Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Konuyu Açan Kişi: Mavilim
Cevap Sayısı: 15
Görüntülenme Sayısı: 4517

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Yazar Mesaj
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #11
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Mecnun}un Devesi

MECNUN LEYLA’sının köyüne gitmek için, dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldı. Mecnun’un tek derdi, bir an önce Leyla’sına kavuşmaktı. Dişi deve ise, geride bıraktığı yavrusunu düşünmekteydi ve onun tek derdi ise, geriye dönmekti.

Mecnun bir an dalıp gitse, elinden yuları gevşetse, deve bunu hisseder ve geriye döner geldikleri köye yani yavrusunun olduğu yere doğru giderdi.

Mecnun kendine gelip baktığında, bulundukları yerden çok daha geriye gittiklerini farkediyordu.

Bu yolculuk iki-üç gün böyle sürdü. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi şaşırmış kalmıştı.

Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, deveden indi ve:

“Ey deve!” dedi. “İkimiz de aşığız. Fakat, aşklarımız birbirine zıt, birbirine aykırı! Demek ki biz, birbirimizle yol arkadaşlığı yapmaya uygun değiliz.

Senin sevgin de, yuların da bana uymuyor. O halde en iyisi ayrılalım!” diyerek deveyi bıraktı.

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:11 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #12
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Dünya hayatında hep kötülük işleyen bir adamı ölünce

cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama

şöyle seslendi:

"Hayatta iken tek bir gün bile birisine

iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin. "

Günahkar adam uzun süre düşündükten sonra,

bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı.

Balta girmemiş ormanda yürürken önüne

bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak

ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti.

Heyecan içinde o günü meleğe anlattı.

Melek adama baktı ve ardından .

Gökten bir örümcek ağı inmişti.

Adam bu ağa tutunarak cennete girebilecekti.

Adam neşe içinde ağa tırmanırken cehennemden bazıları da

bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar.

Ama adam ağın o kadar çok insanı taşımayacağından

korkarak onları itmeye başladı.

Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile

birlikte adam da cehenneme düştü.

"Yazık" dedi melek.

"Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiyi de kötülüğe döndürdü.

O insanlara şefkat gösterebilseydin eğer,

ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin."

''YAŞAMIN ÖRÜMCEK AĞINI ÖREN İNSANIN KENDİSİ DEĞİLDİR.

O, BU AĞDA SADECE BİR TELDİR VEBU AĞA YAPTIĞI KATKIYI

ASLINDA KENDİ YAŞAMINA YAPMAKTADIR.....

alıntı

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:12 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #13
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
HER UMUT GERÇEKLEŞECEK BİR DÜŞ BULUR..

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de

güçlükle...

Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:

- "Küçüüük!" diye seslendi." Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir hârika!"

Çocuk, ona dönerek:

- "Gerçekten çok güzeller!" diye tebessüm etti, "Ama benim bir bacağım doğuştan eksik".

- "Bence önemli değil!" diye atıldı adam. "Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı."

Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:

- "Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi."

Çocuğun kafası iyice karışmıştı.Bu sefer adama doğru yaklaşıp:

- "Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?"

- "Çok basit!" dedi, adam. "Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hâttâ sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler..."

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işâret ederek:

- "Baktığın ayakkabı, sana yakışır!" dedi. "Denemek ister misin?"

Çocuk, başını yanlara sallayıp:

- "Üzerinde 30 lira yazıyor" dedi,

"Almam mümkün değil ki!"

- "İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!" dedi adam, "Bu durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder."

Çocuk biraz düşünüp:

- "Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!" dedi, "Onu kim alacak ki?"

- "Amma yaptın ha!" diye güldü adam. "Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım."

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:

- "Üstelik de öğrencisin değil mi?" diye sordu.

- "İkiye gidiyorum!" diye atıldı çocuk, "Üçe geçtim sayılır."

- "Tamam işte!" dedi adam. "5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!"

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek

- "Benim satış işlemim bitti!" dedi, "Sen de bana, bunu satsan memnun olurum."

- "Şaka mı yapıyorsunuz?" diye kekeledi çocuk, "Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?"

- "Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş..." dedi adam, "Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder."

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları üzerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya.

Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:

- "Bana göre 20 lira yeterli." dedi. "İndirim mevsimini başlattınız ya!"

Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.

Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:

- "Babam haklıymış!" dedi. "Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok!

demişti."

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:13 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #14
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Bir adamcagiz kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alir.

Neden sonra, yaptiklarindan pisman olur ve hiç olmazsa iyi birsey yapmis olmak için bunu Haci Bektas Veli'nin dergahina kurban olarak bagislamak ister. (O zamanlar dergahlar ayni zamanda aşevi islevi görüyordu.)

Durumu Haci Bektas Veli'ye anlatir ve Haci Bektas Veli helal degildir diye bu kurbani geri çevirir.

Bunun üzerine adam mevlevi dergahina gider ve ayni durumu Mevlana'ya anlatir,

Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni seyi Haci bektas Veli'ye de anlattigini ama onun bunu kabul etmemis oldugunu söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar.

Mevlana şöyle der:

- Biz bir karga isek Haci Bektas Veli bir sahin gibidir. Oyle her lese konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.

Adam üsenmez kalkar Haci Bektas dergahi'na gider ve Haci Bektas Veli'ye, Mevlana'nin kurbani kabul ettigini söyleyip bunun sebebini bir de Haci Bektas Veli'ye sorar.

Haci Bektas da söyle der:

- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nin gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:14 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #15
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
ZAMAN GECMEDEN!!!

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakısıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmis.Bu arada aynı kasabada yasayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemis. Ama kız onu da reddetmis.

Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmıs. Kendine baska bir hayat kurmuş ve evlenmiş,çoluk çocuğa karısmış.Bir gün yolu bir zamanlar yaşadıgı güzel,küçük kasabaya düşmüş.Orada tanıdık birine rastladıgında aklına bir zamanlar orada yasayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş. Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kizin evlendiğini söylemiş.

Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş. Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman ,kel ve çirkin mi çirkin bir adammış.Üstelik zengin bile değilmiş.Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmis. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormus.Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemis. Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamıs. Birden çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne çarpmış. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparip kıza götürmüş. Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yapraklari solmuş cılız bir gül. Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş; " Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir."

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Mavilim
(Yönetici)
******
Mesajlar: 2,338
Tarih: Oct 2008
Üye no: 10255
Nerden: İşten
Rep Puanı: 41
Mesaj: #16
RE: HAYATA DAİR MANİDAR HİKAYELER
Okulda 1.sınıf öğrencileri,bir aile fotoğrafı üzerinde tartışıyorlardı.Fotoğraftaki küçük çocuğun saç rengi ailenin öteki bireylerinin saç renginden değişikti.Öğrencilerden biri,o küçük erkek çocuğunun,belkide evlat edinilmiş olabileceğini söyledi.Onun bu sözünü duyan Jocelyn Jay adında küçük bir kız öğrenci,birden sesini yükseltti:

-"Ben evlat edinme konusunda her şeyi bilirim.Çünkü bende evlatlığım!"

Sınıftaki bir başka öğrenci sordu:

-"Madem biliyorsun,bizede anlatsana.Evlat edinilmek nedir?"

Jocelyn,kendinden emin bir şekilde,bilgisini özetledi:

-"Annenin karnında değil,yüreğinde büyümüşsün demektir."

Muhasebecilik işi kılıfına uydurmak değil;

İşin gereğini yapmaktır.
22-10-2008 02:17 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: