Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

Çiftçi Bağkuru Hakkında
Konuyu Açan Kişi: sado07
Cevap Sayısı: 4
Görüntülenme Sayısı: 19773

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çiftçi Bağkuru Hakkında
Yazar Mesaj
sado07
Registered
Default Avatar
Mesajlar: 1
Tarih: Nov 2007
Üye no: 780
Nerden: bayburt
Rep Puanı: 0
Mesaj: #1
Çiftçi Bağkuru Hakkında
Babam 01.02.1999 dan itibaren tarım bağkurlusu ve primlerini yatırıyorum. 01.12.1948 doğ. Ancak 1994 yılında haldeki komisyonculara verdiğimiz ürün karşılığında müstahsil makbuzlarında bağkur kesintisi yapıldığından eminim.. Ayrıca ANTBİRLİK Tarım Kooperatifine 1995 yılında bağkur no bildirilmiş ancak koop. Kesinti yapmamış. Komisyonda iflas ettiği için makbuzları bulamıyorum ve tabi bendeki suretlerin de bulamıyorum. 1994 den itibaren kesinti yapıldığını nasıl tespit edip bağkura bildirebilirim. 22.05.2007 tarihindeki Resmi Gazetedeki Kanuna göre makbuzları bağkura vererek tespit yaptırabiliyormuşuz. Teşekkürler. Lütfen yardım.
18-11-2007 06:31 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,386
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #2
RE: Çiftçi Bağkuru Hakkında
Günaydın.
Bağkura hiç konu ile ilgili biri girişimde bulundunuzmu.?
Olaydan anladığım ne sizde nede karşı tarafta belge yok.Şu an için kurumun biri ortada yok.
Yapılacak tek şey kalıyor.Bağkur a müracat edip konu hakkında bilgi edinmek ilgili kurumların kesinti yatırıp yatırmadığını öğrenmek.

Çİftçi bağkur kesintisi ile ilgili bulabildiğim yazılar aşağıdaki yazılardadır.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
(Bu Mesaj 08-03-2008 10:08 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : hust59®.)
18-11-2007 01:04 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,386
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #3
RE: Çiftçi Bağkuru Hakkında
BAĞ-KUR’UN UYGULADIĞI TEVKİFAT KESİNTİLERİNİN YASAL OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ TEREDDÜTLER VE BUNLARIN CEVAPLARI





Yazar: DerdaAKCAN(*)

E-Yaklaşım / Ekim 2007 / Sayı: 51



I- GİRİŞ

Bağ-Kur adına tevkifat kesintisi yapanların kestikleri tevkifat tutarlarını Bağ-Kur hesaplarına yatırmaları bir zorunluluktur. Ancak uygulamada tevkifat kesintisi yapmakla yükümlü birçok kurum ve kuruluş, çiftçilerden yaptıkları tevkifat kesintilerini Bağ-Kur hesaplarına yatırmamışlar ve yüklü miktardaki bu paraları kendileri kullanmışlardır.

Son zamanlarda Bağ-Kur tarafından bahse konu kurum ve kuruluşların tespiti yapılıp haksız yere kullandıkları bu paraları geri almak üzere yasal olarak tahsilât işlemleri başlatılınca Bağ-Kur’un yaptığı işlemler birçok gazete ve basın yayın organlarınca eleştirilmişti.

Konu hakkında Bağ-Kur’un geçmiş yıllardaki tevkifat kesintilerini istemesinin haksız ve yersiz olduğu eleştirilerinden tutun da, Bağ-Kur’un uyguladığı tevkifat kesintilerinin yasal olmadığı ve Bağ-Kur’un söz konusu tevkifatları hukuksal dayanaktan yoksun olarak yaptığına kadar birçok tenkit ve eleştiriler yapılmıştır.

Son zamanlarda sıkça dillendirilen bu konunun açıklığa kavuşturulması ve gerçekten Bağ-Kur’un uyguladığı tevkifat kesintilerinin hukuksal ve yasal olup olmadığına ilişkin tereddütlerin giderilmesi adına tevkifat konusunun hukuksal ve yasal alt yapısını tüm ayrıntıları ile ele alıp açıklamaya çalışalım.



II- BAĞ-KUR’DAKİ TEVKİFAT UYGULAMASININ YASAL DAYANAĞI

2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 36. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı[1] ile çiftçilerden satın alınan ürünlerden Bağ-Kur prim borçlarına mahsuben % 3 oranında tevkifat (kaynaktan prim kesintisi) yapılması düzenlenmiştir.

Anılan Kararname’nin (Bakanlar Kurulu Kararı) uygulanması 13.07.1993 tarihli ve 21636 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1993/4608 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 01.07.1993 tarihinden geçerli olmak üzere 60 gün süreyle, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1993/4777 sayılı Bakanlar Kurulu kararı [2] ile 30.08.1993 tarihinden geçerli olmak üzere 01.01.1994 tarihine kadar, 28.01.1994 tarihli ve 21832 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1994/5173 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de 01.01.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 01.04.1994 tarihine kadar ertelenmiş ve aynı kararname ile kararın 1. maddesinde yer alan “%3” oranı “%1’e” indirilmiştir. Anılan Bakanlar Kurulu kararları gereği Bağ-Kur’da tevkifat kesintisi uygulamasına ilk olarak 01.04.1994 tarihinden başlanılmıştır.

Bağ-Kur’da 01.04.1994 tarihinden itibaren yürürlüğe konulan tevkifat uygulamasının ayrıntıları 26.03.1994 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği Seri No: 4” ile belirlenmiştir.

Uygulamanın 01.04.1994 tarihinde başlatılmasından birkaç sonra Bağ- Kur’daki tevkifat uygulaması yargıya intikal etmiş ve bunun üzerine, 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi Danıştay 10 uncu Dairesinin 27.06.1994 tarih ve 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar Sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

Bu iptal kararının akabinde Bağ-Kur’da yapılan çalışmalar neticesinde iptal edilen kararnamenin kapsamı genişletilerek 15.08.1994 tarih ve 94/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı haline getirilmiş ve 6 Seri No.lu Uygulama Tebliği çıkarılarak tevkifatın 4 Seri No.lu Tebliğde düzenlendiği şekliyle uygulanmasına devam olunacağı belirtilmiştir.

02.08.2003 tarihinde çıkarılan 4956 sayılı Kanunla[3] Bağ-Kur mevzuatında önemli değişikliler yapılmış olup, bu çerçevede söz konusu Kanunun 56. maddesiyle Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun 36. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu düzenleme nedeniyle 02.08.2003 tarihi itibariyle 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı da yürürlükten kalkmıştır. 4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle; “Sigortalılar, aylık prim borcunu ilgili ayın sonuna kadar ödemek zorundadırlar. Kurumun, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanun’a göre tahakkuk eden prim alacakları aylık olarak veya Kurumca tespit edilecek dönemlerde ödenir. Ayrıca, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.” hükmü getirilmiş ve bu hükme istinaden günümüze kadar Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasına devam olunmaktadır.



III- TEVKİFATIN HAKSIZ VE YERSİZ YAPILDIĞINA İLİŞKİN İDDİALARLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI

SORU 1: Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun’un 36. maddesi 4956 sayılı Kanun’un 56/d maddesiyle 02.08.2003’ten itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Her ne kadar 4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu kararı ile Bağ-Kur’da tevkifat kesintilerinin yapılmasına devam edileceği belirtilmişse de, 94/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yerine yeni bir kararname çıkarılmadığı için Bağ-Kur’un tevkifat konusunda işlem yapma yetkisi kalmamıştır? Tevkifatla ilgili yapılan işlemler “yok” hükmündedir?

CEVAP 1: Bilindiği gibi 4956 sayılı Kanunla; 2926 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun arasında norm ve standart birliği sağlanmak amacıyla 2926 sayılı Kanun’un 1479 sayılı Kanunla paralellik arz eden birçok maddesi yürürlükten kaldırılmış ve yine 2926 sayılı Kanun’a özel bazı hükümler 1479 sayılı Kanun’a taşınmış ve kesintisiz bir uygulama sağlanması amaçlanmıştır.

4956 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un aynı başlıklı 53. maddesinin birinci fıkrası, 2926 sayılı Kanunu da kapsayacak şekilde değiştirilmiş ve 36. maddede yer alan tarım sigortalılarının prim borçlarının Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebileceğine ilişkin hüküm fıkraya son cümle olarak eklenmiştir. Bu değişiklik ise, Kanunun yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. 4956 sayılı Kanun’un; 2926 sayılı Kanundan 1479 sayılı Kanun’a geçişi düzenleyen geçici 3. maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 53. maddesinin değiştirilen bazı hükümlerinin 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılara uygulanması 01.01.2005 tarihine ertelenmiş ancak tevkifata cevaz veren birinci fıkrasının son cümlesi erteleme kapsamı dışında bırakılmıştır. Dolaysıyla son cümlenin yürürlüğü korunmuştur.

4956 sayılı Kanun’un 54. maddesi ile 2926 sayılı Kanun’a eklenen ve yine aynı tarihte yürürlüğe giren ek 3. madde ile 1479 sayılı Kanun’un İkinci Kısım, Beşinci Bölümünde yer alan 53. maddenin 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılar hakkında da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının hukuki dayanağı, kanun ve madde numarası değişse dahi hükmünü kesintisiz olarak korumuş olup, kanun koyucu uygulamanın kesintisiz olarak devamı için gerekli tüm tedbirleri aldığı için yeni bir bakanlar kurulu kararı olmasa bile Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması devam ettirilmektedir.

SORU 2: 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve bu karara dayanılarak çıkarılan Bağ-Kur’da tevkifatın nasıl yapılacağına ilişkin hükümleri belirleyen 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği Danıştay 10 uncu Dairesinin 27.06.1994 tarih ve 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar Sayılı Kararı ile iptal edildiği için Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması hükümsüz hale gelmiştir?

CEVAP 2: Anılan Bakanlar Kurulu kararı iptal edilince tevkifat uygulamasının kesintisiz devamını sağlamak üzere Danıştay 10 uncu Dairesinin iptal kararındaki gerekçeler de dikkate alınarak hazırlanan 1994/6006 sayılı Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğe konmuş ve yine bu kararla 03.04.1993 tarihli ve 1993/4384 sayılı, 08.01.1994 tarihli ve 1994/5173 sayılı Bakanlar Kurulu kararları yürürlükten kaldırılmıştır. Yayımlanan (6) Seri No.lu tebliğ ile de uygulamanın (4) Seri No.lu tebliğe göre devam edeceği duyurulmuştur.

Anılan Danıştay kararının Bağ-Kur tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu önce 14.10.1994 tarihli ve 1994/669 sayılı kararıyla Danıştay 10 uncu Dairesinin 1993/4384 sayılı kararnameyi iptal eden 27.06.1994 tarihli, 1993/2471 Esas ve 1994/3107 Karar sayılı ilamının yürütmesinin durdurulmasına hükmetmiş daha sonra da, 22.03.1996 tarih, 1994/669 Esas ve 1996/162 Karar sayılı ilamıyla anılan Dairenin kararnamenin iptaline yönelik kararını bozmuştur. Bozmadan sonra Danıştay 10 uncu Dairesinin 26.09.2000 tarihli, 1997/1551 Esas ve 2000/4780 Karar sayılı ilamı ile de davanın reddine karar verilmiştir.

Halen uygulamada olan 1994/6006 sayılı ikinci BKK için bir iptal davası açılmamıştır. Ancak birinci (93/4384) BKK’nın yargı denetiminden geçtiği ve hukuka uygunluğunun yargı tarafından da saptandığı, ikinci BKK’nın ise birincisinin Danıştay İdari Daire Daireleri Genel Kurulunca hukuka uygun bulunmasına rağmen 10 uncu Dairenin iptal gerekçelerine de uygun olarak hazırlandığı dikkate alındığında; 94/6006 sayılı BKK’nı yetkisini kanundan alan, yargı denetiminden geçmiş ve dolayısı ile hukuka uygun, uyulması zorunlu bir idari işlem olarak nitelendirmek gerekir.

SORU 3: Bağ-Kur yasalarına ve 4 Seri No.lu uygulama tebliğine göre tevkifat, yalnızca 2926 sayılı yasaya tabi sigortalı olan (tarım Bağ-Kur’lusu olan) ve prim borcu bulunan çiftçilerin prim borçlarına mahsuben sattıkları ürün bedellerinden tahsil edilmesi gerekirken, her ürün satan kişiden tevkifat kesintisi yapılır hale geldiğinden dolayı tevkifatın bu haliyle uygulanması doğru değildir?

CEVAP 3: Bağ-Kur’da tevkifatın nasıl yapılacağına ilişkin hükümleri düzenleyen 4 Seri No.lu uygulama tebliğine göre, her ürün teslimi yapan kişiden tevkifat kesilmemesi gerekir. Tevkifat 18 yaşını doldurmayanlardan, 58 yaşını tamamlamış kadınlar ile 60 yaşını doldurmuş erkeklerden, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu, SSK ve Emekli Sandığı kapsamında olanlardan ve Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığından emekli aylığı alanlardan kesilemez. Tevkifatın sadece 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup ta Bağ-Kur’a borcu olanlardan kesilmesi gerekir. 2926 sayılı kanun kapsamında sigortalı olması gerekenlerden ve tarım Bağ-Kur’lusu olup ta prim borcu bulunmayanlardan ve borçlarını taksitlendirenlerden tevkifat kesintisi yapılmaması gerekir.

Ancak maalesef bu gün itibariyle ürün teslim alan yerler tevkifatla ilgili mevzuatı tam olarak bilmedikleri için her ürün teslim eden kişiden tevkifat kesintisi yapılır hale gelmiştir. Bağ-Kur ise, tevkifat kesintisi yapan kurum ve kuruluşları mevzuatla ilgili yönlendirmediği ve buralara gerekli eğitimler verip otokontrol sistemini kuramadığı için günümüz itibariyle Bağ-Kur’da tevkifat uygulaması olması gerekenden farklı bir hal almıştır. Bu yönüyle Bağ-Kur’da tevkifatın yanlış ve olması gerekenden farklı bir şekilde uygulandığı yönündeki eleştiriler ve tenkitler haklı olup, Sosyal Güvenlik Kurumu tevkifatın doğru bir şekilde uygulanmasıyla ilgili gerekli önlemleri ve düzenlemeleri yapmalıdır.

SORU 4: 2006 yılında çıkarılan 5458 sayılı Kanun’un[4] 15. maddesiyle 2926 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yapılan düzenleme ile “yıllık tarımsal gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden veya belgeleyenlerin” 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmamaları öngörülmüştür. Buna göre tarım Bağ-Kur’lusu olsa bile madde metni hükümlerine dâhil olan kişilerin sattıkları ürünlerden tevkifat kesilmemesi gerekir. Bu konuda Bağ-Kur herhangi bir uygulama esası belirlemediği için tevkifatın bu haliyle uygulanması hukuki değildir?

CEVAP 4: 5458 sayılı Kanunla Bağ-Kur tarım sigortalısı olmada getirilen bu sınırlamadan önce bir kişinin üç-beş hayvanı veya kendi bahçesinde küçük bir tarımsal faaliyeti olsa bile, Bağ-Kur tarım sigortası kapsamına alınması ve tarım sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekmekte idi. 5458 sayılı Kanunla sigortalı olmada getirilen bu sınırlama ile her çiftçi ve ürün satan kişinin tarım sigortalısı sayılmaması gerekir. Ancak 5458 sayılı Yasa ile gelen bu yeni hüküm tevkifat kesintileri konusunda henüz uygulanmamaktadır.

Yani 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle gelen bu hükme göre, ürün satan kişilerden yıllık tarımsal gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu belgeleyenlerden tevkifat kesintisi yapılmaması gerekir. Kanun maddesindeki bu husus, ürün teslim eden kişiler eğer ürünlerinden elde ettikleri gelirin 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu iddia ediyorlarsa, Bağ-Kur’dan veya tarım müdürlüklerinden alacakları bir belge ile bunu ispat etmeleri ve bu durumda olan kişiler ürün sattıklarında bunlardan tevkifat kesintisi yapılmaması sağlanmalıdır.

Ancak uygulamada buna ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bağ-Kur’da tevkifat uygulamasının 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesindeki hükümler göz önünde bulundurulmadan yapıldığı eleştirileri ve tenkitleri doğru ve haklı olup Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uygulamayı olması gereken haliyle yapması icap eder.

SORU 5: Bağ-Kur’un yaptığı bir kısım uygulamalarda 2000 ve 2001 yıllarına ait tevkifat kesintileri ödeme emriyle takip olunmaya çalışılmaktadır. Bağ-Kur’un tevkifat alacakları zamanaşımına tabi değil midir?

CEVAP 5: Diğer Kamu alacaklarında olduğu gibi Bağ-Kur’un alacaklarında ve tevkifat alacaklarında da elbette bir zamanaşımı süresi vardır ve olmalıdır. Tevkifatla ilgili zamanaşımı Bağ-Kur’da şu şekilde işletilmektedir.

Bağ-Kur’da tevkifatla ilgili zamanaşımı süresi, tevkifat kesintisi yapılması gerekipte yapılmaması durumunda kesintinin yapılması gerektiği tarihten, tevkifat kesintisi yapılıp ta Bağ-Kur hesaplarına kesintinin intikal ettirilmediği durumlarda ise kesintinin yapıldığı tarihten itibaren Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmüne göre 10 yıl olarak uygulanmaktadır. Ancak bu konuda herhangi bir yargı kararı mevcut değildir.

SORU 6: Ürün teslim eden kişilerden tevkifat kesipte Bağ-Kur hesaplarına aktarmayan kurum ve kuruluşlara Bağ-Kur tarafından gönderilen ödeme emirlerine karşı başvurulacak hukuki veya idari yollar nelerdir?

CEVAP 6: Yapılan tevkifat tutarlarının Bağ-Kur hesaplarına aktarılması için Bağ-Kur tarafından gönderilen ödeme emirlerine itiraz edilmesi durumunda konu yargıya intikal etmemişse itirazlar Bağ-Kur İl Müdürlüklerine (devredilen) veya Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına yapılabilir. Konu yargıya intikal etmişse itirazlar yargı mercilerine yapılmalıdır. Burada önemle belirtilmesi gereken husus; idareye veya yargıya yapılacak itirazlarda eğer Kurum aleyhine dava açılmış veya itiraz edilmekte ise, kesintiye esas olan brüt matrahlar hakkında veya tevkifatla ilgili diğer konularda ispat yükü davayı açana (tevkifata veya matrahına itiraz edene) ait olacaktır.

SORU 7: Bağ-Kur’un tevkifat kesip te hesaplarına yatırmayan kurum ve kuruluşlardaki alacaklarını tahsil konusunda anılan yerlerle uzlaşma, taksitlendirme ve buna benzer kolaylaştırıcı idari işlemler yapma yetkisi var mıdır?

CEVAP 7: Tevkifat tutarlarının Bağ-Kur hesaplarına peşin ve defaten yatırılması asıldır. Ancak tevkifat sorumlularının peşin ödeme imkânının olmadığı durumlarda ise taksitlerle ödeme yapılması hususunda Bütçe Uygulama Talimatının İl Müdürlüklerine yetki verdiği miktarlarda İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Yönetim Kuruluna yetki verdiği miktarlarda da Yönetim Kurulu yetkilidir. Ancak uygulamada bu anlamda bir bütçe uygulama talimatı henüz hazırlanmamıştır. Uzlaşma mekanizması ise Bağ-Kur tevkifat alacaklarına uygulanmamaktadır.

SORU 8: Tevkifat kesintileri ile ilgili evraklar Bağ-Kur tarafından istenildiğinde tevkifatı yapan kurum ve kuruluşlar bu evrakları Bağ-Kur’a ibraz etmediğinde veya incelenmesine müsaade etmedikleri takdirde karşılaşılacak idari ve cezai yaptırımlar nelerdir?

CEVAP 8: Tevkifat kesintileri ile ilgili evraklar Bağ-Kur tarafından istenildiğinde tevkifatı yapan kişi, kurum ve kuruluşlar bu evrakları Bağ-Kur’a ibraz etmediğinde veya incelenmesine müsaade etmedikleri takdirde, Bağ-Kur tarafından bu kişi veya kurum-kuruluşlar adına Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır. Ayrıca bu kişilerin üst birlik ve idarelerine haklarında gerekli disiplin, cezai ve idari işlemlerin başlatılması için resmi olarak girişimlerde bulunulmaktadır.



IV- SONUÇ

Bu çalışmamızda Bağ-Kur’daki tevkifat uygulamaları konusunda kamuoyunda oluşan tereddütler ve bu tereddütlere ilişkin soruları cevaplandırmaya çalıştık. Daha sonra ise tevkifat uygulamalarına dair bilinmesi gereken birkaç soru ile yazımızı devam ettirdik. Yazıda geniş bir şekilde izah edildiği üzere, Bağ-Kur’daki tevkifat uygulamalarının yasal olmadığına yönelik olarak yapılan itirazların bir kısmı haklı bir kısmı ise haksız ve yersizdir.





--------------------------------------------------------------------------------

* Sosyal Güvenlik Müfettişi

[1] 1993/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 13.05.1993 tarihli ve 21580 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[2] 08.09.1993 tarih ve 21692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] 4956 sayılı Kanun 02.08.2003 tarihli ve 25187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[4] 5458 sayılı Kanun 04.03.2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
08-03-2008 10:01 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,386
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #4
RE: Çiftçi Bağkuru Hakkında
ZİRAİ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR SİGORTALILIKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ







Yazar: VakkasDEMİR (*)

Yaklaşım Dergisi / Mayıs 2007 / Sayı: 173





I- GİRİŞ

Makalemizin konusu zirai gelir vergisi mükellefi olanların Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılıklarını değerlendirmek olmakla beraber, günümüz itibariyle ve resmiyette 5502 sayılı Kanunla Bağ-Kur teşkilat olarak kaldırılmış ve yerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Yani bu gün itibariyle Bağ-Kur sigortalıları olarak adlandırdığımız kişiler aslında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sigortalıları olmuşlardır.

Teşkilat olarak Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı kurumları 5502 sayılı Kanunla kaldırılmış ancak 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Reform Yasası’nın bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine (1) anılan Kanun’un yürürlüğü 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenmiştir (2). Bundan dolayı 1479 sayılı esnaf Bağ-Kur Yasası ve 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Yasası 1 Temmuz 2007 tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanmaya devam edecektir.

5510 sayılı Sosyal Güvenlik Reform Yasası 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girene kadar hali hazırdaki Bağ-Kur Mevzuatı geçerli olduğu için, makalemizin konusunu teşkil eden ve zirai gelir vergisi konusunda Bağ-Kur ile ilgili anlattığımız hususları da, yine eğer Sosyal Güvenlik Reform Yasası’nın yürürlüğünde bir değişiklik olmazsa, 1 Temmuz 2007 tarihine kadar Bağ-Kur’lulara uygulanacak olan mevzuat hükümleri olarak bakmak gerekmektedir.



II- ZİRAİ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR’DA HANGİ KANUN KAPSAMINDA SİGORTALI OLACAKLARI

Hangi tür faaliyetlerin zirai gelir vergisi mükellefi olmayı gerektirdiği Gelir Vergisi Kanunu’nda düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 52. ve devamı maddelerinde; zirai (tarımsal) faaliyetten doğan kazancın zirai (tarımsal) kazanç olduğu belirtilmekte ve çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun bahse konu 52. ve devamı maddelerindeki zirai faaliyet ve zirai gelir vergisi mükellefiyetini gerektiren şartlar incelendiğinde ise, biçerdöver sahip ve işletmecileri ile tavuk ve yumurta üretimi ile uğraşan kişilerin zirai faaliyet yaptıklarının kabul edilmesi ve bu durumda olan kişilerin zirai gelir vergisi mükellefi olmaları gerektiği anlaşılmaktadır.

2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun (3) 3. maddesinde ise, tarımsal faaliyetin tanımı yapılmakta ve anılan Kanun’un 2. maddesinde tarımsal faaliyette bulunanların 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerektiği ifade edilmektedir.

Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun “Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi” başlıklı 52. maddesinde, tarımsal (zirai) faaliyetin tanımı aynen 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’ndaki hangi faaliyetlerin tarımsal faaliyet olduğu ile ilgili yapılan tarif gibi yapılmakta olduğundan, zirai faaliyetlerinden dolayı zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmektedir.

Ancak, çiftçilikle bağlantısı olmadan ticaret amacıyla biçerdöver işletenlerle, tabi bir üretimle ilgisi olmadan tavukçuluk ve yumurtacılık ve buna benzer işlerle iştigal eden kişiler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında ticari kazançtan dolayı gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olmaları gerektiği için, bu durumda olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında değil, 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu (4) kapsamında sigortalı olmaları gerekmektedir (5).

Yaptıkları işin zirai gelir vergisi kapsamına girip girmediği konusunda tereddüt yaşayan kişilerin Bağ-Kur’a vergi mükellefiyet süreleri ile ilgili İB formlarını verirken mutlaka ilgili vergi dairesinden mükellef olmalarını gerektiren uğraşılarının türlerini yazdırmaları da önem arz etmektedir. Çünkü örnek olarak, Bağ-Kur’a verilecek İB formlarında mükellefiyet türü “yumurtacılık” yazdığı halde, bu İB formuna yumurtacılık mesleğinden dolayı olunan mükellefiyetin zirai olmadığı belirtilmezse, Bağ-Kur’da zorluklar çıkarılacak ve belki de bu kişinin yaptığı işi tabii bir yumurta üretim işi olmadığı halde, 2926 sayılı Kanun’daki sigortalılık kapsamına alınacaktır.

Bir kişinin mükellefiyet türü belirtilmediği için esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapılmışsa, ancak daha sonradan mükellefiyet türünün Bağ-Kur tarafından zirai mükellefiyet olduğu anlaşılırsa, bu durumda Bağ-Kur 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık başlangıcını iptal etmekte, bu süreler isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmekte ve 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gereken zirai gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden 2926 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tarım sigortalılığı başlatılmaktadır (6).

Buraya kadar anlatılanlardan olarak, zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmektedir. Ancak ticaret amacıyla zirai işlerle uğraşanlar ile bizzat zirai üretim yapmayan işletmelerin sahipleri veya zirai ürünlerin pazarlamasını ve ticaretini yapan kişileri 2926 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamında zirai faaliyetten dolayı sigortalı saymak mümkün bulunmamakta olup, bu kişilerin 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında sigortalı sayılmaları gerektiğini belirtmek yerinde olacaktır.



III- ZİRAİ GELİR VERGİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR SİGORTALILIKLARININ NE ZAMAN BAŞLATILIP NE ZAMAN SONA ERDİRİLECEĞİ

Zirai gelir vergisi mükellefi olanlar Bağ-Kur’da 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmekte olduğu için, sigortalılıklarının başlatılması ve sona erdirilmesi ile ilgili hususlarda da 2926 sayılı Kanun’un konu ile ilgili hükümlerine tabi bulunmaktadırlar.

2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre (Tarım Bağ-Kur Kanunu’na göre) sigortalı olanların sigortalılık başlangıcı söz konusu Kanun’un 5. maddesinde, sigortalılığın ne zaman sona ereceği de yine, aynı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gereken nitelikte tarımsal faaliyet yapanlar gibi zirai gelir vergisi mükelleflerinin de Bağ-Kur sigortalılıkları, mükellefiyetlerinin başlangıç tarihinden itibaren değil, Bağ-Kur’a sigortalı olmak için başvurdukları (talepte bulundukları) tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılacaktır.

Aslına bakılırsa zirai gelir vergisi mükelleflerinin sigortalılıklarının başlatılması ile ilgili bu yasal düzenleme bu kişiler için aleyhte bir durumdur. Çünkü ticari kazançtan dolayı gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları Bağ-Kur’da taleplerine bakılmaksızın mükellefiyet başlangıcı itibariyle yapıldığı halde, zirai kazançtan dolayı vergiye tabi olan bu kişiler için neden mükellefiyet başlangıç tarihi değil de, sigortalılık başlangıcı için talepte bulunduğu tarihin alınması akıllarda soru işaretlerine neden olmaktadır.

Zirai gelir vergisi mükellefi olan kişiler daha önceki yıllarda var olan zirai vergi mükellefiyet kayıtlarına göre, bu mükellefiyetlerinden dolayı Bağ-Kur sigortalılık başlangıçlarını geriye doğru götüremez ve daha önceki yıllarda başlayan zirai mükellefiyetlerine göre Bağ-Kur sigortalılıklarının başlatılmasını talep edemezler. Şimdi bu durumu bir örnekle açıklamaya çalışalım.

Örnek: Bay A’nın zirai gelir vergisi mükellefiyeti 08.06.2003 tarihinde başlamıştır. Ancak Bay A, bu mükellefiyet durumunu Bağ-Kur’a bildirmemiş ve 2007 yılı mart ayı itibariyle Bağ-Kur’a gelerek zirai vergi kaydından dolayı sigortalı olmak istemiştir. Bu durumda Bay A’nın 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı talep ettiği ayı takip eden aybaşından itibaren yani 1 Nisan 2007 tarihinden itibaren başlatılacaktır. Bay A, 2003 yılında başlayan zirai vergi kaydına göre sigortalılığının geriye götürülmesini Bağ-Kur’dan talep edemeyecektir.

Örnekte de görüldüğü üzere, daha yıllarda var olan zirai vergi kaydından dolayı Bağ-Kur sigortalılığının başlangıcı geriye götürülememekte ve sigortalılık başlangıcı ancak talep halinde yapılabilmektedir.

Zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin Bağ-Kur sigortalılıkları, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerinin sona erdiği tarihten itibaren sona erdirilmektedir.

Zirai faaliyetten dolayı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında olan bir kişinin Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilmesinde sadece zirai vergi kayıt bilgileri esas alınmamaktadır. Eğer zirai vergi kaydından dolayı Bağ-Kur sigortalısı olan bir kişinin zirai vergi mükellefiyeti sona erdikten sonra, ziraat odası ve diğer kayıtları (kooperatif, tarım birlikleri vb.) devam ediyorsa, bu kişinin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamındaki sigortalılığının devam ettirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilmesinde uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan birisi de, tarım Bağ-Kur sigortalısı olan bir kişinin zirai vergi kaydı ve ziraat odası gibi yerlerden kaydı silinmesine rağmen, İl veya İlçe Tarım Müdürlüklerindeki çiftçi kayıtlarının devam ettiği, üzerlerine kayıtlı olan bağ, bahçe veya tarlalardan dolayı devletten destekleme aldıkları, gübre, mazot vb. yardımları edindikleri görülmektedir.

Bu durumda olan kişilerin Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının destekleme ve diğer destekleme niteliğindeki devlet yardımlarını aldıkları sürece devam etmesi ve sona erdirilmemesi gerekmektedir. Ancak bu kişiler destekleme alımına sebep olan bağ, bahçe ve arazilerindeki elde ettikleri gelirin yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eder veya belgelerlerse (7) bu kişilerin de Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının sona erdirilmesi gerekmektedir.

Zirai vergi kaydına istinaden tarım Bağ-Kur sigortalısı olan kişilerin zirai vergi kayıtları devam ederken, ticari faaliyetten dolayı gelir vergisi mükellefi olmalarını gerektiren yeni bir mükellefiyet kayıtları başlarsa, bu durumda Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının sona erip, 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmaları gerekmektedir.



IV- SONUÇ

Zirai gelir vergisine kimlerin tabi olduğu 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 52 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Zirai vergi kaydı olan kişilerin Bağ-Kur kapsamında tarım sigortalısı olmaları gerekmektedir. Zirai vergi kaydına göre Bağ-Kur tarım sigortalısı olması gereken kişilerin faaliyetlerinin zirai bir ürünün tabii olarak üretilmesi, zirai bir faaliyet ve zirai üretim yapılması gibi niteliklerde olması gerekmektedir. Aksi takdirde zirai ürünlerin ticaretini yapan ve bunları pazarlayan kişilerin zirai vergi kaydı mükellefleri olmaları mümkün olmadığı gibi, Bağ-Kur kapsamında tarım sigortalısı olmaları da mümkün değildir.

Zirai vergi kaydı olanların Bağ-Kur tarım sigortalılıkları vergi kaydının başlangıç tarihinden itibaren değil, sigortalı olarak kayıt ve tescil olmak için Bağ-Kur’a yazılı olarak talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılmaktadır.

Zirai vergi kaydı ve ziraat odası kaydı gibi kayıtları sona eren kişilerden, Devletten tarlalarından dolayı destekleme alımına devam edenlerin sigortalılıkları, buralardan elde ettikleri gelirlerin masraflar düştükten sonra aylık ortalaması asgari ücretten fazla ise sigortalılıklarının devam etmesi gerekmektedir.




--------------------------------------------------------------------------------

* Bağ-Kur Müfettişi

(1) Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 tarih ve E. 2006/111, K. 2006/112 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(2) 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünün 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenmesi, 5565 sayılı Bütçe Kanunu’nun 30. maddesiyle yapılmıştır.

(3) 2926 sayılı Kanun, 20.10.1983 tarih ve 18197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(4) 1479 sayılı Kanun, 14.09.1971 tarih ve 13956 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(5) Bu paragraftaki hüküm; Bağ-Kur’un 1998/22 sayılı Genelge hükümleri ile sabit bulunmaktadır.

(6) Burada konu ile ilgili belirtilen ifadeler Bağ-Kur’un 1997/4 numaralı Genelgesi hükümleri ile sabit bulunmaktadır.

(7) Bu hüküm, 04.03.2006 tarih ve 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 4. maddesinin 02.08.2003 tarih ve 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile mülga © bendi hükümlerini değiştirmesi sonucu Bağ-Kur’a getirilmiştir.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
08-03-2008 10:02 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,386
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #5
RE: Çiftçi Bağkuru Hakkında
ZİRAİ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR SİGORTALILIKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ







Yazar: VakkasDEMİR (*)

Yaklaşım Dergisi / Mayıs 2007 / Sayı: 173





I- GİRİŞ

Makalemizin konusu zirai gelir vergisi mükellefi olanların Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılıklarını değerlendirmek olmakla beraber, günümüz itibariyle ve resmiyette 5502 sayılı Kanunla Bağ-Kur teşkilat olarak kaldırılmış ve yerine Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Yani bu gün itibariyle Bağ-Kur sigortalıları olarak adlandırdığımız kişiler aslında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sigortalıları olmuşlardır.

Teşkilat olarak Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı kurumları 5502 sayılı Kanunla kaldırılmış ancak 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Reform Yasası’nın bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine (1) anılan Kanun’un yürürlüğü 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenmiştir (2). Bundan dolayı 1479 sayılı esnaf Bağ-Kur Yasası ve 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Yasası 1 Temmuz 2007 tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından uygulanmaya devam edecektir.

5510 sayılı Sosyal Güvenlik Reform Yasası 1 Temmuz 2007 tarihinde yürürlüğe girene kadar hali hazırdaki Bağ-Kur Mevzuatı geçerli olduğu için, makalemizin konusunu teşkil eden ve zirai gelir vergisi konusunda Bağ-Kur ile ilgili anlattığımız hususları da, yine eğer Sosyal Güvenlik Reform Yasası’nın yürürlüğünde bir değişiklik olmazsa, 1 Temmuz 2007 tarihine kadar Bağ-Kur’lulara uygulanacak olan mevzuat hükümleri olarak bakmak gerekmektedir.



II- ZİRAİ GELİR VERGİSİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR’DA HANGİ KANUN KAPSAMINDA SİGORTALI OLACAKLARI

Hangi tür faaliyetlerin zirai gelir vergisi mükellefi olmayı gerektirdiği Gelir Vergisi Kanunu’nda düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 52. ve devamı maddelerinde; zirai (tarımsal) faaliyetten doğan kazancın zirai (tarımsal) kazanç olduğu belirtilmekte ve çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği hüküm altına alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun bahse konu 52. ve devamı maddelerindeki zirai faaliyet ve zirai gelir vergisi mükellefiyetini gerektiren şartlar incelendiğinde ise, biçerdöver sahip ve işletmecileri ile tavuk ve yumurta üretimi ile uğraşan kişilerin zirai faaliyet yaptıklarının kabul edilmesi ve bu durumda olan kişilerin zirai gelir vergisi mükellefi olmaları gerektiği anlaşılmaktadır.

2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun (3) 3. maddesinde ise, tarımsal faaliyetin tanımı yapılmakta ve anılan Kanun’un 2. maddesinde tarımsal faaliyette bulunanların 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerektiği ifade edilmektedir.

Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun “Zirai Kazanç, Zirai Faaliyet, Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsulün Tarifi” başlıklı 52. maddesinde, tarımsal (zirai) faaliyetin tanımı aynen 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’ndaki hangi faaliyetlerin tarımsal faaliyet olduğu ile ilgili yapılan tarif gibi yapılmakta olduğundan, zirai faaliyetlerinden dolayı zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmektedir.

Ancak, çiftçilikle bağlantısı olmadan ticaret amacıyla biçerdöver işletenlerle, tabi bir üretimle ilgisi olmadan tavukçuluk ve yumurtacılık ve buna benzer işlerle iştigal eden kişiler, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında ticari kazançtan dolayı gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olmaları gerektiği için, bu durumda olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında değil, 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu (4) kapsamında sigortalı olmaları gerekmektedir (5).

Yaptıkları işin zirai gelir vergisi kapsamına girip girmediği konusunda tereddüt yaşayan kişilerin Bağ-Kur’a vergi mükellefiyet süreleri ile ilgili İB formlarını verirken mutlaka ilgili vergi dairesinden mükellef olmalarını gerektiren uğraşılarının türlerini yazdırmaları da önem arz etmektedir. Çünkü örnek olarak, Bağ-Kur’a verilecek İB formlarında mükellefiyet türü “yumurtacılık” yazdığı halde, bu İB formuna yumurtacılık mesleğinden dolayı olunan mükellefiyetin zirai olmadığı belirtilmezse, Bağ-Kur’da zorluklar çıkarılacak ve belki de bu kişinin yaptığı işi tabii bir yumurta üretim işi olmadığı halde, 2926 sayılı Kanun’daki sigortalılık kapsamına alınacaktır.

Bir kişinin mükellefiyet türü belirtilmediği için esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapılmışsa, ancak daha sonradan mükellefiyet türünün Bağ-Kur tarafından zirai mükellefiyet olduğu anlaşılırsa, bu durumda Bağ-Kur 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık başlangıcını iptal etmekte, bu süreler isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmekte ve 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gereken zirai gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden 2926 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur tarım sigortalılığı başlatılmaktadır (6).

Buraya kadar anlatılanlardan olarak, zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmektedir. Ancak ticaret amacıyla zirai işlerle uğraşanlar ile bizzat zirai üretim yapmayan işletmelerin sahipleri veya zirai ürünlerin pazarlamasını ve ticaretini yapan kişileri 2926 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamında zirai faaliyetten dolayı sigortalı saymak mümkün bulunmamakta olup, bu kişilerin 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında sigortalı sayılmaları gerektiğini belirtmek yerinde olacaktır.



III- ZİRAİ GELİR VERGİ MÜKELLEFİ OLANLARIN BAĞ-KUR SİGORTALILIKLARININ NE ZAMAN BAŞLATILIP NE ZAMAN SONA ERDİRİLECEĞİ

Zirai gelir vergisi mükellefi olanlar Bağ-Kur’da 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında zorunlu olarak sigortalı olmaları gerekmekte olduğu için, sigortalılıklarının başlatılması ve sona erdirilmesi ile ilgili hususlarda da 2926 sayılı Kanun’un konu ile ilgili hükümlerine tabi bulunmaktadırlar.

2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre (Tarım Bağ-Kur Kanunu’na göre) sigortalı olanların sigortalılık başlangıcı söz konusu Kanun’un 5. maddesinde, sigortalılığın ne zaman sona ereceği de yine, aynı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenmiştir.

Buna göre 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gereken nitelikte tarımsal faaliyet yapanlar gibi zirai gelir vergisi mükelleflerinin de Bağ-Kur sigortalılıkları, mükellefiyetlerinin başlangıç tarihinden itibaren değil, Bağ-Kur’a sigortalı olmak için başvurdukları (talepte bulundukları) tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılacaktır.

Aslına bakılırsa zirai gelir vergisi mükelleflerinin sigortalılıklarının başlatılması ile ilgili bu yasal düzenleme bu kişiler için aleyhte bir durumdur. Çünkü ticari kazançtan dolayı gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları Bağ-Kur’da taleplerine bakılmaksızın mükellefiyet başlangıcı itibariyle yapıldığı halde, zirai kazançtan dolayı vergiye tabi olan bu kişiler için neden mükellefiyet başlangıç tarihi değil de, sigortalılık başlangıcı için talepte bulunduğu tarihin alınması akıllarda soru işaretlerine neden olmaktadır.

Zirai gelir vergisi mükellefi olan kişiler daha önceki yıllarda var olan zirai vergi mükellefiyet kayıtlarına göre, bu mükellefiyetlerinden dolayı Bağ-Kur sigortalılık başlangıçlarını geriye doğru götüremez ve daha önceki yıllarda başlayan zirai mükellefiyetlerine göre Bağ-Kur sigortalılıklarının başlatılmasını talep edemezler. Şimdi bu durumu bir örnekle açıklamaya çalışalım.

Örnek: Bay A’nın zirai gelir vergisi mükellefiyeti 08.06.2003 tarihinde başlamıştır. Ancak Bay A, bu mükellefiyet durumunu Bağ-Kur’a bildirmemiş ve 2007 yılı mart ayı itibariyle Bağ-Kur’a gelerek zirai vergi kaydından dolayı sigortalı olmak istemiştir. Bu durumda Bay A’nın 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı talep ettiği ayı takip eden aybaşından itibaren yani 1 Nisan 2007 tarihinden itibaren başlatılacaktır. Bay A, 2003 yılında başlayan zirai vergi kaydına göre sigortalılığının geriye götürülmesini Bağ-Kur’dan talep edemeyecektir.

Örnekte de görüldüğü üzere, daha yıllarda var olan zirai vergi kaydından dolayı Bağ-Kur sigortalılığının başlangıcı geriye götürülememekte ve sigortalılık başlangıcı ancak talep halinde yapılabilmektedir.

Zirai gelir vergisi mükellefi olan kişilerin Bağ-Kur sigortalılıkları, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerinin sona erdiği tarihten itibaren sona erdirilmektedir.

Zirai faaliyetten dolayı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamında olan bir kişinin Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilmesinde sadece zirai vergi kayıt bilgileri esas alınmamaktadır. Eğer zirai vergi kaydından dolayı Bağ-Kur sigortalısı olan bir kişinin zirai vergi mükellefiyeti sona erdikten sonra, ziraat odası ve diğer kayıtları (kooperatif, tarım birlikleri vb.) devam ediyorsa, bu kişinin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu kapsamındaki sigortalılığının devam ettirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilmesinde uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan birisi de, tarım Bağ-Kur sigortalısı olan bir kişinin zirai vergi kaydı ve ziraat odası gibi yerlerden kaydı silinmesine rağmen, İl veya İlçe Tarım Müdürlüklerindeki çiftçi kayıtlarının devam ettiği, üzerlerine kayıtlı olan bağ, bahçe veya tarlalardan dolayı devletten destekleme aldıkları, gübre, mazot vb. yardımları edindikleri görülmektedir.

Bu durumda olan kişilerin Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının destekleme ve diğer destekleme niteliğindeki devlet yardımlarını aldıkları sürece devam etmesi ve sona erdirilmemesi gerekmektedir. Ancak bu kişiler destekleme alımına sebep olan bağ, bahçe ve arazilerindeki elde ettikleri gelirin yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eder veya belgelerlerse (7) bu kişilerin de Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının sona erdirilmesi gerekmektedir.

Zirai vergi kaydına istinaden tarım Bağ-Kur sigortalısı olan kişilerin zirai vergi kayıtları devam ederken, ticari faaliyetten dolayı gelir vergisi mükellefi olmalarını gerektiren yeni bir mükellefiyet kayıtları başlarsa, bu durumda Bağ-Kur tarım sigortalılıklarının sona erip, 1479 sayılı Esnaf Bağ-Kur Kanunu kapsamında esnaf Bağ-Kur sigortalısı olmaları gerekmektedir.



IV- SONUÇ

Zirai gelir vergisine kimlerin tabi olduğu 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 52 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Zirai vergi kaydı olan kişilerin Bağ-Kur kapsamında tarım sigortalısı olmaları gerekmektedir. Zirai vergi kaydına göre Bağ-Kur tarım sigortalısı olması gereken kişilerin faaliyetlerinin zirai bir ürünün tabii olarak üretilmesi, zirai bir faaliyet ve zirai üretim yapılması gibi niteliklerde olması gerekmektedir. Aksi takdirde zirai ürünlerin ticaretini yapan ve bunları pazarlayan kişilerin zirai vergi kaydı mükellefleri olmaları mümkün olmadığı gibi, Bağ-Kur kapsamında tarım sigortalısı olmaları da mümkün değildir.

Zirai vergi kaydı olanların Bağ-Kur tarım sigortalılıkları vergi kaydının başlangıç tarihinden itibaren değil, sigortalı olarak kayıt ve tescil olmak için Bağ-Kur’a yazılı olarak talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılmaktadır.

Zirai vergi kaydı ve ziraat odası kaydı gibi kayıtları sona eren kişilerden, Devletten tarlalarından dolayı destekleme alımına devam edenlerin sigortalılıkları, buralardan elde ettikleri gelirlerin masraflar düştükten sonra aylık ortalaması asgari ücretten fazla ise sigortalılıklarının devam etmesi gerekmektedir.




--------------------------------------------------------------------------------

* Bağ-Kur Müfettişi

(1) Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 tarih ve E. 2006/111, K. 2006/112 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.

(2) 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünün 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenmesi, 5565 sayılı Bütçe Kanunu’nun 30. maddesiyle yapılmıştır.

(3) 2926 sayılı Kanun, 20.10.1983 tarih ve 18197 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(4) 1479 sayılı Kanun, 14.09.1971 tarih ve 13956 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

(5) Bu paragraftaki hüküm; Bağ-Kur’un 1998/22 sayılı Genelge hükümleri ile sabit bulunmaktadır.

(6) Burada konu ile ilgili belirtilen ifadeler Bağ-Kur’un 1997/4 numaralı Genelgesi hükümleri ile sabit bulunmaktadır.

(7) Bu hüküm, 04.03.2006 tarih ve 5458 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 4. maddesinin 02.08.2003 tarih ve 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile mülga © bendi hükümlerini değiştirmesi sonucu Bağ-Kur’a getirilmiştir.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
08-03-2008 10:03 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: