Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

İHRACAT DOLAYISIYLA İADESİ İSTENEBİLECEK GENEL İDARE GİDERLERİ VE ATİK’LERLE İLGİLİ K
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 6089

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İHRACAT DOLAYISIYLA İADESİ İSTENEBİLECEK GENEL İDARE GİDERLERİ VE ATİK’LERLE İLGİLİ K
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,414
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
İHRACAT DOLAYISIYLA İADESİ İSTENEBİLECEK GENEL İDARE GİDERLERİ VE ATİK’LERLE İLGİLİ K
İHRACAT DOLAYISIYLA İADESİ İSTENEBİLECEK GENEL İDARE GİDERLERİ VE ATİK’LERLE İLGİLİ KATMA DEĞER VERGİSİ





Yazar: CevdetOkanBAHAR(*)

Yaklaşım Dergisi / Aralık 2007 / Sayı: 180 den alıntıdır.



I- YASAL DÜZENLEME

Bilindiği gibi KDV Kanunu’nun 29. maddesine göre mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, KDV Kanunu’nda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak;

- Kendilerine yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’lerini,

- İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV’lerini,

- Götürü veya telafi edici usulden gerçek usulde vergilendirmeye geçenlerin hesap dönemi başındaki mallara ait Fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’lerini

yaptıkları işlemlerden dolayı hesaplanan KDV’den indirebilirler.

KDV Kanunu’nun 32. maddesine göre de KDV Kanunu’nun 11, 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca vergiden istisna edilmiş işlemlerle ilgili KDV’leri mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak KDV’den indirileceği hükme bağlanmıştır.

Görüleceği üzere, mükelleflerin faaliyetleri ile ilgili olarak yaptıkları genel idare giderleri ve edindikleri amortismana tabi iktisadi kıymetleri (ATİK’leri) sebebiyle yüklendikleri KDV’lerinin de 29. madde kapsamında indirim hakkının bulunduğu ve hesaplanan vergiden indirimi kabil olmayanların ise 32. madde hükümleri çerçevesinde Maliye Bakanlığı’nca belirlenmiş esaslara göre istisna edilmiş işlemleri yapanlara iade edilebilmektedir. KDV’ye tabi olmayan işlemleri yapanlar, sözü edilen gider ve Atik’lere ait KDV yüklenimlerinin, iadesini isteyebilecekleri KDV tutarının içinde yer almasına yasal bir engel yoktur... Bu husus 24, 26 ve 36 No.lu KDV Genel Tebliğleri ile de duyurulmuştur. Ancak uygulamada özellikle hem yurt içi hem de yurt dışı işlemleri olan kişi ve kuruluşların giderleri ve Atik’leri sebebiyle yüklendikleri KDV’lerin ne kadarının ve ne şekilde iadesi istenilecek KDV tutarı içinde yer alacağı konusunda duraksamalar vardır!

II- VERGİLİ VE VERGİSİZ İŞLEMLERİ BULUNAN KURULUŞLARDA İADESİ İSTENEBİLECEK GENEL İDARE GİDERLERİ VE ATİK KDV’LERİ

Vergisiz işlemlerde iadesi istenebilecek olan KDV tutarının hesabında; iade dönemindeki vergisiz teslimlere ilişkin olarak direkt yüklenilen KDV’lerin yanı sıra kanunen kabul edilen genel idare giderleri ve ATİK’ler nedeniyle yüklenilmiş olan KDV’lerden, o dönemdeki (o ayda ki) iade hakkı doğrudan işlemlere isabet eden paylarının da dikkate alınması GVK’nın gider yazılmasına ilişkin 40/1, 40/7 ve KDV’nin indirim ve iade alınmasına ilişkin 1-29-32 ve 34. maddeleri ile 24-26 ve 36 Seri No.lu KDV Genel Tebliğleri hükmü gereğidir…

Mali İdarenin konuyla ilgili olarak verdiği muktezalarda, bir vergi döneminde iade edilecek vergi, o dönemde vergisiz olarak teslim edilen mal ve hizmetlerle ilgili olarak yüklenilen vergilerin toplamı olarak ifade edilmiştir… Bundan yola çıkarak; yüklenilen vergiler her hangi bir sebeple zararına satılmış ya da teslime konu mal ve hizmetlerin maliyeti normal piyasa koşullarının üstünde gerçekleşmiş ise, örneğin genel vergi oranı %18 olan 100 YTL tutarındaki bir malın ihracatında 18 YTL’den fazla KDV iadesi istenebilecektir!.. Ancak, bu konudaki yasal düzenleme tebliğ ve konuyla ilgili görüşler ve Maliye Bakanlığı’nın çeşitli tarihlerde verdiği iadenin yapılmasına ilişkin muktezalarında belirtilen “iade hakkı doğuran işlem bedelinin normal KDV oranıyla çarpılması sonucu bulunan meblağı aşamayacağı” yönündeki iade üst sınırı, Maliye Bakanlığı’nın kendisine verilen düzenleme yetkisine dayanarak verdiği muktezalar ile mükellefin aynı işlemi vergili olarak yapması halinde elde edeceği KDV miktarı ile sınırlı tutmak istemiştir. Bunun birinci amacı, indirim hakkının kullanan emsalleri ile vergide eşitlik ilkesine uymak, ikinci amacı, menfi finansman etkisini defetmek, üçüncüsü ise kasden abartılmış iade taleplerinin yapılmasına meydan vermemektir!

Belirlenen bu üst iade sınırı içinde kalacak şekilde bir dönemde iadesi istenebilecek KDV; Genel Gider payı KDV’si ve Atik KDV’si içermeyen direkt KDV yüklenimleri ile genel idare gideri (Kanunen kabul edilen giderlere ait) KDV’den ve ATİK’lerle ilgili olarak (faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması ve işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen KDV’ler hariç olmak üzere) hesaplanan KDV payının toplamından ibaret olacaktır.

İade üst sınırı, iade talep edilen dönemde vergiden iadesi istenebilecek yüklenim KDV’lerinin limitidir. İadesi istenebilecek KDV’lerin yüklenim dönemi sadece iade istenilen dönemle sınırlı değildir!.. Dolayısıyla önceki dönemlerde; Mal, Hizmet, Atik alınırken ve genel idare gideri sebebiyle yüklenilip indirimi yapılamayan KDV’lerin de ileriki dönemlerde iade üst sınırı gözetilerek iadeye konu edilebileceği yasa gereğidir. Aksi halde indirim hakkı bulunmayan mükelleflerin indirimi yapılamayan KDV yüklenimleri bakımından onları nihai tüketici konumuna sokar!..

III- MÜNHASIRAN VERGİSİZ İŞLEMLERİ OLANLAR İLE VERGİLİ VE VERGİSİZ İŞLEMLERİ OLAN KURULUŞLARDA KDV İADE TUTARININ HESAPLANMASI YÖNTEMLERİ VE ESAS ALINACAK KRİTERLER

Konu hakkındaki 24-26-36 ve 71 No.lu KDV Kanunu Genel Tebliğleri yayımlanmıştır. Mali idarenin görüşleri ile meslek mensuplarının ve yazarların değerlendirmeleri sonucunda bazı durumlarda çok karmaşık ve belirsizlikleri olan iade tutarı hesaplanırken aşağıdaki kriterlerin göz önünde bulundurulması gerektiği sonucu çıkmaktadır.

A- ATİK’LERLE İLGİLİ KDV YÜKLENİMLERİNDE İADE EDİLECEK KISMIN TESPİTİ

1- Münhasıran İhracatçı Olan Kuruluşlar

İştigal konusu münhasıran ihracatçı olup yurt içi işlemleri bulunmayan müteşebbislerin Atik’lerin iktisabı dolayısıyla yüklendikleri KDV’leri; alımda, alımın yapıldığı dönemde, üretimde ise ATİK’in aktife alındığı dönemde iade üst sınırı içinde kalmak koşulu ile iade talebi içinde yer alabilecektir.

Münhasıran ihracatçı olan kuruluşlar istinaden de da olsa iade, stok ve üretim fazlası ve vasıfsızlık nedenleriyle iç piyasaya mal ve hizmet satışı yapabilmektedirler. Böyle bir karma işlemin olduğu dönemde, işlemle ilgili direk yüklenim dışındaki KDV yüklenimlerini satış hasılatı oranına göre dağıtarak iade tutarına pay verilmesi uygun olacaktır.

İade talep edilecek KDV tutarı içinde yer alamayan Atik KDV’leri ileriki dönemlerde iade talebinde yer alabilecektir. Çünkü münhasıran ihracatçı olan kuruluşlar Pazar edinmek ve ihracatını geliştirmek adına yaptığı tüm mal ve hizmet alımlarına ait yüklenim KDV’lerini başka işlemlerinin bulunmaması nedeniyle indirim hakkı varken bu imkana sahip değildirler! Dolayısıyla, ihracatçının indirim hakkını kullanamadığı ahvalde iade imkanın bulunması, yasa koyucunun istisna yoluyla teşvik amacına ve KDV Kanunu’nun 29. maddesinin 2. fıkrası ve 32. maddesi hükümlerine de uygun bir değerlendirme olacaktır.

2- Yurt İçi ve Yurt Dışı İşlemleri Bulunan Kuruluşlar

Yurt içi ve yurt dışı işlemleri bulunan müteşebbislerin iade tutarının hesaplanması esnasında göz önünde bulundurmaları gerekli kriterler aşağıdadır:

a- İktisadi Kıymet Münhasıran Vergiye Tabi İşlemlerde Kullanılıyorsa

Münhasıran vergiye tabi işlemlerde kullanılan ATİK’lerin iktisabı sırasında yüklenilen vergilerin iade talebine konu edilmesi söz konusu olamaz.

b- İktisadi Kıymet Münhasıran İade Hakkı Doğuran İşlemlerde Kullanılıyorsa

Tamamen vergiye tabi işlemlerde kullanılan ATİK’lerin alımında yüklenilen KDV’nin iade üst sınırını aşmayacak şekilde; Direkt KDV yüklenimleri + Genel İdare Gideri ve ATİK KDV’lerine iade edilecek KDV hesabı içinde yer verilecektir. İadeye konu edilmeyen kısım kalırsa ileriki dönemlerdeki iade talepleri içinde yer verilmesi yukarıdaki açıklamalarımızda belirtilen nedenlerle olasıdır.

Bilindiği üzere, faydalı ömrü birden çok yıl olan ATİK’ler için KDV Kanunu’nun 31. maddesi gereğince, 31.12.1998 tarihine kadar iktisap edilenlerin yüklenim KDV’leri üç yıllık süreye bağlı olarak indirime ve iadeye konu edilmekteydi. 4369 sayılı Kanun’un 82/5-d maddesi ile KDV Kanunu’nun 31. maddesi 01.02.1999 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığından ATİK’ler ile ilgili yüklenim KDV’leri genel esaslar çerçevesinde iktisap edildiği dönemde indirim ve iade konusu yapılabilecektir.

Çünkü, indirime konu olabilecek vasıftaki yüklenim KDV’si, müteşebbisin iştigal alanına göre iade hakkı tanınan işlemler çerçevesinde iadeye de konu edileceği kuşkusuzdur.

c- İktisadi Kıymet Vergiye Tabi Olan İşlemler İle İade Hakkı Doğuran İşlemlerde Ortaklaşa Kullanılıyorsa

Amortismana tabi iktisadi kıymete ait olup indirimle giderilmeyen KDV, istisna kapsamına giren işlemlere isabet eden oranda ve yine iade üst sınırı gözetilerek iade konusu yapılabileceği KDV Kanunu 29 ve 32. madde hükümleri ve ilgili genel tebliğleri gereğidir. Burada önemli olan husus, faaliyetleri kısmen iade hakkı doğuran işlemlerden oluşan müteşebbislerin iade edilecek KDV hesabının içinde yer alacak ATİK yüklenim KDV’lerinin hesabının ve dağıtımını nasıl yapılacağıdır!..

24 no.lu KDV genel tebliği ile belirlenen uygulama yöntemlerini şöyle özetleyebiliriz.

a- ATİK KDV’lerinin iade hakkı doğuran ve doğurmayan işlemlerde iktisadi kıymetin aidiyeti de gözetilerek kullanıldığı işlem ve kullanılan süre ile sınırlı bir oranda dağıtımı yapılacaktır.

b- Yapılan işlemlerden birinin diğerine kullanım üstünlüğü söz konusu olmadığı ve kullanım sürelerinin tespit edilemediği durumlarda, sadece hasılat esasına göre oranlama yapılarak iade tutarına pay verilmelidir. İşlemlerden birinin diğerine üstünlüğü var ise; üretim adedi kullanım saati ve benzeri kriterler ile gerçek durum tespiti cezalı bir tarhiyata konu olabilecek tercihlerden kaçınılacak şekilde yapılmalıdır. Örneğin yurt içi ve yurt dışı satımlar için ambalaj yapabilen bir makinenin alındığı dönemde sadece iç piyasaya yönelik çalışması halinde o dönemde iade hakkı doğuran işlemlere yüklenim KDV’sinden pay verilmemelidir!..

B- İHRACAT VE SAİR İSTİSNA İŞLEMLERİYLE İLGİLİ GENEL İDARE GİDERLERİNE AİT KDV’LERİN İADE EDİLECEK KISMININ TESPİTİ

1- İmalatçı Kuruluşlarda Genel İdare Giderinden İhraç Edilen Ürüne Pay Verilmesi

36 No.lu KDV Genel Tebliği gereğince mükellefler, iade hakkı doğuran işlemlerle ilgili olarak yüklendikleri KDV’leri doğru olarak hesaplamak zorundadırlar. VUK’un 275. maddesine göre maliyet muhasebesi tutan imalatçı ihracatçılar, imalat hesaplarında olduğu gibi iade tutarının tespitinde de yüklendikleri KDV’yi aynı ilkeler ışığında hesaplayacaklardır. VUK’un 275. maddesine göre genel imal giderlerinden mamule pay verilmesi mecburi iken, genel idare giderlerinden mamule pay verilmesi ihtiyaridir! Dolayısıyla, ihraç edilen ürünü imal eden kuruluş genel idare giderlerinden mamule pay verme tercihini kullanmamış ise, iade hakkı doğrudan işlemleri sebebiyle sonradan, hasılat esasına göre genel idare gideri payına isabet eden KDV’lerden de pay verilmesi doğru olmaz!..

2- Münhasıran İhracatçı kuruluşlarda Genel İdare Gideri KDV’sinden iade Tutarına Pay Verilmesi

Münhasıran ihracatçı olan kuruluşlar iade tutarını Direkt KDV yüklenimlerini ATİK KDV yüklenimleri ve Genel idare giderlerine ait yüklenim KDV’lerini iade üst sınırını gözeterek hesaplayacak, iadeye konu edilemeyen artık kısım var ise bu KDV’lerde ileriki dönemlerde iadeye konu edilebilecektir.

İstisnaen de olsa münhasıran ihracat işi yapan kuruluşlar vergiden istisna işlemleri ile birlikte vergiye tabi işlemlerinin de bulunduğu dönemlerde Genel İdare giderleri sebebiyle yüklendikleri KDV’leri hasılat esasına göre ve iade üst sınırı gözetilerek dağıtımını yapmalıdırlar.

3- İmalatçı Olmayıp Karma İşlem Yapan Kuruluşlarda Genel İdare Gideri KDV Payı Hesabı

İmalatçı olmayan ve karma işlem yapan kuruluşlar satın aldıkları ürünleri ihraç etmeleri halinde, genel idare giderleri sebebiyle bu işlemlerle ilgili yüklendiği KDV’lerinin bilinip doğru olarak ayrıştıra biliyorlarsa bu işlemlere isabet eden kısmı, bilinmiyorsa ve ayrışımı zor ise o dönemdeki hasılata göre belirlenecek oranda dağıtımı yapılmalıdır.

4- Reklam ve İlan Giderlerine Ait Yüklenim KDV’lerinin

Vergiye tabi işlemler varsa ve indirim yoluyla giderilemez ise, iade hakkı doğrudan işlemler nedeniyle iade konusu yapılabileceği yolunda Maliye Bakanlığı muktezası vardır. Ancak, gelinen nokta itibariyle globalleşen dünyamızda gerek Internet ortamı kullanılarak gerek yazılı ve görsel basında ve gerekse meslek kuruluşları aracılığı ile bildirim, broşür ve tanıtım amaçlı reklamların yapıldığı ve bunlarında gerekliliği tartışılmazdır... Bu sebeple, kanunen indirimi kabul edilen her türlü reklam giderleri sebebiyle yüklenilen KDV’lerin iade doğuran ve doğurmayan işlemlerin hasılat oranına göre iade olunacak KDV miktarına eklenmesine yasal bir engel yoktur.

Bu belirlemelere rağmen iadesi istenebilecek KDV tutarının hesaplanmasında hala çözüme kavuşmamış bir çok sorun vardır!.. Bunlar; imali yapılan ürünlerin stoklardaki değerlendirmeden kaynaklanan yüklenim KDV’lerin deki artışın iadeye konu olup olmayacağı, firelere ait yüklenim KDV’lerinin iade talebi içinde yer alıp almayacağı, iade üst sınırı ile ilgili tespitin (indirimli orana tabi işlemlerle ilgili iade uygulaması dahil) nasıl yapılacağı hususlarıdır.



* YMM, Avukat

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
01-12-2007 01:50 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: