Hoşgeldin Misafir ! (GirişÜye Olun)

YENİ BİR TOPLU ÖDEME TÜRÜ: İŞSONU TAZMİNATI VE VERGİSEL BOYUTU
Konuyu Açan Kişi: hust59®
Cevap Sayısı: 0
Görüntülenme Sayısı: 710

Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
YENİ BİR TOPLU ÖDEME TÜRÜ: İŞSONU TAZMİNATI VE VERGİSEL BOYUTU
Yazar Mesaj
hust59®
İmtiyaz Sahibi
*******
Mesajlar: 5,410
Tarih: Jul 2007
Üye no: 4
Nerden: İstanbul / Bolu
Rep Puanı: 26
Mesaj: #1
YENİ BİR TOPLU ÖDEME TÜRÜ: İŞSONU TAZMİNATI VE VERGİSEL BOYUTU
YENİ BİR TOPLU ÖDEME TÜRÜ: İŞSONU TAZMİNATI VE VERGİSEL BOYUTU

BAŞLIKLI MAKALENİN TÜM YASAL HAKLARI

Yaza r : Mustafa ÇOLAK (*) ' A AİT OLUP

Yaklaşım / Ağustos 2010 / Sayı: 212 ' DE YAYINLANMIŞTIR.




I- GİRİŞ

Sözleşmeli personel uygulamasının kamuda yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte, bu statüde istihdam edilen personelin de doğal olarak benzeri görevleri yerine getiren memur ve diğer kamu görevlileri gibi birtakım haklara sahip olma talepleri yoğunlaşmaktadır.

Bu çerçevede, 2005 yılında yapılan düzenlemeler ile kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli statüde çalıştırılan personele belli şartlar dâhilinde işsonu tazminat ödemesi getirilmiştir. Bilahare, 2010 yılı itibariyle geçici personel statüsünde istihdam edilen personele bu hak tanınmıştır.

Sisteme işsonu tazminatı olarak giren bu toplu ödeme çeşidinin, ödenme koşulları ile vergi mevzuatı uygulamasındaki durumu ve mevcut vergi uygulamasına yönelik değerlendirmelerimiz ilerleyen kısımda açıklanmaya çalışılacaktır.

II- İŞSONU TAZMİNATI UYGULAMASI

A- SÖZLEŞMELİ PERSONELE (4/B) İŞSONU TAZMİNATI

24.01.2005 tarih ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 28. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (B) fıkrasının ikinci paragrafına; “Bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları” ibaresinden sonra gelmek üzere, “ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler ve bu hususlara ilişkin esas ve usuller” ibaresi eklenmiştir.
Söz konusu 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (B) fıkrasında yapılan bu düzenlemeye paralel olarak, 06.06.1978 tarih ve 7/15754 sayılı “Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar” da değişiklikler yapılmış ve bu değişiklikler yürürlüğe girmiştir(1).
Anılan esasların 7. maddesinde yapılan değişiklik sonucu madde,

“Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel (Milli Eğitim Bakanlığı’nda norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde sözleşme ile çalıştırılacak öğretmenlerde 40 saat şartı aranmaz)(2) hariç olmak üzere, en az 2 hizmet yılını tamamlayanlardan;

a- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması,

b- Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi,

c- İstihdamına ilişkin mevzuatında yer alan hükümler uyarınca ilgilinin kendi isteği ile sözleşmeyi feshetmesi,

d- İlgilinin ölümü

hallerinden birinin vuku bulmasından dolayı hizmet sözleşmesi sona erenlere, görev yapmakta olduğu pozisyon unvanı itibariyle, Devlet Memurları Kanunu’na göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarında iş sonu tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de, tam yıl için hesaplanan miktardan o süreye isabet eden tutar kadar ödeme yapılır.

Bu tazminatın ödenmesinde; daha önce iş sonu tazminatı, ikramiye ve kıdem tazminatı ile benzeri ödemelerde değerlendirilmiş süreler dikkate alınmaz. İş sonu tazminatı ödemesinde dikkate alınmış süreler kıdem tazminatı ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uyarınca ödenecek ikramiye hesabında değerlendirilmez. Ölüm halinde, yukarıdaki fıkra uyarınca hesaplanacak tutar, ölenin kanuni mirasçılarına ödenir.”

şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Bu çerçevede, memurlar açısından emekli ikramiyesi, işçiler açısından kıdem tazminatı gibi 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamındaki sözleşmeli personele de işsonu tazminatı adı altında yasal ve kendi sistematiği olan toplu bir ödeme getirilmiştir.

B- GEÇİCİ PERSONELE (4/C) İŞSONU TAZMİNATI

Geçici personelin tanımlandığı temel Kanun, 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin © fıkrasında aynen,

“Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı’nın görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulu’nca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.”

hükmüne yer verilmiştir. Kanun hükmünden hareketle, geçici personel istihdamına dair her yıl Bakanlar Kurulu Kararı ile bu statüde personel çalıştırılması sağlanmaktadır. Son olarak çıkarılan, 21.12.2009 tarih ve 2009/15759 sayılı “Geçici Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Karar” ile özelleştirme uygulamaları sonucu işsiz kalanların kamu kurum ve kuruluşlarında geçici personel statüsünde istihdamlarına olanak sağlanmış ve bir ilk olarak bunlara da 4-b’li sözleşmeli personel uygulamasında olduğu gibi işsonu tazminatı adı altında bir ödeme getirilmiştir.

Söz konusu Karar’ın 7. maddesi ile belirli koşullar altında hizmet sözleşmesi sona erenlere, çalışılan her bir yıl için, ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı brüt aylık ücret tutarında iş sonu tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştır.

Özelleştirme uygulamaları sonucu geçici personel statüsüne geçenler dışında kurumlarda 4/c statüsünde istihdam edilen personel için de ilgili Bakanlar Kurulu Kararlarında aynı yönde düzenlemeler yapılmıştır.

III- İŞSONU TAZMİNATININ VERGİLEME İLKELERİ

A- GELİR VERGİSİ KANUNU UYGULAMASI

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesinin 7 numaralı bendinde; “1475 ve 854 sayılı Kanunlara göre ödenmesi gereken kıdem tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanun’a göre ödenen kıdem tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları (hizmet ifa edilmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz)”nın gelir vergisinden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

GVK 61. maddesinde ise; “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen men­faatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez....” hükmüne yer verilmiştir.

1475 sayılı İş Kanunu’na göre kıdem tazminatı ödemelerinde kendi içinde bir sınırlamaya gidildiği için GVK’nın 25/7. maddesinde herhangi bir sınırlama getirilmemiş ve tamamı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Ancak işten ayrılan personele anılan Kanunla belirlenen kıdem tazminatı tavan miktarının üzerinde bir ödeme yapılması halinde, bu ödeme kıdem tazminatı niteliğinde olmadığından, ücret olarak vergiye tabi tutulması gerekmektedir.

Konu ile ilgili İş Kanunu’nda kıdem tazminatı tavanını aşan ödemeler açısından aynı görüşü içeren Danıştay kararlarına da rastlamak mümkündür. Nitekim Danıştay Üçüncü Dairesi’nin Kararı’nda(3), ödenecek kıdem tazminatı tutarının 1475 sayılı Kanun’da belirtilen tavanın asılmış olması nedeniyle, tavanı aşan kısım üzerinden vergi kesintisi yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bununla beraber kıdem tazminatı ödemelerinin vergiden müstesna olduğu açıkça hükme bağlanmışken, sisteme 2005 ve 2010 yılı itibariyle giren ve kıdem tazminatı yapısından farklı ve kendine özgü bir hesaplanma biçimi ve sistematiği bulunan işsonu tazminatının Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre, gelir vergisinden müstesna olan tazminatlar ve yardımların arasında yer almaması ve bu tazminatın gelir vergisine tabi olmadığı yönünde bir hükmün bulunmaması nedeniyle aynı Kanun’un 61. maddesi kapsamında ücret olarak değerlendirilerek 94/1. maddesine göre gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir(4).

B- DAMGA VERGİSİ UYGULAMASI

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanun’a ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olacağı, 9. maddesinde (2) sayılı tabloda yer alan kâğıtlara konu işlemlerin ise vergiden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, 488 sayılı GVK’na ekli l sayılı Tablonun “IV. Makbuzlar ve Diğer Kâğıtlar” bölümü l/(b) bendinde “Maaş, ücret, gündelik, huzur hakkı, aidat, ihtisas zammı, ikramiye, yemek ve mesken bedeli, harcırah, tazminat ve benzeri her ne adla olursa olsun hizmet karşılığı alınan paralar için verilen makbuzlar ile bu paraların nakden ödenmeyerek kişiler adına açılmış veya açılacak cari hesaplara nakledildiği veya emir ve havalelerine tediye olunduğu takdirde nakli veya tediyeyi temin eden kâğıtlar”ın binde 6,6 oranında damga vergisine tabi ol­duğu belirtilmiştir.

Buna göre iş sonu tazminatının, 488 sayılı Kanun’a ekli (2) sayılı tabloda istisnaya konu tazminatlar ve ödemeler arasında yer almaması ve bu tazminatın damga vergisine tabi olmadığı yönünde bir hükmün bulunmaması nedeniyle Kanun’a ekli l sayılı Tablonun “IV. Makbuzlar ve Diğer Kâğıtlar” bölümü l/(b) bendi kapsamında damga vergisine tabi tutulması gerekecektir.

IV- İŞSONU TAZMİNATI VERGİLEMESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kıdem tazminatı, hizmet sözleşmesi kanunda öngörülen hallerden biri ile sona eren ve Kanun’da öngörülen asgari sürenin üstünde çalışmış olan işçiye veya ölümü halinde mirasçılarına, işveren tarafından ödenen ve miktarı işçinin çalışma süresi ve ücretine göre belirlenen paradır. Aynı şekilde memurlara ödenen emekli ikramiyesi için de benzer şeyler söylenebilir.

Sonuç itibariyle gerek kıdem tazminatı ve gerekse emekli ikramiyesi, iş sözleşmesinin veya kamu görevinin ilgili sözleşme veya mevzuatında öngörülen şartlarla sona ermesi durumlarında, hak sahiplerine ödenen ve kişinin işvereni veya kurumu ile hukuki bağını tamamen bitiren bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hal böyle iken, gelir vergisi uygulamasına bakıldığında yukarıda belirttiğimiz sistematiğe uygun olarak kıdem tazminatı ve emekli ikramiyelerinin vergiden müstesna tutacak düzenlemelere 193 sayılı Kanun’un 25. maddesinde yer verildiği görülmekle birlikte, iç hukuk sistemimize 2005 yılında 4/b’li sözleşmeli personele, 2010 yılında da geçici personele uygulanmak üzere giren işsonu tazminat ödemeleri konusunda ise bir istisna hükmüne yer verilmediği anlaşılmaktadır.

Anayasamızın amir hükmü, vergileme temel ilke ve kuralların yer aldığı 73. madde de, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlü bulunduğu; vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğunu; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağını, değiştirileceğini veya kaldırılacağını; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde Kanun’un belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin Bakanlar Kurulu’na verilebileceğini hükme bağlamaktadır. Dolayısı ile yasallık ilkesi gereği, verginin temel unsurları, konu, matrah, yükümlü, oran, muafiyet ve istisnalarda alt ve üst sınırlar gibi unsurlar yasada açıkça belirlenmesi gerekecektir.

Öte yandan, Anayasa’nın 10. maddesine göre, “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.” hükmünden hareketle vergilendirmede eşitlik ilkesi, vergilendirme yönünden benzer durumda (gelir, gider, servet, aile durumu vb.) bulunan kişilerin eşit işleme tabi tutulması, farklı koşullar altındaki kişilere, farklılıkları ölçüsünde, değişik işlem yapılması sağlanması yoluna gidilecektir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde gerek sözleşmeli personele ve gerekse geçici personele ödenmesi mümkün hale gelen işsonu tazminatının, vergilemede eşitlik ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımın tesisi açısından yasal düzenleme ile istisnalar arasında sayılması yerinde ve olumlu bir açılım olacaktır. Bu şekilde bir uygulamanın, kamu personeli açısından farklı ve adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırarak ücret ve mali hakların uyumlaştırılmasına katkı sağlayacağı şüphesizdir.

V- SONUÇ

Sözleşmeli personel ve geçici personele işsonu tazminatı adı altında getirilen toplu ödemenin, diğer istihdam türleri ile mukayese edildiğinde vergileme hukuku açısından bir takım farklılıkları olduğu görülmektedir.

Gelir vergisi uygulamasında Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibari ile öngörülemeyecek ve dolayısı ile vergiden istisna edilecek tazminatlar arasında sayılmayan bu yeni ödeme türünün, istisna kapsamında tazminatlar arasında dercedilmesine yönelik etüt ve çalışmaların, aynı veya benzer durumda olanlar arasında adil bir vergileme anlayışını tesis etmek anlamında sürece olumlu katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

* Maliye Bakanlığı, Daire Başkanı

(1) 02.09.2005 tarih ve 25924 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(2) Parantez içi hüküm, 2006/10557 sayılı BKK ile eklenmiş ve metne işlenmiştir.

(3) Dn. 3. D.’nin, 02.06.1998 tarih ve 6363 sayılı Kararı.

(4) Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, aynı yönde verilmiş Nisan-2008 tarihli Muktezası.

http://www.avdb.gov.tr/y/mukteza/mukteza...id=101165, Erişim: 07.07.2010

Hüseyin ÜST
S.M.M.M.
31-07-2010 09:31 PM
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 



Forum'a Git: