçisi” varken, 1970 ve 1980’lerde beyaz yakalılar, yani “masa başı işçileri” tanımı ortaya çıkmıştır. Mavi yaka, beyaz yaka, pembe yaka derken günümüzde artık bilişim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak bilgi çağının yeni işçileri olan “altın yakalı” tanımı literatüre geçmiştir. Peki altın yakalılar kimdir? Bu çalışmada ortaya çıkan bu yeni sınıfın genel özelliklerini ortaya koyarak, bilgi toplumuna geçiş süreci içerisinde var olan değerlerdeki değişim açıklanmıştır.

II- BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞ

Sosyo-ekonomik gelişme sürecinde insanlar ilkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan endüstri toplumuna, endüstri toplumundan ise çağımızın bilgi toplumuna geçiş şeklinde değişik aşamalar geçirmiştir.

Bilindiği üzere, tarım toplumunda toprak en önemli üretim aracı olarak görülmekteydi. Ekonomik faaliyetler genel olarak kendi kendine yeterli, piyasa değeri olmayan temel yiyecek maddelerinin üretimine dayalı bir yapı sergilemekteydi. Ekonomi köy ekonomisi düzeyinde olup, emekte basit iş bölümü görülmekteydi (Şen, 2003,1). Bu toplumda, toprağın en önemli üretim aracı olması, toprak sahibi olan soylular ile toprak sahiplerine bağımlı olarak çalışan üretici sınıfın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Sanayi devrimi, buhar makinesinin bulunup enerji kaynağı olarak kullanılması ile teknolojik ve ekonomik zeminin değişmesine neden olmuştur. Ekonomik faaliyetlerin hızla artması yeni bir toplum yapısının ve ekonomi sisteminin kurulmasına farklı bir toplumsal hiyerarşinin oluşmasına ve yeni sınıfların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Burada artık geleneksel tarım toplumunun köylüleri yerine endüstri işçileri, toprak sahiplerinin yerine ise sermaye sahipleri ön plana çıkmıştır (Bayraktar, 2007,6). Kol gücünü kullanan ve seri üretim yapan bu yeni işçi sınıfı mavi yakalılar olarak adlandırılmıştır. Ortaya çıkan bu yeni toplum yapısı endüstri toplumu olarak isimlendirilmiştir.

Bilgi toplumuna geçiş süreci, sanayi toplumuna geçiş sürecine göre çok daha hızlı olmuştur. Bu hızlı geçiş, yeni teknolojilerin gelişme hızına ve insanların bu değişime uyum esnekliğine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Bilgi toplumu, teknolojilerin gelişimiyle bilgi sektörünün, bilgi üretimi ve sermayesinin nitelikli insan faktörüyle birlikte önem kazandığı, eğitimin sürekliliğinin ön plana çıktığı, iletişim teknolojileri ve elektronik ticaret gibi yeni gelişmelerin toplumu ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan sanayi toplumunun ötesine taşıdığı bir aşama olarak tanımlanmaktadır (Şen, 2003,2). Daha çok gelişmiş toplumlarda ortaya çıkan bu aşamanın en önemli özelliği bilginin ve bilgi teknolojilerinin eğitim, sağlık, iletişim gibi hayatın her alanında kullanılabilir olmasıdır. İlerleyen teknoloji ile birlikte eğitimli, kendini geliştiren, kol gücü yerine zihnini kullanan masa başı çalışanları olarak da nitelendirilen beyaz yakalılar ortaya çıkmıştır.

Ancak bilgi toplumunda rekabetin hızla artması karşısında kol gücü yerine aklını ve bilgisini kullanan beyaz yakalılar da gelişmelerdeki ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalmıştır. Bilgi toplumunda yeni ihtiyaçların doğması yeni kavramların da ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yeni kavram bazıları tarafından bilgi işçisi olarak bazıları tarafından ise altın yakalılar olarak isimlendirilmektedir (Koçak ve Uygun, 2011, 2769).

III- ALTIN YAKALI ÇALIŞANLAR

“Altın yakalı” kavramı yeni olması nedeniyle çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Ancak yine de bütün tanımlamaların ortak yanı; bilgi işinde bedeni çalışmanın yerini zihni çalışmanın, mal üretiminin yerini ise hizmet üretiminin almakta olduğudur.

Bilgi işi kısaca “hammaddesi ve ürünü bilgi ve enformasyon olan işlerdir” (Zaim ve Koçak, 2010,2) şeklinde tanımlandığından, bu işi yapanlar da bilgi işçisi olarak isimlendirilmektedir. Bilgi işçileri diğer bir ifadeyle altın yakalılar, bilgiyi üreten, toplayan, depolayan, analiz ve koordine eden çalışanları ifade etmektedir. Bu açıdan altın yakalılar eğitimden mühendisliğe, yönetimden mimariye kadar birçok meslek dalıyla ilgili olmaktadırlar.

Altın yakalılar, iyi eğitim görmüş, yüksek vasıflı üst düzey beyaz yakalılar olarak nitelendirilse de özellikleri dikkate alındığında beyaz yakalı olmasa da bu özellikleri taşıyabilen herkes altın yakalı olarak tanımlanabilir. Bu sınıfa dahil olanların en önemli özellikleri, mevcut olan yüksek teknoloji ve iletişim olanaklarını, bilgisayarları ve yüksek teknolojiyle çalışan her türlü araçları iyi kullanabilmeleridir (Coşkun, 2007, http://www.hurriyet.com). Diğer bir ifade ile analiz ve sentez yeteneği olan, bilgiyi işin gereklerine göre dönüştürebilen, çeşitli değişkenlerle sorunları çözebilen kişiler altın yakalı olarak tanımlanmaktadır.

IV- ALTIN YAKALILARIN GENEL ÖZELLİKLERİ

Altın yakalılar kavramının daha iyi anlaşılabilmesi açısından temel özellikleri ortaya koymak faydalı olacaktır. Altın yakalılar, teknolojinin üst düzeyde kullanıldığı alanlarda ve sorunların olduğu firmalarda büyük ücretlerle transfer ve istihdam edilirler ve genelde özerk çalışırlar (Coşkun, 2007, http://www.hurriyet.com). Bu gruba dahil olanlar sorunlara analitik sorgulama ve analitik çözüm önerileri getirmekle tanınırlar. Bu gruba giren personel teknolojiye olan yüksek bağımlılıklarından ve ancak teknolojinin getirdiği yeniliklere sahip oldukça var olacaklarını bildiklerinden dolayı sürekli olarak kendilerini geliştirmek isterler. Kendilerini geliştiremeyecekleri ortamda rahat edemezler, dahası kendilerini bu türden ortamlarda kavanoza kapatılmış arılar gibi hissederler. Onlara içini balla dolduracakları kovanları sağlayamadığınız sürece hep bal yapacakları yeni kovanları ararlar. Bilgiye, ekip çalışmasına ve beyin fırtınasına alışık olduklarından, kendileriyle aynı heyecanı, aynı bilgiyi ve aynı kültürü paylaşan insanlarla beraber çalışmak isterler. Altın yakalıların birinde bir yakınma başladığında bu sızlanma bir mikrobun yayılması gibi diğerlerine de sirayet eder ve eğer yuvadan başka yuvaya uçma başlarsa, bu uçuş sadece tek bir altın yakalının ayrılmasıyla kalmaz (Arzova, 2001, 20, 21).

Altın yakalılarda yöneticilik vasıflarından ziyade, bilgiyi üretme ve kullanmadaki yetkinlikleri, problem çözmedeki kabiliyetleri, yaratıcılıkları ve zekaları önemlidir. Bu anlamda altın yakalı olabilmek için sıradan bir “beyaz yakalı”nın yapması gereken, mesleki ve kişisel eğitimlerle kendini geliştirmek, teknolojiyi ve bilgiyi kullanmayı öğrenmek ve diğer beyaz yakalılardan farklı olmayı sağlayacak projeler üretmektir. İster özel ister kamu sektörü olsun gelişen teknolojik yapılar içinde ayakta kalabilmek ve kurumsallaşabilmek için kurumların beyaz yakalı personelini altın yakalı personele dönüştürmesi gerekmektedir.

Altın yakalıların ortak özellikleri;

Altın yakalılar sorun üretmezler aksine analitik düşünce yetenekleriyle sorunlara en kısa sürede çözüm bulurlar; yani çözücüdürler.
Ortaya çıkan ya da çıkabilecek problemlerle mücadelede çevresindekileri suçlamak yerine harekete geçerler; yani cesurdurlar.
Olaylara kim diyerek değil, ne ve neden sorularını sorarak yaklaşırlar; yani araştırmacıdırlar.
Yaptıkları işleri benimserler; yani sahiplenicidirler.
Çevrelerindeki insanları yönlendirir, onlara çalışma isteği ve heyecanı verirler; yani liderdirler.
“Vermek” kelimesini “almak” kelimesinden daha çok kullanırlar, çünkü onlar hep bir şeyler isteyen ve bekleyen çalışanların aksine sürekli yenilikler üreten, proje geliştiren, yani veren ve sadece verdiklerinin karşılığını bekleyenlerdir; yani çalışkan ve alçakgönüllüdürler.
Ürettikleri projeleri hemen hayata geçirirler ya da geçirilmesini isterler; yani atiktirler.
Değişime diğerlerine göre daha çabuk adapte olurlar; kısacası esnektirler.
Olumsuzluklarla karşılaştıklarında kendi kendilerini motive edebilirler; yani pozitiftirler.
Eğitimleri talep eder ve eğitimlere isteyerek giderler, gönderilmezlerse kendi imkanlarıyla giderler; yani öğrenmeye heveslidirler.
Kurum ya da şirket içi faaliyetlerde yer almak için birbirleriyle yarışırlar; yani tatlı rekabeti severler.
Ekip olarak çalışmayı ve başarıyı, bireysel çalışma ve başarıya tercih ederler; yani katılımcıdırlar.
Onlarla iletişim kurmak hiçbir zaman sorun olmaz, arkalarından yapılmamak kaydıyla eleştiriye açıktırlar; yani eleştiriden korkmazlar.
İş hayatına olduğu gibi aile hayatına da gereken zamanı ayırırlar yani sorumluluk sahibidirler.

Altın yakalıların yukarıda sayılan özelliklerine ek olarak; yabancı dil bilgisi, inisiyatif sahibi olmak, ekip çalışmasına yatkınlık, yaratıcılık ve mobilite özelliklerini taşımanın yanı sıra, çalıştıkları kuruma pozitif yönetişim ve değer katma, sürekli yenilik üretme ve proje geliştirme gibi özellikleri de mevcuttur. Temel vasıflarına baktığımızda; bu sınıfın beyaz yakalılardan daha farklı özelliklere sahip olmasından dolayı “altın yakalı” kavramının kullanılmasının daha uygun olduğu açıktır.

V- ALTIN YAKALILARIN ÖNEMİ

Küreselleşme olgusu, yeni pazarlara açılmayı, sektörel büyümeyi, rekabet etme kabiliyetini arttırmayı ve kurumsallaşma gerekliliğini gündeme getirmiştir. Bu sürecin daha iyi yönetilmesi için de bilgi ve beceri açısından uygun olan altın yakalı çalışanların hem özel hem de kamu sektöründe istihdam gerekliliği ortaya çıkmıştır. Rekabeti ve öncülüğü ilke edinmiş kurumlar yetenekli, zeki, çok iyi eğitim görmüş, çok yönlü düşünebilen, teknoloji bilgisine sahip, zihinsel esnekliği olan çalışanların peşine düşmüşlerdir. Dünyada uluslararası iş piyasalarında altın yakalı elemanları kendi firmalarına çekebilmek için büyük bir rekabet yaşanmaktadır (Tınar, 2000, 2). Ülkemizde de değişimin gerisinde kalmak istemeyen firmalar entelektüel sermaye, insan sermayesi ve altın yakalılar gibi kavramları önemsemektedirler. Bu doğrultuda Türkiye’de ilk kez “Altın Yaka” ödülleri verilerek çalışanların motiveleri arttırılmıştır. Altın yakalılar Türkiye’de henüz büyük firmaların gündeminde olsa da, yakın zamanda küçük ve orta büyüklükteki firmaların ve hatta tüm kamu kurum ve kuruluşlarının da tercihleri arasına girecektir.

VI- ALTIN YAKALILARIN KAYBEDİLME SÜRECİ

Altın yakalılar kolay bulunmaz ama kolay kaybedilebilir. Bu insanlar diğer çalışanlar gibi değildir. Bu insanlar için saygınlık öndedir, ücret de önemlidir ama en çok yetkiyi önemserler. Bugün önemi giderek artan tepe yöneticiler artık mesleki yeterliliğe sahip bu altın yakalı çalışanları arıyorlar. Altın yakalı denilen bu kişiler yüksek ücretle çok rahat iş bulan insanlardır. Elde tutulması ve istifade edilmesi zor, ama çok önemlidir. Bu insanlar doyurucu ve yeterli teorik bilgi yanında pratik yeterliliğe de sahiptirler. İşi doğru yapmak ve yaptırmak konusunda yetenekli olan bu insanların kendilerini geliştirme, sorumluluk alma, tecrübelerini kullanabilme, işini sevme gibi özelliklere sahip olmanın yanında karşılaştıkları bazı olgular karşısında ait olduğu işletmeye ya da kuruma, amirine, işine veya iş arkadaşlarına karşı bağlılıklarının azalması da mümkündür. Bu süreci aşağıdaki gibi özetleyebiliriz (Arzova 2001, 20,21):

i. Kızgınlık ve Şaşkınlık: Peter F. Drucker “People and Performance” adlı kitabında, bilgiye dayalı personele hangi iş için para ödemeyi göze aldıysanız onu sadece o işte çalıştırın demektedir. Bu yapılmamış ve işe yeni alınan “Altın Yakalı” diğer çalışanlar arasına görev tanımlaması yapılmadan, kendisine hangi yetkilerin verildiği söylenmeden ve bu yetkilere ilişkin kendi sorumluluk alanı kesin çizgilerle belirlenmeden bırakılmışsa, bir anda şaşkına döner. İlerleyen günlerde kendi kendine hep “Ben ne yaptım da bu şirkete/kuruma düştüm?” diye sormaya başlar. Bunun önlenmesinin en önemli yolu yöneticinin bu yeni personeli küçük bir çocuk gibi sürekli izlemesinden geçmektedir. Altın yakalının işe başlamasını takip eden 3. ya da 4. gün yönetici, altın yakalıdan bir görüşme talep etmeli ve ona işinden beklediklerini bulup bulmadığını, gelecekteki beklentilerini sormalı ve yakın gelecek için önerilerini dinlemeli ve bilhassa bunları yaparken not defterine sürekli notlar almalıdır. Altın yakalı böylece kendine değer verildiğini hissedecek ve o işyerinde sahipsiz olmadığını anlayacaktır.
ii. Öfke: İşlerin işleyişi ve işletme kültürü hakkında yeterli olarak bilgilendirilmeyen “Altın Yakalı”, işe başladıktan kısa bir süre sonra kendisinden beklenenleri istenilen şekilde gerçekleştiremeyeceği duygusuna kapılabilir. Bu durum beraberinde sürekli sorumluluktan kaçmaya çeken bir girdap gibidir. Altın yakalı girdaba girdikçe kendine öfke duyar, kendine öfke duydukça girdabın daha derinlerine çekilmeye başlar. Yönetici altın yakalıyı bu kişisel öfke anlarından kurtarabilmek için belirli dönemlerle iş rotasyonuna tabi tutmalı ve onu işletmenin veya kurumun bütününün işleyişi hakkında derinlemesine bilgilendirmelidir.

iii. Düş Kırıklığı: Altın yakalının içinde bulunduğu durumların en kötüsüdür. Altın yakalı artık bu işletmede kalmanın bazı değerlerinden fedakarlık yapmayı gerektirdiğini hisseder. Verimliliği düşer, kırgınlığını ve hoşnutsuzluğunu hem fiziki görünümüyle hem de hareketleriyle belli eder. Kendi departmanında aynı memnuniyetsizlikleri taşıyan başkaları varsa onlarla daha sık görüşmeye başlar. Bu safhanın temel nedeni, altın yakalıya gereksinim duyduğu oksijenin yani fikir ve çalışma hürriyetinin verilmemiş ya da kısıtlanmış olması ile gelecekteki beklentilerin cevabının olmamasıdır. Altın yakalılar en çok kendilerini geliştirebilecekleri ya da geliştirilebileceklerini hissettikleri ortamlarda rahat ve huzurlu olurlar. Onlar için “Eğitim” ekmek gibi, su gibi ihtiyaçtır. Hemen hemen her konuda eğitim alıp daha iyi olmak isterler. Bu nedenle yönetici, bu temel ihtiyacı göz önünde bulundurarak bu türden personeli için sürekli eğitim sağlamalıdır.

VII- SONUÇ

Unutmamak gerekir ki parasal motivasyon “Altın Yakalılar” için o işyerine daha fazla katlanmaları için sunulmuş bir bedel gibidir. Bilgi teknolojileri, yönetim ve işinde başarılı olan altın yakalı personele her şirketin ya da kurumun mutlaka ihtiyacı vardır, bu sebeple kurumların altın yakalı olan ya da olma potansiyelini taşıyan personelini tespit ederek ondan faydalanmayı bilmesi ve onun ihtiyacı olan eğitimi vermesi gerekmektedir. Birçok özel şirket ya da daha çok kamu kurumlarında görüldüğü üzere, kilit personel olarak çalıştığını düşünen kişilerin bilgilerini başkalarına öğretmeme, bilgiyi paylaşmama ya da gerekli eğitimleri o kişilere vermeme ya da verdirmeme eğilimleri bu kurum ya da şirketlerin kurumsallaşmasını ve gerçek altın yakalılara sahip olmasını engellemektedir. Bu sebeple, yönetici pozisyonlarında bulunan kişilerin çalışanları iyi analiz etmeleri altın yakalı olarak gördükleri kişileri en iyi şekilde eğitmeleri ya da gerekli eğitimleri aldırmaları gerekmektedir. Sonuç olarak altın yakalıların önemi iş hayatında gittikçe artmasından dolayı, çağın gerisinde kalmak istemeyen şirket ya da kurumların altın yakalılara yatırım yapması gerekmektedir.


Kaynakça

- ARZOVA, Burak S. (2001), “Motivasyon Artırmada En Önemli Pay Yöneticilerindir”, Ekopol: Ekonomi, Politika, Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı: 9, Ocak-Mart, 20-21.

- BAYRAKTAR, Cihan (2007), “Bilgi Toplumuna Geçiş Sürecinde Entelektüel Sermaye ve Türkiye”, http://www.sbe.sakarya.edu.tr/dosyalar/s...talog.xls, Sakarya.

- COŞKUN, Ebru (2007), “Bilgi Çağının Altın Yakalıları”, http://www.hurriyet.com

- KOÇAK, Orhan & UYGUN, Burçin (2011), “Entelektüel Sermayenin Temel Unsuru: Altın Yakalılar”, Uluslar Arası 9. Bilgi, Ekonomi ve Yönetim Kongresi Bildirileri, 23-25 Haziran 2011, Saraybosna-Bosna Hersek, 2764-2773.

- ŞEN, Arzu (2003), “İnsan Sermayesi ve Sosyo Ekonomik Gelişme Aşamalarına Göre İnsan Sermayesinin Rolü”, isguc.org, Cilt:5, Sayı:2, Sıra:9/ No:138.

- TINAR, Mustafa Yaşar (2000), “2000’li Yıllarda İnsan”, isguc.org, Cilt:2, Sayı:1 Sıra:1/ No:83.

- ZAİM, Halil ve KOÇAK, Orhan (2010), “Bilgi Çalışanının Memnuniyeti”, Journal of Yaşar University, http://joy.yasar.edu.tr


_______________________
* İş Müfettişi
Yazarlar : 'NADİRE ÇORUHLU KAMALIOĞLU'

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
12-07-2014 03:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: