Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ
Konuyu Açan Kişi: Selahattin ŞAHİN
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 1126

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ
Yazar Mesaj
Selahattin ŞAHİN
Administrators
*******
Mesajlar: 341
Tarih: Mar 2012
Üye no: 42326
Nerden: İstanbul
Rep Puanı: 8
Mesaj: #1
Wink MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ
MALİYE BAKANLIĞI ÖZELGELERİ
Maliye Bakanlığı Özelgesi
Tarih : 04.04.2012
Sayı : B.07.1.GİB.0.15.71-105-278/036700
VUK Md. 160
LİMİTED ŞİRKET MÜKELLEFİYET
KAYDININ RE’SEN TERKİNİ
Limited şirket mükellefiyet kaydının vergi müfettişi tarafından düzenlenen vergi tekniği raporuna istinaden re’sen terkini hk.
Dilekçenizde belirtilen hususlar hakkında (...) Vergi Dairesi Başkanlığından bilgi alınmış olup; (...) Vergi Dairesi mükellefi olan (...) Ltd. Şti.’nin mükellefiyet kaydının Vergi Müfettişi tarafından düzenlenen 01.12.2011 tarih ve VDENR-2011-2753/28 sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden 31.07.2011 tarihi itibariyle 2004/13 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi kapsamında re’sen terkin edildiği anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun 160. maddesinin 3. fıkrasında “... başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen rapor ile tespit edilmesi ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediğinin raporda belirtilmesi halinde, mükellef (matrahlı veya matrahsız beyanname verenler dahil) işi bırakmış addolunur ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince terkin edilir.” hükmü bulunmaktadır.
Söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış olup söz konusu yetkiye istinaden çıkarılan 21.12.2004 tarihli 2004/13 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi çıkarılmıştır.
Buna göre, (...) Ltd. Şti. hakkında ilgili Vergi Dairesince yapılan işlemler Başkanlığımızca da uygun bulunmuştur.

Maliye Bakanlığı Özelgesi
Tarih : 29.03.2012
Sayı : B.07.1.GİB.4.35.16.01-120.03.05.06-373
GVK Md. 23
NAKDEN ÖDENEN YEMEK PARASI
Ücretlilere nakdi olarak ödenecek yemek bedelinin gelir vergisinden istisna olmadığı hk.
Özelge talep formunda; şirketinizin ihale kapsamında almış olduğu işlerle ilgili ihale makamının idari şartnamesinde hazırlamış olduğu yemek, yol ve giyecek giderlerinin açıklandığı 25.3.2 maddesine istinaden, tüm personele günlük brüt 17,00 TL tutarında yemek bedelinin nakdi olarak ödeneceği ve aylık 26 gün üzerinden hesaplanacağı, ayrıca yemek bedellerinin bordroda gösterileceği belirtilerek, nakdi olarak işçiye bordro üzerinden ödenen söz konusu yemek bedelinin istisna kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunda bilgi talep edilmektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde;
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”
hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un “Ücretlerde Müteferrik İstisnalar” başlıklı 23. maddesinde;
“Aşağıda yazılı ücretler gelir vergisinden istisna edilmiştir:
...
8. Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler (İşverenlerce, işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 800.000 lirayı (280 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2012 yılında uygulanmak üzere 11,70 TL.) aşmaması ve buna ilişkin ödemenin yemek verme hizmetini sağlayan mükelleflere yapılması şarttır. Ödemenin bu tutarı aşması halinde, aşan kısım ile hizmet erbabına yemek bedeli olarak nakten yapılan ödemeler ve bu amaçla sağlanan menfaatler ücret olarak vergilendirilir.);
...”
hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan aynı Kanun’un 94. maddesinde kimlerin tevkifat yapacağı belirtilmiş olup; (1) numaralı bendinde; hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup, ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı hükmü yer almıştır.
Yukarıda yer alan hükümlere göre, şirketinizin ihale kapsamında almış olduğu işlerde çalıştıracağı işçilere verilecek yemek bedellerinin nakit olarak işçinin kendisine ödenmesi halinde, bu tutarların gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün bulunmamakta olup, söz konusu ödemelerin ücret olarak kabul edilmesi ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 61, 94, 103 ve 104. maddelerine göre vergilendirilmesi gerekmektedir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi
Tarih : 28.03.2012
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-1158
GVK Md. 23, 94
MERKEZİ YURT DIŞINDA BULUNAN ŞİRKETİN TÜRKİYE’DEKİ İRTİBAT BÜROSUNDA ÇALIŞANLARIN ÜCRETLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE İRTİBAT BÜROSUNUN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Merkezi yurt dışında bulunan şirketin Türkiye’deki irtibat bürosunda çalışanların ücretlerinin vergilendirilmesi ve irtibat bürosuna ilişkin vergi mükellefiyetleri ile defter tutma zorunluluğu hk.
Özelge talep formunuzda; merkezi Almanya’da bulunan (...) şirketi tarafından Türkiye’de irtibat bürosu kurulacağı ve bir temsilcinin görevlendirileceği, irtibat bürosunda istihdam edilecek personelin ücretlerinin Almanya’da bulunan şirket merkezinden döviz olarak ödeneceği belirtilerek, yapılacak ücret ödemelerinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca tevkifata tabi olup olmayacağı, söz konusu şirkete ait irtibat bürosu tarafından Türkiye’de tevkifat yapılıp yapılmayacağı, katma değer vergisi açısından mükellefiyet tesis edilip edilmeyeceği, irtibat bürosunun hangi defterleri tasdik edeceği hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup, konu ile ilgili görüşümüz aşağıda açıklanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesinde, “Ücret işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” hükmü yer almış olup, aynı Kanun’un 94. maddesinde ise tevkifat kapsamına giren ödemeler bentler halinde sayılarak (1) numaralı bendinde; hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun’un 23. maddesinin (14) numaralı bendinde, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlerin gelir vergisinden istisna edileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hükme göre, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi kurumların bünyesinde çalışan hizmet erbabına ödenen ücretlere istisna uygulanabilmesi için;
1- Türkiye’de hizmet arz eden gerçek kişinin bağlı olduğu işverenin dar mükellef kurum olması, bu kurumun da Türkiye’de hiçbir şekilde kazanç elde edecek şekilde faaliyette bulunmaması,
2- Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbabı ve yapılan ödemenin de ücret niteliğinde olması,
3- Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak ödemenin bu kurumun yurtdışı kazançlarından karşılanması,
4- Ücretin döviz olarak ödenmesi,
5- Ödenen ücretin dar mükellef kurumun Türkiye’deki hesaplarına gider olarak kaydedilmemesi
şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, merkezi Almanya’da bulunan (...) şirketinin Türkiye’de kurulacak irtibat bürosunda çalışacak personele anılan Şirket tarafından döviz olarak ödenecek ücretler, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinin birinci fıkrasının (14) numaralı bendinde sayılan tüm şartların varlığı halinde gelir vergisinden istisna olup, söz konusu ücret ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca tevkifat yapılmayacaktır.
Öte yandan, irtibat büroları Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin birinci fıkrasında sayılan sair kurumlar kapsamında olduğundan, bu madde kapsamında nakden veya hesaben yapacağı ödemelerden tevkifat yapılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde; Türkiye’de ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’ye tabi olduğu; bu faaliyetlerin kapsamı ve niteliğinin Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanunu’nda açıklık bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edileceği hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanun’un 8. maddesine göre, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar KDV mükellefidirler.
Buna göre, merkezi Almanya’da bulunan (...) şirketi veya Türkiye’de bulunan irtibat bürosunun ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetleri KDV’ye tabi olacak, bu işlemleri yapanlar için KDV mükellefiyeti tesis edilecektir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153 ve müteakip maddelerinde mükelleflerin ödevleri hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un 172. maddesinde kimlerin defter tutacakları, 173. maddesinde ise, istisnaları (defter tutmayacaklar) belirlenmiştir.
Bu hükümlere göre, (...) şirketinin irtibat bürosunun katma değer vergisi veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyetinin bulunması halinde, bu mükellefiyetlerle ilgili ödevlerin irtibat bürosu tarafından yerine getirilmesi bir zorunluluk olduğundan, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutma yükümlülükleri ve diğer ödevleri yerine getirme zorunluluğu da bulunmaktadır.

Maliye Bakanlığı Özelgesi
Tarih : 19.03.2012
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK-5-1056
KVK Md. 5/1-e
ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI TAŞINMAZIN ELDEN ÇIKARILMASINDAN SAĞLANAN KAZANCIN İŞTİRAK HİSSESİ ALIMINDA KULLANILMASI HALİNDE İSTİSNA
UYGULAMASI
Şirket aktifine kayıtlı taşınmazın KVK’nın 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan şartlar çerçevesinde elden çıkarılmasından sağlanan satış kazancının, kısmen dahi olsa iştirak hissesi alımında kullanılması halinde, kanun koyucunun öngördüğü amaç gerçekleşmemiş olacağından, anılan istisnadan yararlanılamayacağı hk.
Özelge talep formunuzda, aktifinize kayıtlı taşınmazın Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan şartlar çerçevesinde elden çıkarılmasından sağlanan satış kazancının, ihtiyaç duyulan işletme sermayesi ve diğer ihtiyaçlar karşılandıktan sonra, bir kısmının iştirak hissesi alımında kullanılması halinde, söz konusu istisnadan yararlanıp yararlanamayacağınız hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı 5. maddesinde;
“(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:
...
e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı.
Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.
İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanun’a göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.
...
Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.”
hükmüne yer verilmiştir.
Konuyla ilgili açıklamalar 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6. Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası” başlıklı bölümünde yer almaktadır.
Konuya ilişkin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun madde gerekçesinde; “Aynı şekilde, elden çıkarılan taşınmaz veya iştirak hissesinden sağlanan likiditenin yine atıl hale dönüşmesine neden olacak şekilde fonksiyonel olarak benzer sabit kıymetlere kanalize edilmesi durumu, istisna uygulaması ile sağlanması öngörülen amaca uygun düşmeyecektir. Örneğin, şehrin bir bölgesindeki kullanılmayan bir arazinin satılıp başka bir bölgesinden bir süre sonra rant sağlamak amacıyla yeni bir arazi alınması durumunda, firmanın faaliyetleri açısından sağlanmış ekonomik katkı söz konusu olmayacağından, istisnanın amacına ters düşmektedir. Diğer taraftan, şehrin kenar mahallesinde bulunan bir binanın satılarak, şehir merkezinde faaliyet göstermek amacıyla merkezde bir bina alınması durumunda ise, firma faaliyetleri açısından açık bir ekonomik katkı söz konusu olduğundan istisna uygulamasının amacına uygun bulunmaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.
Bu istisnayla tam mükellef kurumların bağlı değerlerinin nakde çevrilerek, işletmelerin sağlam mali kaynaklara kavuşturulması ve maddenin gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere işletmelerin bağlı değerlerinin nakde dönüştürülmesi yoluyla aktif bir şekilde ekonomiye katılması, finansman sıkıntılarının giderilmesi, faaliyetlerinin öz kaynaklarla devam ettirilebilmesi ve mali yapılarının güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Bir işletmenin bağlı değerlerinin satılarak sağlanan gelirin aynı veya başka bağlı değerler alınması için kullanılması halinde kanun koyucunun bu istisnayla gerçekleştirmeye çalıştığı amaç sağlanamayacaktır.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, aktifinizde kayıtlı taşınmazın satılmasından elde edilen kazancın %75’lik kısmı, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan şartların sağlanması halinde kurumlar vergisinden istisna tutulabilecektir. Ancak, söz konusu satıştan elde edilen hasılatın kısmen dahi olsa iştirak hissesi alımında kullanılması halinde, kanun koyucunun öngördüğü amaç gerçekleşmemiş olacağından, anılan istisnadan yararlanılamayacağı tabiidir.

Maliye Bakanlığı Özelgesi
Tarih: 19.03.2012
Sayı:B.07.1.GİB.4.59.15.01-KVK-GVK-236-2011-20
3218 s. SBK Md. Geç. 3
SERBEST BÖLGELERDE KURUMLAR VERGİSİ VE ÜCRET İSTİSNASI
Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin;
- İmalat safhasında oluşan atıkların lisanslı veya toplama ayırma belgesi bulunan firmalara satışından elde ettikleri kazançların, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar kurumlar vergisinden,
- İstihdam ettiği personele ödediği ücretlerin, 1 ve 2 Seri No.lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde gelir vergisinden
istisna olduğu ve imalat safhasında oluşan atıkların lisanslı veya toplama ayırma belgesi bulunan firmalara satışının, çalışan personele ödenen ücretlerin gelir vergisinden istisna edilmesine engel teşkil etmeyeceği hk.
Özelge talep formunda, .... Serbest Bölgede kurulu firmanızın ana faaliyet konusunun bilgisayar ürünleri imalatı ve ihracatı olduğunu, bilgisayar ürünleri imalatı safhasında oluşan atıkları (kablo, ambalaj maddeleri vb.), lisanslı veya toplama ayırma belgesi bulunan firmalara sattığınızı belirterek, bu tür atıkların zorunlu olarak satışının Serbest Bölgeler Kanunu kapsamında uygulanan kurumlar vergisi ve gelir vergisi istisnasını etkileyip etkilemeyeceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, 06.02.2004 tarihine kadar (bu tarih dahil) serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere faaliyet ruhsatı almış mükelleflerin, ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançlar gelir veya kurumlar verisinden müstesnadır.
Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde de serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur.
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.12.3.7. İmalat faaliyetlerine uygulanacak istisna” başlıklı bölümünde,
“Serbest bölgelerde imalat faaliyetinde bulunan mükelleflerin bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar kurumlar vergisinden istisnadır.
Bu istisnadan, bölgede yeni faaliyete geçen mükellefler ile faaliyet ruhsatlarında yer alan sürenin dolmasıyla normal vergileme rejimine tabi olacak mükellefler yararlanacaktır.
Ancak,
- Üretim dışı faaliyetlerden,
- Serbest bölge dışında üretilen malların satışından,
- Faaliyet ruhsatında belirtilen alan dışında üretilen malların satışından,
- Serbest bölgede veya serbest bölge dışında fason olarak imal ettirilen ürünlerin satışından
elde edilen kazançlar istisna kapsamında değerlendirilmeyecektir.
İstisna uygulamasında, imal edilen ürünün yurt dışına ya da yurt içine satılmasının bir önemi bulunmamaktadır....”
açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, .... Serbest Bölgesinde şirketinizce imalat faaliyetinde bulunuluyor olunması halinde, imalat safhasında oluşan atıkların lisanslı veya toplama ayırma belgesi bulunan firmalara satışından elde edilen kazançlar, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergileme döneminin sonuna kadar kurumlar vergisinden istisna edilebilecektir.
Diğer taraftan, 5810 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değiştirilen ve 01.01.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinde;
“Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;
b) Bu bölgelerde üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az % 85’ini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin istihdam ettikleri personele ödedikleri ücretler gelir vergisinden müstesnadır. Bu oranı % 50’ye kadar indirmeye ve kanuni seviyesine kadar yükseltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Yıllık satış tutarı bu oranın altında kalan mükelleflerden zamanında tahsil edilmeyen vergiler cezasız olarak, gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.”
hükmüne yer verilmiştir.
Konu ile ilgili olarak yayımlanan 1 ve 2 seri no.lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğlerinde ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup 1 Seri No.lu Tebliğ’in “3.1 Üretilen Ürünlerin FOB Bedeli” başlıklı bölümde, bölge içinde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretime ilişkin istihdam ettikleri tüm personele ödedikleri ücretlerin gelir vergisinden istisna edileceği, üretim faaliyeti ile birlikte başka konularda da faaliyette bulunan mükelleflerin satış, pazarlama, muhasebe, lojistik vb. departmanlarında çalışan personellerin de istisna kapsamında değerlendirileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu çerçevede, .... Serbest Bölgesinde şirketinizce imalat faaliyetinde bulunuluyor olunması halinde, şirketinizin istihdam ettiği personele ödediği ücretler, 1 ve 2 Seri No.lu 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde gelir vergisinden istisna edilebilecek olup, imalat safhasında oluşan atıkların lisanslı veya toplama ayırma belgesi bulunan firmalara satışı çalışan personelinize ödenen ücretlerin gelir vergisinden istisna edilmesine engel teşkil etmeyecektir.
Yazarlar : '- -'

SMMM SELAHATTİN ŞAHİN

FACEBOOK - TWİTTER - LİNKEDİN
22-06-2012 11:13 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: