Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

mükelleflerin ihracat veya transit gibi gelirlerini yurt dışında elden almaları sebe
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 34

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 1 Oy - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
mükelleflerin ihracat veya transit gibi gelirlerini yurt dışında elden almaları sebe
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,552
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
mükelleflerin ihracat veya transit gibi gelirlerini yurt dışında elden almaları sebe
Ali Cakmakci

https://www.facebook.com/ali.cakmakci.12...7308576168


Son dönemlerde yoğun şekilde dostlarımızdan ve çevremizden mükelleflerin ihracat veya transit gibi gelirlerini yurtdışında elden almaları sebep gösterilerek vergi müfettişleri tarafından ağır şekilde özel usulsüzlük cezaları kesildiği şikayetleri alıyoruz. Bu mükelleflere derhal dava seçeneğini kullanma önerilerimiz bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak düzenlenmiş Genel Tebliğlerde mükelleflerin muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğu kapsamında “transit taşıma", "ihracat" vb bedellerinin tahsilatına ilişkin olarak” 213 sayılı VUK.nun Mükerrer 257. maddesinde yer alan “yetki” çerçevesinde herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Maliye Bakanlığı’na Kanunda açıkça usul ve esasları belirleme yetkisi verilmişken, yurtdışı tahsilatlar ile ilgili açık, hukuki belirlilik içinde anlaşılabilen bir ifade ve değerlendirme bulunmamaktadır. Aksi düşünce tarzı hukuki belirlilik içinde olmayan bir hukuk kuralına dayanarak ceza uygulanmasına ve mükellef haklarının kaybolmasına neden olacaktır.

Dolayısıyla, Maliye Bakanlığının da konuyla ilgili özelgeleri de dikkate alınarak fiili zorunluluktan dolayı yapılmış işlemlerde usule aykırı bir durum bulunmamaktadır. GİB Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 25.04.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.18.02-32mük257-7932-248 sayılı özelgesi gibi pek çok özelgede yurtdışından getirilecek olan ihracat geliri gibi, transit gibi gelirlerin getirilmesine ilişkin Maliye Bakanlığı tarafından kullanılmış bir yetkinin bulunmadığı açıktır.

Maliye Bakanlığının kendisine verilen yetkiyi kullandığı düzenleme ile ancak Türkiye siyasi sınırları içerisinde sınırlayıcı bir düzenleme yapılabilir, iç mevzuatın yurtdışında geçerli olmaması, orada banka veya finans sisteminin bulunmaması gibi pekçok neden de uygulamanın mümkün olmadığını gösterdiği gibi, aksi düşünce tarzı açıkça hukuk düzenine de aykırıdır.

Bakanlık, düzenlemeyle yer vermediği, yetkisi kapsamında değerlendirmediği şekilde yurtdışı tahsilatların banka ve finans kanalıyla ödenmesi zorunluluğu bulunduğunu iddia etmek, açıkça “yetki gaspı” olup, görevi kötüye kullanma sonucuna yol açacaktır.

Kaldı ki, 459 seri no’lu VUK Genel Tebliğinde tevsik zorunluluğunda “aracı finansal kurum” bu Tebliğ uygulaması bakımından tahsilat ve ödemelere aracılık eden 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan bankayı, 29/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşlarını ve 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini ifade etmektedir.

Yurtdışında bu mevzuat kapsamına giren bir kurum olmadığı gibi, olması da beklenemez. Bu kurumlar açıkça iç mevzuatta tanımlanmış olup, yurtdışında kurulması, bulunması hukuken mümkün değildir.

Keza, işlemin muhatabı da tevsik zorunluluğu içinde olanlardan 459 VUK Genel Tebliği uygulaması bakımından, Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında fatura almak zorunda olan birinci ve ikinci sınıf tüccarları, serbest meslek erbabını, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarları, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçileri, vergiden muaf esnafı temsil etmemektedir, zira bu kavramlar Türk Vergi Mevzuatının tanımı içerisindedir.

Ödenmesi gereken vergi tutarını doğru olarak tespit etmek olduğunu daima göz önünde bulundurma amacına dayalı olarak ihdas edilmesi gereken vergi incelemelerinde kayıtdışının olmadığı bir durumda, tam tersine resmi kayıtlarda yer alan yurtdışı tahsilatın yetki gaspı yoluyla, yetki sahibi İdarenin yerine geçerek inceleme elemanının yasal boşluğu doldurması açıkça Anayasanın verginin “öngörülebilirlik” ve “hukukilik ilkesine” önemli zararlar verir.
31/10/2011 tarihli “Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı vergi inceleme raporu düzenleyemezler. Mükelleflerin, inceleme sırasında vergi kanunlarına göre eleştiri konusu yapılacak hususlarla ilgili olarak inceleme elemanına özelge ibraz etmesi durumunda, özelge inceleme tutanağına dâhil edilir. Özelgenin mükellefin durumunu açıklayıp açıklamadığı hususu, inceleme elemanı tarafından düzenlenen raporda değerlendirilir.

28/08/2018 tarihli “Mükelleflerin İzahat Taleplerinin Cevaplandırılmasına Dair Yönetmelik” hükümlerine göre de Komisyonca onaylanmış özelgeler emsâl teşkil etmek üzere Özelge Otomasyon Sisteminde bu amaçla hazırlanan emsâl özelge havuzuna konulacağı açıkça ifade edilmiştir. Eşitlik ve adalet ilkeleri açısından yasal açıdan uygulanabilirliği olmayan işlemler nedeniyle ceza ihdas edilmesi açıkça hukuka aykırılık taşıyacaktır.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
09-08-2018 06:06 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: