Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
Konuyu Açan Kişi: abdullahsoyuk
Cevap Sayısı: 3
Görüntülenme Sayısı: 2633

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
Yazar Mesaj
abdullahsoyuk
Müdavim Üye
Mesajlar: 230
Tarih: Oct 2007
Üye no: 436
Nerden: istanbul
Rep Puanı: 5
Mesaj: #1
MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
Muhasebecilik mesleğini yaparken karşılaştığım bir olay nedeni ile işi terk etmek zorunda kaldım. Muhasebesini tuttuğum bir firmanın denetlenmesi sonucunda, denetlenen firmanın İstanbul’da sahte fatura düzenleyen bir mükelleften alışları olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır. Ancak bu alışların önemli bir bölümü benim kayıtlarını tuttuğum firma hesaplarına intikal etmemiştir. Buna karşılık sahte belge (fatura düzenleyen) firmanın iki faturası hesaplara kayıt edilmiştir.

Aradan iki yıl geçtikten sonra yapılan inceleme sırasında kayıtlara intikal ettirilen iki fatura ile mükellefimin bazı gider faturaları ile alış faturaları bulunamamıştır.

Ben mesleki faaliyetimi o sıralarda mükellefimin işyerinde yaptığım için bu belgeleri yanımda götürmem söz konusu değildir.

İncelemeyi yapan eleman beni de sorumlu tutup, hakkımda mükellef ile birlikte müteselsil sorumlu sıfatıyla cezalandırılmamı talep etti.

Mükellef de şimdi beni mahkemeye vererek sahibi bulunduğum eve ihtiyati tedbir koydurdu.
06-04-2010 10:15 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
ParaderevoLT
Administrators
*******
Mesajlar: 10,683
Tarih: Jul 2007
Üye no: 1
Nerden: İstanbuL
Rep Puanı: 33
Mesaj: #2
RE: MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
Dairesi
Karar Yılı
Karar No
Esas Yılı
Esas No
Karar Tarihi

DÖRDÜNCÜ DAİRE
2005
347
2004
1877
09/03/2005



KARAR METNİ

MUHASEBECİLERİN SORUMLULUĞU, İMZALADIKLARI BEYANNAMELERDE YER ALAN BİLGİLERİN DEFTER KAYITLARINA VE BU KAYITLARIN DAYANDIĞINI OLUŞTURAN BELGELERE UYGUN OLMAMASINDAN DOĞMAKTA OLUP, ŞİRKETİN DÜZENLENDİĞİ FATURALAR KARŞILIĞINDA % 5 KOMİSYON GELİRİ ELDE ETTİĞİ VARSAYIMINA DAYANILARAK 213 SAYILI VERGİ USUL KANUNUNUN MÜKERRER 227 İNCİ MADDESİ UYARINCA MUHASEBECİ OLAN DAVACININ SORUMULULUĞUNA GİDİLEMEYECEĞİ HK.<
Temyiz Eden : Gökpınar Vergi Dairesi Müdürlüğü DENİZLİ
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacının muhasebeciliğini yaptığı Yaka Metal Hurda İnşaat Nakliyat Plastik Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2000 yılına ilişkin defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlendiği ileri sürülerek geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının kesinleşmesi ve alacağın şirketten tahsil edilememesi üzerine müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmiştir. Denizli Vergi Mahkemesi 23.6.2004 günlü ve E:2004/26,K:2004/241 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227 nci maddesinde, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'na göre yetki almış meslek mensuplarına imzalatılması mecburiyeti getirmeye Maliye Bakanlığı'nın yetkili kılındığını, bu suretle beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkacak vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacaklarının öngörüldüğü, davacının muhasebeciliğini yaptığı şirketin 2000, 2001 ve 2002 yılları işlemlerinin incelenmesi sonucu, şirketin işyeri adresinin sürekli kapalı olduğu, ortakların ikametgah adreslerinde bulunamadığı, şirketin sermayesi varlıkları, işyerinin konumu ve işçi durumu gibi hususların bu kapasitede bir faaliyetin yürütülmesi için uygun olmadığı, tarh dosyasındaki beyan ve bildirimlerin ticari hayatın gereklerine uymadığı belirtilerek, şirketin gerçek bir mal teslimine dayalı ticari faaliyetinin olmadığı, sahte fatura ticareti yapmak amacıyla kurularak mükellefiyet tesis ettirdiği sonucuna ulaşıldığı, davacının anılan şirketle sözleşme yapmadan 2000/Kasım -2001/Eylül dönemi arasında muhasebeciliğini yaptığı, en son 2001/Eylül yevmiye defterini kaydettiği, bu tarihden sonraki beyannamelerin yine davacı tarafından doldurulmakla beraber imza atmadığı, ancak mükellefle olan muhasebeci ilişkisinin devam ettiği hususlarına da düzenlenen raporda yer verildiği,Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesine göre şirket beyannamelerini imzalayan muhasebecilerin, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğan, bir başka ifadeyle defter kayıt ve belgeleri ile beyannamelerin birbirleriyle tutarsız olmasından kaynaklanan bir sorumluluk olduğu dikkate alındığında dava konusu ödeme emri içeriği cezanın, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından kaynaklanmayıp, şirketin düzenlediği faturalar karşılığında % 5 komisyon geliri elde ettiği varsayımına dayandığından bu madde uyarınca davacının sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, vergi beyannamelerinin Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce imzalanmasına ilişkin 1 sıra nolu Tebliğde, Serbest Muhasebecilerin bilerek kullandıkları veya araştırmayı gerektirmeden sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğu anlaşılan belgelerden, işletmenin kapasitesine uygun olmayan belgelerden serbest muhasebecilerin sorumlu olacaklarının öngörüldüğünü, davacının beyannamelerini imzaladığı şirketin sahte fatura düzenlediğinin tespitinin harici araştırmayı gerektirmediğini ileri sürmekte, kararın bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Tetkik Hakimi H.Gül Yılmaz'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı İbrahim Erdoğdu'nun Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, isteminin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddine 9.3.2005 gününde esasta ve gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 1 inci maddesinde kanunun amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak olarak belirtilmiş ve bu kanun hükümlerine göre meslek icrasına hak kazananlara, "Serbest Muhasebeci", "Serbest Muhasebeci Mali Müşavir", "Yeminli Mali Müşavir" denileceği, 2/A maddesinde de muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu düzenlenmiştir. Meslek mensuplarının sorumlulukları ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227 nci maddesi ile belirlenmiştir. Bu madde de, Maliye Bakanlığının; vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu, bu hükme göre beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı öngörülmüştür.
213 sayılı kanunun mükerrer 227 inci maddesine göre şirket beyannamelerini imzalayan meslek mensuplarının sorumlulukları imzaladıkları beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğması nedeniyle, serbest muhasebeci mali müşavirler, imzaladıkları beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygunluğunu tesbit edebilmeleri için mükellefler tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, muhasebe kurallarına uygun olarak, kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından ve harici araştırmayı gerektirmeden sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacakları gibi, miktar ve tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgelerin de kullanılmaması hususuda meslek mensubunun sorumluluğu kapsamındadır.
Davacının muhasebeciliğini yaptığı Limited Şirketi'n işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporunda işyeri adresinin sürekli kapalı olduğu, şirket ortaklarının ikametgah adreslerinde bulunamadığı, şirketin sermayesi, varlıkları, işyerinin konumu , işçi durumu gibi hususların faturalara konu nitelikte faaliyetin yürütülmesi için uygun olmaması nedeniyle sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura ticareti yaptığı sonucuna varılarak şirket hakkında yapılan cezalı tarhiyatlar kesinleşmiştir. 3598 sayılı Kanunda sayılan meslek mensuplarından olan davacı, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenleyen şirketin, beyannamelerini imzalamıştır. Beyannameyi imzalayan meslek mensubunun, imzaladığı beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygunluğunun sağlanması hususu sadece yüzeysel bir inceleme ile değil, yukarıda belirtilen şekilde olması gerekir.
Bu durumda davacının, beyannamelerini imzaladığı Limited Şirketin sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediğini sorumluluğu gereği bilmesi gerekeceğinden, müşterek ve müteselsil sorumlu olarak hakkında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karar karşıyım.
KARŞI OY
Davacının muhasebeciliğini yaptığı Yaka Metal Hurda İnşaat Nakliyat Plastik Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2000 yılına ilişkin defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlendiği ileri sürülerek geçici vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının kesinleşmesi ve alacağın şirketten tahsil edilememesi üzerine müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip, tebliğ edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227 nci maddesinde, beyannameyi imzalayan muhasebeciler imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu öngörülmüştür.
İncelenen olayda ise, davacının sorumluluğu, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından kaynaklanmamaktadır. Bu nedenle, mahkeme kararının, şirketin düzenlediği faturalar karşılığında % 5 komisyon geliri elde ettiği varsayımına dayanılarak kesilen cezadan davacının yukarıda sözü edilen Yasa hükmü uyarınca sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesi hukuka uygundur. Ancak davacı, müşterek ve müteselsil sorumluluğu kapsamında ödeme emri düzenlenerek takibe başlanılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 34 üncü maddesinde, ikmalen ve re'sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ edileceği öngörülmüştür. 3568 sayılı Kanunun 12 nci ve Vergi Usul Kanunu'nun Mükerrer 227 nci maddesinde düzenlenen müşterek ve müteselsil sorumluluk idareye, vergi alacağının tahsili için sorumlulardan dilediğine müracaat edebilme olanağı sağladığı gibi, aynı zamanda sorumlulardan her ikisinin birden takibine de imkan verdiğinden , meslek mensuplarının, mükellef tarafından ileri sürülebilecek iddia ve savunmalar ile kendi görevinin amaç ve kapsamı çercevesinde ileri sürülebilecek kimi iddiaları idareye karşı ileri sürülebilmesi, ancak tarhiyat anından itibaren takip edilmeleri ile mümkündür.
Bu nedenle, davacı adına ihbarname düzenlenmeden ödeme emrinin düzenlenmesinin yasal olmadığı, Mahkeme kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğu görüşüyle kararın gerekçesine karşıyım.
YÖ/ŞGK

Technical support unit Ofline

New Personal Website =>>> SMMM Selahattin Şahin
06-04-2010 10:29 AM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
g.bilge
ÜSTAD
******
Mesajlar: 2,569
Tarih: Sep 2007
Üye no: 243
Nerden: samsun
Rep Puanı: 48
Mesaj: #3
RE: MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
MÜTESELSİL SORUMLULUK ! NEREYE KADAR?



SMMM Nusret KURDOĞLU

1) GÜNCEL DURUM



Bilindiği gibi, özellikle son zamanlarda yapılan çeşitli vergi incelemelerinden sonra her hangi bir matrah ve/veya vergi farkı bulunduğunda, (özellikle sahte veya fazla fatura kullanıldığı varsayılmışsa) düzenlenen Vergi İnceleme Raporlarında (hangi unvana sahip olursa olsun) mutlaka ilgili meslek mensubu için sorumluluk iddiasında bulunulmakta, ilgili meslek mensubunun müteselsil sorumluluğunun varlığı ileri sürülmektedir.



İleri sürülen bu iddialarda meslek mensubunun taşıdığı unvanlar arasında bir ayrım yapılmamakta, müteselsil sorumluluk uygulaması tüm unvanlar üzerinde yoğunlaştırılmaktadır. Neredeyse tüm Vergi İnceleme Raporlarında bir “Meslek Mensubunun Sorumluluğu” bölümü standart olarak yer almaktadır.



Duruma geniş bir açıdan baktığımızda, bu konuyla ilgili olarak iki ayrı yasada düzenleme yapıldığını, bu düzenlemelerle ilgili olarak çıkarılan bazı tebliğlerde konunun doğru yorumlandığını, bazı tebliğlerde ise yasada çizilen sınırların aşılarak zorlama yorumlarla sorumluluğun genişletilmeye çalışıldığını, adeta meslek mensubunun müşterisinin vergi/ceza ortağı haline getirilmeye uğraşıldığını görmekteyiz.



Konuyu derinlemesine inceleyebilmek için ilgili yasa maddelerini ve tebliğleri bir arada yorumlamakta yarar vardır.



2) MÜTESELSİL SORUMLULUĞU DÜZENLEYEN MEVZUAT



Tarihsel sıralamaya bakıldığında, konuya ilişkin ilk düzenlemelerin YMM’lerin çeşitli tasdik işlemleriyle ilgili olduğu, SM ve SMMM’lerin beyanname düzenlemeleriyle ilgili mevzuatın ise sonradan oluştuğu görülmektedir. Bu nedenle de konu aynı sıralamayla ele alınacaktır.



A) YMM’lerin Tasdik İşlemleriyle İlgili Sorumluluklarına İlişkin Düzenlemeler


a) İlk yasal düzenleme, 13.06.1989 tarihinde yayımlanan 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12. maddesi ile yapılmıştır ve tasdik işlemleri ile ilgilidir. Madde aşağıdaki gibidir;

“Tasdik ve tasdikten doğan sorumluluk:

Madde 12 – Yeminli malî müşavirler gerçek ve tüzelkişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin malî tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelediğini tasdik ederler.

Yeminli malî müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar; gerçek ve tüzelkişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarları ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği merciler esas alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.

Kanunları gereğince, kamu kurum ve kuruluşlarına verilen tasdik edilmiş mali tablolar, kamu idaresinin yetkili memurlarınca, tasdikin kapsamı ölçüsünde incelenmiş bir belge olarak kabul edilir. Ancak, çeşitli kanunlarla kamu idaresine tanınan teftiş ve inceleme yetkilerinin kullanılmasına ve gerektiğinde tekrarına ait hususlar saklıdır.

Yeminli malî müşavirler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Yeminli malî müşavirler yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkça belirtirler.

Bu Kanun hükümlerine göre meslek icra edenlerin vergi kanunları ve diğer kanunlardaki sorumlulukları saklıdır.”



Maddenin 1. fıkrası hükmü çok açıktır. “Yeminli malî müşavirler gerçek ve tüzelkişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin malî tablolarının ve beyannamelerinin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelediğini tasdik ederler.”

Her ne kadar 3568 sayılı Yasa’nın yukarıda yazılı 12. maddesinin 4. fıkrası “Yeminli malî müşavirler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Yeminli malî müşavirler yaptıkları tasdikin kapsamını düzenleyecekleri raporda açıkça belirtirler.” demekteyse de, bu fıkrada sözü geçen ve aranan doğruluk, maddenin 1. fıkrasında aranan “UYGUNLUK” olgusunun doğruluğudur. Dayanak belgelerin doğruluğu değil.. Açıkçası, 12. maddenin 1. fıkrası ile 4. fıkrası birbirinden bağımsız fıkralar olarak düşünülemez.

Bir diğer anlatımla, yeminli mali müşavirler mali tabloların ve beyannamelerin; ilgili mevzuat hükümlerine, muhasebe prensipleri ve muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini tasdik ederler. Bu tasdike rağmen eğer mali tablolar muhasebe prensip ve standartlarına UYGUN DEĞİLSE, beyanname defter kayıtlarına ve defter kayıtları dayanak belgelere UYGUN DEĞİLSE, ve bu uygun olmamak nedeniyle bir vergi ziyaı doğuyorsa, buna rağmen yeminli mali müşavir raporunda UYGUNDUR DENİLİYORSA, yapılan tasdik doğru değil demektir, yasada sözü edilen sorumluluk işte o zaman doğar

b) Yukarıda sözü edilen 3568 Sayılı Yasa’nın 12. maddesi hükmüne dayanılarak 02.01.1990 tarihinde yayımlanan “Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” in 4. maddesi tasdik tanımını aşağıdaki biçimde yapmıştır;

“Tasdik

Madde 4- Tasdik, gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin yeminli mali müşavirlerce denetleme ilke ve standartlarına göre uygunluk yönünden incelenmesi, bu inceleme sonuçlarına dayanılarak tasdik kapsamına giren konuların ve belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının imza ve mühür kullanmak suretiyle tespiti ve rapora bağlanmasıdır.

Tasdike esas alınan denetleme ilke ve standartları ile muhasebe ilke ve standartları, mevzuat hükümleri ve genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri gözönüne alınarak, Bakanlıkça hazırlanan tebliğlerle belirlenir.

Bu Yönetmelik ve Bakanlık tarafından konuya ilişkin olarak yapılacak diğer düzenlemeler çerçevesinde tasdik edilmiş konu ve belgeler kamu idaresinin yetkililerince tasdikin kapsamı ölçüsünde incelenmiş olarak kabul edilir. Ancak, çeşitli kanunlarla kamu idaresine tanınan inceleme ve teftiş yetkilerinin kullanılmasına ve gerektiğinde tekrarına ait hususlar saklıdır.”

Açıkça görüleceği gibi, hem 3568 Sayılı Yasa, hem de bu yasanın 12. maddesine göre çıkarılan yönetmelik, açıkça “UYGUNLUK” denetimini esas almaktadır.



12. Maddenin 4. fıkrasında geçen “tasdikin doğruluğu” koşulu ise, matrahın doğruluğu anlamında değil, 1. fıkrada istenen koşulların yerine getirilmesi anlamındadır.



c) Aslında, 30.07.1995 tarihli 18 Sıra no.lu Genel Tebliğle Maliye Bakanlığı yeminli mali müşavirlerin sorumluluğu hakkında aşağıdaki kuralları getirmiştir:

“2 - Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğun Tesbiti

Maliye Bakanlığı vergi denetim elemanlarınca yapılacak vergi incelemesi sonucunda bir matrah veya vergi farkı ortaya çıktığı takdirde, denetim elemanları, yeminli mali müşavirlerin sorumluluklarının tesbiti amacıyla, bulunan matrah veya vergi farkı ile yeminli mali müşavirlerin yukarıda belirtilen sorumlulukları arasındaki ilişkiyi inceleme raporunda net bir şekilde ortaya koyacaklardır. Yeminli mali müşavirin sorumlu tutulması gereken bir durumun tesbit edilmesi halinde, sözkonusu inceleme raporunun onaylı bir örneği Bakanlığımıza (Gelirler Genel Müdürlüğü) gönderilecektir.

Müşterek ve müteselsil sorumluluğu vergi inceleme raporu ile tesbit edilen yeminli mali müşavirler nezdinde yapılacak takibat, vergi ve ceza tahakkukunun kesinleşmesinden sonra başlatılacaktır. Vergi dairelerince yapılacak olan takibat, tahakkuku kesinleşen vergi ve cezaların tahsiline yönelik olacaktır. Bununla birlikte, yeminli mali müşavirin bilgi ve rızası dışında, mükellefin tek taraflı tasarrufu sonucu kesinleşen ve yeminli mali müşavir tarafından ödenen vergi ve cezalar için mükellefe rücu hakkı saklıdır. Sorumluluğu tesbit edilen yeminli mali müşavirle ilgili takibat ise yeminli mali müşavirin bağlı bulunduğu vergi dairesince yerine getirilecektir.”

ca) Bu düzenlemede dikkat çeken hususlar şunlardır;

- Tebliğden yukarıda yapılan alıntıda açıkça görülebileceği gibi, Maliye Bakanlığı doğru bir yorum yapmıştır. İnceleme elemanınca yapılan inceleme sonucunda bulunabilecek matrah ve vergi farkının ille de yeminli mali müşavirin sorumluluğunda olduğu iddia edilmemiştir. Eğer, yeminli mali müşavirin sorumlu olduğuna dair bir buluntu olursa, durum ayrıntılı bir biçimde rapora alınacaktır. Doğrudan –sorumludur- demek yeterli değildir.

- Ama, inceleme elemanları hazineci bir düşünce ile objektiflikten uzaklaşmakta, her durumda sorumluluk iddiasında bulunmaktadırlar.

cb) Maliye Bakanlığı, bu tebliğde açıkça belirtilmese bile, sorumluluğun tespitinin açılmasını istemekle, 3568 sayılı Yasanın 12. Maddesinin 1. ve 4. fıkraları arasındaki bağlantıyı satır aralarında belirtmiş durumdadır. Her durumda yeminli mali müşavirin sorumlu olduğunu kabul etmemekte, açık bağlantının varlığını aramaktadır.



Kısaca, yeminli mali müşavirin yaptığı tasdik işleminde, verginin doğru olmamasıyla ilgili ihmal ve kusuru ya da katkısı olmadıkça, başka deyişle illiyet bağı olmadıkça, mükellefle birlikte sorumlu tutulması yasal değildir. Oysa bu gün, uygulama otomatiğe dönüştürülmüş durumdadır. Her salınan ek vergi veya cezadan meslek mensubu otomatik sorumlu tutulmaktadır.



Ama, yasa koyucu bunu böyle istememiş, yasayı böyle düzenlememiştir.

d) Nitekim, Maliye Bakanlığı’da, bazı durumlarda 3568 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin 1. ve 4. fıkraları arasındaki sıkı bağı görmüş ve 18 sayılı Tebliğin dışında, örneğin 20.07.2001 gün B.07.0.GEL.0.32/3224-2435/39960 sayılı özelgesinde aşağıdaki ifadeyi kullanmıştır.

“Öte yandan, yeminli mali müşavirlerin karşıt inceleme çerçevesinde diğer mükelleflerin defter ve belgelerini inceleme yetkileri Vergi Usul Kanunu’nun 256 ncı maddesi uyarınca, tasdike konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlıdır. Bu yetkinin kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar 27 sıra no’lu Tebliğin I inci bölümünde düzenlenmiştir. Tebliğin I/1 bölümünde “.....yeminli mali müşavirlerin tasdik ettikleri hesap ve işlemler dışındaki konularla ilgili olarak defter ve belge ibrazının isteme yetkileri, böyle bir talebe muhatap olan mükelleflerin ise buna uyma zorunlulukları bulunmamaktadır.”denilmek suretiyle konu açıklığa kavuşturulmuştur.

Yeminli mali müşavirlerin tasdikten doğan sorumluluğu 3568 sayılı Yasanın 12 nci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 4 üncü fıkrası hükmüne göre yeminli mali müşavirler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilsen sorumlu olurlar.

Yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin niteliği, farklı bir ifadeyle, tasdikin doğru olmasının objektif ölçütleri Yasanın anılan maddesinin ilk fıkrasında açıklanmıştır. Bu fıkra hükmüne göre yeminli mali müşavirler, tabloların ve beyannamelerin;

-İlgili mevzuat hükümlerine,

-Muhasebe prensiplerine;

-Muhasebe standartlarına,

uygun olduğunu ve hesapları denetim standartlarına göre incelediklerini tasdik ederler.

Bu hüküm uyarınca yeminli mali müşavirlerin sorumluluğunun çerçevesi belirlenirken tasdik edilen finansal tablo ve beyannamelerin ilgili mevzuat hükümlerine, muhasebe prensiplerine ve muhasebe standartlarına uygun olup olmadığı ve bu uygunluğun denetim standartlarına göre yapılan bir denetim ile belirlenip belirlenmediği önem taşımaktadır. Buna göre, yeminli mali müşavirlerin tasdikten doğan sorumluluğu kusursuz ve sınırsız bir sorumluluk olmayıp yukarıda değinilen objektif ölçütlere göre belirlenen bir sorumluluktur.

Bilgi edinilmesini rica ederim.”

Bu özelgede açıkça görüleceği gibi, Maliye Bakanlığı da, 12. maddenin 4. fıkrasının 1. fıkradan bağımsız olmadığını, 4. fıkrada sözü geçen doğruluğun, 1. fıkrada ölçütleri açıklanan UYGUNLUĞUN BELİRTİLMESİNİN DOĞRULUĞU olduğunu açıkça kabul etmiş durumdadır.

B) SM ve SMMM’lerin Beyanname Düzenleme İşlemleriyle İlgili Sorumluluklarına İlişkin Düzenlemeler




a) Bu konudaki ikinci yasal düzenleme 06.07.1994 yılında yayımlanan 4008 Sayılı Yasa ile 213 sayılı VUK’na eklenen Mükerrer 227. Madde ile yapılmıştır. Bu düzenleme artık sadece YMM’lerle değil, tüm meslek mensupları ile ilgilidir. Madde metni aşağıdaki gibidir;



“Vergi Beyannamelerinin İmzalanması ve Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporları

Madde No Mükerrer Madde 227

Kapsam (4008 sayılı Kanunun 6’ncı maddesiyle eklenen mükerrer madde)

Maliye Bakanlığı:

1. Vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya,

2. Vergi kanunlarında yer alan muafiyet, istisna, yeniden değerleme, zarar mahsubu ve benzeri hükümlerden yararlanılmasını Maliye Bakanlığınca belirlenen şartlara uygun olarak yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibraz edilmesi şartına bağlamaya,



Bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.



Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.



2 numaralı bent hükmüne göre yararlanılması yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibrazı şartına bağlanan konularda, tasdik raporunu zamanında ibraz etmeyen mükellefler tasdike konu haktan yararlanamazlar. Ancak, Maliye Bakanlığı tasdik raporlarının ibraz süresini iki aya kadar uzatmaya yetkilidir.”



Görüleceği gibi, VUK Mükerrer Madde 227. nin 2. fıkra hükmü de çok açıktır. “Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.



Bu düzenlemede de aranan “UYGUNLUK” denetimidir. Eğer, YMM tarafından düzenlenen tasdik raporunda ve SM veya SMMM tarafından düzenlenen beyannamelerde, mali tablolar ve beyannamede yer alan bilgiler (raporda ve beyannamede uygundur denildiği halde) defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun değilse, (bu durumda yapılan tasdik 4. fıkranın belirttiği anlamda doğru olmayacaktır, düzenlenen beyannameler de Mük. 227. Madde çerçevesinde uygun olmayacaktır. ) bu uygun olmayıştan doğacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.



Görüleceği gibi, konuyu düzenleyen her iki yasa maddesi de (3568 s.y. 12. Maddesi ve 213 s.y. Mük. 227. maddesi) UYGUNLUK dışında bir sorumluluk içermemektedir. Ayrıca her iki yasa maddesi de, Maliye Bakanlığı’na bu konuda müteselsil sorumluluğun oluşmasına yönelik değişik düzenlemeler yapma yetkisi vermemiştir. Dolayısıyla, Mük. 227. maddenin 2. paragrafında belirtilen olaylar dışında meslek mensubuna yüklenmek istenecek diğer sorumlulukların yasal dayanağı yoktur.



Maliye Bakanlığı’na, müteselsil sorumluluğun şartları, sınırları ve bu konuya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi, sadece 213 sayılı VUK’un Vergi Kesenlerin Sorumluluğu başlıklı 11. maddesinde verilmiş olup, bu da sadece sorumlu sıfatıyla vergi kesenlerin durumuyla ilgilidir. Bunun dışında bakanlığın ayrıca bir müteselsil sorumluluk belirleme yetkisi mevcut değildir.





b) Maliye Bakanlığı’nca, yukarıda sözü edilen VUK’nun Mükerrer 227. Maddesi uyarınca 29.06.1997 tarih 23034 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Vergi Beyannamelerinin İmzalanması Hakkında” 4 No.lu Genel Tebliğ ile madde çerçevesindeki uygulamaya ve müteselsil sorumluluk uygulamasına açıklık getirmiştir. Ancak, söz konusu tebliğin sorumlulukla ilgili açıklamaları da genellikle yanlış yorumlanmaktadır.



Söz konusu Genel Tebliğ’in “Meslek Mensuplarının Sorumlulukları” ile ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:

“BEYANNAMELERİ İMZALAYACAK MESLEK MENSUPLARI VE SORUMLULUKLARI

Mükelleflerin beyannameleri, kendilerine 3568 sayılı kanunun 2/A-a maddesinde belirtilen hizmetleri bir bütün olarak fiilen veren meslek mensupları tarafından imzalanacaktır.

Beyanname imzalayan meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerle ilgili olarak herhangi bir rapor yazmalarına gerek bulunmamaktadır. Meslek mensupları, mükellef tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, Muhasebe sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile Genel Muhasebe kurallarına uygun ve doğru olarak yasal süresi içinde kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından sorumludur.

(Aradaki paragraf aşağıda irdelenmek üzere atlanmıştır.)

Sorumluluğunu tesbitinde, yukarıda belirtilen sorumlulukla bağlantılı olarak ortaya çıkan vergi ziyaının varlığı yeterli olacaktır. Örneğin sehven dahi olsa yevmiye defterinde yer alan bir toplamı yanlış aktararak veya bir yevmiye işlemini yanlış hesaba kaydederek vergi ziyaına sebebiyet veren meslek mensubu ziyaa uğratılan bu vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.

Meslek mensupları, beyannamelerini imzaladıkları mükelleflerce ibraz edilen belgelerde yer alan bilgilerin kanuni defterlere ve defterlerdeki bilgilerin mali tablolara uygunluğunun yanı sıra beyannamelere eklenen temel mali tablolarda yer alan ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine göre belirlenen Dönem Kar/zararı'nın doğruluğundan da sorumludurlar. Meslek mensuplarının sorumlulukları kapsamına giren yukarıda belirtilen işlemlerden dolayı bu vergi ziyaı ortaya çıktığı takdirde beyannameyi imzalayan meslek mensubu, ziyaa uğratılan vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.”



Yukarıda konumuzla ilgili bölümü verilen 4 No.lu Tebliğin de aslında “UYGUNLUK” aradığı apaçık ortadadır.



c) Gelelim, yukarıda atladığımız paragrafın irdelenmesine..



Söz konusu paragraf, aşağıdaki gibidir;

“Meslek mensupları, bilerek kullandıkları veya harici araştırmayı gerektirmeden veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacaklardır. Miktar veya tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf veya teamüle uygun olmayan belgeler meslek mensuplarının sorumluluğu kapsamındadır. Böyle bir belgenin varlığı halinde, meslek mensupları bunun doğruluğunun tesbitini mükelleften isteyebilirler. Mükellefin bir tesbitte bulunmaması veya bu konuda meslek mensubunun ikna olmaması halinde, keyfiyet, meslek mensubunca, beyanname verme süresi sonuna kadar ilgili Vergi dairesine yazılı olarak bildirilecektir. Bu bildirimle birlikte meslek mensubunun söz konusu belgelere ait sorumluluğu ortadan kalkacaktır.”

Metinden de çok açık görülmektedir ki, bu bölümün VUK Mük. 227. Maddesi ile uzak yakın bir ilişkisi yoktur. Tebliğle ek olarak getirilmiştir, yasal dayanak tartışmalıdır.



“Bilerek kullanılan, harici araştırmayı gerektirmeden yanıltıcı olduğu anlaşılabilen”, “”miktar ve tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan”, “ticari örf ve teamüle uygun olmayan” belgelerin bu vasıfları taşıdıklarının sadece belgeyi görmekle mümkün olduğu inceleme raporunda gerçekten kanıtlanabiliyorsa, o zaman zaten Mük. 227. madde değil, VUK’nun “İştirak” başlıklı 360. maddesinin devreye girmesi gerekir. Kısaca bu bölümün VUK Mük. 227. madde ile ilgisi görülmemektedir.

[Resim: 468x60.jpg]
06-04-2010 11:42 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
g.bilge
ÜSTAD
******
Mesajlar: 2,569
Tarih: Sep 2007
Üye no: 243
Nerden: samsun
Rep Puanı: 48
Mesaj: #4
RE: MUHASEBECİNİN SORUMLULUĞU
SAYIN KURDOĞLU ÇOK DOĞRU TESPİTLERDE BULUNMUŞ VE DAYANDIĞI SAVLA DA DAVA KAZANMIŞ...

KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM!

[Resim: 468x60.jpg]
06-04-2010 11:45 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git: