Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

Olağanüstü Yedekler
Konuyu Açan Kişi: hakko_10
Cevap Sayısı: 1
Görüntülenme Sayısı: 1576

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Olağanüstü Yedekler
Yazar Mesaj
hakko_10
Registered
Mesajlar: 36
Tarih: Aug 2007
Üye no: 139
Nerden: İstanbul
Rep Puanı: 1
Mesaj: #1
Olağanüstü Yedekler
olağanüstü yedek ayrımanın sınırı varmıdır. türk ticaret kanunda herhangi bi açıklama yapılamamış. bu konuda yasal bi dayanak varmı?

Birilerinin etiket olduğu yerde ben fiyat koyarım...!!!
29-02-2008 03:36 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Onur
Registered
Mesajlar: 13
Tarih: Jan 2008
Üye no: 2238
Nerden: İSTANBUL
Rep Puanı: 0
Mesaj: #2
RE: Olağanüstü Yedekler
SERMAYE ŞİRKETLERİNDE YEDEK AKÇELERİN TÜRK TİCARET KANUNU AÇISINDAN İNCELENMESİ



YASEMİN KESKİN *



IGİRİŞ

Ticaret hukukçuları ve işletme iktisatçıları yedek akçeleri çeşitli açılardan ve çeşitli kriterlere göre sınıflandırmış, sınıflandırmada alt gruplandırmalara giderek, ortaya çok sayıda yedek akçe tipi çıkarmışlardır. Bu

çalışmada, yedek akçeler bilançoda görülüp görülmediklerine göre Açık Yedek Akçe ve Gizli Yedek Akçe olmak üzere ikili bir ayırıma tabi tutularak incelenmiş­tir.



II YEDEK AKÇENİN TANIMI VE TÜRLERİ

A YEDEK AKÇENİN TANIMI

Yedek akçe kavramı, sermaye şirketlerinin çeşitli amaçlar için dağıtmayıp işletmede tuttukları kârları ifade eder.

Diğer bir tanıma göre : "Net kârın, öz kaynakların bünyesini sağlam tutmak, işletmenin devamlılığını ve gelişmesini, ortaklar ile alacaklıların haklarının korunmasını sağlamak ve öz kaynaklarda faaliyet sonunda doğabilecek azalışları karşılamak amacıyla, dağıtıhnayarak işletmede alıkonulan kıs­mıdır (1)

Yedek akçelerin genel olarak üç türlü fonksiyonu vardır (2)

lSermayenin korunması (alacaklılar ve ortaklık esas sermayesi lehine)

2Sermayenin kuvvetlendirilmesi

3Kâr dağıtımını ayarlamaları (yedek akçeler dolayısıyla sürekli ve düzenli kâr dağıtımı olağan olacaktır).

Bunlar arasında, yedek akçelerin ana fonksiyonu, zarar tehlikesine karşı, ortaklık esas sermayesini korumalarıdır.

Sermayeyi kuvvetlendirme, yedek akçelerin, finansmanla ilgili bir fonksiyonudur. Yedek akçe teşkili ile ortaklık, otofinansman olanağını elde edecek ve sermaye pazarlarından bağımsız olacaktır.





B YEDEK AKÇENİN TÜRLERİ

Türk hukukunda yedek akçelerin geniş bir ayırımı yapılmıştır. Bu ayırımın amacı" bir taraftan TTK 'da yer alan yedek akçe tiplerini tanıtmak, diğer taraftan TTK Md. 381 'deki iptal davası ile gerekli ilgiyi kurmaktır. Bu sebeple "maksaf'a ayrı bir önem verilmiştir. Çünkü, yedek akçeler sadece ortaklığın hesaplarına ilişkin problemler açısından incelenmemekte, aynı zamanda pay sahiplerinin kâr hakları ve dolayısıyla iptal davası bakımından da önem ka­zanmaktadır "(3).

Yedek akçeler, çeşitli yönlerden ayırıma tabi tutulmakla beraber,çalışmamızda yedek akçenin, bilançoda görülüp gö­rülmediğine göre yapılan ayırımı in­celenecektir. Buna göre yedek akçe­ler;

Açık Yedek Akçeler,

Gizli Yedek Akçeler,olmak üzere ikiye ayrılmaktadır(4).

Açık yedek akçeler Anonim ve Limited Şirket ile Kooperatif organlarının tah­minlerine göre ayrılan ve sonra çözü­lebilen yedek akçelerdir. Bu yedekler, kâr kullanım politikasının sonucu olarak oluşurla(5). Bilançonun pasif tarafın­daki hesaplarda gözüken açık yedek akçeleri zorunlu ve isteğe bağlı olmak üzere iki ana gruba ayırabiliriz.



1) Açık Yedek Akçeler a)Zorunlu Yedek Akçeler

Zorunlu yedek akçeler, TTK 'nın iş­letmeleri ayırmaya mecbur ettikleri yedek akçeler ile işletmelerin kuruluş statülerinden gelen zorunlulukla ayrılan yedek akçeler olmak üzere iki gruba ayrılır.

aa)Yasal Yedek Akçeler

Yasal yedek akçeler TTK 've yürürlükte bulunan özel kanunların hükümlerine göre ayrılması zorunlu olan yedek ak­çelerdir.

Sermaye şirketi olan Anonim ve Limited Şirketler TTK 'nın 466. maddesi gere­ğince kârlarından belirli bir kısmını yedek akçe olarak ayırmaya zorunlu tutulmuşlardır. Söz konusu maddeye göre yedek akçe ayırmak zorunda olan şirketler aşağıda yazılı yasal yedek akçeleri ayırırlar.

/. Tertip Yedek Akçeler

TTK 'nın 466. maddesinin birinci fık­rasına göre yedek akçe ayırmak zorunda olan şirketler her yıl safi kârın yirmide birini, ödenmiş sermayenin beşte birini buluncaya kadar I.Tertip yedek akçe olarak ayırmak zorundadır(6).

I.Tertip yedek akçeye esas alınan "safi kâr"; yıllık bilanço kândır, geçen yıldan aktarılan kâr, TTK 'nın 466. maddesinde anılan safı kâra dahil değildir. Bunun nedeni, geçen yıldan aktarılan kârın, daha önce yedek akçe ayırımına konu teşkil etmiş olması ve önceki yıl yedek akçesinin ayrılmasında hesaba katılmış olmasıdır. Ancak I.Tertip yedek akçe ayırımına esas olacak safi kârın sap­tanmasında, geçen yıldan aktarılan zararlar yıllık bilanço kârından indirilir(7). Bu şekilde ayrılan yedekler "540 Yasal Yedekler" hesabında izlen­mektedir.





//. Tertip Yedek Akçeler

I.Tertip yedek akçenin kaynağı yıllık safi kâr olduğu halde, II.Tertip yedek akçenin kaynağı yıllık safi kâr değildir. Kanun, ödenmiş sermayenin beşte birine ulaşılmış olsa bile, çeşitli kaynaklardan doğan bazı paraların yedek akçe hesabına eklenmesini zo­runlu tutmuştur. Nitekim Md.466 fıkra. l 'de, "kanuni haddini bulduktan sonra dahi bu akçeye aşağıdaki pa­ralar eklenir" diyerek bu zorunluluğu belirtmiştir.

lHisse senetlerinin çıkarılmasında, çıkarma masrafları indirildikten sonra itibari kıymetten fazla olarak elde edilen hasılatın (agio'nun) itfalara veya yardım ve hayır işlerine sarf edilmeyen kısmı; (emisyon primleri)

2 İptal edilen hisse senetlerinin bedel­lerine mahsuben yapılan ödemelerin, bunların yerine çıkarılan senetlerden elde edilen hasılat noksanı kapatıldıktan sonra artan kısmı; (iptal kârları)

3Safi kârdan, birinci fıkrada yazılı yedek akçeden başka pay sahipleri için %5 kâr payı ayrıldıktan sonra, pay sahipleriyle kâra iştirak eden diğer kimselere dağıtılması kararlaştırılmış olan kısmın onda biri II.Tertip Yedek Akçe olarak yedek akçelere ilave edi­leceği hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, TTK 'nın 466. maddesi yasal yedek akçe ayırımını, I.ve II.Tertip olarak iki kısımda düzenlemiş, birinci tertip yedek akçe için bir sınır öngördüğü halde, ikinci tertip yedek akçe için bir sınır öngörmemiştir.

Yasal yedek akçelerin kullanılması, esas sermayenin yarısını geçip geçmemelerine göre değişecektir. Yasal yedek akçe tutarı esas sermaye tutarının ya­rısını geçmemişse, ortaklığın kullanma sahası kısıtlı olup, yalnızca kanunda öngörülen haller için kullanma söz konusu olabilir. Bu halde yedek akçe "münhasıran ziyanların kapatılmasına yahut işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye, işsizliğin önüne geçmeye veya neticelerini hafifletmeye elverişli tedbirler alınması için sarfolunabilir".

Yasal yedek akçe tutarı esas sermaye tutarının yarısını geçmesi halinde ise, genel kurul aşan kısmı, belli bir amaca bağlanmamış yedek akçeler gibi kul­lanabilir. Ancak ana sözleşmeyle başka bir kullanma biçimi öngörülmüş olabi­lir.

Yasal yedek akçenin hangi durumlarda kullanılacağı TTK tarafından belir­tilmiş olmakla birlikte, Kullanma ko­şullarının gerçekleşip gerçekleşme­diğini genel kurul saptar. Genel kurul kararlarının iptali her zaman talep olunabilir. Bunun yanında, TTK 'nın 466. maddesine uyulmayarak yedek akçe ayrılmadan kâr payı dağıtılmış ise, ortaklık için yedek akçeye ayrılması gereken miktar üzerinden geri alma hakkı doğar (TTK Md.473).

Kanun koyucunun yedek akçelerin kullanma yerlerini belirlemekten amacı şu şekildedir.

Genel olarak kabul edilen görüş, kanun koyucunun amacının, ayrılmasını ön­gördüğü hükümle, sermaye niteliği verdiği yedek akçenin, şirketin faali­yetinin devamı süresince, pay sahip­lerine dağıtılmasını önlemek olduğu görüşüdür(8). Bu görüşe göre, "şirketten alacaklı olan kişilerin haklarını korumak amacıyla ayrılması zorunluğu bulunan yasal yedek akçeler, işletmenin devamı süresince pay sa­hiplerine dağıtılamaz. Sermaye ni­teliğinde olan yasal yedek akçeleri, pay sahiplerine dağıtan şirketler gerçek dışı kâr dağıtımı yapmış sayılır ve dağıtılan bu paralar, fiktif kâr dağıtım esasları dairesinde geri alı­nır".



ab)Staîüye Bağlı Yedek Akçeler Statüye bağlı yedek akçeler işletmenin kuruluş statülerinde yer alan, elde ettikleri kârların dağıtılmasını düzen­leyen hükümlere göre ayrılması mecburi olan yedek akçelerdir. Bu tür yedek akçelerin ayrılma zorunluluğu şirketin sözleşmesindeki hükümlerden kay­naklanmaktadır. Şirket yöneticileri bu hükümlere uymak zorundadırlar. Statü% yedek akçelerinin ayrılma şeklini tespit eden ana sözleşme maddeleri, hukuki formaliteleri yerine getirilerek değiş­tirilmediği sürece aynen uygulanmak zorundadır. Yöneticiler kendi görüş ve düşünüşlerine göre statü yedek akçe­lerin ayırımına karar alamazlar(9).

Statü yedekleri; TTK 'mn 467. mad­desinde yer almaktadır. Buna göre 466. maddede belirtilen yedeklerin dışında yedek ayrılabilmesi için, şirket söz­leşmesine hüküm konulabileceği be­lirtilmektedir TTK'nın 467. madde hükmü şu şekildedir "yedek akçeye safî kârın yirmide birinden fazla bir meblağın aynlacağı ve yedek akçenin ödenmiş olan esas sermayenin beşte birini aşabileceği hakkında ana söz­leşmeye hüküm konabilir. Ana sözleşmede başka yedek akçe ayrılması belirtilerek, bunların nerelere ve ne şekilde kullanılacağına dair hüküm konulabilir". Bu şekilde ayrılan ye­deklere, daha Önce de belirtildiği gibi statü yedekleri adı verilmektedir. Bu yedekler "541 Statü Yedekleri" hesa­bında izlenmektedir.



b)İsteğe Bağlı Yedek Akçeler

İsteğe bağlı yedek akçeler zorunlu yedek akçelerden farklı olarak ayrılmalarında yasal bir zorunluluk olmayan yedek akçelerdir. Bu tür yedek akçeler yönetim kurullarının teklifi ve ortaklar genel kurulunun kararı ile ayrılırlar.

İsteğe bağlı yedek akçeler de TTK 'mn 467. maddesi hükmü çerçevesinde ay­rılmaktadır.

Genel kurul tarafından yedek akçe ayrılabilmesi için bu hususun ana sözleşmede öngörülmüş olması şart olduğu halde, yönetim kurulu için böyle bir şart söz konusu değildir; yönetim kurulu ana sözleşmede öngörülmemiş olsa bile, yedek akçe ayırmaya yetkili­dir.



c) Olağanüstü Yedek Akçeler

Olağanüstü yedek akçe deyimi, burada, daha ziyade genel kurulun zorunlu ve isteğe bağlı yedek akçe dışında ayrıl­masına karar verdiği yedek akçeler için kullanılmıştır(10).

Genel Kurul Kararı ile ayrılan olağa­nüstü yedek akçeler TTK Md.469, fıkra 2'de düzenlenmiştir. Olağanüstü yedek akçeler için genel nitelikte olan bu hüküm uyarınca; "Şirketin devamlı inkişafı veya mümkün mertebe is­tikrarlı kâr payının dağıtılmasını temin bakımından münaasip ve faydalı olduğu takdirde umumi heyet, kâr payının tespiti sırasında kanun ve esas mukavelede zikredilenlerden başka yedek akçe ayrılmasına ve yedek akçelerin kanun ve esas mu­kavele ile muayyen haddinin artı­rılmasına karar verebilir".

Genel Kurul belirli bir amaca yönelik olarak bu tür yedek akçelerin ayrılmasını kararlaştırabilir. Yedek akçe ayrılması için herhangi bir amaç belirtilmemişse, TTK 469. maddesinin fıkra 2 hükmü geçerlidir. Kâr payı üzerindeki pay sahiplerine ait hakkın sınırı da bu amaç hükmüne göre tayin edilir.

Olağanüstü yedek akçe ya şirketin bünyesini kuvvetlendirmek ya da belli amaçları gerçekleştirmek üzere ayrılır. Ayrılan bu çeşit yedek akçe muhasebe kayıtlarında ve bilançolarda çeşitli adlar altında gösterilir. Yenileme fonları ve kâr dağıtmak amacıyla ayrılan yedek akçeler bunların başlıcalarıdır. Bu noktada yedekleri, kâr yedekleri ve sermaye yedekleri olarak iki gruba ayırmak mümkündür. Buna göre;

Kâr yedekleri, ana sözleşme hükümleri ya da ortaklıkların yetkili organları tarafından alınan kararlar uyarınca ortaklara dağıtılmamış ya da işletmede alıkonulmuş kârlardır.

Kâr yedekleri; özkaynaklar bünyesini sağlam tutmak, işletmenin devamlılı­ğını ve gelişmesini sağlamak, ortakların ve alacaklıların haklarının korunmasını sağlamak, öz kaynaklarda faaliyetler sonucu doğabilecek azalışları (zararları) karşılamak amacıyla ayrılırlar(l 1).



Kâr yedekleri; yasal yedekler, statü yedekleri, olağanüstü yedekler ve özel fonlardır. Bu yedekler Tekdüzen Hesap Planında şu hesaplarda izlenmekte­dir;

540 Yasal Yedekler

541 Statü Yedekleri

542 Olağanüstü Yedekler
549 Özel Fonlar

Özel fonlar, yenileme; yatırım, geliş­tirme, sermaye itfası gibi amaçlar için fon adı altında kârdan ayrılarak oluş­turulan yedeklerdir.

Öz sermayeyi işletme faaliyetleri so­nucunda yaratılan kârın dışındaki et­menlerde arttırabilir( 12). Bu tür yedekler sermaye yedekleri olarak adlandırılır. Bu yedekler Tekdüzen Hesap Planında şu hesaplarda izlenmektedir;

520Hisse Senedi İhraç Primleri

521Hisse Senedi iptal Kârları

522Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme
Artışları

523 iştirakler Yeniden Değerleme Artışları
529 Diğer Sermaye Yedekleri

Hisse Senedi İhraç Primleri, yeni çı­karılan hisse senetlerinin ihraç primli (başa başın üstünde) olarak satılması sonucunda ortaya çıkan farklardır. Ödenmiş sermaye dışında, ancak yine ortakların tümüne ait bir sermaye an­lamını taşır. TTK , hisse senetlerinin nominal değerle ihraç değeri arasındaki farkı (emisyon primi) yedek akçe olarak nitelemiştir (Md.466/1).

TTK 'ya (Md.407) göre, sermaye ta­ahhüdünü yerine getirmeyen ortağın hisse senedi iptal edilerek yeni ortak alınabilir. Yeni ortaktan söz konusu hisseler için alınan ve "Hisse Senetleri İptal Kârları" denilen bu meblağ, eski ortağın taahhüt kalanından sermayenin bir parçası olarak pasifte muhafaza edilir.

Maddi Duran Varlık Yeniden Değer­leme Artışları, işletmenin aktifine kayıtlı duran varlıkların yeniden de­ğerlenmesi sonucunda ortaya çıkan artışların pasifteki karşılıklarıdır. Yeniden değerleme artışı bir bakıma sermayenin bilanço günündeki para ile ifadesini sağlayan bir düzeltme işle­midir.

İştirakler Yeniden Değerleme Artışları ise, işletmenin iştirakleri ile bağlı or­taklıkları bünyesinde yapılan yeniden değerleme dolayısıyla oluşan değer artışının, sermayeye eklenmesi sonu­cunda, bu sermayeden işletmenin payına düşen kısmını gösterir.

Diğer Sermaye Yedekleri, ihraç primi, hisse senedi iptal kârı ve yeniden de­ğerleme artışları dışında kalan sermaye yedeklerinden oluşmaktadır.



2) Gizli Yedek Akçeler

Yedek akçe, ortaklığın esas sermayesini aşan net (saf) mal varlığı olarak ta­nımlanır. Bu net varlığı içine, herhangi bir ekonomik olay veya olgudan ya da diğer bir sebepten meydana gelen değer artışları, bilerek veya bilmeyerek, düşük değerlendirmeden doğan farklar, karşılıklar, her türü ile değer düzelt­meleri ve dağıtılmamış kârlar girer. İşte esas sermayeyi aşan bu net malvarlı­ğının bilançoda görünmeyen bölümü gizli yedek akçedir( 13). Diğer bir ifade ile iktisadi varlıkların bilançoda gös­terilen muhasebe değeri ile gerçek değeri arasındaki fark gizli yedek akçeyi oluşturur.

Gizli yedek akçeler TTK 'nın 458. maddesinde "Şirket işlerinin devamlı inkişafını veyahut mümkün mertebe istikrarlı kâr paylan dağıtılmasını temin bakımından münasip ve faydalı olduğu taktirde, aktiflerin bilanço günündeki kıymetlerinden daha aşağı bir kıymetle bilançoya konması şeklinde veya başka suretle gizli yedek akçe ayrılması caizdir" şeklinde ta­nımlanmaktadır.

"İdare meclisi, gizli yedek akçe ve sarf yerleri hakkında murakıplara bilgi vermekle sorumludur ".

Bu maddeye göre, işletmeler faaliyet­lerinin sürekli olarak gelişimini sağ­lamak veya düzenli kâr dağıtabilmek için uygun gördükleri takdirde aktiflerin bilanço günündeki değerlerinden düşük olarak değerlendirilmesi veya başka bir biçimde yedek akçe oluşmasını sağlayabilirler.

Eğer gizli yedek akçelerin TTK Md.458'de yer alan amaçlar dışında kullanıldığını denetçiler tesbit ederlerse TTK Md.354 uyarınca, bunlardan so­rumlu olanları, üst makamına, yönetim kurulu başkanına ve önemli durumlarda genel kurula bildirmekle yükümlüdür­ler.

Gizli yedek akçe ayırma sermaye bi­rikimine olanak verdiği için sermaye şirketlerinde önemli bir konudur. Bu bakımdan kanun koyucu TTK 'da yu­karıda açıklanan olanağı tanımıştır. Nitekim TTK 'nın 460.maddesi taşın



(13) TEKİNALP, a.g.e., s.377.



maz mallar, makineler ve tesisler gibi duran varlıkların en fazla maliyet değeri üzerinden bilançoda gösterilebileceğini belirtmiş ve aynı şekilde 461 .maddede dönem sonunda malların maliyet bedeli ile değerlenebileceğim kabul etmiştir.

Muhasebe kayıtlarına intikal etmediği için, gizli yedek akçenin miktarını, bilançolar üzerinden kesin olarak, tesbit etmek imkanı yoktur.

Gizli yedek akçe, daha çok, mevcutların gerçek veya cari değerleri yerine, daha düşük bir değerle değerlenmesinden doğmaktadır(14).

Örneğin; maliyet bedeli 100.000.000 TL olan bir iktisadi kıymet piyasa değeri 200.000.000TL 'ye çıkmış olmasına rağmen, hala maliyet bedeli ile değer­leniyorsa işletme lOO.OOO.OOOTL'lik gizli yedek akçe oluşturmuş olmakta­dır.

Enflasyonun hüküm sürdüğü piyasalarda stokların ve aktifteki sabit kıymetlerin maliyet bedelleri ile değerlenmesi bi­lançolarda gözükmeyen gizli yedekleri oluşturmaktadır.

Gizli yedek akçenin meydana çıkarıl­ması bir uzmanlık işidir. Değerleme farklarından meydana gelen yedek akçeler yeniden değerleme yapmak suretiyle açığa çıkarılabilir.



III KÂR PAYLARI İLE YEDEK AKÇELER ARASINDAKİ İLİŞKİ

TTK 'da yedek akçeler ile pay sahip­lerinin kâr payları arasındaki ilişkiyi düzenleyen iki madde bulunmaktadır. TTK Md.469'a göre "Kanuni ve ihti­yari yedek akçelerle kanun ve esas mukavele hükümlerince ayrılması gerekli olan paralar safi kârdan ay­rılmadıkça kâr payı dağıtılamaz".

Buna göre, pay sahiplerine kâr payının dağıtılabilmesi için, kanuni ve ihtiyari yedeklerin kanun ve sözleşme hü­kümlerine göre ayrılması gereklidir. Görüldüğü gibi, 469. maddede öngö­rülen sıra açıktır ve kâr payının hangi halde dağıtılacağı kesin bir biçimde düzenlenmiştir.

Ancak bu hükme rağmen, ortaklık sözleşmesinde pay sahiplerinin kâr paylarının, isteğe bağlı yedek akçe­lerden önce dağıtılacağı hakkında bir hüküm varsa bu hüküm geçerlidir.

Kâr payları ile yedek akçeler arasında ilişkiyi düzenleyen diğer bir madde ise TTK 'nm 472. maddesidir. Buna göre "İdare meclisi azalarının kazanç payları, safi kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için muayyen para ay­rıldıktan ve pay sahiplerine %4 nisbetinde veya esas mukavele ile mu­ayyen daha yüksek nisbette bir kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebilir". Bu madde, yönetim kurulu üyelerinin kazanç paylarının ne zaman dağıtıla­bileceğini düzenlemektedir. Madde gereğince yönetim kurulu üyelerine kazanç payı ödenebilmesi için %4 kâr payının, pay sahiplerine ödenmesi ve kanuni yedeklerin ayrılması şarttır (13).

Bu madde 469. madde ile karşılaştı­rıldığında dikkati çeken husus, yalnızca kanuni yedek akçelerden söz edilmiş olmasıdır. Ancak, ana sözleşmede başkaca yedekler ayrılması öngörül­müşse, bu yedeklerinde yönetim kurulu üyelerine kazanç payları dağıtılmadan ayrılmaları gerekecektir.





IV SONUÇ

Yedek akçeler işletmelerin sermaye­lerini güçlendirmek ve korumak ya da düzenli kâr dağıtımı sağlamak amacıyla kârdan alıkonulan fonları ifade et­mektedir. Ayrıca çeşitli yollarla sağ­lanan sermaye niteliğinde olan bazı fonlarda yedek akçe kavramı içinde yer alır. Bu tür yedek akçeler kâr yedekleri ya da sermaye yedekleri olarak adlan­dırılarak işletmelerin bilançolarında açık olarak gösterilmektedir. Bunlar dışında bilançolarda açık olarak gö­rülmeyen ve işletmelerin iktisadi var­lıklarını düşük değerlemesinden kay­naklanan fonlarda yedek akçe kavramı içinde yer alır. Ancak bu tür fonlar bilançoya bakılarak açık olarak tespit edilemez. Gizli yedek denilen bu tür yedek akçeler ancak mali tabloların cari fiyatlarla değerlenmesi sonucu tespit edilebilir.

Bilindiği gibi I. Tertip Yasal Yedekler safi kârdan ayrılmakta ve safi kâr he­saplanırken dönem karından geçmiş yıllar zararları indirilmektedir. Ayrıca bu tip yedekler ödenmiş sermayenin % 20'si ile sınırlandırılmıştır. I. Tertip Yasal Yedeklerin hesaplanması safi kârdan yapıldığı halde, hesaplanan yedek akçe tutarının verginin hesap­lanmasında ' indirim unsuru olarak dikkate alınmaması gerekmektedir. Oysa ki, sermaye sigortası niteliğinde olan yedek akçeler verginin hesaplan­masında indirim unsuru olarak dikkate alınmalı idi. Bu uygulama en azından işletmeler tarafından ayrılmasında zorunluluk bulunan yasal yedekler ve statü yedekleri için sağlanmalıdır.

TTK 'da ihtiyari yedekler ile statü ye­deklerinin ayrılması 467. madde hük­müne bağlanmıştır. Ancak söz konusu madde hükmünde ihtiyari yedekler ile statü yedekleri arasında bir ayırım söz konusu değildir. Statü yedeklerinin ayrılması zorunlu olduğu halde, ihtiyari yedekler için böyle bir zorunluluk yoktur. Oysa her iki yedek akçenin ayrılması ancak şirket ana sözleşme­sinde bu konuya ilişkin hüküm bu­lunmasına bağlıdır. Şirket yönetim kurulunun statü yedeklerini ayırmama konusunda bir tasarrufu olmadığı halde, ihtiyari yedekler için bu tasarrufu mevcuttur.

Diğer bir husus gizli yedek akçelerin tespiti konusundadır. Bilindiği gibi şirketin iktisadi varlıklarının düşük değerlenmesi neticesinde ortaya çıkan bu tür yedekler ancak şirketin tasfiyesi sırasında net olarak tespit edilebilir. Bu durum mali tabloların gerçek durumu yansıtmaması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısı ile şirket tasfiye oluncaya kadar mali tablolar şirketin sermaye yapısı hakkında doğru bilgi verme­mektedir. Bu durum gereksiz yere tasfiye kârı oluşmasına neden olmakta ve reel anlamda oluşmamış bir kârın vergi­lendirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Şirket varlıklarının gerçek değerle değerlenmesi durumunda ortaya böyle bir kâr çıkmayacaktır. Yeniden de­ğerleme uygulaması ile nispeten esnek hale getirilmiş olan bu uygulama ancak enflasyon muhasebesine geçilmesi su­retiyle gerçek bir anlam taşıyacaktır. Böylece şirketin parasal nitelikte ol­mayan tüm iktisadi değerleri mali tab­lolara gerçek değerleri ile yansıyacak ve karşılığında şirketin gerçek sermaye gücü belirlenebilecektir. Bunun sağ­lanması için şirketin tasfiye olmasını beklemeye gerek yoktur. Çünkü olması gereken zaten mali tabloların her zaman gerçek durumu yansıtmasıdır.









(*) Gazi Üniversitesi Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi, İşletme Bölümü, Araştırma Görevlisi.

(1) Ümit ATAMAN, Şirketler Muhasebesi, Ozan Yayıncılık Yayın No:56, istanbul 1995, s. 101.

(2) Yüksel BİLGİN, Anonim Ortaklıklarda Kâr Dağıtımı ve Kâra Katılan Kişiler, iktisadi ve Ticari ilimlerAkademisi Yayın No:189 .Ankara 1982, s.148.

(3) Ünal TEKİNALP, Anonim Ortaklığın Bilançosu ve Yedek Akçeleri Kamuyu Aydınlatma İlke­si İle, Fakülteler Matbaası, istanbul 1979, s.277.

(4) Rüştü ERİMEZ, Şirketlerde Kâr Dağıtımı Yedek Akçeler ve Vergileme, Temel Yayınları ,YayınNo:11,İstanbul Şubat 1985,8.284.

(5) ATAMAN, a.g.e., s.101.

(6) ATAMAN, a.g.e., s. 102.
(7) RİlfiİN. a.a.e.. s.152.

(8) ERlMEZ.a.g.e., s.344.



(9) ATAMAN, a.g.e., s.103.

(10) ERİMEZ, a.g.e., s.289.

(11) Yılmaz BENLIGIRAY, Nurten ERDOĞAN, Muhasebe Uygulamaları, Açıköğretim Fakültesi Yayınları
No:478, Eskişehir, Ekim 1995, s. 134.

(12) SEVİLENGÜL, Orhan., Genel Muhasebe Tekdüzen Muhasebe Sistemi ile Uyumlu .Lazer Ofset, Ankara,
Eylül 1994,5.497.

(13) ERİMEZ, a.g.e., s.340.

(14) BİLGİN, a.g.e., s.169.
29-02-2008 04:16 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: