Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

Şirketlerin Borca Batıklık Durumu Ve Yapılması Gerekenler
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 385

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Şirketlerin Borca Batıklık Durumu Ve Yapılması Gerekenler
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,519
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
Şirketlerin Borca Batıklık Durumu Ve Yapılması Gerekenler
Kaynak : Orhan SÖZGÜN
Tarih : 01.06.2017
Konu : Şirketlerin Borca Batıklık Durumu Ve Yapılması Gerekenler
ÖZET
Günümüzde işletmelerin faaliyetlerinin devam edebilmesi için sermaye olmazsa olmaz unsurların başında gelmektedir. Sermaye işletmenin faaliyetlerinin devamını sağlamasının yanında işletmeye kredi sağlayan bankalar, finans kurumları v.b. gibi kurum ve kuruluşlarında çeşitli analizlerinde ilk dikkat ettikleri yerdir. Ancak çeşitli nedenlerle sermaye yetersiz kalabilir hatta özkaynaklar gurubu negatif tutara dahi düşebilmektedir. İşletmelerin öz kaynaklar grubunun negatif tutara düşmesi fiili olmasa da teknik olarak işletmenin iflas etmesi anlamına da gelmektedir. Bu yazımızda ise özkaynakların yetersiz kalması durumunda yapılacakları ve vergisel boyutu üzerinde durulacaktır.
Anahtar kelimeler: özkaynaklar, sermaye artışı, genel kurul, yönetim kurulu, örtülü sermaye.
1. GİRİŞ
Şirketlerin faaliyetlerinin devamı için en önemli unsuru, vazgeçilmezi sermayedir. Ülkemizde genellikle sermaye şirketleri kuruluşlarını asgari sermaye tutarı kuruluyorlar. Ancak çoğu zaman şirketler faaliyete geçtikten sonra sermaye yetersiz kalmaktadır. Bu duruma rağmen birçok şirket sermaye artışı yapmamakta, banka kredisi ya da ortaktan borç alarak faaliyete devam edilmektedir. Hâlbuki özkaynakların yeterli olması şirketlerle iş yapan gerek satıcılar, gerek bankalar ve diğer finans kuruluşları v.b. kurumlar için çok önemlidir. Özkaynaklar ne kadar yüksek olursa kredi verenlerin için işletmeye bakışları daha olumlu olacaktır. Aynı zamanda kredi verenler açısından yapılan finansal tablo analizlerinde ilk baktıkları yerlerden birisi de özkaynaklar grubudur.
Şirketlerde özkaynaklar çeşitli nedenlerle yetersiz kalabilir. Şirketin faaliyetlerinde sürekli zarar etmesi, iş hacminin büyümesi ve gelişmesi veya yasal düzenlemelerden kaynaklanabilir. Örneğin, son yıllarda çıkarılan vergi yapılandırmalarında “Ortaklardan Alacaklar” hesabının belli bir tutarının (% 3) beyan edilip ödendikten sonra bu tutarın “Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler” olarak kayıtlara alınması işletmelerin özkaynak yapısını olumsuz etkilemiştir. Ayrıca özellikle 2016 yılında dövizin yükselmesi sonucu döviz cinsinden borçlanan işletmeler aleyhine ciddi tutarlarda olumsuz kur farklarının oluşması, işletmeler faaliyetlerinden dolayı zarar etmeleri gibi nedenlerden dolayı özkaynaklar grubunu olumsuz etkilemiş, birçok şirkette yetersiz kalmakta hatta negatif bakiye vermektedir. Şirketlerin özkaynaklarının yetersiz kaldığını ve ilerleyen zamanlarda işletmenin mali yönden zor durumda kalabileceğini gösteren durumlara örnek verecek olursak,
• Şirket borçlarının zamanında ödenememesi veya geç ödenmesi,
• Banka ve finans kurumlarından kredi özkaynaklardan dolayı kredi kullanılamaması,
• SGK ve vergilerin zamanında ödenememesi veya hiç ödenmemesi,
• Şirketin piyasaya vermiş olduğu çek ve senetlerin ödenememesi veyahut düzenlenmiş çek ve senetlerin sürekli protesto olması.
Özkaynaklar yetersiz kalması durumunda yönetim kurulu ve genel kurulun neler yapması gerektiği, özkaynaklar grubunun yetersiz kalması ve sermaye artışlarının vergisel açıdan inceleyelim.
2. Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu Yönünden:
Borca batıklık durumu 14/02/2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi gazetede yayınlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinde hem anonim şirketler hem de limited şirketler için düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre;
• Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
• Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.
• Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister.
2.1 Şirketin Son Yıllık Bilançoya Göre Sermaye İle Kanuni Yedek Akçeler Toplamının Yarısının Kaybı Durumunda Yapılacaklar:
Şirket sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının kaybı durumunda yönetim kurulu derhal toplantıya çağıracaktır. Yönetim kurulu genel kurula bu durumla ilgili olarak çözümleri ve alınacak tedbirleri sunar. Alınabilecek tedbirlere ve çözümlere örnek verecek olursak, Sermaye artışı, zarar eden bölümler varsa bu bölümlerin kapatılması, varsa ortakların alacaklarının sermayeye ilave edilmesi, satış ve pazarlama stratejilerinin değiştirilmesi gibi.
2.2. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması durumunda yapılacaklar:
Şirketin zararlarından dolayı sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar verebilir. Sermayenin üçte biri ile yetinmeye karar verilmesi bir anlamda zararın şirket bünyesinde atılması anlamına gelmektedir.
2.3. Borca batıklık durumunda yapılacaklar:
Şirket aktiflerinin şirketin borçlarını karşılamaya yetmediği durumda yönetim kurulu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak şirketin iflasını isteyebilir. Anlatılan üç durumda da sorumluluk birinci derece yönetim kurulundadır.
Şirketlerin bir kısmı özkaynak yetersizliğine rağmen gerekli tedbirleri almamaktadır. Hâlbuki 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesine göre “ Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflasına karar verilir. Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebilir.” Hükmü yer almaktadır. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere sermaye şirketlerinde ve kooperatiflerde borca batıklık durumunun iflas sebebi olacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı zamanda aynı kanunun 345/a bendine göre, “ İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179'uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere borca batıklık durumunda yönetim kurulu veya tasfiye memurları mahkemeden iflas istemezlerse hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır.
3. Kurumlar Vergisi Yönünden:
Öz sermaye kavramı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 192. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre özsermaye “Aktif toplamı ile borçlar arasındaki fark, müteşebbisin işletmeye mevzu varlığını (Öz sermayeyi) teşkil eder. Öz sermaye pasif tablosuna kaydolunur ve bu suretle aktif ve pasif tablolarının toplamları denkleşir. İhtiyatlar ve kar ayrı gösterilseler dahi öz sermayenin cüzileri sayılırlar. ” denilmiştir. Öz sermayenin yetersiz kalması durumunda “örtülü sermaye” uygulaması da söz konusu olabilir. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesinde ise örtülü sermayenin tanımı yapılmıştır. Madde hükmüne göre;
“ Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.
Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır.”
Kimlerin ilişkili kişi oldukları, ilişkili kişilerden yapılan borçlanmaların hangilerinin örtülü sermaye kapsamında sayılacağı belirtilmiştir. Kullanılan borçların örtülü sermaye sayılabilmesi için;
• Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin etmesi
• İşletmede kullanmaları
• Hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşması şartlarını taşıması gerekmektedir. Buradaki öz sermaye kurumun dönem başındaki özsermaye tutarını ifade eder.
İlişkili kişi kavramına gelecek olursak, “ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az %10'unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu,” ifade eder.
Burada dikkat edilecek husus borçlanma tutarının dönem başındaki öz sermayenin üç katını aşıp aşmamasıdır. Bu nedenle şirketler yeni yıla girmeden önce mutlaka mevcut durumlarını gözden geçirmeli, sermaye artışlarını ve diğer planlamalarını da buna göre yapmalıdırlar.
Örtülü sermaye kapsamına giren borçlar Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenmiş olup aynı zamanda 1. Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Başka bir ifadeyle örtülü sermaye kapsamına giren borçların vergi matrahından indirilemeyecektir. Ancak hemen burada dikkat edilmesi gereken husus örtülü sermaye kapsamında yapılan borçlanmaların tamamı değil öz sermayenin üç katın aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı v.b. giderler kanunen kabul edilmeyen giderler kapsamında dikkate alınacaktır.
Öz sermayenin yetersiz olması ya da tüketilmiş olması halinde ilişkili kişilerden yapılacak en ufak bir borçlanma bile örtülü sermayenin varlığına neden olacaktır. Öz sermayenin üç katını aşan örtülü sermayenin varlığı olsa da, herhangi bir faiz, kur farkı v.b. ödemelerin varlığının olmaması halinde örtülü hükümleri uygulanmaz. Ancak şirketin finansman giderleri hesabında bir tutarın bulunması durumunda bu giderin örtülü sermayeye ait faiz, kur farkı v.b. giderlerden mi oluştuğu yoksa işletmenin normal faaliyetlerinden ya da banka kredi ödemelerinden kaynaklanan finansman gideri mi olduğu ancak idarece yapılacak inceleme sonucunda belli olacaktır.
4. Borca Batıklık Durumundan Kurtulmak İçin Yapılacaklar:
Borca batıklık durumundan kurtulmanın çeşitli yolları vardır. Bunlar; sermaye artışı, zararın ortaklar tarafından işletme dışına çıkarılması, sermaye artışı yapılarak yeni ortak alınmasıdır. Şimdi bu seçenekleri inceleyelim.
4.1. Sermaye Artışı:
Hiç kuşkusuz borca batıklık durumundan kurtulmanın en kolay ve en iyi yolu sermaye artışıdır. İşletmelerin mevcut özkaynak yapısını düzeltecek kadar sermaye artışı yapmaları gerekmektedir. Aksi takdirde özkaynak yapısını düzeltmeyecek bir sermaye artışı işletme için pek fazla bir anlam ifade etmeyecektir. Sermaye artışının yapılması durumunda özkaynaklarının güçlü olması alacaklara karşı olumlu bir imaj kazandırırken, aynı zamanda ilişikli kişilerden yapılacak borçlanmalara karşı vergisel avantajlarda sağlayacaktır.
Sermaye artışı sonucu Öz kaynakların tutarı yükseleceği için ilişkili kişilerden yapılacak borçlanmalardan dolayı oluşan faiz, kur farkı v.b. giderler kurumlar vergisi yönünden indirim konusu yapılacaktır. Bu nedenle özkaynakları yeterli düzeye taşıyacak tutarda sermaye artışı yapmak en doğru yol olacaktır.
Nitekim aynı zamanda nakdi sermaye artışı desteklemek ve teşvik etmek amacıyla 7 Nisan 2015 Tarihli ve 29319 Sayılı Resmi Gazete’de “ 6637 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ” yayınlanmıştır. Söz konusu kanunun 8. maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesine ( I ) bendi eklenmiştir. Yapılan düzenlemeyle 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren uygulanmak üzere;
“Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'si kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirim yapılır.
Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılır. Sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapılacaktır. Hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Ancak ilişkili kişilerce kredi kullanılarak ya da borçlanma yoluyla yapılacak sermaye artışında madde hükmünden yararlanılamaz.” hükmü getirilmiştir. Ancak hemen belirletelim ki, nakit haricindeki varlık devirlerinden kaynaklanan, birleşme, devir ve bölünme ya da öz sermaye kalemlerinin birbirine eklenmesi ya da ortaklarının şirketten alacaklarının sermayeye ilavesi yahut ilişkili kişilerden kredi kullanmak ya da borç alınması durumunda indirim hesaplaması yapılamaz.
Aynı zamanda bahsi geçen %50 oranını şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100'e kadar artırmaya; halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150'ye kadar farklı uygulatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
İndirim tutarı ise şu formülle hesaplanacaktır:
İndirim Tutarı: Nakdi Sermaye Artışı Tutarı x TCMB Ticari Krediler Faiz Oranı x İndirim Oranı x Süre
Buraya kadar anlatmaya çalıştığımız nakdi sermaye artışını bir örnekle açıklayalım:
Örnek: MAY A.Ş. Nisan ayında nakdi sermaye artışına gitmiş 1.500.000.- TL. artış yapmıştır. Ticari Krediler Faiz Oranının %10 olduğu durumda hesaplanacak sermaye artışı indirim tutarı şu şekilde hesaplanacaktır:
İndirim Tutarı: Nakdi Sermaye Artışı Tutarı x Ticari Krediler Faiz Oranı x İndirim Oranı x Süre
İndirim Tutarı: 1.500.000 x % 10 x % 50 x ( 9 / 12 )
İndirim Tutarı: 56.250 TL.
Kurumlar vergisine etki: 56.250 x % 20 = 11.250 TL.
Görüldüğü üzere nakdi sermaye artışı hem firmaların mali yapısının daha güçlü görünmesinin yanında vergisel olarak ta avantaj sağlamaktadır. Örneğimizde firma 11.250 TL. daha az kurumlar vergisi ödeyecektir.
Firmalar nakdi sermaye artışının yanında birde bulunması halinde ortaklara olan borçların sermayeye ilavesi şeklinde de sermaye artışı yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan sermaye artışı da işletmenin öz kaynaklarının güçlenmesini sağlayacak, aynı zamanda borçlarının azalmasını sağlayacaktır.
Şirket ortakları, sermaye artışı için önceden avansta verebilirler. Bu durumda ortaklar tarafından verilen sermaye artış avansının Tek Düzen Hesap Planında “529 Diğer Sermaye Yedekleri Hesabı”na alınması gerekmektedir. Sermaye artışı kararı tescil edildikten sonra diğer sermaye yedekleri hesabındaki avansın “500 Sermaye Hesabı” na aktarılması gerekmektedir. Ancak ortaklarca sermaye artışını gerçekleştirmedikleri takdirde bu takdirde avans alındıktan sonra sermaye artışın yapılmaması durumunda ise 529 nolu hesaptan “331 Ortaklara Borçlar Hesabı”na aktarılması ve ortaklara geri ödenmesi gerekmektedir.
4.2. Zararın ortaklar tarafından şirketi dışına çıkarılması:
İşletmeler çeşitli nedenlerden zarar edebilirler. Pazarlama stratejisinin yanlış belirlenmesi, ekonomik ve politik nedenler, enflasyon, döviz kurlarının aşırı yükselmesi sonucu dövizle borçlanan işletmelerin olumsuz kur farkları ile karşı karşıya kalmalarını örnek verebiliriz. Bu durumda işletme sahipleri sermaye azaltmaya giderek zararı işletme bünyesi dışında atılmasını sağlayabilirler. Genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinmesini kararını alabilirler.
4.3. İşletmeye sermaye arttırması ve yeni ortak alınması:
İşletmeler sermaye artışının kararı aldıktan sonra arttırılan kısmı yeni ortak almak şeklinde de gerçekleştirebilirler. Bu şekilde de özkaynaklar arttırılabilir. Ancak bu şekilde sermaye artışının yapılması çeşitli sorunlara yol açabilir. Çünkü sermaye artışı sonucunda işletmeye ortak olan ya da olanlar işletmede imza yetkisi, temsil yetkisi isteyebilirler. Bu durumda şirket içinde sorunların oluşmasına, şirketin verimli çalışamamasına, yetki çatışmasına neden olabilir.
5. SONUÇ
Sonuç sermaye ve dolayısıyla özkaynakların yetersiz kaldığı durumları ve bu durumlarda yapılması gerekenleri anlatmaya çalıştık. İşletmeler için sermaye dolayısıyla öz kaynaklar hayati önem taşımaktadır. Özellikle nakdi sermaye artışının vergisel açıdan işletmelere birçok avantajlar sağlayacaktır. Hem nakdi sermaye artışında dolayı işletme daha az vergi ödeyecek, hem de örtülü sermaye uygulamasına takılmadan ilişkili kişilerden borçlanıp ödediği faiz vb. indirim konusu yapabileceklerdir. Öz kaynakların yüksek olması aynı zamanda işletmeye kredi/borç verenler açısından da önemlidir. Çünkü özkaynaklar daha önce de belirttiğimiz gibi işletmeye kredi/borç verenler açısından firmaya güvenle bakmalarını sağlayacaktır. Sermayesi, dolayısıyla öz kaynakları kuvvetli olan işletmelerin yönetim kurulu ve yöneticileri de daha rahat olacaktır. Çünkü olağanüstü durumlarda öz kaynakların işletmenin mali yapısı bu durumdan en az etkilenmiş olacak, daha rahat karar alacaklardır. Mali müşavirler olarak bizlere düşen ise borca batıklık durumu, sermaye yetersizliği durumlarının varlığı halinde hesap dönemi kapanmadan yönetim kurulu ve yöneticileri bilgilendirmeleri gerekmekte ve işletme sahiplerinin gerekli tedbirleri almalarını sağlamaktır.
KAYNAKÇA:
1. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu.
2. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu.
3. 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu.
4. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
5. 7 Nisan 2015 Tarihli ve 29319 Sayılı Resmi Gazete’de Yayınlanan “ 6637 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”.

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
17-06-2017 12:36 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: