Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

VERGİ İHBARI VE İHBAR İKRAMİYESİ
Konuyu Açan Kişi: Feride
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 7484

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
VERGİ İHBARI VE İHBAR İKRAMİYESİ
Yazar Mesaj
Feride
Müdavim Üye
******
Mesajlar: 3,442
Tarih: Jul 2007
Üye no: 13
Nerden: İZMİR
Rep Puanı: 16
Mesaj: #1
Exclamation VERGİ İHBARI VE İHBAR İKRAMİYESİ
VERGİ İHBARI VE İHBAR İKRAMİYESİ

1. Giriş

Bilindiği üzere 2008 yılı kayıt dışı ekonomi ile mücadele yılı ilan edilmiş olup, bu kapsamda kayıt dışı ekonomiden etkilenen kamu kurum ve kuruluşları tarafından çeşitli çalışmalar ve tedbirler alınmaya başlanmıştır. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerden en fazla etkilenen kurumların başında gelen Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) da çeşitli düzenlemeler yapmak suretiyle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu artırmaya çalışmaktadır. Kayıt dışı ekonomi vergi gelirlerine; kayıtlı ekonomiyi küçültmek, Devletin vergi gelirlerini azaltmak, bütçe dengesini bozmak, Devletin borçlanmasına veya ek vergiler konmasına sebep olmak ve haksız rekabet nedeniyle mevcut mükelleflerin vergiye gönüllü uyumlarını azaltmak suretiyle olumsuz etki yapmaktadır. 16.05.2005 tarihinde 5345 sayılı Kanunla kurulan ve 3’üncü yılını dolduran Gelir İdaresi Başkanlığı, sürekli olarak mükelleflerin vergiye olan gönüllü uyumlarını artırmak için çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda, Gelir İdaresi Başkanlığı hazırlamış olduğu 2007-2009 dönemine ait Stratejik Planda(1) kayıtdışılıkla açık ve kararlı bir şekilde gerekli mücadelenin yapılacağını beyan etmiş ve kayıt dışı ekonomiyi her yıl 2 puan aşağı çekme gibi son derece anlamlı bir hedef koymuştur. Ayrıca, vergi kayıp ve kaçağının azaltılması konusunda da mükelleflere yönelik iyileştirmelere devam edeceğini belirtmiştir.

Herkes tarafından bilinen bir gerçek vardır ki, o da kayıt dışılığın vergi bilincinin oluşmasına olumsuz etki yaptığı ve vergi gelirlerinin azalmasına sebep olduğudur. Kayıt dışılığın sonuçlarından biri olan vergi kayıp ve kaçağının artmasını önlemek konusunda vergi idaresi ne kadar önlem alır ve mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu artırırsa mutlaka belli bir mesafe alınacaktır, ancak vatandaşların ihbar müessesesini kullanmak suretiyle mutlak suretle vergi idaresine yardımcı olması gerekmektedir. Zira, vatandaşlar her an ekonominin içinde bulunmakta ve vergisel konularda günlük hayatlarında her gün bir çok yanlış işlemlerle karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle, vatandaşların karşılaştıkları bu yanlışlıkları vergi idaresi ile paylaşmaları büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, 3071 sayılı Dilekçe Kanununa göre vatandaşlar tarafından verilen ihbar dilekçelerinin hangi şartlarla işleme konulacağı ile yapılan ihbarlar sonucunda muhbirlerin 77 yıldır yürürlükte olan ancak kamuoyu tarafından bilinirlik seviyesi çok düşük olan 1905 sayılı Kanuna göre ihbar ikramiyesi talep etmesi durumunda, hangi şartlarla ikramiye ödeneceği hususları incelenecektir.

2. Vergi Kayıp ve Kaçağı Konusunda Verilen İhbar
Dilekçelerinin Değerlendirilmesi

Vergi kayıp ve kaçağı konusunda vatandaşlar tarafından Maliye Bakanlığına verilen ihbar dilekçeleri, Anayasanın 74’üncü maddesinde siyasi hak olarak yer alan “Dilekçe Hakkı”nın kullanma biçimi olan 01.11.1984 tarih ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun hükümlerine göre değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Söz konusu kanun, Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimini düzenlemektir. Ayrıca, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun uygulaması ile ilgili olarak yayımlanan 22.01.1993 tarih ve 1993/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılmasına ilişkin olarak yayımlanan 23.01.2004 tarih ve 2004/12 sayılı Başbakanlık Genelgesi de yürürlükte bulunmaktadır. 3071 sayılı Kanunun 4’üncü maddesine göre dilekçelerde:

-Dilekçe sahibinin adı, soyadı ve imzası ile,

-İş veya ikametgah adresinin,

bulunması gerekmektedir. Aynı Kanunun 6’ncı maddesinde ise:

-Belli bir konuyu ihtiva etmeyen,

-Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan,

-4’üncü maddede yer alan şartlardan herhangi birini taşımayan,

dilekçelerin incelenemeyeceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 3071 sayılı Kanunun uygulaması ile ilgili olarak yayımlanan 22.01.1993 tarih ve 1993/2 sayılı ile Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılmasına ilişkin olarak yayımlanan 2004/12 sayılı Başbakanlık Genelgelerinde adı, soyadı ve adresi bulunmayan, imza taşımayan, belli bir konuyu içermeyen, ya da yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili dilekçelerin cevaplandırılmayacağı, ancak bu unsurları ihtiva etmemekle birlikte, başvurulara olayla ilgili inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeler eklenmiş veya somut nitelikte bilgi, bulgu ya da olaylara dayanılıyor ise, bu hususlar ihbar kabul edilerek idarece işlem yapılabileceği belirtilmektedir.

Maliye Bakanlığı kendisine gönderilen ihbar ve şikayet dilekçelerini, 3071 sayılı Kanun ve 1993/2 ve 2004/12 sayılı Başbakanlık Genelgeleri doğrultusunda hazırlamış olduğu 22.11.1990 tarih ve 1990/1 sıra no.lu İhbarlar Şubesi İç Genelgesi, 20.01.2000 tarih ve 2000/1 sıra no.lu Vergi İhbarları İç Genelgesi ve 19.03.1992 tarih ve 1992/1 sıra no.lu İhbarlar Şubesi İç Genelgesinde belirlenen esaslar çerçevesinde değerlendirmektedir.

3. İhbar İkramiyesi Ödenmesinin Yasal Dayanağı Olan Kanun

Muhbirlere ihbar ikramiyesi ödemesi 26.12.1931 tarih ve 1905 sayılı "Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun"(2) çerçevesinde yapılmaktadır. Anılan kanun 31.12.1931 tarihinde yürürlüğe girmiş ve halen de yürürlükte bulunmaktadır. Kanunun vergi kayıp ve kaçağını ihbar edenlere ihbar ikramiyesinin hesaplanması ve verilmesi ile ilgili 6’ncı maddesinde, "Madde 6- Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek, çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları mecmuu üzerinden aşağıdaki nispetler dahilinde ikramiye verilir:

500/liraya kadar yüzde 15

5.000 liraya kadar, 500 liradan yukarı olan kısım yüzde 30

15.000 liraya kadar, 5.000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 20

15.000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 10

Bu nispetlere göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kati surette tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili akabinde verilir.

Muhbirleri mevcut olup da tahakkuk muamelesi henüz intaç edilmemiş olan bu kabil mektumların muhbirlerine dahi işbu maddenin hükümlerine göre ikramiye verilir.

Bilumum mal memurları ile tahrir ve tahmin heyetleri mensııplarına ve tahakkuk muamelesinde vazifedar olanlara ikramiye verilmez." hükmü yer almaktadır. İhbar ikramiyeleri, halen yürürlükte bulunan söz konusu kanun çerçevesinde hesaplanmakta ve verilmektedir. Bu kanunun amacı, vergi kayıp ve kaçağını bir ölçüde de olsa önleyebilmek, vergi kaçağına sebebiyet verenleri ihbar müessesesi ile ortaya çıkarmak ve ihbarı sabit görülenleri ise ödüllendirmektir. 1905 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin son fıkrası hükmüne göre Maliye Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında görevli çalışanların tamamı ile tahrir ve tahmin komisyonları (uzlaşma ve takdir komisyonu gibi) mensupları ve tahakkuk muamelesinde görevli olanlara ihbar ikramiyesi ödenmemektedir.

4. İhbar İkramiyesinin Konusuna Giren Vergiler

1905 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi hükmüne göre yapılan ihbarın devamlılık arz eden vergilerle ilgili olması gerekmektedir. İhbar ikramiyesinin konusunu devlete ait gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, damga vergisi, gider vergisi ve veraset ve intikal vergisi gibi devamlılık arz eden vergiler oluşturmaktadır. Muhbirlere verilecek ihbar ikramiyesinin matrahı kat’i surette tahakkuk eden vergi ile vergi aslına bağlı kat’i surette tahakkuk ve tahsil edilecek vergi ziyaı cezasının toplamıdır. Dolayısıyla, bir defaya mahsus olarak çıkartılan vergiler ve buna bağlı cezalar ikramiye uygulamasında dikkate alınmamaktadır. Bununla bağlantılı olarak ikramiye hesabında dikkate alınacak unsurları belirtmek gerekirse, ihbar ikramiyesinin hesabında sadece devamlılık arz eden vergiler ile vergi ziyaı cezası dikkate alınacaktır. Gecikme zammı, gecikme faizi, fonlar ve buna bağlı ceza, genel ve özel usulsüzlük cezası, geçici vergi ve buna bağlı ceza, net aktif vergisi, ekonomik denge vergisi, ek vergi gibi daimi niteliği olmayan vergiler ve bunlara ilişkin cezalar ikramiye hesabında dikkate alınmamaktadır.

5. İhbar Konusunda Bulunması Gereken Şartlar

Bir muhbir tarafından herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçakçılığına ilişkin yapılan ihbarın somut olaylara ve delillere dayanması gerekmektedir. Yani, ihbar konularının vergi incelemesi sonunda bulunan matrah farkları ile illiyeti (bağlantısı-ilişkisi) olmalıdır. Dolayısıyla, herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçırdığı yolunda ihbarda bulunup, verginin nasıl ve ne şekilde kaçırıldığının açıklanmaması, somut olaylar ve deliller gösterilmemesi halinde muhbire ikramiye ödenmesine imkan bulunmamaktadır. Öte yandan, somut bilgi ve belgelere dayanmayan ve sadece karşı tarafı karalamak için mesnetsiz suçlamalara yer veren ihbar dilekçelerinin değerlendirilmeye alınması, vergi idaresini de boş yere meşgul edecek ve denetim elemanlarının da zamanını çalmış olacaktır.

6. Muhbirde Bulunması Gereken Koşullar

Bilindiği üzere 1905 sayılı Kanun hükmüne göre, ikramiye ödenebilmesi devamlılık arz eden vergilerden kaçıranları veya mektum kalanları bir muhbirin haber vermesine bağlanmıştır. Maliye Bakanlığı da hazırlamış olduğu 11.07.1974 tarihli ve 794 sayılı Genel Yazısı ile Vergi İhbarları İç Genelgelerinde muhbire hangi şartlarla ikramiye ödeneceğini açıklamıştır. Öncelikle adı, soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresi bulunmayan veya yanlış isim ve adres bulunan ihbar ve şikayet konusu dilekçeler işleme konulmamaktadır. Buna göre, bir muhbire ikramiye ödenebilmesi için;

- Muhbirin ihbar ikramiyesi talebinde bulunması ve vergi incelemesi bitmeden ihbarından vazgeçmemesi gerekir,

-İhbarı yapan muhbir kendisini gizlememelidir. İhbarı yapan şahsın, vergi incelemesine başlanmadan veya inceleme sırasında lüzum görülürse inceleme elemanı ile temasa geçmesi ve ihbar konusu ile ilgili bilgi ve somut belgeleri vermesi gerekmektedir.

-İsimsiz ihbarlarda vergi incelemesi bitmeden, muhbirin ortaya çıkmış olması gerekir. İnceleme bittikten sonra isimsiz ihbar dilekçelerine sahip çıkanlara ve inceleme başlamadan veya inceleme safhasında ihbarından vazgeçtiğini dilekçe ile bildiren muhbirlere, 1905 sayılı Kanun hükümlerine göre ihbar ikramiyesi ödenmemektedir.

-Muhbirin vergi kaçırmaya dahil olup olmamasının önemi yoktur. Muhbirin, ihbarda bulunduğu kişi veya kuruluşun muhasebecisi, ortağı veya yöneticisi olması, kendisine ihbar ikramiyesi ödenmesine engel teşkil etmeyecektir.

-Bir muhbir tarafından herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçakçılığına ilişkin olarak yapılan ihbarın somut olaylara ve delillere dayanması gerekir. Ancak, muhbir, somut bilgi ve belge ibraz etmemiş olmakla beraber şifai olarak verdiği bilgilere istinaden yapılan inceleme sonucuna göre matrah farkı tespit edilmiş ise muhbire ihbar ikramiyesi ödenebilecektir.

-Aynı konuda veya aynı mükellef hakkında birden fazla muhbir olursa, ihbar dilekçesinin resmi kayıtlara geçiş tarihi itibariyle önce ihbarda bulunan muhbire ihbar ikramiyesi ödenmektedir. Ancak, ihbar konularının farklı olması halinde ihbar ikramiyesi talepleri ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

7. İnceleme Elemanı Tarafından İhbar İkramiyesi
Görüş Raporunun Düzenlenmesi

İhbarda bulunan muhbirin, bu ihbarına istinaden, ihbar ikramiyesi talebinde bulunması halinde, incelemeyi yapan inceleme elemanı tarafından vergi inceleme raporları haricinde bir de “İhbar İkramiyesi Görüş Raporu” düzenlenmesi gerekmektedir. İhbar ikramiyesi görüş raporunun vergi incelemesini yapan ve vergi inceleme raporunu düzenleyen vergi inceleme elemanı tarafından bizzat düzenlenmesi gerekmektedir. Vergi kayıp ve kaçağı konusunda ihbarda bulunan bir kişiye ikramiye ödenebilmesi için, yapılan ihbar konusunda inceleme yapan vergi inceleme elemanı tarafından düzenlenecek ihbar ikramiyesi görüş ve öneri raporunda, muhbire ikramiye ödenmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Yani söz konusu görüş öneri raporunda ikramiye ödenip ödenmeyeceğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

8. İhbar İkramiyesinin Hesaplanması

İhbar üzerine yapılan inceleme sonucu kat’i surette tahakkuk edecek vergi ile cezanın toplamı üzerinden 1905 sayılı Kanunun 6’ncı maddesine göre aşağıda belirtilen nispetler dahilinde muhbirlere ihbar ikramiyesi ödenmektedir.

İhbar Sonucu Bulunan Vergi ve Ceza Toplamı
İkramiye Yüzdesi (%)

500 liraya kadar olan kısmı için
15

500 liradan 5.000 liraya kadar olan kısım için
30

5.000 liradan 15.000 liraya kadar olan kısım için
20

15.000 liradan yukarı kısmı için
10


Yukarıda belirtilen miktarlardan anlaşılacağı üzere, kanunun 1931 tarihli olması nedeniyle, ilk üç dilimde yer alan oranların uygulama imkanı kalmamıştır. Dolayısıyla, vergi ve cezanın toplamı üzerinden bir muhbire ödenen ikramiye fiilen %10 oranında uygulanmaktadır. Ödenecek ihbar ikramiyesinin hesaplanmasında, ikramiye kapsamına giren vergi ve vergi ziyaı cezalarının kati tahakkuku sonucunda toplam tutara %10 oranı uygulanmak suretiyle ikramiye hesaplanmaktadır. Örneğin, yapılan ihbara dayanarak yapılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanarak mükellefe 100.000 YTL katma değer vergisi ve 50.000 YTL’de vergi ziyaı cezası tahakkuk ettirilmiş ve muhbire de ikramiye ödenmesi yönünde görüş ve öneri raporu hazırlanmış ise ihbar eden kişiye (100.000 + 50.000 = 150.000 x %10 =) 15.000 ikramiye hesaplanarak ödenecektir. Hesaplanan bu tutarın 1/3’ü olan (15.000 x 1/3 =) 5.000 YTL kati tahakkukta, kalan 2/3’ü olan (15.000 x 2/3 =) 10.000 YTL ise tahsilattan sonra ödenecektir.

9. İhbar İkramiyesinin Ödenmesi

Vergi daireleri tarafından; ihbarla ilgili olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden mükellef adına tarh olunan vergi ve kesilen vergi aslına bağlı cezaların kati tahakkuk ve tahsilat durumlarına göre muhbire ikramiye ödenmektedir. Düzenlenen ihbar ikramiyesi raporlarında belirtilen muhbirlerin, bulunan matrah farkına olan katkılarının dikkate alınarak “İhbar Sonucu Tespiti ve İkramiye Hesap Çizelgesi” düzenlenmesi sonrasında vergi idaresince muhbire ikramiye için ödenek ayrılmakta ve muhbirler hak ettikleri ödenekleri ihbar ettikleri mükelleflerin bağlı oldukları il veya ilçenin muhasebe veya malmüdürlüklerinden almaktadırlar.

İhbar ikramiyesinin ödenmesi ile ilgili olarak düzenlenecek olan İhbar Sonucu Tespiti ve İkramiye Hesap Çizelgesi “Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği”nde(3) belirtilmiştir. Merkezî Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin “Ödül ve İkramiyeler” başlıklı 14’üncü maddesinin k/2 bendinde, daimi vergilerle ilgili ihbar konusu vergi ve cezaların kesin tahakkuk ve tahsilinde verilecek ikramiyelerde “İhbar Sonucu Tespiti ve İkramiye Hesap Çizelgesi” (Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliği-Örnek No:17) doldurulması gerektiği açıklanmıştır. 1905 sayılı Kanuna göre ihbar ikramiyesinin 1/3’ü verginin kesin tahakkukunda, geriye kalan 2/3’ü ise verginin tahsilatının tamamlanması durumunda ödendiğinden, İhbar Sonucu Tespiti ve İkramiye Hesap Çizelgesinin doldurulmasında, tahakkuk ve tahsilat durumlarının ayrı ayrı belirtilmesi gerekmektedir.

İkramiye kati tahakkuk eden vergi ve ceza üzerinden ödendiğinden, mükellefçe dava konusu edilen vergi ve vergi ziyaı cezası için çizelge düzenlenmemekte ve dava sonucu beklenmesi gerekmektedir. Yargılama mükellefin aleyhine sonuçlandığında tahakkuk eden miktarlar için çizelge düzenlenmektedir. Yani muhbire ikramiye ödenmesi için her türlü kanuni yolların tükenmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, adına vergi ve ceza tarh edilen mükellefin Vergi Usul Kanununa göre cezada indirim, uzlaşma veya yargı yoluna gitmesi durumunda tüm bu kanuni yolların sonuçlanıp, vergi ve cezanın kesin olarak tahakkuk etmesi gerekmektedir. Daha sonra, 1905 sayılı Kanuna göre ihbar ikramiyesinin 1/3’ü verginin kesin tahakkukunda, geriye kalan 2/3’ü ise verginin tahsilatının tamamlanması durumunda ödenmesi gerekir. 1905 sayılı Kanunda ikramiye isteme konusunda zaman yönünden herhangi bir süre belirtilmediğinden, bu husustaki zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 125’inci maddesinde belirtilen 10 yıllık süredir. Muhbirler bu süre içinde ikramiye talebinde bulunmadıkları takdirde bu hakları ortadan kalkacaktır.

Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yayımlanan 2006 Yılı Faaliyet Raporunda yer alan bilgilere göre, 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arasında Başkanlığın merkez birimine (taşra teşkilatı hariç) 3.172 ihbar, şikayet ve müracaat dilekçesi gelmiş ve ikramiye talebinde bulunan 73 kişiye 1905 sayılı Kanun uyarınca toplam 612.466,00 YTL ihbar ikramiyesi ödenmiştir.(4)

10. İhbar İkramiyesinin Vergilendirilmesi

Muhbirlere ödenen ihbar ikramiyesi 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre gelir vergisinin konusuna girmediğinden, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununa göre, ivazsız bir iktisap olmalarından dolayı veraset ve intikal vergisine tabi tutulmaktadır. 105 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde konuya ilişkin olarak, “Öte yandan, vazifesinin mahiyeti icabı olmaksızın sair bir şekilde bilgisi dahiline giren bir vergi kaçakçılığı olayını ihbar eden bir devlet memuruna veya memur olmayan herhangi bir şahsa ihbarlarının tahakkuk etmesi sebebiyle, 1905 sayılı Kanuna istinaden ödenen ikramiyelerin, bu ikramiyelerin Gelir Vergisi Kanununun 2. maddesinde sayılan gelir unsurlarından hiçbirine girmemesi sebebiyle, Gelir Vergisi konusuna ithaline mahal ve imkân bulunmamaktadır. Söz konusu ikramiyelerin, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümleri dairesinde Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulması gerekir.” denilerek anılan ikramiyelerin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu açıklanmıştır.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununa göre, muhbirlere ödenecek ihbar ikramiyesi ivazsız bir intikal niteliğindedir. Bu nedenle, muhbir Veraset ve İntikal Vergisi Kanununa göre beyanname verip ilgili dönemlerde de bu vergiyi ödemelidir. Ancak, kanunun 17’nci maddesi gereğince ikramiye ödenmesi sırasında muhbir verginin ödendiğine dair belge veremez ise ödemeyi yapan tarafından teminat olarak kesinti yapılması gerekmektedir. Ancak, vergilendirme aşamasında istisna tutarları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca, ödeme sırasında düzenlenen kağıtlar Damga Vergisine tabi olduğundan, ödeme sırasında damga vergisi kesintisi yapılmalıdır.

Öte yandan, TBMM’ne sevk edilen “Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun Yürürlükten Kaldırılması ve Gelir Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” yasallaşırsa, 8.6.1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılmakta ve veraset yoluyla intikaller hariç olmak üzere karşılıksız intikaller (yani hibeler) “Diğer Kazanç ve İratlar” kapsamında gelir vergisinin konusu içine alınmaktadır. Miras yoluyla intikal eden mallar ise vergi dışı kalmaktadır. Karşılıksız intikallerin tamamı değil, Kanunla belirlenen kısımları gelir sayılmaktadır. GVK’nın 80’inci maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen 3’üncü bent ile “Karşılıksız intikallerin gelir sayılan tutarı” gelirin yedi unsurundan biri olan “Diğer Kazanç ve İratlar” kapsamına alınmaktadır. “Karşılıksız intikallerin gelir sayılan tutarı” ise mükerrer 82’nci maddede düzenlenmektedir.

11. İhbar İkramiyesi Konusunda Muhbirler Tarafından Açılacak Davada Yetkili Mahkeme

Muhbirler tarafından vergi idaresine verilen ihbar dilekçeleri 3071 sayılı Dilekçe Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda işleme tabi tutulmakta ve ikramiye talebi olan dilekçelere ise yapılan inceleme sonucunda, inceleme elemanı muhbirin ikramiye alması veya almaması yönünde bir görüş ve öneri raporu düzenlenmekte ve idare muhbire cevap yazarak ikramiye alacağı tutarı veya alamayacağını bildirmektedir. Vergi idaresi tarafından yapılan bu idari işleme karşı muhbirlerin itiraz etme hakları bulunmaktadır. Yani muhbir, alacağı ikramiyeyi eksik bulduğunda veya ikramiye alamamasını dava konusu yapabilmektedir. Davanın idare mahkemesinde mi yoksa vergi mahkemesinde mi açılacağı konusunda farklı düşünceler vardır. Ancak, her ne kadar ihbar ikramiyesi vergi kanunları içerisinde düzenlenmemiş ve 1905 sayılı Kanunla özel olarak düzenlenmiş olsa bile ihbar ikramiyesi kati tahakkuk eden vergi ve cezalar üzerinden ödendiğinden, ikramiye hesaplanması vergisel bir işleme dayanmakta olup, davanın 30 gün içinde vergi mahkemelerinde açılması gerekmektedir.

Konu hakkında Danıştay 10’uncu Dairesi tarafından verilen; vergiyle bağlantılı bulunan ihbar ikramiyesiyle ilgili davanın, vergi ile ilgili uyuşmazlık sonucunda ortaya çıkan hukuki duruma bağlılığı karşısında, bu iki uyuşmazlığın gerek usul ekonomisi ve gerekse davanın farklı mahkemelerde görülmesinin uygulamada ortaya çıkaracağı sakıncalar nedeniyle 2576 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi uyarınca Vergi Mahkemesinde çözülmesi gerektiği yolunda, 07.11.2000 tarih ve Esas No:1997/6315, Karar No:2000/5526 sayılı, ayrıca, 14.03.2001 tarih ve Esas No:1998/6485, Karar No:2001/811 sayılı; kararlar da bulunmaktadır. Sonuç olarak, 2577 sayılı Kanunun 7’nci maddesine göre davanın, Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından kişiye ikramiye konusunda yazılan yazının tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde görevli vergi mahkemesinde açılması gerekmektedir.

12. Sonuç

Vergi kayıp ve kaçağını haber verenlere ödenen ihbar ikramiyesinin ödenmesine yasal dayanak olan 1905 sayılı Kanunla ulaşılmak istenen amaç belli olmakla birlikte, ülkemizde ihbar müessesesine olumlu bakılmaması, vergi bilincinin oluşmaması gibi etkenlerden dolayı kişiler genellikle işten çıkarılma, ikili ilişkilerde sürtüşmelerin olması gibi durumlarda ihbar müessesesini kullanarak ihbarda bulunmaktadırlar. Ancak, her ne sebeple olursa olsun, Devletin en sağlam gelir kaynağı olan vergi gelirlerini arttırma konusunda vergi kayıp ve kaçağına sebep olan kişi veya kurumları vergi idaresine bildirmek bir vatandaşlık görevi olarak algılanmalıdır. Bu nedenle, gelecek dönemde başta vergi konusu olmak üzere eğitim, sağlık ve trafik gibi konularda vatandaşların, gelişmiş toplumlarda olduğu gibi yanlış yapanları Devletine ihbar etmesi en doğal davranış olarak algılanmalıdır.

İmdat TÜRKAY, Gelir İdaresi Başkanlığı Müdür

Feride Nihal Tunçsiper
31-07-2008 04:56 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: