Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
Konuyu Açan Kişi: zöhre
Cevap Sayısı: 6
Görüntülenme Sayısı: 6250

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
Yazar Mesaj
zöhre
Registered
Default Avatar
Mesajlar: 36
Tarih: Jan 2009
Üye no: 15469
Nerden: ADANA
Rep Puanı: 0
Mesaj: #1
Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
Kasko değerinin % 70 oranının altında araç satışı gerçekleştirisem bana cezayı yaptırım uygulanır mı. Ayrıca % 70 olarak biliyorum bu oran doğrumudur?
09-10-2009 12:02 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ParaderevoLT
Administrators
*******
Mesajlar: 10,683
Tarih: Jul 2007
Üye no: 1
Nerden: İstanbuL
Rep Puanı: 33
Mesaj: #2
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
%70 oran doğudur fakat

Muhasebe kavramlarından 1. Tutarlılık kavramı, 2. Tam açıklama kavramı, 3. Özün önceliği kavramı

demirbaş eşyanın veya taşıtın satışı halinde gerçek satış bedeli ne ise bu bedel üzerinden fatura düzenleneceği ve kayıtların da buna göre düzenlenmesi gerektiği açıktır. Bedelin emsallerine göre çok düşük bulunması halinde maliye tarafından izaha davet edilebilirsiniz. Düşüklük ki; varsa bunu belgeleri ile açıkladığınızda sorun kalmaz. Aksi takdirde takdir komisyon kararına göre cezalı tarhiyat yapılır. Bunu da dava etme hakkınız vardır.

Technical support unit Ofline

New Personal Website =>>> SMMM Selahattin Şahin
09-10-2009 12:15 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
g.bilge
ÜSTAD
******
Mesajlar: 2,569
Tarih: Sep 2007
Üye no: 243
Nerden: samsun
Rep Puanı: 48
Mesaj: #3
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
ASIL OLAN GERÇEK SATIŞ DEĞERİDİR... YANİ KAÇA SATMIŞSANIZ ODUR!
VE GERÇEK SATIŞ DEĞERİNDEN BELGELENDİRİLMELİ VE VERGİLENDİRİLMELİDİR...

ELBETTE MALİYE... DEĞERİNİN ALTINDA BİR SATIŞ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA İZAH İSTER SEBEP SORAR...

SİZ TAHSİL ETMEYECEĞİNİZ BİR BEDELE NEDEN FATURA EDESİNİZ!

İYİ ÇALIŞMALAR!

[Resim: 468x60.jpg]
09-10-2009 12:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ParaderevoLT
Administrators
*******
Mesajlar: 10,683
Tarih: Jul 2007
Üye no: 1
Nerden: İstanbuL
Rep Puanı: 33
Mesaj: #4
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
Araç alım satımlarında Noterlerin alacağı harçlara esas alınacak değerin KASKO değeri olacağına ilişkin dayanak 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 43.maddesidir.

Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi açısından ise, Harçlar Kanununun bu maddesi dayanak alınarak satış hasılatı ya da KDV açısından matrah olarak KASKO değeri alınmamaktadır. Ancak, Maliye vergi uygulamalarında bir ölçü olarak KASKO değerini değerlendirmekted ir. Hemen belirtmeliyim ki sadece KASKO değeri esas alınarak tarhiyat yapılması da yanlıştır.

Maliye Bakanlığının düzenlemelerinde n anlaşılan araç alım satımlarında öncelikle alım-satıma konu aracın gerçek satış bedelinin gösterilmesidir. Mükellefler tarafından gösterilen satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük olması halinde, idarece gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidilecektir. Bu tespit sırasında KASKO değerinin yanında, diğer unsurların da ( Meslek odalarından bilgi alınması, alıcının ve satıcının banka hesaplarının araştırılması, alıcı ve satıcının defter kayıtlarının incelenmesi, alıcı ve satıcının ifadeleri v.b. ) dikkate alınması gerekmektedir.

Eğer mükellefler alım satım bedeli olarak gerçek satış bedelini gösterirlerse böyle bir sorun ortaya çıkmayacaktır.

Bu sorun gösterilen satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük olmasından kaynaklanmakta dır ve sorun bariz düşüklük kavramı üzerinde odaklanmaktadır.

Bariz sözcüğünün anlamı belirgin demektir. Belirginliğin de mutlak bir ölçüsü olamaz takdire bağlıdır. Elbette bu takdir de tek taraflı olmaz, toplum tarafından da kabul görmesi , akla yatkın olması gerekir.

Vergi uygulamalarında her şey yazılı olmaz, bazı konular idarenin takdirine göre şekillenir. Ör : Takdir komisyonlarındaki matrah takdiri, Uzlaşmalarda istisnai durumlar dışında belli oranda ( konuyla ilgisi olanlar bilir ) indirim yapılmakta uzlaşmada % X kadara indirim yapılacak diye yazılı olmaması gibi . Ama bu takdirler genellikle ( istisnalar olabilir ) mükellef lehine kullanılır.

Olayımızda % 70 oranına dönecek olursak , mevzuatta % 70 diye bir orana rastlamadım . Ama Maliyenin uygulamalarında bariz düşüklük ölçüsünde bu oran vardır. Bariz düşüklük kapsamına % 70’ de girer, % 50 de girer % 10 da girer. Elbette her görevli kendi kafasına göre benim bariz düşüklüğüm bu diyemez derse kendini riske atmış olur. İdarenin Türkiye genelinde uygulama birliği içerisinde olması gerekir. Maliye hem Devletin hem de mükelleflerin haklarını, hukukunu gözetmek durumundadır. Maliye % 70 oranını yani satış bedelini % 30 düşük gösterirsen ben bunu makul karşılarım ( piyasa koşulları vb . nedenlerden dolayı böyle bir tolerans tanımıştır ) derken mükelleflerin aleyhine bir tavır takınmamış olur .
Ör: 100 YTL lik malın fiyatını 70 YTL göstermişse ( piyasa koşulları vb. nedenlerden dolayı ) hakkında bundan dolayı herhangi bir işlem yapmam demektedir. İdare 70 altında gösterirsen hiçbir işlem yapmadan 70 YTL üzerinden cezalı vergi salacağım da demiyor. Eğer 70 in altındaysa çeşitli araştırmalara girişerek gerçek satış bedelini bulup ona göre işlem yaparım diyor. Bazı vergi görevlileri % 50 veya daha düşük oranları alırsa bence o görevliler İdarenin tanımış olduğu genel toleransı bir yana bırakıp mükellefler lehine Devlet aleyhine kendi keyfine göre belirlediği bir tolerans oranı uygularsa kendini riske atmış olur. Bu durum mükelleflerin işine uygun düştüğü için mükellefler tarafından sorun yaratılmaz. Ancak, Maliyenin yöneticileri ve denetim görevlileri bunu sorgulayabilir .

Ayrıca, bir hususu özellikle belirtmek istiyorum. Satış bedelinin bariz düşüklük gösterip göstermediği ve bununla ilgili idarenin işleminin alım – satım işlemi sırasında değil sonradan yapılması gerekir. Başka bir anlatımla mükellefe alım-satım işlemi sırasında sen değeri düşük göstermişsin olmaz işlemini yapmayız demek yanlış ve memur suçları konusuna girer. Ama mükellefe uyarı çerçevesinde bariz düşüklük olanlara uyarıda bulunmak mümkündür.

Bu konuyla ilgili birçok mukteza, yargı kararı, 170 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ve 1994/2 Sıra No.lu Gelir Vergisi Kanunu İç Genelgesi bulunmaktadır. Genel Tebliğde başka konularda olduğu için sadece bu konuyla ilgili bölümü aşağıya alınmıştır.

170 Seri No.lu Genel Tebliğin İlgili Bölümü
D _ MOTORLU TAŞITLARIN SATIŞINDA ESAS ALINACAK BEDEL :
Bilindiği gibi, 3689 sayılı Kanunla Harçlar Kanunu'nun 43 üncü maddesine eklenen fıkrada, "Motorlu kara taşıtları ile ilgili alım, satım ve taahhüt işlemlerinde gösterilecek değer; işleme konu olan taşıtın cinsi, markası, modeli, tipi ve yaşı itibariyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nce tespit edilen ve işlemin yapıldığı tarihte geçerli olan kasko sigortasına esas değerinden aşağı olamaz. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nce düzenlenen listelerde yer almayan eski model taşıtların asgari değeri; o taşıtların listede yer alan en eski modelleri için belirlenen değerinden, her model yılı için % 10 indirim yapılmak suretiyle tespit edilir. Birlikçe düzenlenen listelerde yer almayan taşıtların değerleri, emsali taşıtların değerlerinden aşağı olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Maliye ve Gümrük Bakanlığınca belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükmün Harçlar Kanunu bakımından ne şekilde uygulanacağı, 26/12/1990 gün ve 20737 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 17 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliğinde açıklanmıştır.
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, motorlu taşıtların kasko sigortasına esas bedelden daha düşük bedelle satılması halinde, Gelir veya Kurumlar Vergisi açısından kasko bedelinin mi yoksa, gerçek satış bedelinin mi esas alınacağı konusunda tereddütlerin olduğu anlaşılmıştır.
Gelir ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından, mükelleflerin satışını yaptıkları motorlu kara taşıtlarına ilişkin esas alacakları tutar, gerçek satış bedelidir. Ancak, gerçek satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmesi halinde idarece, taşıtın gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidilebilecekt ir. Bu tespit işlemi sırasında, diğer unsurlarla birlikte taşıtın satış tarihi itibariyle geçerli olan, kasko sigortasına esas alınan bedelinden de yararlanılabileceği tabiidir.

İyi çalışmalar

Technical support unit Ofline

New Personal Website =>>> SMMM Selahattin Şahin
09-10-2009 12:18 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
köroğlu14
MÜDAVİM ÜYE
*****
Mesajlar: 350
Tarih: Oct 2007
Üye no: 415
Nerden: Bolu / İstanbul
Rep Puanı: 1
Mesaj: #5
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
MOTORLU KARA TAŞITLARININ SATIŞINDA FATURAYA ESAS ALINACAK DEĞER TESPİTİ





Yazar: ZekaiÖZCAN (*)

E-Yaklaşım / Aralık 2005 / Sayı: 29





I- GİRİŞ

Türk Vergi Sistemi temelde mükellefin beyanı ve bu beyanın vergi idaresi tarafından doğruluğunun tespitine dayanmaktadır. Mükellef beyanının doğruluğunun tespiti noktasında aksayan vergi sistemi, bu eksikliğini bazı oto kontrol sistemleri ile denetim altına almaya çalışmaktadır. Bu oto kontrol sistemlerinden birisi de emsal bedel uygulamasıdır. Emsal bedel uygulaması, gerek personel ve gerekse zaman yetersizliğinden kaynaklanan eksik denetimlerin açığını minimize etmek düşüncesinden doğmuştur. Bu sistem, vergi mevzuatında vergilendirme ile ilgili bir takım alt sınırlar tespit edilmesi ve bu şekilde vergi gelirlerinin bir kısmının garanti altına alınması amacını güder.

Vergi sistemimizdeki bu uygulamalardan biriside 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 43. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “(3689 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle eklenen ve 01.01.1991 tarihinden itibaren elde edilecek gelirlere uygulanacak şekli) Motorlu kara taşıtları ile ilgili alım, satım ve taahhüt işlemlerinde gösterilecek değer; işleme konu olan taşıtın cinsi, markası, modeli, tipi ve yaşı itibariyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nce tespit edilen ve işlemin yapıldığı tarihte geçerli olan kasko sigortasına esas değerinden aşağı olamaz. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nce düzenlenen listelerde yer almayan eski model taşıtların asgari değeri; o taşıtların listede yer alan en eski modelleri için belirlenen değerinden, her model yılı için % 10 indirim yapılmak suretiyle tespit edilir. Birlikçe düzenlenen listelerde yer almayan taşıtların değerleri, emsali taşıtların değerlerinden aşağı olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca belirlenir.” Bu düzenlemenin amacı, taşıtların alım, satım ve taahhüt işlemlerinde alınacak harçlara ilişkin alt sınır tespit ederek, mükellefin beyanının denetiminde meydana gelen zafiyetin bir kısmının izole edilmesidir. Nitekim bir görüşe göre Harçlar Kanunu’nda yer alan bu düzenleme ile, gerek satış esnasında noterlerce tahsil edilen vergi, resim ve harç, gerekse satış dolayısıyla düzenlenen fatura nedeniyle doğacak gelir ve kurumlar vergisi kayıplarının asgariye indirilmesinin hedeflendiği ileri sürülmektedir. Zira Harçlar Kanunu’nda düzenlenen bu uygulamanın, motorlu kara taşıtlarının alım satım işlemlerinde düzenlenecek faturalarda da esas alınması gerektiğine ilişkin yaygın bir kanı oluşmasına neden olduğu ortadadır.



II- MOTORLU KARA TAŞITLARININ ALIM SATIMLARINDA FATURA DEĞERİ

A- FATURA NEDİR?

Faturanın tanımı Vergi Usul Kanunu’nda şu şekilde yapılmıştır. “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” [1]. Görüldüğü üzere faturanın iki önemli özelliği bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; faturanın, satılan emtia veya yapılan hizmet karşılığı düzenlenmesidir. İkinci özelliği ise müşterinin borçlandığı meblağı göstermesidir. Kanun koyucunun yaptığı bu tanım asli itibariyle sorunu çözücü unsuru da bünyesinde bulundurmaktadır. Müşterinin borçlandığı tutarı göstermesi gereken faturanın, gerçek alım satım değeri üzerinden düzenlenmesi gerektiğinin açık delili bu tanımda yer almaktadır. Zira faturanın asli unsurlarından birisi, borçlanılan meblağın tevsiki olduğuna göre, faturada alım satım değerinden bir başka değerin yer alması Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesine aykırı davranmak olacaktır.

B- VERGİ İDARESİNİN GÖRÜŞÜ

Motorlu kara taşıtlarının satışında esas alınacak bedelin ne olması gerektiği ile ilgili olarak vergi idaresinin görüşü 170 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer almaktadır. Buna göre; “Bilindiği gibi, 3689 sayılı Kanunla Harçlar Kanunu’nun 43. maddesine eklenen fıkrada, “Motorlu kara taşıtları ile ilgili alım, satım ve taahhüt işlemlerinde gösterilecek değer; işleme konu olan taşıtın cinsi, markası, modeli, tipi ve yaşı itibariyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nce tespit edilen ve işlemin yapıldığı tarihte geçerli olan kasko sigortasına esas değerinden aşağı olamaz. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nce düzenlenen listelerde yer almayan eski model taşıtların asgari değeri; o taşıtların listede yer alan en eski modelleri için belirlenen değerinden, her model yılı için % 10 indirim yapılmak suretiyle tespit edilir. Birlikçe düzenlenen listelerde yer almayan taşıtların değerleri, emsali taşıtların değerlerinden aşağı olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükmün Harçlar Kanunu bakımından ne şekilde uygulanacağı, 26.12.1990 gün ve 20737 sayılı Resmi Gazete''de yayımlanan 17 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği’nde açıklanmıştır.

Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, motorlu taşıtların kasko sigortasına esas bedelden daha düşük bedelle satılması halinde, gelir veya kurumlar vergisi açısından kasko bedelinin mi yoksa, gerçek satış bedelinin mi esas alınacağı konusunda tereddütlerin olduğu anlaşılmıştır.

Gelir ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından, mükelleflerin satışını yaptıkları motorlu kara taşıtlarına ilişkin esas alacakları tutar, gerçek satış bedelidir. Ancak, gerçek satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmesi halinde idarece, taşıtın gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidilebilecektir. Bu tespit işlemi sırasında, diğer unsurlarla birlikte taşıtın satış tarihi itibariyle geçerli olan, kasko sigortasına esas alınan bedelinden de yararlanabileceği tabiidir.” [2]

Vergi idaresine göre, motorlu kara taşıtlarının satışa konu bedellerinin belirlenmesi’nde gerçek satış bedeli esas alınmalıdır. Gerçek satış bedelinin emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmesi halinde, idare tarafından taşıtın gerçek satış bedelinin tespiti yoluna gidilebilecektir. Bu tespit sırasında esas alınacak verilerden biriside kasko bedeli olacaktır.

Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 06.05.1994 tarih ve 1994/2 Sıra No.lu İç Genelgesinde, bazı vergi dairelerinin gerçek satış bedelleri konusunda hiçbir araştırma yapmadan kasko sigortasına esas bedelleri kullanarak mükellefler adına tarhiyat yaptıkları, bu uygulamanın idare ve mükellefler arasında gereksiz ihtilaflara neden olduğu, bu tür ihtilaflara yol açılmaması için sadece kasko bedellerinden hareketle mükellefler adına tarhiyat yapılmaması, gerçek satış bedellerinin tespiti sırasında diğer hususların da incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

İstanbul Defterdarlığı tarafından verilen bir Mukteza’da da yine yukarıdaki görüşlere atıfta bulunulmakta ve; “Bu açıklamalara göre, ……….. tarafından satılan vasıta için tanzim olunacak faturanın (gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamaları açısından) kasko bedeli üzerinden değil, emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmeyen gerçek satış bedeli üzerinden tanzim edilmesi gerekir.” [3] denilmektedir.

Vergi idaresi esas olarak gerçek satış bedelini dikkate almaktadır. Ancak yukarıda temas ettiğimiz üzere emsal bedel uygulaması esaslı noktalardan birisi olarak ortaya çıkmaktadır. Yani emsallerine göre bariz bir şekilde düşük beyan edilmemiş motorlu kara taşıtlarında satış bedeli olarak gerçek satış bedelleri üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

C- DANIŞTAY’IN GÖRÜŞÜ

Konu ile ilgili bir Danıştay Kararı’nda; “Olayda, yükümlünün sahibi bulunduğu aracı noter satış senedi ile kasko değerinin altında satması nedeniyle takdir komisyonuna başvurulduğu, bu komisyon tarafından ise kasko bedelinden hareketle matrah takdir edildiği anlaşılmıştır. Noter satış sözleşmesi ortada iken bu belgenin sahteliği ya da aracın sözleşmede yazılı bedelin üstünde satıldığı yolunda gerçeği yansıtan olgular bulunmadan, kasko bedelinin altında satış yapılmış olması başlı başına re’sen takdir nedeni olarak kabul edilemez.” [4] denilmek suretiyle, sadece kasko bedelinden hareketle re’sen takdir yoluna gidilemeyeceğine vurgu yapılmıştır. Danıştay tarafından verilen çeşitli kararlarda da, hangi verilerden hareketle satışa esas değerin tespit edilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir. Bu verilerden birisi, satışın yapıldığı sıradaki piyasa değeridir. Bu paraleldeki bir Karar’da; “Mahkemece, takdir komisyonunca takdir edilen matrahın gerçeğe uygun olup olmadığı araştırılarak, aracın modeli itibarıyla satış işleminin yapıldığı tarihteki piyasa kıymeti de gözetilerek belirlenen emsal satış değerinin matraha esas alınması ve kaçakçılık cezasının kusura çevrilmesi suretiyle verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.” [5] denilerek bu noktaya dikkat çekilmiştir.

Bir başka Danıştay Kararı’nda da; “Davacının ticari işletmesine dahil olan otobüsün bildirilen satış bedeli, emsaline nazaran düşük bulunarak takdir komisyonuna başvurulmuş, komisyonca (...) Ticaret Odası ve (...) Şoförler Odası’ndan aracın satış tarihi itibarıyla rayiç satış bedeli sorularak bu bilgiler değerlendirildikten sonra, satış bedeli takdir edilmiş olup idarece, beyan edilen tutar mahsup edildikten sonra belirlenen matrah farkı üzerinden salınan katma değer vergisinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır.” [6] hükmü ile, motorlu kara taşıtlarının satışlarına esas değerin tespitinde meslek odalarının görüşlerinin de alınması gerektiği hususuna atıfta bulunulmuştur.

Bunun yanı sıra araçta bulunabilecek hasarda satış değerini etkileyebilecek bir unsurdur. Nitekim bir Danıştay Kararı’nda; “Olayda, noter satış sözleşmesinde gösterilen kasko sigorta değerinden düşük bedel gösterilmesi nedeniyle takdir komisyonundan matrah takdiri istenmişse de komisyonca, aracın gerçek değerini tespit yönünden herhangi bir araştırma yapılmaksızın matrah belirlenmiştir. Dosyaya sunulan 01.08.1993 tarihli trafik kazası tespit tutanağı ile ……….. Sigorta tazminat makbuzunun incelenmesinden aracın kaza geçirdiği anlaşılmaktadır. Araçta yapılması gereken tamirat nedeniyle piyasa değerinin 175.000.000 lira olabileceğini belirten …………… Limited Şirketinin 21.09.1994 günlü değer tespit raporu üzerine 05.12.1994 tarihindeki satış da bu değer üzerinden gerçekleştirilmiştir.

Oto nakliyesinde kullanılmak üzere çekici haline getirilen ve tamire muhtaç çekici olarak satıldığı saptanan aracın, yukarıda değinilen tüm özellikleri göz önüne alınmaksızın uygulanan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gibi tarhiyatın yazılı gerekçe ile değiştirilmesi yolundaki kararda hukuka uygun düşmemiştir.” [7] şeklinde hüküm beyan edilerek, satış tarihinde araçta olabilecek hasar durumlarının da satış değerinin tespitinde dikkate alınması gerektiği yolundaki vurgusu önemlidir.

Genel olarak Danıştay sadece kasko bedelinden hareketle satış değerinin tespitine karşı çıkmakta, buna karşılık piyasa değeri, meslek kuruluşlarından elde edilecek bilgiler, aracın noter satış sözleşmesinde yazılı değerin üzerinde satıldığına dair tespitin yapılması gibi unsurları kasko bedeli ile birlikte değerlendirmek gerektiğini savunmaktadır. Kuşkusuz aracın noter satış sözleşmesinde yazılı değerin üzerinde satıldığına ilişkin tespitin yapılabilmesi için, aracı satın alan nezdinde de inceleme yapılması, aracı satan ile alıcı arasında satış bedeli dışında bir nakit hareketinin varolup olmadığı ile ilgili tespitin yapılması önem arz etmektedir [8].

III- SONUÇ

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 43. maddesinde yer alan, motorlu kara taşıtlarının alım, satım ve taahhüt işlemlerinde gösterilecek değerinin kasko sigortasına esas değerinden aşağı olamayacağına ilişkin hüküm bu kanun kapsamında anlam ifade etmektedir. Zira bu hükmün, söz konusu satış işleminin faturalaştırılması sürecine etki etmesi gerektiğini savunmak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesine ters düşmek anlamına gelecektir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesine göre, gelirin tespitinde gerçek ve safi kazançlar nazara alınır. Sadece bu hüküm dikkate alındığında dahi, motorlu kara taşıtlarının satışa esas bedeli olarak gerçek satış bedelinin dikkate alınması gerekmektedir [9].

Vergi idaresi ile Danıştay’ın konuya yaklaşımlarındaki en belirgin fark, vergi idaresinin emsal bedel eksenli yaklaşım tarzını benimsemiş olmasıdır. Danıştay emsal bedel vurgusundan ziyade, meslek kuruluşlarından alınan bilgi, piyasa bedeli gibi araştırmalar neticesinde bir satış değeri bulunması gerektiğini savunmaktadır. Buna karşılık vergi idaresi, emsal bedelin dikkate alınarak gerçek satış değerinin faturalaştırılması gerektiği hususuna vurgu yapmaktadır. Her iki yaklaşım tarzının ortak noktası ise, sadece kasko bedelinden hareketle satış değerinin tespit edilemeyeceğidir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere, motorlu kara taşıtlarının faturaya esas satış değerlerinin noter satış sözleşmesinde yer alan kasko değerinden az olamayacağı, dolayısıyla faturanın da bu bedel üzerinden düzenlenmesi gerektiği hususundaki görüşlere katılmamaktayız. Bu satışların faturalaştırılmasında, noter satış sözleşmesinde beyan edilen gerçek satış bedelinin kullanılmasının doğru olacağı ortadadır. Ancak mükelleflerin bu noktada dikkat etmeleri gereken husus, satışa konu değerin emsallerine nazaran düşük beyan edilip edilmediğidir. Eğer emsal bedellere nazaran düşük bir beyan söz konusu ise bu beyanın sebeplerini izah edici belgelerin faturaya eklenmesi olası bir incelemede mükelleflerin işini kolaylaştırıcı bir etken olacaktır.



--------------------------------------------------------------------------------

* SMMM

[1] 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesi.

[2] 170 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 28.01.1993 tarih ve 21479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[3] İstanbul Defterdarlığı, 27.05.2004 tarih ve 7325 sayılı Mukteza.

[4] Dn. 4. D.’nin, 13.10.2004 tarih ve E. 2004/876, K. 2004/1975 sayılı Kararı

[5] DVDDGK’nın, 06.04.2001 tarih ve E. 2000/383, K. 2001/143 sayılı Kararı

[6] DVDDGK’nın, 25.06.1999 tarih ve E. 1998/427, K. 1999/372 sayılı Kararı

[7] DVDDGK’, E. 1999/71, K. 1999/457 sayılı Kararı

[8] Dn. 4. D.’nin, 13.10.2004 tarih ve E. 2004/876, K. 2004/1975 sayılı Kararı

[9] Dn. 3. D.’nin, 05.12.1996 tarih ve E. 1996/2165, K. 1996/5145 sayılı Kararı

B O L U S P O R ' U M
09-10-2009 12:18 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
köroğlu14
MÜDAVİM ÜYE
*****
Mesajlar: 350
Tarih: Oct 2007
Üye no: 415
Nerden: Bolu / İstanbul
Rep Puanı: 1
Mesaj: #6
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
DANIŞTAY KARARLARI

Yaklaşım Dergisi / Şubat 2005 / Sayı: 146



Danıştay 4. Daire

Tarih : 13.10.2004

Esas No : 2004/876

Karar No : 2004/1975
GVK Md. 2
VUK Md. 30

TAŞITIN KASKO DEĞERİNİN ALTINDA SATILDIĞI İDDİASI İLE MATRAH FARKI BULUNAMAYACAĞI


Noter satış sözleşmesinin sahteliği, ya da aracın sözleşmede yazılı bedelin üstünde satıldığı yolunda gerçeği yansıtan olgular bulunmadan, yalnızca kasko bedelinin altında satış yapılmış olmasının re’sen takdir nedeni olarak kabul edilemeyeceği.

İstemin Özeti: Sahibi olduğu kamyonun satış bedelini eksik gösterdiği ileri sürülen davacı adına 2002 yılı için gelir vergisi salınıp, fon payı hesaplanmış, bu vergi ve fon payı ile aslı aranmayan geçici vergi için vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi Kararıyla; kasko değeri 19.975.000.000 TL olan kamyonun davacı tarafından satış bedeli Katma Değer Vergisi dahil 6.195.000.000TL gösterilmesi nedeniyle, bulunan fark üzerinden tarhiyat yapılmış ise de mahkemelerince verilen ara kararı üzerine (…Wink Ticaret Odasınca gönderilen cevabı yazıda, aracın değerinin 33.000.000.000 TL olabileceğinin belirtilmesi karşısında salınan cezalı gelir vergisinin yasal olduğu, geçici verginin cezasına ait ihbarname davacıya 07.05.2003 gününde tebliğ edilmesine karşın 30 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle, cezalı gelir vergisine yönelik davanın reddine, geçici vergi cezasına yönelik davanın ise süreaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. Davacı, aracın kazalı ve bakımsız olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Karar: Uyuşmazlık, sattığı kamyonun satış bedelinin düşük gösterildiği ileri sürülüp, takdir komisyonunca kasko bedeli esas alınarak takdir edilen matrah üzerinden davacı adına salınan gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkindir.

Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinde re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen maddi delillere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde, takdir komisyonunca takdir edilecek matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, 6. bendinde de tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması re’sen takdir sebebinin karinesi olarak sayılmıştır.

Olayda, yükümlünün sahibi bulunduğu aracı noter satış senedi ile kasko değerinin altında satması nedeniyle takdir komisyonuna başvurulduğu, bu komisyon tarafından ise kasko bedelinden hareketle matrah takdir edildiği anlaşılmıştır. Noter satış sözleşmesi ortada iken bu belgenin sahteliği ya da aracın sözleşmede yazılı bedelin üstünde satıldığı yolunda gerçeği yansıtan olgular bulunmadan, kasko bedelinin altında satış yapılmış olması başlıbaşına re’sen takdir nedeni olarak kabul edilemez.

Diğer yandan Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde “kanunda yazılı kazanç ve iratların gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile nazara alınacağı” belirtilmiştir. Bu hükme göre gerçek kazancın vergilendirilmesi amaçlanmaktadır. Gerçek kazancın yalnızca rayiç bedel, emsal bedel veya kasko bedelinden hareketle saptanması mümkün değildir. Aracı satın alan nezdinde araştırma yapılması, bu kişi ile yükümlü arasında satış bedeli dışında bir nakit hareketi varsa bunun tespit edilmesi gerekirken, bu araştırmalar yapılmadan, satışa konu aracın değerinin, sadece harca konu olan kasko sigortası değerinin altında gösterilemeyeceğinin öne sürülmesi, gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine de ters düşmektedir. Noter harcı için Harçlar Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen kanuni ölçünün, kanunda sarahat olmadıkça gelir vergisi için de kanuni ölçü olarak kullanılması mümkün değildir.

Mahkeme kararının geçici vergi için kesilen cezanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Vergi Mahkemesi Kararının cezalı vergi aslı ve fon payına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, geçici vergi cezasına yönelik temyiz isteminin reddine, oybirliğiyle karar verildi.

B O L U S P O R ' U M
09-10-2009 12:20 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Y.ERCAN
YÖNETİCİ
******
Mesajlar: 18,418
Tarih: May 2008
Üye no: 4845
Nerden: İstanbul
Rep Puanı: 86
Mesaj: #7
RE: Kasko Değerinin altında yapılan Araç Satışı
Reden takdir nedenidir Ancak burada aranan durum şudurki eger siz aracınız gerçek bedelinin Örnegin Araç Kaska bedeli 100 TL %70 bedeliyle degilde %60 bedel ile 60 TL ye sattıgınızı ödemelerde dekontlarla yada resmi yollar ile ispatyabilir iseniz maliye bu konuda size bir resen takdirle ceza yada ödeme salamıyor...

Muhasebe ve Mevzuat Grubu

Hüseyin Ust Mevzuat Forumu Facebook Sayfası

Kişisel Blog Sayfam
09-10-2009 12:20 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: